Biyokinezi (göz rengi değiştirme)

Sponsorlu Bağlantılar

BelaMonte

BelaMonte

Üye
    Konu Sahibi
konuyu saptırmak istemem ama evrim teorisyenleri değil paleontologlar söylüyor. Yani bu iddia değil test edilebilir bir gerçektir. Gözün evrimi terliksi hayvan denilen ışığa duyarlı tek hücreli canlılarda başlamıştır. Evrim olgudur tıpkı yer çekimi gibi. Bilimdeki teori ile günlük hayattaki teori kelimesi aynı değildir. Ve evrim yüz binlerce testten başarıyla geçmiştir. Ayrıca elhamdülillah müslümanım dedikten sonra evrime dil uzatmakta bu ithal kavganın sonucudur. Evrim hristiyanlık ile ters düşer çünkü isa tanrının kendisidir dolayısı ile tanrının maymundan gelme fikri bu kavgayı doğurmuştur -ki kaldı ki maymundan değil ortak ata olan primatlardan gelmişizdir- bilimin dinle işi yok,bu sıkıntı yobaz hristiyanlar tarafından dünyaya pazarlanmıştır. Bugün adnan oktar gibi neydüğü belirsiz tiplerle islam aleminde de aynı etkiyi yaratmak için bilinmeyen güçlerce finanse edilmektedir. Bu konuda popüler yozlaşmadan uzaklaşıp bilgiye önem verilmelidir.

Ek not olarak düşmek istedim. Kaldığınız yerden bilim üretmeye devam edebilirsiniz :)
En başta, evrimin varlığı bir yaratıcının olmadığı anlamına gelmez. Ama sen gelip insanlar maymundan gelmiş derseen, ben buna inanmam. Ve yazınızın sonunda bilim uretmeye devam edebilisiniz demişsiniz, aradığım mizah bu :D
bunu denediniz oldumu peki.
kaç haftada oldu.
gözüm siyah değil.
kahverengi göz
1 hafta içinde değişim olurmu ve zarar olurmu :D
deniyeceğim eğer zararı yoksa. denemekten zarar görmem. şimdi 1 hafta içinde gözüm maviye dönüşür mü veya ben maviye dönüştürüyüm derken başka renke dönüştürebilirmiyim?
Bir hafta da tam etki edeceğini sanmıyorum ana bunu sadece bu siteden bakma, çünkü bu site parapsikoloji sitesi değil, o yüzden biyokinezinin daha adını bile duymayan insanlar burada inkar edip tartışma yaratırken, bu konudan şuanlık pek bilgi edinemezsin. İnternetten iyice bak şuan bence :)
benim gözüm kahverengi mavi olur mu :D
olacağından değil ama denemek istiyorum belki olur mavi sevdiğim renk :D :ehe
yaş: 14
not deniyeceğim ve internette araştırma yaptım kanıtlanmış :D , şu gözlüktende kurtulurum belki :D
(Hayali çok güzel inşallah olur :D)
mavi yapmaya çalışıyom inşallah sarı olmaz :D (oluyodur inşallah bu yöntem 1 ay boyunca denicem sonuçta olabilir fakat başarılı olanın olduğunu sanmıyorum.
Siz her gün duzenlice ve düzgünce denerseniz, bir ay sonra eskisinden mutlaka bir değişme gösterecektir. Kahverengiden başka bir renk olması zor, ama ela yada başka Bi renk iken değişmesi kolaydır. Kendimden biliyorum, benim gözüm ela, 6. 7. Günün sabahında değişmeye başladığını gördüm
 


dgnert

Üye
Zahmet edip bilgilendirmeye çalışmışsınız da ben zaten yukarıda attığınız yazıyı biliyorum. Ve sadece kanser Olucam kanser Olucam denilince kanser olursun da demiyorum? Her neyse işte.
Ben anlamıyorum, evrim teorisine inanmıyorum diyorsunuz doğruymuş gibi anlatıyorsunuz? Şimdi hangisi doğru neye göre hareket edelim? Her neyse, şahsen ben trilyonlarca ihtimalin (tesadüfün) gerçekleşeceğine asla inanmam

Evrim süreci varmış gibi anlattığımın farkındayım. Zaten konunun en sonuna inanmadığımı belirtmem bu yüzdendir. Ben orada senin fikirlerinin evrim sürecine benzer olduğunun ve evrim sürecine göre milyonlarca yılda oluşması gereken olayları senin bir kaç günde başarabildiğini anlatmak istedim. Ama bu konulara girerek konunun özünden iyice ayrılıyoruz.

Zihinsel gücümüzle maddeleri ve canlıları fiziksel olarak etkileyemeyiz. Gözün rengi de fiziki bir olaydır. Eğer göz rengimize müdahalede bulunabilseydik görme sorunlarına hatta görme kayıplarına varan rahatsızlıklarımız olurdu.
 
BelaMonte

BelaMonte

Üye
    Konu Sahibi
Evrim süreci varmış gibi anlattığımın farkındayım. Zaten konunun en sonuna inanmadığımı belirtmem bu yüzdendir. Ben orada senin fikirlerinin evrim sürecine benzer olduğunun ve evrim sürecine göre milyonlarca yılda oluşması gereken olayları senin bir kaç günde başarabildiğini anlatmak istedim. Ama bu konulara girerek konunun özünden iyice ayrılıyoruz.

Zihinsel gücümüzle maddeleri ve canlıları fiziksel olarak etkileyemeyiz. Gözün rengi de fiziki bir olaydır. Eğer göz rengimize müdahalede bulunabilseydik görme sorunlarına hatta görme kayıplarına varan rahatsızlıklarımız olurdu.
Evet evrim konusuna girersek daha çıkamayız zaten.

