BelaMonte
Üye
-
Konu Sahibi
-
Benim buna inanmam size niye bu kadar batıyor anlamış değilim. İnanmıyorsan git kardeşim çok mu zor? Gerçekten ciddi anlamda mantıklı açıklamasını yapacaktım ama şu yorumundan sonra vaz geçtim. Sırf şu yorumundan senin ergen olduğunu anlayabiliyorum. Ne bu laf sokma çabası?Bu konuda ciddi isen bir psikologa görünmende fayda var. Sana biraz garip gelecek ama bu davranışların şizofren belirtileri olabilir.
siyah olacağını sanmıyorum kahvedir o.siyah renk sadece peygamber efendimizde varmış.benim gözüm siyah mavi olmazmı
burnuna tüm gücünle sivilce patlatma baskısı verKırmızı olabilme şansı varmı
O bacak ağrıma örneğinde zaten ağrı kesilmiyor, oraya dikkat edin. Beyin ağrıyı hissetmiyor, yani oradan gelen sinir hücrelerini durdurduğu için sen ağrıyı hissetmiyorsun. Sen hissetme diye komut verirsen, beyin o komutu alıp bir süre sonra hissetmez. Bu hipnoz olmuş insanın, karşısındakinin dediklerini yapması gibi bir şey. Benim biyokinezi den kastım da bu zaten. Sen kendine telkin veriyorsun, bi süre sonra beyin bu telkinleri alıyor ve sanki öyleymiş gibi uyguluyor. Plasebo etkisi buna güzel bi örnek olmuş.Ben insan beyninin yapabileceklerine karşı çıkmıyorum. Plasebo etkisinin bilimsel bir gerçeklik olduğunu da yazdım zaten. Plasebo etkisini merak edenler akademik araştırmalara da bakabilirler. Ayağın ağrıma örneğine değinecek olursak bu örnekte belirttiğin gibi zihinsel olarak konsantre olursan ayağının ağrısını hissetmezsin ancak bu senin ayağının yorulmadığı veya ağrımadığı anlamına gelmez. Ayağının ağrıması biyolojik, beyninin bunu hissetmesi zihinsel olaydır.
O bacak ağrıma örneğinde zaten ağrı kesilmiyor, oraya dikkat edin. Beyin ağrıyı hissetmiyor, yani oradan gelen sinir hücrelerini durdurduğu için sen ağrıyı hissetmiyorsun. Sen hissetme diye komut verirsen, beyin o komutu alıp bir süre sonra hissetmez. Bu hipnoz olmuş insanın, karşısındakinin dediklerini yapması gibi bir şey. Benim biyokinezi den kastım da bu zaten. Sen kendine telkin veriyorsun, bi süre sonra beyin bu telkinleri alıyor ve sanki öyleymiş gibi uyguluyor. Plasebo etkisi buna güzel bi örnek olmuş.
Bak biliyorum doğru bir şey yazmışsınız ama bu dediğiniz biyokineziden çok farklı bir şey. Beyin gücü ile hücre üretimine gelirsek, bunu bi örnekle gösterebilirim. Kanserin oluşumunu biliyorsunuz, vücudun gereğinden fazla hücre üretmesiyle oluşuyor. Mesela bunu akciğer kanseriyle örnek verelim. Eğer siz aklınıza her geldiği zaman kendinize "ben akciğer kanseriyim, ben akciğer kanseriyim. Gereğinden fazla hücre üretilecek ve ben kanser olup öleceğim" komutu verip, psikolojinizi tamamen kanser olmuş gibi ayarlarsanız, ve bunu her gün her saat başı derseniz, kendinizi o psikolojiye hazırlarsanız, inanın çok değil, sadece bir kaç ay sonra yavaş yavaş kanser belirtileri çıkmaya başlar. Bunu isterseniz deneyin diyemem tabi ki. Ama siz şöyle düşünüyorsunuz, o zaman kendime "ben örümcek adam olacağım" diye tekrarlarsam, örümcek adam mı olacağım? Mantığına bakıyorsunuz, e o yüzden tabi inandırıcı gelmez. Yani senin konuna dönelim, bu işlemi yapınca ve bi müddet sonra nasıl kanser oluyorsan, yani nasıl vücudun yeni hücre üretiyorsa, aynısını göz pigmentleri için de yapabilir diye düşünüyorum. Başka bir mantıklı açıklaması yoksa tabi ki, bunu da bilemeyiz.Benim de anlatmak istediğim bu. Beyin olması gerekeni değiştirmez, sadece algısal olarak farklı bir açıyla görürsün. Beynimiz bir fareyi dağ olarak, bir dağı fare olarak algılayabilir. Bu noktada gerçekliği aramak gerekir. Türk filmlerinde çöle düşmüş kahramanımıza serap olarak bir su göleti gösterirler. Kahramanımız suyun yanına gider bir bakar ki aslında su yok. Su aslında halüsinasyonmuş. Bu filmlerde olan gerçek hayatta da olur. Buna en güzel örneği bir fotoğrafla anlatırsak;
Fotoğrafta gördüğünüz gibi aslında fiziksel olarak dönmeyen nesneleri beynimiz dönüyor gibi görür. Yani fiziksel gerçek resmin sabitliğidir. İlizyon gerçeği de resmin döndüğüdür. Şimdi bu olaylardan hangisi gerçek?
