Biyokinezi (göz rengi değiştirme)

Sponsorlu Bağlantılar

BelaMonte

BelaMonte

Üye
    Konu Sahibi
Bu konuda ciddi isen bir psikologa görünmende fayda var. Sana biraz garip gelecek ama bu davranışların şizofren belirtileri olabilir.
Benim buna inanmam size niye bu kadar batıyor anlamış değilim. İnanmıyorsan git kardeşim çok mu zor? Gerçekten ciddi anlamda mantıklı açıklamasını yapacaktım ama şu yorumundan sonra vaz geçtim. Sırf şu yorumundan senin ergen olduğunu anlayabiliyorum. Ne bu laf sokma çabası?
 


kartal835

kartal835

Üye
Kırmızı olabilme şansı varmı
 
BelaMonte

BelaMonte

Üye
    Konu Sahibi
Bunu aşağıdaki yazıyı yazdıktan sonra yazıyorum. Bu yazı çok uzun, inanmayan yada mantıklı açıklamasını bilmek isteyen arkadaşlar için mantıklı açıklamasını yazdım, okuyun. Tamam üşeneceksiniz ama okumadan gelip bana "tamamen yalan, inanmayın, saçma" gibisinden şeyler söylerseniz, insanlığa yakışmaz.

Şu konuya bi açıklık getirelim. Nedir bu biyokinezi? Hayatında bu kelimeyi daha önce duymamış olanlar, bu başlıkta (biyokinezi göz rengi değiştirme) diye direk okuduğu zaman zaten doğal olarak inanmazlar, şaşırırlar. Ama bazıları bunu ısrarla yukarıdaki arkadaşlar gibi laf sokucu nitelikte"inanmayın böyle şeylere" filan derler. Ben size direk bu konu hakkında göz rengini değiştirme demeyeyim de, konuya baştan başlayayım. Mantıkla yola çıkarak, böyle bir şey olduğunu anlatmaya çalışacağım. Bakın beyin sadece gören, duyan, yürümeni sağlayan bir et parçasından ibaret değil. Bunun somut kısmından çok soyut kısmı da var. Buna psikoloji deniyor. Bunu biliyorsunuzdur. Bu biyokinezi de psikolojiye giriyor işte. Biyokinezi mucizevi bir şekilde gözünün rengini değiştirme işlemi değildir bu aklınızda kalsın. Bu psikolojiden bir örnek verelim. Bu yazıyı daha önce ki sayfada da yazmıştım sanırım ama gene yazacağım. Mesela gece yatmadan önce, gözünüzü kapatıp odaklanın ve deyin ki (ayrıntıya girmedim); "beynim, beni saat tam 3:00 da uyandır. beynim, beni saat tam 3:00 da uyandır. " bu işlemi tekrarlayın, eğer iyi odaklandıysanız siz saat tam 3:00 geçe hiç bir sebep yokken uyanacaksınız. Bu konuda hem fikir olmamız lazım. Lisede yeni müdür geldiğinde, konferansta yaptığı konuşmada bu taktiği söylemişti. Bende eve gidip denemiştim. Beynime beni saat tam 3:00 te uyandırmasını söylemiştim ve uyumuştum. Ne oldu? Gece kendiliğimden uyandım, biraz mayıştıktan sonda aklıma bu olay geldi ve hemen saate baktım. Saat tam 3:02 geçiyor. Bunu siz de deneyin zaten bildiğiniz bir şeydir. Bu konuda bana katılıyorsunuzdur herhalde. Eğer katılmıyorsanız yüksek bir önyargınız var demektir. Her neyse. Peki bunun göz rengini değiştirmekle alakası ne? Diyeceksiniz. Bu daha ilk başı. İkinci örnek olarak şunu söyleyeceğim. Mesela bir müddet tek ayak üzerinde durun. Tek ayak üstünde durduğunuz ayağınızın ağrımasını bekleyin. Baktınız yavaş yavaş dengeniz kayboluyor, hemen yapacağınız şey şu; ağrıyan bacağınıza odaklanın, bacağınızda ki kaslara odaklanın ve kasların sıkılaştığını, sertleştiğini ve güçlendiğini aklınızda canlandırın. Ağrıyan yerin iste yavaş yavaş ağrının azalıp yok olduğunu düşünün. Bunu yaptıktan sonra ağrı yavaş yavaş kesinleşecek ve geçmeye