dreamboys69
Üye
Şekersiz Dudaklarından Öpsün Seni Çobanlar
‘Ayaktakımı iktidarda’ diyen ve ‘ Bir çobanla benim oyum eşit mi olmalı?’ diyerek büyük bir sosyolojik ve siyasi tespit yapan, ünü bütün Etiler barlarını aşmış eski manken yeni ‘şekersiz’ dudakların sahibi NTV gülü Aysun Kayacı’yı ellerimiz çatlayana kadar alkışlıyoruz! Atatürk; ‘Köylü milletin efendisidir derken’, ‘oy eşitliği’ noktasında söylediği büyük söylevin ardından ‘cesur Atatürk genci’ olduğunu basa basa -veya bas bas- dile getiren dudakları şekersiz, reklam kızımız da öğrenmiş Atatürk ismi itina ile nerde nasıl hangi barın ve satış noktasının önünde kullanılır ve yenilen haltların üstü bu bağlamda nasıl örtülür… Nede koca koca ağbeyleri yok mu Vatansever Güç Birliği adı altında kurdukları derneklerde bütün toplanan paraları kendi hesaplarına aktaran, utanmadan Atatürk’ün kurduğu partinin tabelasının altında darbe çığırtkanlığı yaparak şekersiz dudaklarına ‘ahlaksızlığı konduran’…
Eğer sözde laiklik ve çağdaşlık bar önü resitallerinin vazgeçilmez siması şekersiz dudakların sahibi Aysun Kayacı’ya kaldıysa harbi işi var bu beyaz Türklerin…
Partileri kapatan, başbakanları asan ittihatçı ve jakoben teknokratların eteklerinin zil çaldığı günlerde halka galebe çalmak için yapılan ayak oyunlarına halkın vereceği cevap aslında bellide; sanırız yine halk kendini beklemeye aldı! Zamanı gelince sandıklar da çatlamış ellerine alacakları oy pusulalarıyla şekerin en hasını hem de tüm ‘zero’ tatlara inat bu ülkenin geleceğine sunacaklardır!
Son söz Necip Fazıl Kısakürek’ten;
Yirminci yüzyılın ablak yüzlü pilotu - Buldun mu Ay yüzünde ölüme çare otu ?
Bir odun parçasına at diye binen çocuk- Başında çelik kulaf, sırtında plastik gocuk.
Uzakları yenmiş Fatih edasındasın|-Dipsizliğin dibini bulmak sevdasındasın...
Allah'a dil çıkarır gibi küstah bir yarış...- Farkında değilsin ki, Ay Dünya'ya bir karış.
Fezada milyarlarca ışık, yol, mesafe; Seninki, saniyelik zafer, ilmi hurafe.
Kavanozda, kendini deryada sanan balık; Ne acı vahşet, mağrur ilimdeki kalabalık…
Rafa kaldırmak için ruhlarını dürdüler- Güneş diye kalpteki güneşi söndürdüler.
Bilmediler; kalptedir, kalptedir asıl feza- Kalptedir, olumsuzluk kefili kutsi imza.
Sayıdan sonsuzluğa sınıf geçirtecek not; Bizdedir ve bizdedir Arş'a giden astronot…
Ve mekandan arınmış ve zamandan ilerde, Fezayı teslim alma sırrı bizimkilerde.
Bizimkiler ışığa gem vururda binerler; Yerden göğe çıkmazlar, gökten yere inerler…
Eğer sözde laiklik ve çağdaşlık bar önü resitallerinin vazgeçilmez siması şekersiz dudakların sahibi Aysun Kayacı’ya kaldıysa harbi işi var bu beyaz Türklerin…
Partileri kapatan, başbakanları asan ittihatçı ve jakoben teknokratların eteklerinin zil çaldığı günlerde halka galebe çalmak için yapılan ayak oyunlarına halkın vereceği cevap aslında bellide; sanırız yine halk kendini beklemeye aldı! Zamanı gelince sandıklar da çatlamış ellerine alacakları oy pusulalarıyla şekerin en hasını hem de tüm ‘zero’ tatlara inat bu ülkenin geleceğine sunacaklardır!
Son söz Necip Fazıl Kısakürek’ten;
Yirminci yüzyılın ablak yüzlü pilotu - Buldun mu Ay yüzünde ölüme çare otu ?
Bir odun parçasına at diye binen çocuk- Başında çelik kulaf, sırtında plastik gocuk.
Uzakları yenmiş Fatih edasındasın|-Dipsizliğin dibini bulmak sevdasındasın...
Allah'a dil çıkarır gibi küstah bir yarış...- Farkında değilsin ki, Ay Dünya'ya bir karış.
Fezada milyarlarca ışık, yol, mesafe; Seninki, saniyelik zafer, ilmi hurafe.
Kavanozda, kendini deryada sanan balık; Ne acı vahşet, mağrur ilimdeki kalabalık…
Rafa kaldırmak için ruhlarını dürdüler- Güneş diye kalpteki güneşi söndürdüler.
Bilmediler; kalptedir, kalptedir asıl feza- Kalptedir, olumsuzluk kefili kutsi imza.
Sayıdan sonsuzluğa sınıf geçirtecek not; Bizdedir ve bizdedir Arş'a giden astronot…
Ve mekandan arınmış ve zamandan ilerde, Fezayı teslim alma sırrı bizimkilerde.
Bizimkiler ışığa gem vururda binerler; Yerden göğe çıkmazlar, gökten yere inerler…
s 