Zihin gücümüzle maddeleri zihinsel olarak etkilemeyiz diyorsun (kısaca telekinezi), tamam da, biyokinezi, telekinezi gibi mucizevi bir olay değildir. Biyokinezi de aslında bir yoga dır. Yogayı bilirsiniz, yere otururlar, bacaklarını kelebek şeklinde yaparlar, ellerini dizlerinin üzerine koyarlar ve gözlerini kapatıp konsantre olurlar, meditasyon yaparlar. Biyokinezi de bu türe girer işte. Sadece goz rengini değiştirme değil yani. Ülkemizden örnek verecek olursak, yogikazım diye biri var.
Linke tıklamadan önce okuyun, adam şuan 90 yaşında, ama benim 40 yaşında ki amcamdan daha genç gözüküyor. Sizce niye, tesadüf mü? Yoksa genlerinde mi adamın öyle olacağı yazıyor? Adam 41 yaşında trafik kazasından bel altı felç geçiriyor, doktorlar bir daha yürümeyeceğini söylüyor, ama adam yoga yaparak bu felçten kurtuluyor. Yani ben buna zihin gücü, yani yoga diyeyim. Bi nevi biyokinezi diyeyim. Sen buna tesadüf de. Her neyse, verdiğim linkte ki "yoka nedir?" İ ve altında ki 3 maddeye tıklayıp okuyun belki bilgilenirsiniz. Ondan sonra sa sol tarafta "biyografi" kısmından da o adamın trafik kazası bilmemneai hakkında bilgi edinebilirsiniz. Bu yoga, artık bilimsel olarak kanıtlanmış bir şeydir, bu konuda zaten itiraz edemezsiniz. Benim dediğim biyokinezi de buna giriyor işte. Bunların hepsi de psikolojiye giriyor. He sen şimdi dersin o verdiğin site yalandır, ona bir şey diyemem artık.
 

dgnert

Üye
Siz her gün duzenlice ve düzgünce denerseniz, bir ay sonra eskisinden mutlaka bir değişme gösterecektir. Kahverengiden başka bir renk olması zor, ama ela yada başka Bi renk iken değişmesi kolaydır. Kendimden biliyorum, benim gözüm ela, 6. 7. Günün sabahında değişmeye başladığını gördüm

Keşke bu konuyu açmadan önce ela gözlülerin göz renklerinin nasıl değiştiğini araştırsaydın da milletin kafasına saçma fikirler sokmasaydın. Ela gözün tanımını yaparsak;
  • Ela göz:Kehribar ile yeşil veya mavi ile yeşil ya da mavi ile kehribar çaprazlamalarından doğan . İrisin merkezine doğru renk yeşile veya kehribara döner, dışı mavi veya yeşil olabilir.Ayrıca her çeşit ela gözde mavi ve yeşil gibi az pigment barındırır.
Yani senin gözün çok renkli bir göz. Gözünün rengi düşüncene göre değil, ışığın şiddetine göre gözbebeğinin büyüyüp küçülmesi nedeniyle değişiyor.
 
BelaMonte

BelaMonte

Üye
    Konu Sahibi
Keşke bu konuyu açmadan önce ela gözlülerin göz renklerinin nasıl değiştiğini araştırsaydın da milletin kafasına saçma fikirler sokmasaydın. Ela gözün tanımını yaparsak;
  • Ela göz:Kehribar ile yeşil veya mavi ile yeşil ya da mavi ile kehribar çaprazlamalarından doğan . İrisin merkezine doğru renk yeşile veya kehribara döner, dışı mavi veya yeşil olabilir.Ayrıca her çeşit ela gözde mavi ve yeşil gibi az pigment barındırır.
Yani senin gözün çok renkli bir göz. Gözünün rengi düşüncene göre değil, ışığın şiddetine göre gözbebeğinin büyüyüp küçülmesi nedeniyle değişiyor.
Ya tamam bunu yazıyorsun da, ben bunu bilmiyor muyum sanıyorsun? Ela gözün güneşin altında daha mavi olduğunu bilmiyor muyum sanıyorsun? O kadar saf değilim herhâlde, o kadarını da biliyorum. Ela gözün farklı ortamlarda çok az farkla farklı renk tonlarına dönüştükleri ile biyokinezi yaptıktan sonra ki farkı ayırt edebiliyorum merak etmeyin. Zaten gözüm tam açık ve kolay renk değiştiren bir ela değil, daha koyu ve yeşilimsi. Sadece güneşin altında mavileşiyor o kadar. Ben biyokinezi ile gözümü sarı yapmayı denemiştim, bir kaç gün sonra kalıcı bir şekilde göz bebeğimin etrafı sarı olmuştu. (Tam sarı olmasa da hardal rengi) yani her neyse, bu dediğinizden benim de haberim var merak etmeyin.
 
TheRkuT

TheRkuT

Üye
İyi ki wikipedia ve google varmış :D
 
  • Beğen
Tepkiler: BelaMonte

dgnert

Üye
Evet evrim konusuna girersek daha çıkamayız zaten.