başlayacak. Bunun kanıtını bana soracak kadar kör olamazsınız herhâlde. Gidin düzgünce odaklanarak deneyin ve işe yaradığını (umarım yapabilirseniz) göreceksiniz. Bu konuda da hem fikir olmamız lazım. Sizin de diyeceğiniz gibi bu olay da psikolojiktir. Ama nasıl psikolojik hiç düşündünüz mü? Siz kendinize ağrımaması için komut verirseniz, beyniniz bu komutu alıp ağrıyan yerde ki sinir hücrelerini durduracak, dolayısıyla ağrıyı hissetmeyeceksiniz. Bunu koşarken de bacaklarınız ağrımaya başlıyorsa deneyebilirsiniz. Yada bir yeriniz acıyorsa, bu acıyı odaklanarak azaltabilir, hatta yok edebilirsiniz. Her neyse işte, peki bunun göz rengi değiştirmeyle ne alakası var peki? Yavaş yavaş oraya geldik. Siz nasıl beyninize aynı komutu tekrar tekrar verip, bunu yerine getiriyorsa, aynı şey bu konu için de geçerli. Siz her akşam beyninize gözümün rengi mavi, mavileşiyor. Yarın sabah mavi olarak kalkacağım gibi komutlar vererek yatarsanız, bir süre sonra beyniniz bu komutu alıp yavaş yavaş dediğiniz şeyi yapacaktır. Bi nevi kendinizi kandıracaksınız yani. Bu ileri seviyesine giriyor işte. Bak özellikle diyorum, biyokinezi, telekinezi değildir. Mucizevi bir şey değildir. Adamın uçması değildir. Manevi bir şey değildir. Tamamen psikolojiyle alakalı bir şey. Beyinle, alakalı bir şey. Ama burada bazı arkadaşlarla hem fikir olamıyoruz. Onlar direk "göz rengi değiştirme" cümlesini okuyup ayrıntılarına bakmadıkları için, onlara mucize gibi geliyor. Bu konuda daha başka bir şey yazamam, bir insan neye inanmak isterse ona inanır. Zaten bu konuda inanmayan arkadaşların bana o kadar itiraz etmişken gelip inanmasını beklemiyorum. Çünkü onların gözünün önünde bile yapsan, seni yalanlarlar. Kafalarını şartlamışlar. Bana cevap olarak uzun bir şey yazmayın, ben okumaya üşeniyorum bi daha alıntı yazıp cevaplamak istemiyorum :D bunu diyen benim ama şuan 10 paragraf yazı yazdım :D
 
Son düzenleme:

dgnert

Üye
Ben insan beyninin yapabileceklerine karşı çıkmıyorum. Plasebo etkisinin bilimsel bir gerçeklik olduğunu da yazdım zaten. Plasebo etkisini merak edenler akademik araştırmalara da bakabilirler. Ayağın ağrıma örneğine değinecek olursak bu örnekte belirttiğin gibi zihinsel olarak konsantre olursan ayağının ağrısını hissetmezsin ancak bu senin ayağının yorulmadığı veya ağrımadığı anlamına gelmez. Ayağının ağrıması biyolojik, beyninin bunu hissetmesi zihinsel olaydır.
 
Son düzenleme:

dgnert

Üye
Merak eden kişilere de plasebo etkisini açıklayayım. Bir hasta doktora bacağım ağrıyor diye gittiğinde doktor ilk başta hastayı tedavi eder. Tedavi sonucunda bir problem görmezse bu hastanın kendi zihninde oluşturduğu bir rahatsızlıktır. Beyin bacağın ağrıyor derse bacağın ağrır. Doktor hastanın zihnini kandırmak için hiç bir etkisi olmayan bonibon tarzı ilaç verir. Hasta ilacı kullandığında aslında ağrımaması gereken bacağının ağrısı kesilir. Bu doğaüstü ilaca plasebo etkisi olan ilaç denir. Doktor muayene sonucunda bir damar tıkanıklığı oluştuğunu görseydi isterse kutu kutu plasebo ilaçtan versin isterse beynine sinyal üzerine sinyal göndersin o tıkanıklığı açamazdı. Yani işin özü beynini kandırırsın ama vücudunu biyolojik olarak etkileyemezsin.
 
