yardım edin?

Sponsorlu Bağlantılar

XMEN_43

XMEN_43

Üye
    Konu Sahibi
yardım edin?
herhangi bi türkünün nasıl ortaya çıktığı??

yardım edin yaw
 


jöly

Üye
senin ödevlerini de hep ben yapıyorum...:Dbekle yazayım...
 
  • Beğen
Tepkiler: erdmerdm

jöly

Üye
Türkü

KAYNAK:Vikipedi, özgür ansiklopedi


Türkü, ezgi eşliğinde söylenen .
Türküyü oluşturan dize grupları arasında tekrarlanan kavuştak bölümleri vardır. Türküler ezgilerine göre uzun havalar ve kırık havalar (oyun havaları)olarak adlandırılırlar.
Konusuna göre ise ölüm, ayrılık, savaş, çocuk, doğa türküleri vardır.
Bir ile söylenen halk şiirinin her çeşidini göstermek için Türkiye’nin sözlü geleneğinde en çok kullanılan ad Türkülerdir.
Özel durumlarda ya da ezginin, sözlerin çeşitlemesine göre ninni, ağıt, deyiş, hava adları da kullanılmaktadır.
Türk nazım şekli ve türüdür. Ezgisi yönüyle diğer halk şiiri türlerinden ayrılır. Türküler genellikle anonimdir. İsimleri bilinen saz şairlerinin söyledikleri de giderek halka mal olmuş ve bunlar da anonimleşme eğilimine girmiştir. Türkü söylemeye "türkü yakmak" da denir. Türkü adı Türk sözcüğüne Arapça "ı" eki eklenmesiyle ortaya çıkmıştır. "Türk’e özgü" anlamına gelir.
Türkü sözcüğü ilk kez XV. Yüzyılda Doğu Türklerince kullanılmıştır. Hikmet Dizdaroğlu, Anadolu’da türkünün ilk örneğini Öksüz Dede’nin verdiğini belirtir. Türküler genellikle hece vezninin 7, 8 ve 11’li kalıplarıyla kıtalar halinde söylenir. Her kıta türkünün asıl sözlerinin bulunduğu bend ile nakarattan meydana gelir. Nakarat her bendin sonunda tekrarlanır. Bu kısım bağlama veya kavuştak diye de bilinir. Türküleri kesin ayrıma sokmak güçtür. Bir yörede yakılan türkü diğer bir yöreye şekli ve söyleniş biçimi değişerek geçebilir. Türküler ezgilerine, konularına ve yapılarına göre ayrılır.


Ezgilerine göre türküler


  • Kırık havalar: Usullü ezgilerdir. Alt türleri; türkü (genelde tüm kırık havalar için, özelde diğer türlerin dışında kalanlar için kullanılır), , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , dır.
  • Uzun havalar: Usulsüz ezgilerdir. Alt türleri; (diğer türlere girmeyenler için kullanılır), , , , , , , , , , , , , dır. Ayrıca de özellikle 'nde halk arasında söylenmektedir.

Konularına göre türküler [

Ninniler ve çocuk türküleri, tabiat üzerine türküler, aşk türküleri, kahramanlık türküleri, askerlik türküleri, tören türküleri, iş türküleri, acıklı olaylarla ilgili türküler, güldürücü türküler, karşılıklı söylenen türküler, oyun türküleri, ağıtlar.

Yapılarına göre türküler


  • Mani kıt’alarından kurulu türküler: Birbirleriyle ilgili konularda söylenmiş manilerin sıralanarak ezgiyle okunmasından meydana gelir.
  • Dörtlüklerle kurulu türküler.dörtlüklerle kurulu türküler adı üstünde dörtlüklerden oluşan türkülerdir.bu tür türküler de anonimdir.