Zihin gücümüzle maddeleri zihinsel olarak etkilemeyiz diyorsun (kısaca telekinezi), tamam da, biyokinezi, telekinezi gibi mucizevi bir olay değildir. Biyokinezi de aslında bir yoga dır. Yogayı bilirsiniz, yere otururlar, bacaklarını kelebek şeklinde yaparlar, ellerini dizlerinin üzerine koyarlar ve gözlerini kapatıp konsantre olurlar, meditasyon yaparlar. Biyokinezi de bu türe girer işte. Sadece goz rengini değiştirme değil yani. Ülkemizden örnek verecek olursak, yogikazım diye biri var.
Linke tıklamadan önce okuyun, adam şuan 90 yaşında, ama benim 40 yaşında ki amcamdan daha genç gözüküyor. Sizce niye, tesadüf mü? Yoksa genlerinde mi adamın öyle olacağı yazıyor? Adam 41 yaşında trafik kazasından bel altı felç geçiriyor, doktorlar bir daha yürümeyeceğini söylüyor, ama adam yoga yaparak bu felçten kurtuluyor. Yani ben buna zihin gücü, yani yoga diyeyim. Bi nevi biyokinezi diyeyim. Sen buna tesadüf de. Her neyse, verdiğim linkte ki "yoka nedir?" İ ve altında ki 3 maddeye tıklayıp okuyun belki bilgilenirsiniz. Ondan sonra sa sol tarafta "biyografi" kısmından da o adamın trafik kazası bilmemneai hakkında bilgi edinebilirsiniz. Bu yoga, artık bilimsel olarak kanıtlanmış bir şeydir, bu konuda zaten itiraz edemezsiniz. Benim dediğim biyokinezi de buna giriyor işte. Bunların hepsi de psikolojiye giriyor. He sen şimdi dersin o verdiğin site yalandır, ona bir şey diyemem artık.

Verdiğin örnekler çok güzel ama bizim konumuzu yeteri kadar kapsamıyor. Yoga ile felçten kurtulabilir ama yoga yardımcı bir tedavi yöntemi olmuştur. Felçten kurtulması için fizyoterapi de görmüştür. Sitesinde video da var eğer izlersen fiziksel aktivite yaptıklarını görürsün. Felçten kurtulmak sadece için oturup düşünmek fayda etmez. Yoga ile biyokinezinin tek ortak yanı zihinsel aktivite olabilir. İyileşme de var olanın tekrar eski haline veya eski haline yakın bir şekle dönmesidir. Sen bana göz renginin hiç bir fiziksel etkiye maruz kalmadan değiştiğini söylüyorsun. İyileşmek ve değişmek kavramlarının farklı olduğunu unutma.

Yaşı gösterme konusuna gelecek olursak genlerinde etkisi olmakla birlikte yaşam tarzı, beslenme alışkanlığı, çevresel şartlar gibi bir çok faktör etki eder. Çevrene bakarsan yoga nedir bilmeyen yaşından genç gösteren ihtiyar delikanlıları görebilirsin. Çoğunun da bedenleri genç olmasada ruhları gençtir. Bunun tam tersi 20 li yaşlarda ama 40 yaşlarında gibi gösteren insanlar da vardır.
İyi ki wikipedia ve google varmış :D

Onlar olmasa biz ne yaparız :D Sen de aktif tartışmamıza katılsan iyi olur. Farklı bakış açıları bilgiyi de beraberinde getirir.
 
NEXUS

NEXUS

Üye
sanırım ben yapamıyorum az önce tam yarım saattir uğraştım hiç gözüm dahi ağrımadı ve birşey olmadı şuan. deiğin herşeyi uyguladım. fakat olmuyor sessiz ortamdı ve ışıkla birlikte yaptım bilerek ve şekil demişsin bende nedense şekil çıkmıyor sadece siyahlık onu açık mavi yaptım. fakat 1 ay daha denicem inşallah olur. yatmadan önce yapsak veya hergün 2-3 defa yapmaya çalışsak. olurmu veya zararı olurmu?
 
BelaMonte

BelaMonte

Üye
    Konu Sahibi
sanırım ben yapamıyorum az önce tam yarım saattir uğraştım hiç gözüm dahi ağrımadı ve birşey olmadı şuan. deiğin herşeyi uyguladım. fakat olmuyor sessiz ortamdı ve ışıkla birlikte yaptım bilerek ve şekil demişsin bende nedense şekil çıkmıyor sadece siyahlık onu açık mavi yaptım. fakat 1 ay daha denicem inşallah olur. yatmadan önce yapsak veya hergün 2-3 defa yapmaya çalışsak. olurmu veya zararı olurmu?
Zararı olur mu bilmiyorum onu iyice araştırın, ben araştırdığımda olmaz diyenler olur diyenlerden daha çok. Ve siz bırakın yarım saati, 10 saat boyunca yapmaya uğraşın gene yapamazsınız ki, öyle çat diye olan bir şey değil bu. Diyorum ya, her akşam uyumadan önce düzenli yapmanız gerekiyor. Zorlamadan yapmanız gerekiyor. Bunu yapmadan önce bir kaç dakika meditasyon yapmanız çok daha yardımcı olur. Bakın bir ay sonra değişmeye başlayabilir, farkı anlayabilirsiniz. Bu daha çok nasıl yaptığınıza göre de değişebiliyor. Yerinizde olsam iyice araştırır, sitelerden teknikler alırdım. işe yarayanların yorumlarına bakıp onları da okuyup daha çok bilgilenirdim.
 