Konumuzu örneklerle pekiştirdikten sonra asıl konumuz olan göz rengi değişimine geçelim. Göz rengimiz de fiziksel gerçekliktir. İnsanların göz renklerini veren madde pigment hücreleridir. Hep olmasını istediğiniz renkli gözler aslında pigment eksikliğinden kaynaklanır, yani bir kusurdur. Sen bana beyin gücüyle bu hücreleri yok ettiğini ya da yeniden oluşturduğunu iddia ediyorsun. Bu olayı biraz daha açarsak. İnsanların biyolojik ölümü hücrelerin yaşlandıkça çoğalma yetilerini kaybetmesinden gerçekleşir. Eğer beyin gücü ile hücre oluşturduğunu iddia ediyorsan bu işin sonu ölümsüzlüğe kadar varır.
Sakin ol kardeşim ama size şunu diyeyim, aslında en başında sormam lazımdı. Eğer ateistseniz, sizin gözünüzün önünde göz rengimi değiştirsem bile inanmazsınız. Çünkü ateistler tanrının varlığını nasıl inkar ediyorsa, aynı şekilde bu konuyu da inkar ediyor. Biyokineziyi kabul ederse, tanrının varlığını da kabul etmiş olur. O yüzden "ateist iseniz" fazla uğraştırmayın konuyu terk edin, zaten inanmayacaksınız demektir. Ve benim anlattığım şeyin literatüreyi alt etmekle bi gram alakası yok@BelaMonte litaratürü alt üst ettin kardeş, dolma kalemle evrimi çürüten adamı bile sollamak üzeresin. tamam ben inandım yeterki sen bilimsel konuşma artık ve şu anlattıklarını araştır kardeş ne olursun.
Grip konusunda haklısın, olmayan grip hücresini zaten üretemezsin. Ama mutsuzsan kanser olma riski de var, zaten benim dediğim de bu. Biyokinezi de psikolojik demiştim, kendin o psikolojiye girersen, kendine komut verirsen kanser olabilirsin demiştim. Buda senin dediğinle uyumlu zaten.Kanserli hücreler konusunda dediğin belli bir yere kadar doğru. Kanser hücreleri vücudunda varsa vücudunun zayıf anını kollarlar. Eğer moralin düşükse vücudunu sarar. Bu olayı heyecanlandığında kalbinin çok hızlı bir şekilde çarpar, mutluysan enerjik hissedersin, umutsuzluğa düştüğünde vücudun buna tepki olarak zayıf düşer mantığında açıklayabiliriz. Vücudun zayıfsa kanserli hücrelerin çoğalır. Kanserli hastalara vücut dirençlerini arttırmak için psikolojik destekte verirler. Ama senin dediğin gibi kanser olma ihtimali olmayan birisi düşünce gücüyle kanser olmaz. Daha anlaşılır olması için grip örneğini verebiliriz. Yazın ortasında grip mikrobunu almadan istediğin kadar grip olduğunu düşün grip olmazsın. Çünkü vücudunda grip mikrobu yoktur. Ruh halinden dolayı sadece bitkin düşebilirsin.
Benim allaha inancım var. Elhamdülillah Müslümanım. Sen bu dediklerini ateistlere anlat seni el üstünde tutarlar. Milyarlarca yılda oluştuğunu iddia ettikleri evrim sürecini sen bir elin parmaklarını geçmeyecek günde tamamladığını iddia ediyorsun.
Grip konusunda haklısın, olmayan grip hücresini zaten üretemezsin. Ama mutsuzsan kanser olma riski de var, zaten benim dediğim de bu. Biyokinezi de psikolojik demiştim, kendin o psikolojiye girersen, kendine komut verirsen kanser olabilirsin demiştim. Buda senin dediğinle uyumlu zaten.