BelaMonte

BelaMonte

Üye
    Konu Sahibi
Ben insan beyninin yapabileceklerine karşı çıkmıyorum. Plasebo etkisinin bilimsel bir gerçeklik olduğunu da yazdım zaten. Plasebo etkisini merak edenler akademik araştırmalara da bakabilirler. Ayağın ağrıma örneğine değinecek olursak bu örnekte belirttiğin gibi zihinsel olarak konsantre olursan ayağının ağrısını hissetmezsin ancak bu senin ayağının yorulmadığı veya ağrımadığı anlamına gelmez. Ayağının ağrıması biyolojik, beyninin bunu hissetmesi zihinsel olaydır.
O bacak ağrıma örneğinde zaten ağrı kesilmiyor, oraya dikkat edin. Beyin ağrıyı hissetmiyor, yani oradan gelen sinir hücrelerini durdurduğu için sen ağrıyı hissetmiyorsun. Sen hissetme diye komut verirsen, beyin o komutu alıp bir süre sonra hissetmez. Bu hipnoz olmuş insanın, karşısındakinin dediklerini yapması gibi bir şey. Benim biyokinezi den kastım da bu zaten. Sen kendine telkin veriyorsun, bi süre sonra beyin bu telkinleri alıyor ve sanki öyleymiş gibi uyguluyor. Plasebo etkisi buna güzel bi örnek olmuş.
 

dgnert

Üye
O bacak ağrıma örneğinde zaten ağrı kesilmiyor, oraya dikkat edin. Beyin ağrıyı hissetmiyor, yani oradan gelen sinir hücrelerini durdurduğu için sen ağrıyı hissetmiyorsun. Sen hissetme diye komut verirsen, beyin o komutu alıp bir süre sonra hissetmez. Bu hipnoz olmuş insanın, karşısındakinin dediklerini yapması gibi bir şey. Benim biyokinezi den kastım da bu zaten. Sen kendine telkin veriyorsun, bi süre sonra beyin bu telkinleri alıyor ve sanki öyleymiş gibi uyguluyor. Plasebo etkisi buna güzel bi örnek olmuş.

Benim de anlatmak istediğim bu. Beyin olması gerekeni değiştirmez, sadece algısal olarak farklı bir açıyla görürsün. Beynimiz bir fareyi dağ olarak, bir dağı fare olarak algılayabilir. Bu noktada gerçekliği aramak gerekir. Türk filmlerinde çöle düşmüş kahramanımıza serap olarak bir su göleti gösterirler. Kahramanımız suyun yanına gider bir bakar ki aslında su yok. Su aslında halüsinasyonmuş. Bu filmlerde olan gerçek hayatta da olur. Buna en güzel örneği bir fotoğrafla anlatırsak;

Fotoğrafta gördüğünüz gibi aslında fiziksel olarak dönmeyen nesneleri beynimiz dönüyor gibi görür. Yani fiziksel gerçek resmin sabitliğidir. İlizyon gerçeği de resmin döndüğüdür. Şimdi bu olaylardan hangisi gerçek?

Konumuzu örneklerle pekiştirdikten sonra asıl konumuz olan göz rengi değişimine geçelim. Göz rengimiz de fiziksel gerçekliktir. İnsanların göz renklerini veren madde pigment hücreleridir. Hep olmasını istediğiniz renkli gözler aslında pigment eksikliğinden kaynaklanır, yani bir kusurdur. Sen bana beyin gücüyle bu hücreleri yok ettiğini ya da yeniden oluşturduğunu iddia ediyorsun. Bu olayı biraz daha açarsak. İnsanların biyolojik ölümü hücrelerin yaşlandıkça çoğalma yetilerini kaybetmesinden gerçekleşir. Eğer beyin gücü ile hücre oluşturduğunu iddia ediyorsan bu işin sonu ölümsüzlüğe kadar varır.
 