NEXUS

NEXUS

Üye
Zararı olur mu bilmiyorum onu iyice araştırın, ben araştırdığımda olmaz diyenler olur diyenlerden daha çok. Ve siz bırakın yarım saati, 10 saat boyunca yapmaya uğraşın gene yapamazsınız ki, öyle çat diye olan bir şey değil bu. Diyorum ya, her akşam uyumadan önce düzenli yapmanız gerekiyor. Zorlamadan yapmanız gerekiyor. Bunu yapmadan önce bir kaç dakika meditasyon yapmanız çok daha yardımcı olur. Bakın bir ay sonra değişmeye başlayabilir, farkı anlayabilirsiniz. Bu daha çok nasıl yaptığınıza göre de değişebiliyor. Yerinizde olsam iyice araştırır, sitelerden teknikler alırdım. işe yarayanların yorumlarına bakıp onları da okuyup daha çok bilgilenirdim.
10 saat boyuncada uyanık kalacağımı sanmıyorum.
bende biraz araştırdım ve zararı olurmu çünkü hücreleri değiştiriyormuş böle şeylere inanmıyorum doğrusu fakat inanmaya çalışıcam çünkü mavi renk gözümde en çok istediğim renk :D , kalıcı olmasını istiyorum tabiki.
her gün ne kadar denemem gerekiyor.
vede mavi yapmaya çalışırken kırmızı veya yeşil olma gibi söz konusu olabilir mi?
çünkü gözüm kapalıyken siyahlık bazen mor , bazen yeşil , bazende turuncu oluyor :D
 
BelaMonte

BelaMonte

Üye
    Konu Sahibi
Verdiğin örnekler çok güzel ama bizim konumuzu yeteri kadar kapsamıyor. Yoga ile felçten kurtulabilir ama yoga yardımcı bir tedavi yöntemi olmuştur. Felçten kurtulması için fizyoterapi de görmüştür. Sitesinde video da var eğer izlersen fiziksel aktivite yaptıklarını görürsün. Felçten kurtulmak sadece için oturup düşünmek fayda etmez. Yoga ile biyokinezinin tek ortak yanı zihinsel aktivite olabilir. İyileşme de var olanın tekrar eski haline veya eski haline yakın bir şekle dönmesidir. Sen bana göz renginin hiç bir fiziksel etkiye maruz kalmadan değiştiğini söylüyorsun. İyileşmek ve değişmek kavramlarının farklı olduğunu unutma.

Yaşı gösterme konusuna gelecek olursak genlerinde etkisi olmakla birlikte yaşam tarzı, beslenme alışkanlığı, çevresel şartlar gibi bir çok faktör etki eder. Çevrene bakarsan yoga nedir bilmeyen yaşından genç gösteren ihtiyar delikanlıları görebilirsin. Çoğunun da bedenleri genç olmasada ruhları gençtir. Bunun tam tersi 20 li yaşlarda ama 40 yaşlarında gibi gösteren insanlar da vardır.


Onlar olmasa biz ne yaparız :D Sen de aktif tartışmamıza katılsan iyi olur. Farklı bakış açıları bilgiyi de beraberinde getirir.
Orası zaten öyle, zihinsel aktivitite kadar bedensel aktiviti de önemli ama o adam belinden aşağısını oynatamıyorken çok fiziksel aktivite yapabileceğini düşünmüyorum. Bu yüzden de daha çok zihinsel aktivide bunda rol oynuyordur.
Tutupta gözünün rengini değiştirmek için aynı anda mavi olmasını isteyip gözüne mavi mürekkep sıkmazsın. Yani göz rengi değiştirme konusunda fiziksel etki yapamazsın. Sadece zihinsel etki yapmaya çalışırsın, ama fiziksel bir etki olmasa bile bunu zihinsel ile yapmak tamamen imkansız değildir. Mesela aşırı stresli ve mutsuz olan biri gidip düzenli meditasyon ve yoga yaparsa, bir süre sonra daha mutlu ve kendini sağlıklı hisseder. Bu genelde stresli kişilerin denediği ve işe yaradığı bir yöntem. Ve genelde stres ilacı almadığın halde düzelen bir problem. (istisnalar hariç(ilaç alan)). Şunu bi açalım, bir insan mesela nasıl mutlu olur? Mutluluk hormonu salgılanınca tabi. Bu hormonu az önce ki gibi zihinsel düşünceyle salgılıyorlar? Yani fiziksel bir etki olmadığı halde bu meydana geliyor? İşte göz rengi için de böyle olduğunu düşünüyorum. Fiziksel bir etki olmasa bile, ne kadar zor olursa olsun, mutlaka zihinsel etkiyle değişeceğini düşünüyorum.
Adamın yaşı ile gözükmesi haline gelirsek, kesinlikle adamın 90 yaşında olup 30 u gibi gözükmesini, yogasız, meditasyonsuz, değil de dna ya, yani tesadüfe bağlı olduğunu söylersek, adamın suratına tükürmüş gibi oluruz.
10 saat boyuncada uyanık kalacağımı sanmıyorum.
bende biraz araştırdım ve zararı olurmu çünkü hücreleri değiştiriyormuş böle şeylere inanmıyorum doğrusu fakat inanmaya çalışıcam çünkü mavi renk gözümde en çok istediğim renk :D , kalıcı olmasını istiyorum tabiki.
her gün ne kadar denemem gerekiyor.
vede mavi yapmaya çalışırken kırmızı veya yeşil olma gibi söz konusu olabilir mi?
çünkü gözüm kapalıyken siyahlık bazen mor , bazen yeşil , bazende turuncu oluyor :D
Şimdi en başta şöyle bir şey var. Bu tip konular, tamamen inanmaktan geçiyor. Yani kendiniz inanmazsanız, acaba olacak mı düşüncesiyle bunu denerseniz başarılı olacağınızı sanmıyorum. Çünkü en önce değişeceğine dair kendinizi kandırmanız lazım, yani beyninizi kandırmanız lazım. Aklınıza şüphe düşmemesi gerekiyor.
Sorduğun soruya gelirsek, sen hangi rengi istiyorsan, onu canlandırıyorsan ve kendine o rengi inandırmışsan, o renk olur. Bir sitede deneyenler arasında adam bir süre boyunca gözünü kırmızı yapmak için uğraşmış, ve değişmeye başladığında gözünü bir daha eski haline çevirememiş, inandırıcı değil pek ama gülmüştüm :ehe
 
