zaza
Üye
6 yaşındaki vukuatlarım
6 yaşındayken pek hayvanlarla aram iyi değildi. küçük olunca insan hayvanlarında bir can taşıdığını veya onlarında acıyan bir bedeni olduğunu düşünemiyor. Sırf bu yüzden bile kesin cehennemliğim diyorum ama yinede bilmiyorum sonuçta o zamanlar anlamıyordum ama yinede ALLAHın gazabından korkuyorum... 
kuş yakaladım eski meşhur karton, çubuk ve ip taktiği ile neyse yakaladım kuşu kafaya koydum kesecek yiyecektim çünkü aklımda şöyle bişey vardı köyde tavuk kesip tüylerini yolup pişiriyordular bende dedim bende kendime göre yakalayayım küçük olsun
saflık işte önce ayaklarını kestim tam kafasını kesecem kuş elimden kaçmazmı
: o gün bugündür hep rüyamda 
sonraki vukuatım ise evden tencere aldıp çorak araziye gitmekti. orada ateş yaktım çalı çırpı falan ile sonra su koydum tencereye içinede attım kurbağaları verdim ateşin üstüne önünde bekledim birkaç dakika kapağı kaldırdım hepsi yan yatmış
: kıştı diye ısınlar amacıyla yapmıştım ama 
sonra bir akrep yakaladım kuyruğunu kestim zor oldu ama hemen saldırıyor
ayakkabı kışlık olduğu için saldırıları pek işe yaramadı tam ölmemişti kavanoza koydum su doldurdum içini ve iyice salladım 
köyde eve kedi girdi çıkart dışarı dediler demez olaydılar poşete koydum attım uzak bir yere ama poşetten çıkabilecek şekilde bağlamıştım neyse bu kedi yine girmezmi eve bence hayatının hatasıydı
kovaladım kapı önünde elimde sopa arkadaşa dedim sen kovala dışarı çıkarken vuracam aslında vuramazdım ama denk geldi işte tam kafasına denk geldi bayıldı aldım götürdüm daha uzağa baktım tam ayılıyor koydum dereye bastırdım kafasını sonrasını tam hatırlamıyorum 
evin arkasındaki sokak köpeklerine evde kullanılmayan iğneleri yaptım doktorluğu seviyordum
tvden gördüğüm gibi aynısını denedim önce parmak kadar küçük cam şişenin ucunu kırdım enjektörle suyunu aldım içinde toz bulunan o diğer cam şişeye koydum karıştrdım tekrar içinden o karışımı alıp sokak köpeklerinin vücuduna enjekte ettim 
köylerde evin içine yuva yapan siyah beyaz karışımı serçe büyüklüğünde iki kuşu köydeki evde kıstırdım işkencelere dayanamayan bir tanesi öldü diğerini bıraktım
yine köyde 2 serçe yuvadan atıldı sanırım diğer çocuklar çok elleyince insan kokusu sinmiş üzerlerine bir tanesinden ümit yoktu damın üstüne attım belki anası insafa gelir götürür diye ama kedi yedi
diğerini biraz daha büyüktü ayağı kırıktı dayımla ayağını düzeltip sardık tam iyi oluyordum dediğim günlerdi o günler ama içime yine şeytan girdi bulgur tanesinin üstündeki karıncayla beraber kuşa verdim 2 saat sonra öldü sanırım içindeki karınca biryerlerini ısırmış çünkü kuş yutmuştu 
satılan sarı civcivlerden birinin ayağını insan ayağı hizasında ters çevirdim bayıldı evden kaçtım
kızacaklar diye eve geldim civciv normale dönmüştü yarabbi şükür 
ördek yavrusunu annesinden ayırdım annesinin tüm saldırıları çabasız kaldı
tavuğa taş attım ayağı kırıldı
annem fena beddua etmişti
:
tırtıları yakalayıp karınca yuvalarına atardım karıncalar ısırıp öldürüp yuvaya götürürdü yaşam savaşını hep zevkle izlemiştim
karınca yuvalarının ve karıncaların üstüne hiç durmadan zıplaya zıplaya basardım
örümcek yakalayıp kola şişesinin içine koyar sert bir şekilde sallardım bacakları falan kopardı
yengeçlerin kolunu koparır doğaya salardım
arılar en baş düşmanımdı özellikle eşek arısı ve aynı renkten olan daha kalıplısı bir kere ensemden sokmuştu
hep öldürür ezerdim
bu yaptıklarımıda ailemden hiç kimse bilmez...
ama 7 yaşından sonra dine yoğunlaşmaya başlayınca düzeldim