Son düzenleme:
BelaMonte

BelaMonte

Üye
    Konu Sahibi
Benim de anlatmak istediğim bu. Beyin olması gerekeni değiştirmez, sadece algısal olarak farklı bir açıyla görürsün. Beynimiz bir fareyi dağ olarak, bir dağı fare olarak algılayabilir. Bu noktada gerçekliği aramak gerekir. Türk filmlerinde çöle düşmüş kahramanımıza serap olarak bir su göleti gösterirler. Kahramanımız suyun yanına gider bir bakar ki aslında su yok. Su aslında halüsinasyonmuş. Bu filmlerde olan gerçek hayatta da olur. Buna en güzel örneği bir fotoğrafla anlatırsak;

Fotoğrafta gördüğünüz gibi aslında fiziksel olarak dönmeyen nesneleri beynimiz dönüyor gibi görür. Yani fiziksel gerçek resmin sabitliğidir. İlizyon gerçeği de resmin döndüğüdür. Şimdi bu olaylardan hangisi gerçek?

Konumuzu örneklerle pekiştirdikten sonra asıl konumuz olan göz rengi değişimine geçelim. Göz rengimiz de fiziksel gerçekliktir. İnsanların göz renklerini veren madde pigment hücreleridir. Hep olmasını istediğiniz renkli gözler aslında pigment eksikliğinden kaynaklanır, yani bir kusurdur. Sen bana beyin gücüyle bu hücreleri yok ettiğini ya da yeniden oluşturduğunu iddia ediyorsun. Bu olayı biraz daha açarsak. İnsanların biyolojik ölümü hücrelerin yaşlandıkça çoğalma yetilerini kaybetmesinden gerçekleşir. Eğer beyin gücü ile hücre oluşturduğunu iddia ediyorsan bu işin sonu ölümsüzlüğe kadar varır.
Bak biliyorum doğru bir şey yazmışsınız ama bu dediğiniz biyokineziden çok farklı bir şey. Beyin gücü ile hücre üretimine gelirsek, bunu bi örnekle gösterebilirim. Kanserin oluşumunu biliyorsunuz, vücudun gereğinden fazla hücre üretmesiyle oluşuyor. Mesela bunu akciğer kanseriyle örnek verelim. Eğer siz aklınıza her geldiği zaman kendinize "ben akciğer kanseriyim, ben akciğer kanseriyim. Gereğinden fazla hücre üretilecek ve ben kanser olup öleceğim" komutu verip, psikolojinizi tamamen kanser olmuş gibi ayarlarsanız, ve bunu her gün her saat başı derseniz, kendinizi o psikolojiye hazırlarsanız, inanın çok değil, sadece bir kaç ay sonra yavaş yavaş kanser belirtileri çıkmaya başlar. Bunu isterseniz deneyin diyemem tabi ki. Ama siz şöyle düşünüyorsunuz, o zaman kendime "ben örümcek adam olacağım" diye tekrarlarsam, örümcek adam mı olacağım? Mantığına bakıyorsunuz, e o yüzden tabi inandırıcı gelmez. Yani senin konuna dönelim, bu işlemi yapınca ve bi müddet sonra nasıl kanser oluyorsan, yani nasıl vücudun yeni hücre üretiyorsa, aynısını göz pigmentleri için de yapabilir diye düşünüyorum. Başka bir mantıklı açıklaması yoksa tabi ki, bunu da bilemeyiz.
 
TheRkuT

TheRkuT

Üye
@BelaMonte litaratürü alt üst ettin kardeş, dolma kalemle evrimi çürüten adamı bile sollamak üzeresin. tamam ben inandım yeterki sen bilimsel konuşma artık ve şu anlattıklarını araştır kardeş ne olursun.
 