  • Beğen
Tepkiler: .NeXuS.

dgnert

Üye
Orası zaten öyle, zihinsel aktivitite kadar bedensel aktiviti de önemli ama o adam belinden aşağısını oynatamıyorken çok fiziksel aktivite yapabileceğini düşünmüyorum. Bu yüzden de daha çok zihinsel aktivide bunda rol oynuyordur.
Tutupta gözünün rengini değiştirmek için aynı anda mavi olmasını isteyip gözüne mavi mürekkep sıkmazsın. Yani göz rengi değiştirme konusunda fiziksel etki yapamazsın. Sadece zihinsel etki yapmaya çalışırsın, ama fiziksel bir etki olmasa bile bunu zihinsel ile yapmak tamamen imkansız değildir. Mesela aşırı stresli ve mutsuz olan biri gidip düzenli meditasyon ve yoga yaparsa, bir süre sonra daha mutlu ve kendini sağlıklı hisseder. Bu genelde stresli kişilerin denediği ve işe yaradığı bir yöntem. Ve genelde stres ilacı almadığın halde düzelen bir problem. (istisnalar hariç(ilaç alan)). Şunu bi açalım, bir insan mesela nasıl mutlu olur? Mutluluk hormonu salgılanınca tabi. Bu hormonu az önce ki gibi zihinsel düşünceyle salgılıyorlar? Yani fiziksel bir etki olmadığı halde bu meydana geliyor? İşte göz rengi için de böyle olduğunu düşünüyorum. Fiziksel bir etki olmasa bile, ne kadar zor olursa olsun, mutlaka zihinsel etkiyle değişeceğini düşünüyorum.
Adamın yaşı ile gözükmesi haline gelirsek, kesinlikle adamın 90 yaşında olup 30 u gibi gözükmesini, yogasız, meditasyonsuz, değil de dna ya, yani tesadüfe bağlı olduğunu söylersek, adamın suratına tükürmüş gibi oluruz.

Fizyoterapi tedavisinde felçli birisini ilk başta koşturmuyorlar zaten. Bağdaş kurduğunda eğer ayağın karıncalanmışsa direk ayağa kalkamazsın. Bu durumu yaşamışsındır. ilk başta ayağını sallarsın, kan dolaşımını hızlandırırsın sonra düzelir ayağın. Fizyoterapide bu şekilde yavaş yavaş tedavi uygulanır. Hasta psikolojik olarak kendini hazırlamazsa iyileşeceğine inanmazsa tedavi süreci zaten yürümez. Onun için hem fiziksel hem de zihinsel faktörler tedavi sürecine etki eder.

Göz rengini değiştirmek için en bilinen fiziksel etki lens takmaktır. Yoganın amacı da zaten stresten kurtulma,düşüncelerden arınma terapisidir. Vücudunun, mutlu olduğunda mutluluk hormonunun salgılaması, heyecanlandığında adrenalin salgılaması, ağladığında göz yaşını salgılaması gibi tepkileri vardır. Vücudunun bu tepkileri senin kontrolünde değildir. İstediğin kadar konsantre ol, meditasyon yap gözüne bir çaput geldiğinde gözyaşı akmamasını sağlayamazsın. Veya heyecanlandığında adrenalin salgılamasını, heyecanlandığında kalbinin hızlı çarpmasını durduramazsın. Bu tepkiler psikolojik değil vücudunun otomatik verdiği tepkilerdir. Ama sen bunu göz rengi ile kıyaslayamazsın. Göz rengi insanın genlerinde belirlenir tıpkı saç rengi, deri rengi, boy gibi. Ancak bu faktörlerden bazıları fiziksel çevreden ve yaşam koşullarından etkilenir. Çocuğun genlerinde uzun boylu olacağı yazsa bile vücudun kalsiyum ihtiyacı karşılanmazsa boyu uzamaz. Genler de kalıtımsal olarak anne ve babadan geçer. Anne ve babası renkli gözlü ise çocuklarının da renkli gözlü olma ihtimali yüksektir. Yani embriyo gözlerim mavi, saçım sarı olsun diye düşünmüyor.

Yaş konusuna gelince dediğim gibi genler de etkiliyor, yaşam biçimi de. Yogaya gönlünü adamış birisinden her akşam alem yapmasını bekleyemeyiz. Vücuduna ne kadar iyi bakarsan o kadar genç ve dinç olursun.
 
