Gelin gelin...
Gelin İstanbul'a da görün şeyinizin şeyini...
İstanbul bir ormandır arkadaşlar!
Orman kanunları geçer burada. Bir yerde atlar geçer tüm asaletiyle ama bir an dikkatsiz davranırsanız kolunuzdan bir sırtlanın bacağınızdan bir farenin sizi yediğini görürsünüz. Tepenizdeki akbaba da heyecanla cesedinizi yemeyi bekler.
Bu ormanda mayın vardır. Bir çok sakinin ağzından şu cümleyi duyarsınız: "Allah korudu yahu... 10 dakika önce gitseydim ölecektim".
Kavga etmekten korkanlar... Ben Taksim'de ne zaman bir terörist saldırıya kurban gideceğimi bilmiyorum (:
Gezilecek çok yer vardır ya, bu ormanın hayvanı da çoktur. Bir göl kıyısına gideyim deseniz bir bakarsınız iti de orada ayısı da orada.
İşinizden-okulunuzdan evinize gitmeniz ne kadar vaktinizi alıyor?.. Bu ormanda iki damla su inse yolda bir saat fazladan kaybedersiniz. Ömrünüzün 3'te1'i yolda geçer. 3'te1'i uyursunuz, 3'te1'i de çalışırsınız.
Bu ormanda tüm akrabalarınıza yabancılaşırsınız. Güya aynı şehirde oturursunuz ya, hep üşenilir, gelinip-gidilmez. Koparsınız. Komşu diye bir şey kalmaz, ölseniz kimsenin ruhu duymaz.
Bir reklam vardı... "Evdeki huzur - mutluluk budur" diye... Mutluluğu gezilecek yerlerde değil kapınızın içinde arayın arkadaşlar. İnsan çoğuyla da mutlu olamıyor azıyla da. "Kafi"niz ne ise onu bilin bence. Mutlu bir yuva Afyon'da da insanda aynı etkiyi yaratır İzmir'de de Kıbrıs'ta da.
Ama illa risk almak istiyorsanız buyurun gelin. Sonuçta loto çıkıyor birilerine değil mi (: Oynayın siz de, belki çıkar.