BelaMonte

BelaMonte

Üye
    Konu Sahibi
@BelaMonte litaratürü alt üst ettin kardeş, dolma kalemle evrimi çürüten adamı bile sollamak üzeresin. tamam ben inandım yeterki sen bilimsel konuşma artık ve şu anlattıklarını araştır kardeş ne olursun.
Sakin ol kardeşim ama size şunu diyeyim, aslında en başında sormam lazımdı. Eğer ateistseniz, sizin gözünüzün önünde göz rengimi değiştirsem bile inanmazsınız. Çünkü ateistler tanrının varlığını nasıl inkar ediyorsa, aynı şekilde bu konuyu da inkar ediyor. Biyokineziyi kabul ederse, tanrının varlığını da kabul etmiş olur. O yüzden "ateist iseniz" fazla uğraştırmayın konuyu terk edin, zaten inanmayacaksınız demektir. Ve benim anlattığım şeyin literatüreyi alt etmekle bi gram alakası yok :) anlattıklarımı da kafamdan mı uyduruyorum sanıyorsun
 

dgnert

Üye
Kanserli hücreler konusunda dediğin belli bir yere kadar doğru. Kanser hücreleri vücudunda varsa vücudunun zayıf anını kollarlar. Eğer moralin düşükse vücudunu sarar. Bu olayı heyecanlandığında kalbinin çok hızlı bir şekilde çarpar, mutluysan enerjik hissedersin, umutsuzluğa düştüğünde vücudun buna tepki olarak zayıf düşer mantığında açıklayabiliriz. Vücudun zayıfsa kanserli hücrelerin çoğalır. Kanserli hastalara vücut dirençlerini arttırmak için psikolojik destekte verirler. Ama senin dediğin gibi kanser olma ihtimali olmayan birisi düşünce gücüyle kanser olmaz. Daha anlaşılır olması için grip örneğini verebiliriz. Yazın ortasında grip mikrobunu almadan istediğin kadar grip olduğunu düşün grip olmazsın. Çünkü vücudunda grip mikrobu yoktur. Ruh halinden dolayı sadece bitkin düşebilirsin.

Benim allaha inancım var. Elhamdülillah Müslümanım. Sen bu dediklerini ateistlere anlat seni el üstünde tutarlar. Milyarlarca yılda oluştuğunu iddia ettikleri evrim sürecini sen bir elin parmaklarını geçmeyecek günde tamamladığını iddia ediyorsun.
 
Son düzenleme:
BelaMonte

BelaMonte

Üye
    Konu Sahibi
Kanserli hücreler konusunda dediğin belli bir yere kadar doğru. Kanser hücreleri vücudunda varsa vücudunun zayıf anını kollarlar. Eğer moralin düşükse vücudunu sarar. Bu olayı heyecanlandığında kalbinin çok hızlı bir şekilde çarpar, mutluysan enerjik hissedersin, umutsuzluğa düştüğünde vücudun buna tepki olarak zayıf düşer mantığında açıklayabiliriz. Vücudun zayıfsa kanserli hücrelerin çoğalır. Kanserli hastalara vücut dirençlerini arttırmak için psikolojik destekte verirler. Ama senin dediğin gibi kanser olma ihtimali olmayan birisi düşünce gücüyle kanser olmaz. Daha anlaşılır olması için grip örneğini verebiliriz. Yazın ortasında grip mikrobunu almadan istediğin kadar grip olduğunu düşün grip olmazsın. Çünkü vücudunda grip mikrobu yoktur. Ruh halinden dolayı sadece bitkin düşebilirsin.

