karides
Üye
……. Bu âyetleri Resul aleyhisselamın nasıl açıkladığına bakmalıdır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kadının [yüz ve iki elinden başka] bütün bedeni avrettir.) [Mecmaul-enhür, El-mugni]
Bu hadis-i şerifte kadının tesettürü açıkça bildiriliyor. Kur'an-ı kerimin 17 yerinde Resulullaha (De ki, bana tâbi olun) buyuruluyor. Allahü teâlânın Resulüne tâbi olup Onun bildirdiği şekilde tesettüre riayet etmelidir!
Hazret-i Esma, ince elbise ile gelince, Resulullah efendimiz baldızına bakmadı. Mübarek yüzünü çevirip (Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüz ve elleri hariç, vücudunu erkeklere gösteremez) buyurdu. (Ebu Davud)
Hazret-i Âişe validemiz buyurdu ki:
(İlk muhacir kadınlara Allah rahmet etsin! Tesettür âyeti inince, hemen futalarını yırtıp başlarını örttüler) buyurdu. (Buhari, Nesai)
Hadi şimdi beyin fırtınası yapalım.
Türban yasağıyla ilgili fikrimi sonra yazarım. Ancak kesin olan bir şey var ki; o da dinimizin sonradan uydurulmuş yalan-yanlış binlerce hadisle şişirildiği gerçeğidir. Öyle ki, İslam Dünyasının bugünkü halinin en önemli sebebi bu uydurma hadislerdir. Peygamber efendimizin yaşadığı dönemde hoşgörü dini olan İslamiyet, sonrasında Emevilerin iktidar savaşlarında malzeme olmuş, kılıç ucunda dolaştırılan kellelerle anılır hale gelmiştir. Hatta o kadar ileri gidilmiştir ki, Ehl-i Beyt, Sahabe ayrımı dinlenilmeksizin katliamlar yapılmış, dinimiz yavaş yavaş kitabından uzaklaştırılmıştır. Niye? Çünkü, koltuk çok ama çok tatlı gelmiştir özellikle bir aşirete. Durun hemen üzülmeyin, hikayemizin bundan sonrası daha vahim. Her bir yerde şeyhler türemiş ve bu şeyhlerin “rivayet olunur ki” cümlesiyle başlayan uydurma hadisleri o hoşgörü dinini alıp götürmüş, 2006/İran’da küçücük bir çocuğun kolunu ceza niyetine kesen bir zihniyet oluvermiştir. İşin korkuncu da nedir bilir misiniz? Kitabına bağlı gerçek İslamiyet unutulmaya yüz tutarken; Kitabından uzaklaşan ve tümüyle hadislerin,şeyhlerin,şıhların yönlendirdiği bu garip dine dünyanın her yerinde İslamiyet denmiştir/denmektedir. Şimdi Salvadore’nin samimiyetini hiçbir şekilde sorgulamamakla beraber (ki bir yerden alıntı almıştır büyük ihtimal) yukarıdaki hadislerin kaynaklarına bir bakalım.
1) Mecmaul-enhür :Muhammed B. Süleyman. Osmanlı devletinde Şeyh-ul-İslamın damadıdır. 1668’de vefat etmiştir. Yani Peygamberimizin yaşadığı dönemle arasında yaklaşık 1000 yıl vardır.
2) El-Muğni :Bu aslında bir sahabe isme bile değildir ve kesinlikle de olamaz. Yazıyı yazan arkadaş aslında kendisi günaha girmektedir. Çünkü bu Allah’ın 99 isminden biridir. Anlamı da “İSTEDİĞİNE ZENGİNLİK VEREN”dir.
3) Ebu Davud :817’de Sicistan’da doğmuştur. Yani doğduğu yer Hz.Osman dönemine kadar Müslüman bile değildir. Ayrıca peygamberimizin vefatından tam 185 yıl sonra doğmuştur. Bilinen hadisleri de 1388 yılında yani kendi yaşamının üstünden tam 500 yıl sonra ciltlenmiştir.
4) Buhari :810 yılında doğmuştur. Yani peygamberimizin vefatından tam 178 yıl sonra.
5) Nesai :830 yılında doğmuştur. Yani peygamber efendimizin vefatından 198 yıl sonra. Üstelik de Horasan’da.
HADİS : Haz. Muhammed’in değişik olaylar ve sorunlar karşısında inananları aydınlatmak, Kuran-ı Kerim’in bazı ayetlerini daha açık bir dille ifade etmek için söylediği sözlerdir.(Kaynak : İstediğiniz yere bakabilirisinz)
Şimdi bu durumda, en azından beni ikna etmek için, peygamber efendimizi görmüş, duymuş bir sahabenin bu konuyla ilgili hadisini buraya koyun; koyun ki hakikaten ikna edin beni ve benim gibi düşünenleri. Sonuçta yukarıda ismi yazılı insanların hiçbiri peygamber değiller. Haklarında çok güzel yazılar da okuyabilirsiniz. Ya, o güzel yazıların öğrencileri tarafından yazılmadığını nereden bileceksiniz? Bakın, bugün Şiisinin de, sünnisinin de değişmez kabul ettiği tek bir gerçek vardır ki; o da Kuran-ı Kerim’in değişmediği ve doğru olduğudur. Kuran-ı Kerim’in ilgili ayetlerinde de yukarıda yazıldığı şekliyle örtünme emredilmemiştir (Ayetleri okumak isteyen Salvadore’nin mesajına bakabilir). Bakın, biz gerçekten işin özünden uzaklaşıyoruz. Şekle takılıp kalmışız.
Ha bi de şu söze takılıp kaldım ya;
Kadın avrettir, tesettürü farzdır.
Biraz akıl jimnastiği yapalım. Madem bu derece önemli bir farzmış bu örtünme meselesi. Neden o zaman bu farz (!), Kuran-ı Kerim’de tam açıklanmamış da, hadislere bırakılmış.
Bence bi daha düşünün.
Fazla konuşursam kötü sözler çıkacak...
bu baş örtüsünü niçin ve kimin için takıyorsun,saçların ağırdı ve eskisi kadar parlak ve düz değil bunu örtmek için mi kullanıyorsun yoksa farklı bi sebebimi var ?''bu soruyu annenize sorun cevabı buraya yazmanıza gerek yok.cevap sizde kalsın sonuçta her birey kendinden sorumludur..tabi bu arada Anneler gününüde kutlamayı unutmayın 