NEXUS

NEXUS

Üye
Orası zaten öyle, zihinsel aktivitite kadar bedensel aktiviti de önemli ama o adam belinden aşağısını oynatamıyorken çok fiziksel aktivite yapabileceğini düşünmüyorum. Bu yüzden de daha çok zihinsel aktivide bunda rol oynuyordur.
Tutupta gözünün rengini değiştirmek için aynı anda mavi olmasını isteyip gözüne mavi mürekkep sıkmazsın. Yani göz rengi değiştirme konusunda fiziksel etki yapamazsın. Sadece zihinsel etki yapmaya çalışırsın, ama fiziksel bir etki olmasa bile bunu zihinsel ile yapmak tamamen imkansız değildir. Mesela aşırı stresli ve mutsuz olan biri gidip düzenli meditasyon ve yoga yaparsa, bir süre sonra daha mutlu ve kendini sağlıklı hisseder. Bu genelde stresli kişilerin denediği ve işe yaradığı bir yöntem. Ve genelde stres ilacı almadığın halde düzelen bir problem. (istisnalar hariç(ilaç alan)). Şunu bi açalım, bir insan mesela nasıl mutlu olur? Mutluluk hormonu salgılanınca tabi. Bu hormonu az önce ki gibi zihinsel düşünceyle salgılıyorlar? Yani fiziksel bir etki olmadığı halde bu meydana geliyor? İşte göz rengi için de böyle olduğunu düşünüyorum. Fiziksel bir etki olmasa bile, ne kadar zor olursa olsun, mutlaka zihinsel etkiyle değişeceğini düşünüyorum.
Adamın yaşı ile gözükmesi haline gelirsek, kesinlikle adamın 90 yaşında olup 30 u gibi gözükmesini, yogasız, meditasyonsuz, değil de dna ya, yani tesadüfe bağlı olduğunu söylersek, adamın suratına tükürmüş gibi oluruz.

Şimdi en başta şöyle bir şey var. Bu tip konular, tamamen inanmaktan geçiyor. Yani kendiniz inanmazsanız, acaba olacak mı düşüncesiyle bunu denerseniz başarılı olacağınızı sanmıyorum. Çünkü en önce değişeceğine dair kendinizi kandırmanız lazım, yani beyninizi kandırmanız lazım. Aklınıza şüphe düşmemesi gerekiyor.
Sorduğun soruya gelirsek, sen hangi rengi istiyorsan, onu canlandırıyorsan ve kendine o rengi inandırmışsan, o renk olur. Bir sitede deneyenler arasında adam bir süre boyunca gözünü kırmızı yapmak için uğraşmış, ve değişmeye başladığında gözünü bir daha eski haline çevirememiş, inandırıcı değil pek ama gülmüştüm :ehe
evet onu bende araştırırken gördüm başka sitede clancy galiba üyeliğinin adı :ehe
şimdi lens takıyomuş ama ben inanmadım doğrusu.
ama konuya gelirsek o biraz zor bence çünkü gözümle görmedikten sonra inanmak zorlaşıyor. inanmaya çalışıyorum şüphe düşüyor :D
 
BelaMonte

BelaMonte

Üye
    Konu Sahibi
Fizyoterapi tedavisinde felçli birisini ilk başta koşturmuyorlar zaten. Bağdaş kurduğunda eğer ayağın karıncalanmışsa direk ayağa kalkamazsın. Bu durumu yaşamışsındır. ilk başta ayağını sallarsın, kan dolaşımını hızlandırırsın sonra düzelir ayağın. Fizyoterapide bu şekilde yavaş yavaş tedavi uygulanır. Hasta psikolojik olarak kendini hazırlamazsa iyileşeceğine inanmazsa tedavi süreci zaten yürümez. Onun için hem fiziksel hem de zihinsel faktörler tedavi sürecine etki eder.

Göz rengini değiştirmek için en bilinen fiziksel etki lens takmaktır. Yoganın amacı da zaten stresten kurtulma,düşüncelerden arınma terapisidir. Vücudunun, mutlu olduğunda mutluluk hormonunun salgılaması, heyecanlandığında adrenalin salgılaması, ağladığında göz yaşını salgılaması gibi tepkileri vardır. Vücudunun bu tepkileri senin kontrolünde değildir. İstediğin kadar konsantre ol, meditasyon yap gözüne bir çaput geldiğinde gözyaşı akmamasını sağlayamazsın. Veya heyecanlandığında adrenalin salgılamasını, heyecanlandığında kalbinin hızlı çarpmasını durduramazsın. Bu tepkiler psikolojik değil vücudunun otomatik verdiği tepkilerdir. Ama sen bunu göz rengi ile kıyaslayamazsın. Göz rengi insanın genlerinde belirlenir tıpkı saç rengi, deri rengi, boy gibi. Ancak bu faktörlerden bazıları fiziksel çevreden ve yaşam koşullarından etkilenir. Çocuğun genlerinde uzun boylu olacağı yazsa bile vücudun kalsiyum ihtiyacı karşılanmazsa boyu uzamaz. Genler de kalıtımsal olarak anne ve babadan geçer. Anne ve babası renkli gözlü ise çocuklarının da renkli gözlü olma ihtimali yüksektir. Yani embriyo gözlerim mavi, saçım sarı olsun diye düşünmüyor.