Benim allaha inancım var. Elhamdülillah Müslümanım. Sen bu dediklerini ateistlere anlat seni el üstünde tutarlar. Milyarlarca yılda oluştuğunu iddia ettikleri evrim sürecini sen bir elin parmaklarını geçmeyecek günde tamamladığını iddia ediyorsun.
Grip konusunda haklısın, olmayan grip hücresini zaten üretemezsin. Ama mutsuzsan kanser olma riski de var, zaten benim dediğim de bu. Biyokinezi de psikolojik demiştim, kendin o psikolojiye girersen, kendine komut verirsen kanser olabilirsin demiştim. Buda senin dediğinle uyumlu zaten.
Bak işte ben neyi anlatıyorum sen neyi anlıyorsun. Bunun, benim anlattığımın milyarlarca evrime karşı gelen neyi var? Biyokimezi nin olması, ateistlerin evrim teorisini çökertiyor mu şimdi anlamadım.
 

dgnert

Üye
Grip konusunda haklısın, olmayan grip hücresini zaten üretemezsin. Ama mutsuzsan kanser olma riski de var, zaten benim dediğim de bu. Biyokinezi de psikolojik demiştim, kendin o psikolojiye girersen, kendine komut verirsen kanser olabilirsin demiştim. Buda senin dediğinle uyumlu zaten.
Bak işte ben neyi anlatıyorum sen neyi anlıyorsun. Bunun, benim anlattığımın milyarlarca evrime karşı gelen neyi var? Biyokimezi nin olması, ateistlerin evrim teorisini çökertiyor mu şimdi anlamadım.

İlk başta kanserin tanımını yaparsak daha açıklayıcı olur.

Kanser, hücrelerde 'nın hasarı sonucu kontrolsüz veya anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalmasıdır. Günde vücudumuzda (DNA'da) yaklaşık 10.000 olmasına rağmen her milisaniye vücudumuzu tarar ve kanserli hücreleri yok eder.

Sağlıklı vücut hücreleri bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların onarılması amacıyla bu yeteneklerini kullanırlar. Fakat bu yetenekleri de sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre ne zaman ve nerede bölünebileceğini bilme yeteneğine sahiptir

Buna karşın kanser hücreleri, bu bilinci kaybeder, kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanser hücreleri toplanarak urları (tümörleri) oluştururlar, tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler ya da tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan ya da lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir.

Biraz uzun oldu ama kanserin oluşumunu anlaman için mecburen okuman lazım.

Buradan anlaşılacağı gibi kanserin nedeni DNA hasarıdır. Ölümsüzlük konusunda çalışan bilim adamları hücrenin yaşam süresinin DNA'da gizlendiğini düşünüyorlar ve DNA'yı değiştirerek sağlıklı hücrelerin sürekli bölünebilmesini sağlayarak biyolojik ölümsüzlüğe ulaşmayı hedefliyorlar. Yani senin zihninle yaptığın hücre bölünmesini şu anda bilim adamları yapamıyor.

DNA hasarı yoksa kanser de olmaz. Eğer kanser olmaya yatkınlığın var ise kötü beslenme, sigara, alkol, düzensiz yaşam, psikolojik baskılar kanseri oluşturmaz sadece tetikler. Günümüzde sağlıksız yaşam koşullarının artması da kanser görülme oranının artmasıyla paraleldir. Kanser olan hastaların çoğu eğer düzenli muayeneye gitmiyorlarsa kanserin son safhalarında vücut iflas edince hastalığını anlıyor. Yani kanser olduğunu aklının ucundan geçirmeyen insanlar kanser oluyor.

Gözün evrimi konusuna gelirsek. Yazım çok uzun olduğundan kısadan anlatayım. Evrim teorisyenleri ilk göz şeklini ışığa karşı duyarlı hücre olarak tanımlamışlardır. Daha sonra tek hücreli göz evrimden geçerek günümüzde bir çok canlıda farklı çeşitleri olan gözlere dönüştüğünü iddia etmektedirler. Bu olayların milyonlar hatta milyarlarca yılda olduğunu iddia ederler ve bunu doğal seçilim olarak tanımlarlar. Doğal seçilimi de adaptasyon olarak açıklayabiliriz. Canlıların gözleri hayatta kalmak için evrim geçirmiştir. Bir kartalın gözleri avlanmaları için çok keskindir, eğer gözleri insanların gözlerine benzeseydi aç kalırlar ve türlerini devam ettiremezlerdi. Senin iddia ettiğin şey de bir evrimdir. Gözündeki hücreleri değiştirdiğini iddia ediyorsun. Hatta sadece düşünce gücüyle ve hiç bir fiziksel müdahalede bulunmadan. Bu anlattıkların evrim teorisini bile aşıyor. (Not: Evrim teorisine inanmıyorum.)
 
