dgnert
Üye
Adrenalin salgılaması vücudun verdiği otomatik tepkidir. Biraz daha konuyu açarsak;
Celmer’e (2007: 36-43) göre korku vücut içindeki tehdit edici bir bilginin, duyu organlarından beynin “amigdal”e geçmesiyle meydana gelir ve böylece duygusal bir gösterge olarak ortaya çıkar. Korku, duyuları o kadar hızlı işgal eder ki, korkuyu uyandıran etki bilince kaydedilmeden önce bile hissedilebilir. Bunun nedeni beyindeki amigdalın görme, duyma, bedensel algı sistemi, tat alma ve koklama alanlarından direk girdiler almasıdır. Bununla birlikte özellikle beyin, fiziksel ve duygusal tehditleri kolayca ayırt edemez. Bu yüzden bir bireyin düşüncesi, amaçları ve kaygılarından uyarıcı nitelikte farklı olan herhangi bir etki, beyin korteksi veya beynin düşünen kısmını geçerek amigdalı tetikleyebilir. Bunun sonucunda meydana gelen hızlı kimyasal değişim, adrenalin yükselmesini tetikler ve saniyeden daha kısa bir sürede ağızda 6 kuruma, kalp atışında hızlanma ve ölüm duyguları gibi fizyolojik ve psikolojik değişimler ortaya çıkar.
Kaynağım Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde yayımlanmış "KORKU VE GRUP DÜŞÜNÜŞÜN HATALI KARAR VERME ÜZERİNE ETKİSİ: SAĞLIK SEKTÖRÜNDE BİR ARAŞTIRMA" adlı doktora tezidir.
İnsanın zihinsel olarak etki edemeyeceği noktalar da vardır. Örneğin koştuğumuzda kalbimiz daha hızlı atar. Bu dünyanın neresine giderseniz gidin bütün canlılarda böyledir. Peki bunun nedenini kaç kişi bilir? Canlı, kaslarım çok fazla oksijen harcadı beynime giden oksijen miktarı azaldı. Biraz daha böyle giderse bayılma tehlikesi ve hatta ölüm tehlikesiyle karşılaşırım onun için kalbimden daha fazla kan pompalayarak beynime giden oksijen miktarını arttırayım diye düşünür mü? Veya kalbim çok yoruldu boşver beynime kan da gitmeyiversin bayılırsam da bayılayım diye düşünerek kalbinin atmasını eski haline çevirebilir mi? Hayvanlardan da örnek verebiliriz. Bir ceylan aslanı karşısında görünce ben adrenalin salgılayayım da aslandan korkayım kaçarken bana ekstra güç sağlasın diye mi düşünür? Bir başka örnek vermek gerekirse insanlar ağızlarını kapayarak kendilerini boğamazlar. Sen beynine nefes almayı durduracaksın diye komut veremezsin. Nefesini istediğin kadar tut sonunda bayılacaksın ve beynin tekrardan komut verecek nefes almaya devam edeceksin.
Sen zihinsel gücü çok yanlış şekilde anlamışsın. Zihinsel güç ile yapabileceklerin olmasına rağmen bunun da belirli sınırları vardır.
Biraz daha kaynak vereyim daha açıklayıcı olur.
İki insanın gerilim içeren bir görüş- mesi sırasında, birinin karşıdakini aşa- ğılayıcı sözü karşıdakinde önce tinsel tepkiye, ardından fi zyolojik ve biyolojik tepkiye yol açmaktadır. “Kızma, öfkelenme durumunda, kas sistemindeki hedef kasla birleşmiş sinir terminalleri tarafından oluşturulmuş özelleşmiş bir yapı olan nöromüsküler bağlantı harekete geçmekte, insan bedeninde kasılmalar meydana gelmektedir” (Kierszenbaum, 2006, 183). Aynı gerilim kasların yanı sıra hormonları da devindirmekte, baş- ta adrenalin olmak üzere insan bedeninde hormon salgısı başlamaktadır. “Hava ve yaşamla yanma ve solunum arasındaki ilişkileri inceleyen Richard Lawer; kasların hareketlerinin bir tür fermantasyon sonucu olduğunu söylemektedir” (Kahya ve Öner, 2007, 220). Bu da, iletim sü- reçlerindeki kas hareketlerinin temelinde doğrudan biyolojik etkiler olduğu anlamına gelmektedir.
Bu kaynağımı da 2009 ocak ayında yayımlanan 14. sayılı Marmara İletişim Dergisisinden İnsan Biyolojisinin İletişim Refleksleri adlı makaleden aldım.
