Öncelikle D3N1Z'e aynen katıldığımı ifade edeyim. Arkadaşlar dinleyin veya dinlemeyin RAP'in bir felsefesi vardır. Hem de çok önemli bir felsefe. D3N1Z'inde ifade ettiği gibi RAP bir isyan müziğidir. 90'ların sonlarına kadar da böyle kalmıştır ve ne olursa olsun bu misyonu devam ettiren rap müzisyenlerinin sayısı bugün bile diğerlerinden fazladır. RAP tüm dünyada bir başka değişle Türkiye'deki ÖZGÜN MÜZİĞİN yerini tutmuştur. Ancak bugün Türkiye'de özgün müzik halen "KALAN MÜZİK" veya "ADA MÜZİK" gibi ticari amaç gütmeyen şirketler tarafından misyonunu devam ettiriken; aşağıda yazdığım alıntıdan da anlaşılacağı üzere RAP (isyan) müziği, büyük kapitalist şirketlerin elinde global anlamda oyuncak olmuştur.
Türkiye'de zaten özgün müziğin isyankar tavrı Türk halkına fazlasıyla yetmiş ve kendi kültüründen gelen,buram buram Anadolu kokan bu tavrı, dışarıdan gelen ithaline (yani rap müziğine) değiştirmemiştir. Yani rap klasik misyonunu Türkiye'de sergileme olanağı bulamamıştır. BUNUN EN ÖNEMLİ SEBEBİ DE TÜRKÇE RAP'IN TÜRKİYE'DE DEĞİL, ALMANYA DA ORTAYA ÇIKMASIDIR. Zira, orada yaşayan Türk halkı ezilmişliğini milletiyle ilişkilendirmiş (ki bu son derece doğaldır) ve yapılan müzik Almanya için isyan manasına gelse de Türkiye için militarist ve fazla milliyetçi kalmıştır. Bu Türkçe rap yapanları başka yönlere sevk etmiş ve ortaya "West Coast Rap" yapan Türk rap müzisyenleri çıkmıştır.
Rap'in tarihi ile ilgili kısa bir alıntı:
"Rap'in Doğuşu ve Kısa Özeti: Rap müzik 1970'lerin başında New York'un siyah gettolarında doğdu. Harlem, Bronx gibi siyahların yoğun olduğu yerlerdeki ezilen ve siyahi müzisyenler rap'in temellerini attı. Jazz, R&B (Rhytme and Blues) ve Funk müziklerini karıştırıp bir beat (müzik altyapısı) yapıp üstüne de rhyming (uyak) yaparak Freestyle doğaçlama olarak yeni bir müzik akımını başlattılar, RAP. Rap İngilizce'de zaten vuruş demektir. Bunların yanında insanların adrenalin, reklam, illegalite ve en önemlisi sanat ihtiyaçlarını karşılayan GRAFFITI sanatı özellikle Paris, New York ve Berlin başta metropollerde ve gettolarda kendine yer buluyordu. BOL GİYİNMEK ise düzgün fiziği belli etmeyi ve dar giyimden oluşan rahatsızlığı protesto ve insanları özgür bırakarak rahatlığı ön plana çıkarıyordu. BREAKDANCE ise gerek figürleri gerek çeşidi ve gerekse fiziği kullanışıyla aşırı efor ve heyecan isteyen bir dans türüdür. Bugün rap müziğin kurucusu ise DJ Kool Herc olarak kabul edilmektedir. Rap müzik seksenlere kadar ciddi anlamda bir ilgi görmedi. Ama seksenlerde müzikle beraber teknolojinin de gelişmesi rap'te kullanılan sampleların (üst müzikler) rock, klasik müzik v.b. türlerin de çoğalmasıyla rap ciddi anlamda bir patlama yaşadı. Rapperlar çeşitli düetlerle adlarını duyurmaya başladı. Bu sayede rap başta Amerika ve Avrupa metropolleri olmak üzere tüm dünyaya yayılmaya başladı. Rap'teki bu zenginlikte rap'e oldskool, newskool, gangsta gibi kollar kazandırdı. Ama bunların en önemlisi East Coast, West Coast ayrımıdır. West Coast Rap daha çok seks, para, silah, hayatın güzelliklerini konu alırken, East Coast Rap daha politik, depresif, adaletsizlik, eşitsizlik gibi konuları ele alıyordu. Dediğimiz gibi Rap gelişmekteyken tabi bunu ilk fark edenlerden biri de.Uluslararası Kapitalist Müzik Şirketleri oldu. Rapper'larla büyük anlaşmalar yaparak, geniş reklamlarla rap üstünden milyarlarca dolarlar kazanmaya başladılar. Özellikle Rap'teki DISS olayı yani laf atma, inanılmaz reyting sağlıyordu ve satışları da artırıyordu. Doksanlarının sonuna doğru tüm dünya gençliği Hip-Hop Kültürü'ne (maalesef körü körüne moda olduğu için katılanlarda dahil) katılmaya başladı. - Rap Neden Poltiktir? Rap 1970'lerde metropolün fakir siyah gettolarında doğdu. Siyahlar dünyaya demokrasi getirme yarışındaki Amerika'da her zaman 2. sınıftırlar. Lenin'in en güzel tahlillerinden biriyle; Dünya ezenler ve ezilenler olarak ayrılmıştır. Bu yüzden rap ezilenlerin müziği olarak doğdu. Bugün Fransa'daki rapperların çoğu siyah yada Arap, Almanya'da da siyah yada Türk, İngiltere'de ise yine siyah yada Hintler bu işi yapıyorlar. Çünkü rap 2. sınıf olmak, bir yerlere ait olmamak (ulusal ve bireysel bazlarda), ezilmişlik, itilmişlik insanları agresifleştirir, suça teşvik eder. Bu yüzden rap'te bol küfür ve hakaret vardır. Rap'in ilk dönemlerinde Amerika'da beyaz adam'a karşı, siyahların ezilmişliği, Avrupada azınlık- yabancı olmanın burukluğu ve ana ulusa entegre olamama sorununu ele almıştır. Pop gibi düzenin müzikleri sadece aşk ve güzellikleri konu alırken, Rap altmışlardaki isyan bayrağını Rock'tan kapmış bulunuyordu ve protestliğin tahtına oturmuş durumdaydı. Rap, işbirlikçi- yalancı politikacılara küfretti, çalışanların sorunlarını anlattı, dünyanın içinde bulunduğu durumu izah etti, sistemdeki aksakları eleştirdi, her ne kadar Amerikan orijinli bir müzik olsa da (gerçi kökeni değil, düzene bakış açısı önemli) emperyalizme, kapitalizme, siyonizme, adaletsizliğe, eşitsizliğe, insanlık gibi temel değerleri anlattı. Örneğin sevilmeyen bir politikacıya sadece sandık başında ve toplumsal baskılarla cevap verilebilirken, müzik yapmak uğruna sanatı katleden bir müzisyene kasetini almayarak cevap verebilirken, rap'te bu kızıldığı her anda belli edilebilir. Rap'te FREESTYLE vardır yani doğaçlama, Anadolu'daki aşık atışması gibi. Örneğin o dönem sosyal uçurum artmışsa zenginlere, ülke bütünlüğü tehlikedeyse bölücülere, sevgiye karşılık alınamıyorsa aşka bile sözlü saldırıda bulunulabilir. İşte Rap bu yüzden pop gibi kişiyi aşkla kısıtlamaz. Rap aşka bile eleştirel bakar, seni seviyorum, sana ölüyorum tarzı tekdüze ifadelerle değil içten geldi gibi anlatır."