TheRkuT

TheRkuT

Üye
.Gözün evrimi konusuna gelirsek. Yazım çok uzun olduğundan kısadan anlatayım. Evrim teorisyenleri ilk göz şeklini ışığa karşı duyarlı hücre olarak tanımlamışlardır. Daha sonra tek hücreli göz evrimden geçerek günümüzde bir çok canlıda farklı çeşitleri olan gözlere dönüştüğünü iddia etmektedirler. Bu olayların milyonlar hatta milyarlarca yılda olduğunu iddia ederler ve bunu doğal seçilim olarak tanımlarlar. Doğal seçilimi de adaptasyon olarak açıklayabiliriz. Canlıların gözleri hayatta kalmak için evrim geçirmiştir. Bir kartalın gözleri avlanmaları için çok keskindir, eğer gözleri insanların gözlerine benzeseydi aç kalırlar ve türlerini devam ettiremezlerdi. Senin iddia ettiğin şey de bir evrimdir. Gözündeki hücreleri değiştirdiğini iddia ediyorsun. Hatta sadece düşünce gücüyle ve hiç bir fiziksel müdahalede bulunmadan. Bu anlattıkların evrim teorisini bile aşıyor. (Not: Evrim teorisine inanmıyorum.)
konuyu saptırmak istemem ama evrim teorisyenleri değil paleontologlar söylüyor. Yani bu iddia değil test edilebilir bir gerçektir. Gözün evrimi terliksi hayvan denilen ışığa duyarlı tek hücreli canlılarda başlamıştır. Evrim olgudur tıpkı yer çekimi gibi. Bilimdeki teori ile günlük hayattaki teori kelimesi aynı değildir. Ve evrim yüz binlerce testten başarıyla geçmiştir. Ayrıca elhamdülillah müslümanım dedikten sonra evrime dil uzatmakta bu ithal kavganın sonucudur. Evrim hristiyanlık ile ters düşer çünkü isa tanrının kendisidir dolayısı ile tanrının maymundan gelme fikri bu kavgayı doğurmuştur -ki kaldı ki maymundan değil ortak ata olan primatlardan gelmişizdir- bilimin dinle işi yok,bu sıkıntı yobaz hristiyanlar tarafından dünyaya pazarlanmıştır. Bugün adnan oktar gibi neydüğü belirsiz tiplerle islam aleminde de aynı etkiyi yaratmak için bilinmeyen güçlerce finanse edilmektedir. Bu konuda popüler yozlaşmadan uzaklaşıp bilgiye önem verilmelidir.

Ek not olarak düşmek istedim. Kaldığınız yerden bilim üretmeye devam edebilirsiniz :)
 
NEXUS

NEXUS

Üye
benim gözüm kahverengi mavi olur mu :D
olacağından değil ama denemek istiyorum belki olur mavi sevdiğim renk :D :ehe
yaş: 14
not deniyeceğim ve internette araştırma yaptım kanıtlanmış :D , şu gözlüktende kurtulurum belki :D
(Hayali çok güzel inşallah olur :D)
mavi yapmaya çalışıyom inşallah sarı olmaz :D (oluyodur inşallah bu yöntem 1 ay boyunca denicem sonuçta olabilir fakat başarılı olanın olduğunu sanmıyorum.
 