Bak işte ben neyi anlatıyorum sen neyi anlıyorsun. Bunun, benim anlattığımın milyarlarca evrime karşı gelen neyi var? Biyokimezi nin olması, ateistlerin evrim teorisini çökertiyor mu şimdi anlamadım.
konuyu saptırmak istemem ama evrim teorisyenleri değil paleontologlar söylüyor. Yani bu iddia değil test edilebilir bir gerçektir. Gözün evrimi terliksi hayvan denilen ışığa duyarlı tek hücreli canlılarda başlamıştır. Evrim olgudur tıpkı yer çekimi gibi. Bilimdeki teori ile günlük hayattaki teori kelimesi aynı değildir. Ve evrim yüz binlerce testten başarıyla geçmiştir. Ayrıca elhamdülillah müslümanım dedikten sonra evrime dil uzatmakta bu ithal kavganın sonucudur. Evrim hristiyanlık ile ters düşer çünkü isa tanrının kendisidir dolayısı ile tanrının maymundan gelme fikri bu kavgayı doğurmuştur -ki kaldı ki maymundan değil ortak ata olan primatlardan gelmişizdir- bilimin dinle işi yok,bu sıkıntı yobaz hristiyanlar tarafından dünyaya pazarlanmıştır. Bugün adnan oktar gibi neydüğü belirsiz tiplerle islam aleminde de aynı etkiyi yaratmak için bilinmeyen güçlerce finanse edilmektedir. Bu konuda popüler yozlaşmadan uzaklaşıp bilgiye önem verilmelidir..Gözün evrimi konusuna gelirsek. Yazım çok uzun olduğundan kısadan anlatayım. Evrim teorisyenleri ilk göz şeklini ışığa karşı duyarlı hücre olarak tanımlamışlardır. Daha sonra tek hücreli göz evrimden geçerek günümüzde bir çok canlıda farklı çeşitleri olan gözlere dönüştüğünü iddia etmektedirler. Bu olayların milyonlar hatta milyarlarca yılda olduğunu iddia ederler ve bunu doğal seçilim olarak tanımlarlar. Doğal seçilimi de adaptasyon olarak açıklayabiliriz. Canlıların gözleri hayatta kalmak için evrim geçirmiştir. Bir kartalın gözleri avlanmaları için çok keskindir, eğer gözleri insanların gözlerine benzeseydi aç kalırlar ve türlerini devam ettiremezlerdi. Senin iddia ettiğin şey de bir evrimdir. Gözündeki hücreleri değiştirdiğini iddia ediyorsun. Hatta sadece düşünce gücüyle ve hiç bir fiziksel müdahalede bulunmadan. Bu anlattıkların evrim teorisini bile aşıyor. (Not: Evrim teorisine inanmıyorum.)
konuyu saptırmak istemem ama evrim teorisyenleri değil paleontologlar söylüyor. Yani bu iddia değil test edilebilir bir gerçektir. Gözün evrimi terliksi hayvan denilen ışığa duyarlı tek hücreli canlılarda başlamıştır. Evrim olgudur tıpkı yer çekimi gibi. Bilimdeki teori ile günlük hayattaki teori kelimesi aynı değildir. Ve evrim yüz binlerce testten başarıyla geçmiştir. Ayrıca elhamdülillah müslümanım dedikten sonra evrime dil uzatmakta bu ithal kavganın sonucudur. Evrim hristiyanlık ile ters düşer çünkü isa tanrının kendisidir dolayısı ile tanrının maymundan gelme fikri bu kavgayı doğurmuştur -ki kaldı ki maymundan değil ortak ata olan primatlardan gelmişizdir- bilimin dinle işi yok,bu sıkıntı yobaz hristiyanlar tarafından dünyaya pazarlanmıştır. Bugün adnan oktar gibi neydüğü belirsiz tiplerle islam aleminde de aynı etkiyi yaratmak için bilinmeyen güçlerce finanse edilmektedir. Bu konuda popüler yozlaşmadan uzaklaşıp bilgiye önem verilmelidir.
Ek not olarak düşmek istedim. Kaldığınız yerden bilim üretmeye devam edebilirsiniz
İşte sorunda burada, biyokinezinin din yada evrimle bi alakası yoktur. Evrime inananın biyokineziye inanmaması gibi bi şartlılığı yoktur. Aynı şey din için de geçerli. İkisi çok farklı şeylerdir.Ben evrim konusunda detaylı bir bilgiye sahip değilim. Onun için tanımlarda yanlışlarım olabilir. Konuya açıklama getirirken de mümkün olduğu kadar sade herkesin anlayacağı bir dil kullanmaya çalışıyorum. Evrim ile din konusundaki tartışmalar bu konuyu çok farklı yerlere taşır. Evrimden bahsetmemin nedeni din ile biyokineziyi aynı kefeye sokmasıdır. Biyokinezi evrim sürecine bile kısmen aykırı iken dine vurgu yaparak açıklaması insanda ne bilim bıraktı ne ilim.
bunu denediniz oldumu peki.Zahmet edip bilgilendirmeye çalışmışsınız da ben zaten yukarıda attığınız yazıyı biliyorum. Ve sadece kanser Olucam kanser Olucam denilince kanser olursun da demiyorum? Her neyse işte.
Ben anlamıyorum, evrim teorisine inanmıyorum diyorsunuz doğruymuş gibi anlatıyorsunuz? Şimdi hangisi doğru neye göre hareket edelim? Her neyse, şahsen ben trilyonlarca ihtimalin (tesadüfün) gerçekleşeceğine asla inanmam
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?