İki katlı bir evin çatısı içinde, sacdan imal edilen bir su deposu vardı. Hiçbir sorun
çıkarmadan çalışıyordu ama çok kötü bir yalnızlık çekiyordu. Üstelikte gün ışığı görmeden. . .
Su deposu, takıldığının ikinci yılında, yalnızlığını gidermenin yolunu buldu ve
kendisine bağlanan galvaniz boruya:
-Ucundaki musluğa rica et de, evde olup bitenleri bize aktarsın, dedi.
Bu teklif, musluğun da işine geldi. O da zaten sıkılıp duruyordu. Kısa bir süre içinde
sohbetler koyulaştı. Artık depo, bazen suyunun neden fazla harcandığını biliyordu. Bunlardan ilki, Kurban Bayramı'na yakın günlere rastlamıştı. Ev tepeden tırnağa temizlenmiş ve kesilen hayvan için bol su gerektiğinden, depoyu kısa sürede tam takır boşaltmıştı.
Üç ay sonra musluktan, ev sahibi gencin düğün haberi geldi. Ve düğün günü tıka basa
dolu olduğu halde, gelen kalabalığa fazla dayanamadı.
Depo daha sonradan, acil durumlar için bir çözüm yolu buldu. Çok sayıda misafir
geldiğinde, suyunu azar azar gönderiyor ve herkese yetmeye çalışıyordu.
Su deposu, çatıdaki dördüncü senesinde, musluktan sevinçli bir haber daha aldı.
Evde artık üç kişiye hizmet edilecekti. Ev sahiplerinin bir çocukları olmuş, ismi Mehmet konmuştu.
Birkaç gün sonra musluktan:
-Mehmet'i yıkıyorlar, müjdesini duyunca biraz heyecanlandı. Onun ilk banyosu için
çok hassas davranmalı ve suyunun en berrak kısmını göndermeliydi. Depo aynı titizliği Mehmet'in her banyosunda göstermeye çalıştı ve onun büyümesini sürekli takip etti. Musluktan gelen haberle saçlarının milim milim uzamasını, emekleyip yürümeye başlamasını, büyük bir hızla serpilip koşuşmasını ve sonraki yıllarda okula gitmesini hayalinde canlandırıp ona duyduğu hasreti gideriyordu.
Yıllar peş peşe geçti. Su deposu eskimiş, Mehmet ise büyüyüp askere gitmişti.
Depo sanki ilk defa yalnızlık çekiyor ve Mehmet'e kavuşmak için, suyunun her damlasıyla dualar ediyordu.
Mehmet'in dönmesi aylar aldı. Ve bu sürede depo hiç zorlanmadı, Koca evde iki kişi
kaldığı için her zaman dolu idi.
Bir gün ev sahipleri, suyu çok fazla kullanmaya başladılar. Bu durum yaşlı deponun
gözünden kaçmamıştı.
Sebebini musluğa sorduğunda, yirmi yıl önceki gibi:
-Mehmet'i yıkıyorlar! cevabını aldı. Doğu sınırlarında askerlik yaparken, şehit düşen
Mehmet'i yıkıyorlar. . .