Son düzenleme:

dgnert

Üye
konuyu saptırmak istemem ama evrim teorisyenleri değil paleontologlar söylüyor. Yani bu iddia değil test edilebilir bir gerçektir. Gözün evrimi terliksi hayvan denilen ışığa duyarlı tek hücreli canlılarda başlamıştır. Evrim olgudur tıpkı yer çekimi gibi. Bilimdeki teori ile günlük hayattaki teori kelimesi aynı değildir. Ve evrim yüz binlerce testten başarıyla geçmiştir. Ayrıca elhamdülillah müslümanım dedikten sonra evrime dil uzatmakta bu ithal kavganın sonucudur. Evrim hristiyanlık ile ters düşer çünkü isa tanrının kendisidir dolayısı ile tanrının maymundan gelme fikri bu kavgayı doğurmuştur -ki kaldı ki maymundan değil ortak ata olan primatlardan gelmişizdir- bilimin dinle işi yok,bu sıkıntı yobaz hristiyanlar tarafından dünyaya pazarlanmıştır. Bugün adnan oktar gibi neydüğü belirsiz tiplerle islam aleminde de aynı etkiyi yaratmak için bilinmeyen güçlerce finanse edilmektedir. Bu konuda popüler yozlaşmadan uzaklaşıp bilgiye önem verilmelidir.

Ek not olarak düşmek istedim. Kaldığınız yerden bilim üretmeye devam edebilirsiniz :)

Ben evrim konusunda detaylı bir bilgiye sahip değilim. Onun için tanımlarda yanlışlarım olabilir. Konuya açıklama getirirken de mümkün olduğu kadar sade herkesin anlayacağı bir dil kullanmaya çalışıyorum. Evrim ile din konusundaki tartışmalar bu konuyu çok farklı yerlere taşır. Evrimden bahsetmemin nedeni din ile biyokineziyi aynı kefeye sokmasıdır. Biyokinezi evrim sürecine bile kısmen aykırı iken dine vurgu yaparak açıklaması insanda ne bilim bıraktı ne ilim.
 
BelaMonte

BelaMonte

Üye
    Konu Sahibi
Zahmet edip bilgilendirmeye çalışmışsınız da ben zaten yukarıda attığınız yazıyı biliyorum. Ve sadece kanser Olucam kanser Olucam denilince kanser olursun da demiyorum? Her neyse işte.
Ben anlamıyorum, evrim teorisine inanmıyorum diyorsunuz doğruymuş gibi anlatıyorsunuz? Şimdi hangisi doğru neye göre hareket edelim? Her neyse, şahsen ben trilyonlarca ihtimalin (tesadüfün) gerçekleşeceğine asla inanmam
Ben evrim konusunda detaylı bir bilgiye sahip değilim. Onun için tanımlarda yanlışlarım olabilir. Konuya açıklama getirirken de mümkün olduğu kadar sade herkesin anlayacağı bir dil kullanmaya çalışıyorum. Evrim ile din konusundaki tartışmalar bu konuyu çok farklı yerlere taşır. Evrimden bahsetmemin nedeni din ile biyokineziyi aynı kefeye sokmasıdır. Biyokinezi evrim sürecine bile kısmen aykırı iken dine vurgu yaparak açıklaması insanda ne bilim bıraktı ne ilim.
İşte sorunda burada, biyokinezinin din yada evrimle bi alakası yoktur. Evrime inananın biyokineziye inanmaması gibi bi şartlılığı yoktur. Aynı şey din için de geçerli. İkisi çok farklı şeylerdir.
 
NEXUS

NEXUS

Üye
Zahmet edip bilgilendirmeye çalışmışsınız da ben zaten yukarıda attığınız yazıyı biliyorum. Ve sadece kanser Olucam kanser Olucam denilince kanser olursun da demiyorum? Her neyse işte.
Ben anlamıyorum, evrim teorisine inanmıyorum diyorsunuz doğruymuş gibi anlatıyorsunuz? Şimdi hangisi doğru neye göre hareket edelim? Her neyse, şahsen ben trilyonlarca ihtimalin (tesadüfün) gerçekleşeceğine asla inanmam
bunu denediniz oldumu peki.
kaç haftada oldu.
gözüm siyah değil.
kahverengi göz
1 hafta içinde değişim olurmu ve zarar olurmu :D
deniyeceğim eğer zararı yoksa. denemekten zarar görmem. şimdi 1 hafta içinde gözüm maviye dönüşür mü veya ben maviye dönüştürüyüm derken başka renke dönüştürebilirmiyim?
 


Üst Alt