Muhammedin Peygamberliğini ilan edişi ve ortaya çıkmasıyla ilgili toplanan kaynaklardan anlayacağınızı düşündüğüm ve bu kadar kısa sürede toparlayıp yazabildiğim kısa bi yazı..
Amcası Ebu Talip ile 12 yaşında gittiği Suriyede Hristiyanların rahibi Bahira ile girdiği diyaloglar(asla bunlar tartışma değildi) bilinçaltının oluşumunda önemli izler yaratıcaktı. Bu sohbette Bahira onu Arap tanrıları Lat ve Uzza adına yemin ettirmeye çalışınca, o ise olgun bir insan gibi cevap verip, "Lat ve Uzza 'ya yemin vermem, zira benim bu dünyada en nefret ettiğim şey putlardır" diyerek Tanrı namına yemin ettiği bizzat aktarıcılar tarafından yazılmış belgelerde vardır. Bunu diyecek bir bilince sahip olduğu yazılan Muhammed'in, aynı zamanda rahipden dinsel bilgiler de öğrendiği gerçeğinin, "12 Yaşında" oluşu gerekçesiyle reddedilmesi hiç de tutarlı bir açıklama değildir sizinde gördüğünüz üzere; söz konusu bu yazılarda ve kanıtlarda ya yaşı küçültülmüştür ya da söylediği sözler abartılıdır. Onuda geçtik muhammed'in diğer kültürler ve dinlerle Mekke dışındaki temasları, karısı hatice'nin kervancı başısı olarak peygamberliğini ilan edeceği 40 yaşına kadar sürer. Üstelik yine aynı belgelere göre(aktarıcaların yazdıkları) söz konusu diyalog sonunda Rahip Bahira, amca Ebu Talip'e Muhammed'in peygamber olduğunu söyleyecek denli geniş izlenimler edinmiştir; ki bu, aralarındaki konuşmanın "birkaç dakika" değil, Bahira'nın yeterli izlenimleri edineceği ve ona tek tanrılı din inancının temel kavramlarını anlatacak kadar uzun sürdüğünü veya yinelendiğini göstermektedir. (Yazılar için bkz., .e., s. 36). Keza adının Muhammed konulması konusunda da, dedesinin, Mekke ileri gelenlerine, "Umarım ki onu gökte hak, yerde halk pek çok methedip övecektir" şeklinde gerekçe açıklaması, onun bilincini oluşturan bir diğer önemli noktadır. Yani dedesi tarafından küçüklüğünden beri aşılanmıştır yavaş yavaş tek tanrılı dincilik.
Ama en önemli olan şey onun genç olduğu dönemde Arabistan'da yeni bir din arayışı ve yeni bir peygamberin geleceği inancı halk arasında çok yaygın dı. Örnek vermek gerekirse; dönemin etkin hatiplerinden Kus b. Saide, Muhammed'in bilincini derinden etkileyen ve (Kur'an'ı bilenlerin dikkatinden kaç mayacağı gibi) daha sonra Kur'an'ın biçemine de şaşırtıcı bir benzer likle yansıyan söylevinde şöyle demektedir: "... Kulak tutunuz; dikkat ediniz, gökten haber var, yerde ibret olacak şeyler var. Yeryüzü bir Ferş-i eyvan, gökyüzü yüksek bir tavan, yıldızlar yürür, denizler durur. Gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vardıkları yerden hoşnut olup da mı kalıyorlar? Yoksa orada bırakılıp da uykuya mı dalıyorlar? Yemin ederim Allah' ın indinde bir din vardır ki, şimdi bulunduğunuz dinden daha sevgilidir. Ve Allah 'ın gelecek bir peygamberi vardır ki gelmesi pek yakın oldu (çok yakın). Gölgesi başınızın üstüne geldi. Ne mutlu o kimseye ki ona iman edip de, o dahi ona hidayet eyliye. Vay o bedbahta ki, ona isyan ve muhalefet eyleye. Yazıklar olsun ömürleri gaflet ile geçen ümmetIere!..." Bunlar "ahirete inanan, Tanrıyı bir bilen, hatta namaz kılan Ve kendilerini Ibrahim Peygamber'in dininden sayan, Hanif adını benimseyen" bir topluluk oluşturuyorlardı. (A. Gökpınarlı, Islam Tarihi, s.9)Tabii "Ibrahim'in Dini" denilen şey somut olarak olmadığından dinsel bir arayış sürdüyorlardı. Yani Muhammed'in peygamberliğini ilan etmesi öncesinde Mekke 'de sadece bir dinsel boşluk değil, aynı zamanda bu boşluğu gidermeye yönelik ciddi fikirsel-örgütsel arayış ve hazırlıklar söz konusuydu; ki Muhammed'in peygamberliği bu somut gelişmenin bir ifadesi olarak ortaya çıkıyordu. (Her akıllı insan bu boşluğu değerlendirmesi gerektiğini bilcek kapasitedir). Bu dinsel oluşum daha sonralarda muhammedin dininde tekrarlanıcağı gibi, Arapların pek çok geleneğini de beraberinde taşıyacaktı. Kabe'nin kutsallığı, hac, kutsal üç aylar, kurban kesme, ölüleri gömme, vb.. Hanifler'den olan ünlü şair Ebu 's-Salt oğlu Ümmeye, daha sonra Kur'an'da yinelenecek olan öldükten sonra gene dirilme üzerine, Muhammed'ten çok önce şunları yazmakta oldukları bilinir:
"Ey kalbim, kötülükleri bırak, kör olma, yolunu şaşırma, ölümü ve öldükten sonra dirilmeyi hatırından çıkarma. Gelip geçmiş zamanın aldattığı kişilerden olma, çünkü sen, üzerinde yaşayan kişileri aldatmakta olan bir dünyadasın..." Neşet Çağatay'ın da kitaplarında belirttiği gibi Ebu's-Salt oğlu Ümmeye, "Kur'an'ın 64. suresinde kıyamet günü hakkında kullanılan 'Yevm üt- Tekabun' ibaresini(ayet değil) muhammedin kendi dininden önce ilk kullanan kişidir" (Islam Tarihi, syf.90) Yine Ibn-i Ishak'ın aktarmasıyla, bu Hanifler'in öncülerinin; "Çevresinde dönüp durduğunuz bu taş parçası nedir? O ne duyar ne de bir kimseye faydası ya da zararı dokunur" (N. Çağatay, Islam Tarihi, s.112) şeklindeki ifadeleri de, daha sonra Kur'an 'da, ibrahime ve diğer peygamberlere söylenen sözler olarak var olduğu bilinir. Yani muhammed bunları önceden bilip okuma yazma bilmediği için aklında tutmuştur. Özetle açıklamak gerekirse Kuran; Kus b. Saide'nin, Varaka b. Nevfel'in, Ebu's-Salt b. Ümmeye'nin, Cahş b. Ubeydullah'ın, Osman b. Huveyris'in, Zeyd b. Amr'ın, ve diğerlerinin önceden, puta tapınmacılığa karşı Arap gelenekleri ve tek tanrı inanışlı dinlerden oluşturulan sentezlerin doğrudan Allah adına sahiplenilip yeniden ifade verilmesinden ibarettir. Kuranın, o dönem Mekke'si aydınlarınca zaten varılmış olan fikirlerden öte bir fikir getirmemiş olması bile, onun insan yada doğa üstü bir gücün (TANRI) ürünü değil muhammedin bizzat kendi yarrattığı ürün olduğunu gösterir. Bu saadece uğraşlarımın birazıdır isterseniz dahada açabilirim bu konuyu..
--------------- Ekleme ---------------
git bak bakalım aynaya insanoğlu hangisini yapabiliyo senin vücudundakileri.peki çevremizdeki o kadar şeyin kendliğinden olma imkanı var mı ?
kuranda yazanlar neden gerçekleşiyo o zaman bana bunlarıda açıklarmısın?
neden bu kadar insan müslümanlığı seçiyo biz salakmıyız.yaklaşık 15 saat aç,susuz kalıyoruz akılsızmıyız biz dinimize inanmasak bu kadar saat aç kalcaz.onun için arkdaşım sen bu başka yerlerden aldığın kopyala yapıştırlarını başka sitedekilerini kandırmaya çalış ya da hiç uğraşma ban yersin.
tartışma olmuş diye ban atılırmıymış

hadi onu geçtim kimse yapamıyo yaratamıyo demişsin dolly'yi duymuşsundur bana onu açıklayabilirmisin.. ha şuda var geçmiş sayfalardada belirtmiştim o yazılanların hepsinde herkesin emeği var tabi benimde o yüzden bırakında tekrar yazmak yerine araştırdıklarımdan ve yazdıklarımdan birazcık toparlama yapıyım dimi..
--------------- Ekleme ---------------
diğer sorularınızın cevaplarıda en kısa zamanda bu yazı gibi derlenip toparlanıp kısa öz ve kolay anlaşılır bir hale bir takım şeyler,de eklenip buraya konulacaktır.. çok konu olmasın önce bunların cevapları verilsin diye bekliyorum..
--------------- Ekleme ---------------
Saygı çerçevesinde yazıcaksanız cevap yazın benden saygısız bi mesaj gördünüzmü..??
--------------- Ekleme ---------------
Dine inanmak mı cahillik ... o zaman senin kafadan düşünelim bilim ile . bak etrafına senin yanında olan biri var mı ... madem bu kadar bilgili ve kültürlüsün niye seni seçmiyor kimse... çünkü sen muhalefetsin... cahilmiş !!! sen allah ın gönderdiği kuranı kerim i okumamışsın ve inkar ediyorsun ...Asıl cahillik allah ın yarattığını inanın dediğini inkar etmektir...interneti müslümanlar mı buldu zannediyorsun... başka dinden insanlar seni kukla gibi oynatıyor... bilgisiz ve cahil kim acaba bi sor etrafına ...
Ben kuranı okudum ve tekrar belirtiyim açıklamalarını yaptık siz faydalanın diyede bunlar için site açtık kitaplar yazdık biraz aydınlanın diye.. bide şu var doğru interneti israil buldu ( tarih bilen varsa birazda araştırma gereği duyan varsa bilir) ve bizi kullanıyolar peki seni napıyolar??