Yaş konusuna gelince dediğim gibi genler de etkiliyor, yaşam biçimi de. Yogaya gönlünü adamış birisinden her akşam alem yapmasını bekleyemeyiz. Vücuduna ne kadar iyi bakarsan o kadar genç ve dinç olursun.
Tamam ilk başta doğru yazdın da, insan heyecanını adrenalini kontrol edemiyor diyorsun, bunda kesinlikle yanlışın var. Sırf bazı insanlar fazla heyecanlandıklarından zihinsel terapi görüyorlar ve bu sorunu çözüyorlar. Ya bu adrenalini ve heyecanlanmayı bizzat kendimde denedim zaten. Normalde kavgada aşırı heyecanlandığım ve aşırı adrenalin salgıladığım için kavga bile edemiyordum, neredeyse kolumu bile kaldıramıyordum, o an bana sanki rüyaymış gibi geliyordu. Tamam bir kaç dayak yedikten sonra alışıyorsun ama hiç dayak yemedim. Bu durumdan çok sinirlenmiştim, kendi zihinsel terapimi kendim yapmıştım. Hatta bunalıma bile girmiştim kavga esnasında niye bana böyle oluyor diye. Ama sonra aklıma bu konular geldi, biyokinezi, zihinsel terapi, biraz araştırdım ve kendime sinirlenip elimi sıkarak "bir daha kavgada heyecanlanmayacağım!" Haykırdığım oluyordu. Hatta bunun için kendime meditasyon yapıp komut vermiştim. Sonra ne mi oldu? Kavga öncesinde bile aşırı heyecanlanan titreyen ben (korktuğumdan da değil onu söyleyeyim, elimde olmayan bir şeydi), şimdi 15 tane kürt sadece arkadaşla bana dalmak üzere olduğunda aklıma kendime dediklerim geldi, kavgada da bi gram heyecanlanmadım, adrenalin de gelmedi. Sağlıklı düşünüp yırtmıştık kavgadan. (hatta bu olay olduğu akşamı konu açtım maxicepe anlattım :) ) her neyse işte, heyecanlanma da adrenalinde kesinlikle senin zihninde olan bir şey ve sana da bağlı. Yani göz kırpması gibi bir şeydir. İstersen kırpmayabilirsin, ama kendisi otomatik kırpar. Yani istersen o hormonları salgılamayabilirsin. Sen bu tür hormonları insanların elinde değildir diyorsun. Zaten yoganın amacı, meditasyonla zihninin derinliklerine gidip kilitli kapıları açmaktır. Bu tür şeyleri insanın kontrolünde yapmaktır. Bu yoganın genelinde var zaten.
 

dgnert

Üye
Senin dediğin şey öfke kontrolü. Öfkelenmediğinde veya heyecanlanmadığında zaten vücudun hormon salgılamaz. Önek olarak yükseklik korkusu olan ve olmayan iki kişiyi verebiliriz. Yüksek bir binanın tepesine bu iki kişiyi koyduğumuzda yükseklik korkusu olan adrenalin hormonu yüksek olur. Kişi ben çok korkuyorum ama 2gram yerine 1 gram adrenalin salgılayayım daha az korkarım diye düşünmez. Bu vücudun korkunun şiddetine göre verdiği tepkidir. Meditasyon ile korkunu hafifletebilirsin veya yok edebilirsin. Eğer hormon salgılamasını kontrol edebilseydin ne heyecan ne korku hiç bir şey hissetmezdin. Örnek olarak eskiden amerikada gökdelen inşaatında çalışan işçileri verebiliriz. Bu işçiler bazı kişilerin fotoğraflarda bile bakmaya korktukları yerlerde çalışıyorlardı. Ufak bir ters hareket heyecanlanma ölümlerine yol açacakken bir çoğu böyle durumlarla karşılaşmadı veya daha az karşılaştı. Bütün bunları meditasyonla mı öğrendiler.

İnsan beyni olayları algılar yorumlar ve tepki verir. Sen beynini kandırırsan tehlike olmadığına ikna edersen adrenalin de salgılamaz.
 

dgnert

Üye
Korku olayında bir çalışmada vardı. Onu kısa bir şekilde anlatayım daha açıklayıcı olur. Denek olarak bir çocuk kullanıyorlar. Ama biz denek yerine kurban diyelim. Kurbananın yanına tavşan koyuyorlar. Kurban bu tavşanla ilk başta oynuyor. Daha sonra tavşanı gördüğünde yüksek sesle rahatsız edici bir ses veriyorlar. Kurban belli bir süre sonra daha önce oynadığı tavşandan ses olmasa bile korkmaya başlıyor. Burada kurbana korkuyu öğretiyorlar. Beyini o tavşandan korkmaya programlanıyor. Kurban tepkisini tamamen algısal olarak veriyor. Yani korku olarak zihnini yönlendirilirsin. Ama beynin heyecan, korku gibi hisleri algıladığı zaman hormon dengesini yönlendiremezsin. Ben çok korktum ama daha az hormon salgılayayım diye bir komutu vücuduna veremezsin. Aynı olayı 1yaşındaki ve 5 yaşındaki çocukları balkondan aşağıya sarkıtarak yapabilirsin ama tehlikeli olacağından kesinlikle yapma. 1 yaşındaki çocuk herhangi bir tepki vermez. Nedeni yükseklik korkusunun olmamasıdır. 5yaşındaki çocukta yükseklik korkusu olacağından vücudu korkunun şiddetine göre hormon salgılar. Korku, heyecan gibi duygular öğrenme etkisine göre değişkenlik gösterir. Dünyanın farklı yerlerindeki insanların korkuları farklı olabilir ama salgılanan hormonlar aynıdır.
 