Celmer’e (2007: 36-43) göre korku vücut içindeki tehdit edici bir bilginin, duyu organlarından beynin “amigdal”e geçmesiyle meydana gelir ve böylece duygusal bir gösterge olarak ortaya çıkar. Korku, duyuları o kadar hızlı işgal eder ki, korkuyu uyandıran etki bilince kaydedilmeden önce bile hissedilebilir. Bunun nedeni beyindeki amigdalın görme, duyma, bedensel algı sistemi, tat alma ve koklama alanlarından direk girdiler almasıdır. Bununla birlikte özellikle beyin, fiziksel ve duygusal tehditleri kolayca ayırt edemez. Bu yüzden bir bireyin düşüncesi, amaçları ve kaygılarından uyarıcı nitelikte farklı olan herhangi bir etki, beyin korteksi veya beynin düşünen kısmını geçerek amigdalı tetikleyebilir. Bunun sonucunda meydana gelen hızlı kimyasal değişim, adrenalin yükselmesini tetikler ve saniyeden daha kısa bir sürede ağızda 6 kuruma, kalp atışında hızlanma ve ölüm duyguları gibi fizyolojik ve psikolojik değişimler ortaya çıkar.
Kaynağım Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde yayımlanmış "KORKU VE GRUP DÜŞÜNÜŞÜN HATALI KARAR VERME ÜZERİNE ETKİSİ: SAĞLIK SEKTÖRÜNDE BİR ARAŞTIRMA" adlı doktora tezidir.
İnsanın zihinsel olarak etki edemeyeceği noktalar da vardır. Örneğin koştuğumuzda kalbimiz daha hızlı atar. Bu dünyanın neresine giderseniz gidin bütün canlılarda böyledir. Peki bunun nedenini kaç kişi bilir? Canlı, kaslarım çok fazla oksijen harcadı beynime giden oksijen miktarı azaldı. Biraz daha böyle giderse bayılma tehlikesi ve hatta ölüm tehlikesiyle karşılaşırım onun için kalbimden daha fazla kan pompalayarak beynime giden oksijen miktarını arttırayım diye düşünür mü? Veya kalbim çok yoruldu boşver beynime kan da gitmeyiversin bayılırsam da bayılayım diye düşünerek kalbinin atmasını eski haline çevirebilir mi? Hayvanlardan da örnek verebiliriz. Bir ceylan aslanı karşısında görünce ben adrenalin salgılayayım da aslandan korkayım kaçarken bana ekstra güç sağlasın diye mi düşünür? Bir başka örnek vermek gerekirse insanlar ağızlarını kapayarak kendilerini boğamazlar. Sen beynine nefes almayı durduracaksın diye komut veremezsin. Nefesini istediğin kadar tut sonunda bayılacaksın ve beynin tekrardan komut verecek nefes almaya devam edeceksin.
Sen zihinsel gücü çok yanlış şekilde anlamışsın. Zihinsel güç ile yapabileceklerin olmasına rağmen bunun da belirli sınırları vardır.
Biraz daha kaynak vereyim daha açıklayıcı olur.
İki insanın gerilim içeren bir görüş- mesi sırasında, birinin karşıdakini aşa- ğılayıcı sözü karşıdakinde önce tinsel tepkiye, ardından fi zyolojik ve biyolojik tepkiye yol açmaktadır. “Kızma, öfkelenme durumunda, kas sistemindeki hedef kasla birleşmiş sinir terminalleri tarafından oluşturulmuş özelleşmiş bir yapı olan nöromüsküler bağlantı harekete geçmekte, insan bedeninde kasılmalar meydana gelmektedir” (Kierszenbaum, 2006, 183). Aynı gerilim kasların yanı sıra hormonları da devindirmekte, baş- ta adrenalin olmak üzere insan bedeninde hormon salgısı başlamaktadır. “Hava ve yaşamla yanma ve solunum arasındaki ilişkileri inceleyen Richard Lawer; kasların hareketlerinin bir tür fermantasyon sonucu olduğunu söylemektedir” (Kahya ve Öner, 2007, 220). Bu da, iletim sü- reçlerindeki kas hareketlerinin temelinde doğrudan biyolojik etkiler olduğu anlamına gelmektedir.
Bu kaynağımı da 2009 ocak ayında yayımlanan 14. sayılı Marmara İletişim Dergisisinden İnsan Biyolojisinin İletişim Refleksleri adlı makaleden aldım.