kuş yakaladım eski meşhur karton, çubuk ve ip taktiği ile neyse yakaladım kuşu kafaya koydum kesecek yiyecektim çünkü aklımda şöyle bişey vardı köyde tavuk kesip tüylerini yolup pişiriyordular bende dedim bende kendime göre yakalayayım küçük olsun
saflık işte önce ayaklarını kestim tam kafasını kesecem kuş elimden kaçmazmı
: o gün bugündür hep rüyamda 
sonraki vukuatım ise evden tencere aldıp çorak araziye gitmekti. orada ateş yaktım çalı çırpı falan ile sonra su koydum tencereye içinede attım kurbağaları verdim ateşin üstüne önünde bekledim birkaç dakika kapağı kaldırdım hepsi yan yatmış
: kıştı diye ısınlar amacıyla yapmıştım ama 
sonra bir akrep yakaladım kuyruğunu kestim zor oldu ama hemen saldırıyor
ayakkabı kışlık olduğu için saldırıları pek işe yaramadı tam ölmemişti kavanoza koydum su doldurdum içini ve iyice salladım 
köyde eve kedi girdi çıkart dışarı dediler demez olaydılar poşete koydum attım uzak bir yere ama poşetten çıkabilecek şekilde bağlamıştım neyse bu kedi yine girmezmi eve bence hayatının hatasıydı
kovaladım kapı önünde elimde sopa arkadaşa dedim sen kovala dışarı çıkarken vuracam aslında vuramazdım ama denk geldi işte tam kafasına denk geldi bayıldı aldım götürdüm daha uzağa baktım tam ayılıyor koydum dereye bastırdım kafasını sonrasını tam hatırlamıyorum 
evin arkasındaki sokak köpeklerine evde kullanılmayan iğneleri yaptım doktorluğu seviyordum
tvden gördüğüm gibi aynısını denedim önce parmak kadar küçük cam şişenin ucunu kırdım enjektörle suyunu aldım içinde toz bulunan o diğer cam şişeye koydum karıştrdım tekrar içinden o karışımı alıp sokak köpeklerinin vücuduna enjekte ettim 
köylerde evin içine yuva yapan siyah beyaz karışımı serçe büyüklüğünde iki kuşu köydeki evde kıstırdım işkencelere dayanamayan bir tanesi öldü diğerini bıraktım

yine köyde 2 serçe yuvadan atıldı sanırım diğer çocuklar çok elleyince insan kokusu sinmiş üzerlerine bir tanesinden ümit yoktu damın üstüne attım belki anası insafa gelir götürür diye ama kedi yedi
diğerini biraz daha büyüktü ayağı kırıktı dayımla ayağını düzeltip sardık tam iyi oluyordum dediğim günlerdi o günler ama içime yine şeytan girdi bulgur tanesinin üstündeki karıncayla beraber kuşa verdim 2 saat sonra öldü sanırım içindeki karınca biryerlerini ısırmış çünkü kuş yutmuştu 
satılan sarı civcivlerden birinin ayağını insan ayağı hizasında ters çevirdim bayıldı evden kaçtım
kızacaklar diye eve geldim civciv normale dönmüştü yarabbi şükür 
ördek yavrusunu annesinden ayırdım annesinin tüm saldırıları çabasız kaldı

tavuğa taş attım ayağı kırıldı
annem fena beddua etmişti
:tırtıları yakalayıp karınca yuvalarına atardım karıncalar ısırıp öldürüp yuvaya götürürdü yaşam savaşını hep zevkle izlemiştim

karınca yuvalarının ve karıncaların üstüne hiç durmadan zıplaya zıplaya basardım

örümcek yakalayıp kola şişesinin içine koyar sert bir şekilde sallardım bacakları falan kopardı

yengeçlerin kolunu koparır doğaya salardım

arılar en baş düşmanımdı özellikle eşek arısı ve aynı renkten olan daha kalıplısı bir kere ensemden sokmuştu
hep öldürür ezerdim
bu yaptıklarımıda ailemden hiç kimse bilmez...
ama 7 yaşından sonra dine yoğunlaşmaya başlayınca düzeldim