BelaMonte

BelaMonte

Üye
    Konu Sahibi
İlk şunu sorayım, sizce bir insan mutlu olduğu için mi mutluluk hormonu salgılanır, yoksa mutluluk hormonu salgılandığı için mi mutlu olur? Mutluluk hormonu salgıladığı için mutlu olur. Yani bir insan adrenalin salgıladığı için korkar. Hayattan nefret eden, mutsuz bir insana deney yapıp, o insanın mutluluk hormonunu salgılatırsan, adam mutlu olur yani. Hem mutsuz hem mutlu olmaz. Sen diyorsun ki, öfkelendiğinde vücudun hormon salgılar. Aslında tam tersi, insan hormon salgıladığı için öfkelenir. Yani burada meditasyon, terapi, aslında direk hormonlara etki ediyor. Yani sen hormonlara etki etmez diyorsun. Meditasyon ile öfke kontrolü, aslında direk öfkeyi sağlayan hormona etki eder. O Amerika da çalışan işçilere gelirsek, onlar ya yüksekten korkmayan insanlardır, yada zamanla alışan insanlardır. İlk kavga da nasıl heyecanlanırsan adrenalin salgılarsan, 100. Kavganda da nasıl artık heyecanlanmıyorsan, o işçiler için de öyledir.
Korku olayında bir çalışmada vardı. Onu kısa bir şekilde anlatayım daha açıklayıcı olur. Denek olarak bir çocuk kullanıyorlar. Ama biz denek yerine kurban diyelim. Kurbananın yanına tavşan koyuyorlar. Kurban bu tavşanla ilk başta oynuyor. Daha sonra tavşanı gördüğünde yüksek sesle rahatsız edici bir ses veriyorlar. Kurban belli bir süre sonra daha önce oynadığı tavşandan ses olmasa bile korkmaya başlıyor. Burada kurbana korkuyu öğretiyorlar. Beyini o tavşandan korkmaya programlanıyor. Kurban tepkisini tamamen algısal olarak veriyor. Yani korku olarak zihnini yönlendirilirsin. Ama beynin heyecan, korku gibi hisleri algıladığı zaman hormon dengesini yönlendiremezsin. Ben çok korktum ama daha az hormon salgılayayım diye bir komutu vücuduna veremezsin. Aynı olayı 1yaşındaki ve 5 yaşındaki çocukları balkondan aşağıya sarkıtarak yapabilirsin ama tehlikeli olacağından kesinlikle yapma. 1 yaşındaki çocuk herhangi bir tepki vermez. Nedeni yükseklik korkusunun olmamasıdır. 5yaşındaki çocukta yükseklik korkusu olacağından vücudu korkunun şiddetine göre hormon salgılar. Korku, heyecan gibi duygular öğrenme etkisine göre değişkenlik gösterir. Dünyanın farklı yerlerindeki insanların korkuları farklı olabilir ama salgılanan hormonlar aynıdır.
O verdiğin çocuk örneğinde zihinsel olarak korkmasını sağlamak yerine, fiziksel olarak korkmasını sağlıyorlar, yani ses veriyorlar. Bu örnek, insanın hormonuna etki edemeyeceğini göstermez
Ya sonuç olarak, sen beynine komut verince beynin artık öfkelenmemeni sağlıyor. Yada korkmamanı sağlıyor. Sen beynine komut verince beynin senin komutuna göre hormon salgılıyor. Kısaca sen komut verdin diye beynin kendi iç düzenine, organlarına etki edebiliyor. Bu hormon etkisi bunun sadece bir örneği. Bunu yapan beyin, sen düzgünce komut verirsen eğer, zamanla vücudunda başka etkiler yapabileceğini düşünüyorum. Bu parapsikoloji, meditasyon, yoga ile uğraşan kişiler için imkansız değildir. Onlar da böyle olduğumu söylerler ve inanırlar, bende inanıyorum
 
Son düzenleme:

dgnert

Üye
İnsanlar hormon salgıladığı için öfkelenmez. Sen hormon salgılamayı kontrol edebileceğini söylüyorsun. O zaman öfkeleneceğin bir durum olmasa bile istediğin zaman öfke krizine varan nöbetler geçirebileceğini iddia etmiş oluyorsun. Ben hormon salgılamasını kontrol edemeyeceğini sadece korkunu, heyecanını kontrol edebileceğini söylüyorum ve bu konu hakkında bir çok bilimsel yazı bulabilirsin. Çocuk örneğini verme nedenim de korkunun daha sonra öğrenilebileceğini açıklamaktır. Çocuklar hormon salgıladığı için korkmazlar korkacakları bir olaydan etkilendiğinde korkarlar veya heyecanlanırlar.

En çok bilinen hormon adrenalindir. Eğer adrenalinin daha fazla salgılanmasının nedenini araştırırsan benim dediğimi daha iyi anlarsın. İyiki google ve wikipedia var ama interneti doğru şekilde kullanmazsan çok yanlış bilgiler de elde edebilirsin.
 
BelaMonte

BelaMonte

Üye
    Konu Sahibi
Bak işte, insan hormon salgıladığı için öfkesi mutluluğu değişir. Sen mesela üzülüp ağlarken, biri gelip sana mutluluk hormonu verirse, gülmeye başlarsın. Kendini gene mutsuz hissetmezsin.
Ona bakarsan, gözünün rengine etki edebileceğini düşünüyorum, insan vücuduna etki ediyorsa o zaman 3. Kolunu da çıkarır, kendine kanat da çıkarır? Bu mantıkla bakarsak işin içinden çıkamayız, her şeyin abartısı ve seviyesi var. Ben öfke hormonumuzu kontrol ettiğimiz için öfkelenmediğimizi söylüyorum, sen "o zaman istediğin zaman sinir krizi geçirirsin" diyorsun.

Sen hormonları kontrol edemeyip sadece korku ve heyecanını kontrol edebileceğini söylüyorsun ama korku ve heyecanı da zaten adrenalin hormonu salgılar? Onları kontrol etmek demek, adrenalin hormonunu kontrol etmek demek işte.

Bir bebek korkuyu ve heyecanı sonra öğrenir, çünkü onlar hormon değildir diyorsun ama bir bebeği yere koysan, uzağına da kopek koysan ve o köpek bebeğe doğru hızla koşsa, bebek te adrenalin salgılamaz, ama o da hormon? Bebek dediğim 1 gibi yaşlarında filan. Adrenalin geliştiği zaman korku ve heyecan da gelişir yani. Ve sen buna etki edebilirsin, imkânsız değil
 


Üst Alt