Kelime manası

Türkü Türki yani Türk'e, doğuya ait olan manasındadır.
 

jöly

Üye
Bitlis'te Beş Minare

Rus işgali sırasında Bitlis, bir harabe şehir görüntüsü alır. Düşmanın çekilmesinden sonra savaş esnasında Bitlis�ten kaçan bir baba ve oğul, Bitlis�e dönmek üzere yola çıkarak şehre hakim konumdaki Dideban Dağı eteğine varırlar. Baba, şehirde canlı kalıp kalmadığını öğrenmek için oğlunu şehre gönderir. Bir süre sonra oğul geri döner ve uzaktan babasına şöyle seslenir:

"Şehirde yaşama dair hiçbir iz yok; sadece beş tane minare ayakta kalmış."

Bunu duyan baba yıkılır, diz çöker ve şöyle bir ağıt yakarak oğlunu yanına çağırır.

Bitlis�te beş minare, beri gel oğlan beri gel.

Yüreğim dolu yare, beri gel oğlan beri gel.


Bu ağıt zamanla türkü ve manilere konu olarak günümüze kadar gelir.


Nazmi Zülfikar - Bitlis

Ağlarsa Anam Ağlar

On dokuzuncu yüzyılda İmparatorluğumuzdan ayrılmak isteyen küçük devletler yer yer ayaklanmalar çıkarırlardı. Bunlardan birisi de Karadağ idi. Anadolu Türk gençleri bir yandan çöllerde, bir yandan Balkanlarda uzun yıllar kanlarını akıttılar. Bu türkü Karadağ'a giden gencin ağzından söylenmiştir.



Kaynak: Evlerinin Önü - Cahit Öztelli



Ah Bir Ataş Ver

Çanakkale Boğazı, Nağra Burnu açıkları
4 Nisan 1953, Saat 02:15

Uzun ve yorucu bir seferden dönen Dumlupınar denizaltısı, Nağra Burnu açıklarında İsveç bandıralı Nabuland Şilebi ile Çarpıştı. Sessiz, soğuk ve bulanıktı gece. Başından aldığı şiddetli darbe ile Dumlupınar birkaç saniye içinde sulara gömüldü. Gemideki 81 kişilik mürettebattan sağ kalan 22 kişi, geminin arka bölümündeki torpido dairesine sığındı. Mahsur kalanların su yüzüne fırlattıkları telefon şamandırasıyla gemi ile irtibat sağlandı. Sağ kalan 22 kişiyi kurtarmak için herkes seferber oldu. Bu arada oksijeni idareli kullanmaları için, gereksiz yere konuşmamaları, şarkı türkü söylememeleri ve sigara içmemeleri konusunda uyarılar yapıldı. Ancak saatler süren kurtarma çalışmalarının sonunda, umutların tükendiği anda karanlıkta bekleyen 22 kişiye, herşey yine aynı sözcüklerle anlatıldı; konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve hatta sigara bile içebilirler. Şamandıradaki telefon hattının öbür ucundan, tüm Türkiye, denizaltıda tevekkülle ölüme yapılan hüzünlü ama başı dik türküsünü dinledi.



İnce Giyerim İnce

Bir Pazar günü iskeleye gemi yanaşır. Mürettebatı karaya çıkar. Bir subay, karşıdaki evlerden birinde bir kız görür ve aşık olur. Kız da subayı beğenir. Camdan bu türküyle seslenir.


Arslan Mustafam

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'e itafen yazılmıştır. Milli mücadele yıllarında, Konya'nın Bozkır ilçesinde, o zor günlerin kurtarıcısı olarak görünen Mustafa Kemal Atatürk'ün çağrılması ve yurdun kurtarılması amacı ile böyle bir türkü ortaya çıkmıştır.

Aynı ifade Kanal 7 televizyonunda Bozkır ilçesi ile ilgili yapılan tanıtım programında da söylenmiştir.


 

jöly

Üye


Yüksek Yüksek Tepelere

Bu öykü Malkara köylerinden alınmış olup belli bir kişinin dilinden yazıya geçirilmiş değildir. Çevrede herkes tarafından bilinen bir öyküdür. Söylentiye göre, çok eskiden köyün birinde Zeynep isimli çok güzel bir kız vardır. Onaltıya yeni bastığında Zeynep'i köylerindeki bir düğünde aşırı (yabancı) köylerden gelen Ali isimli bir genç görür. Ali Zeynep'i çok beğenir ve köyüne döndüğünde kızın babasına hemen görücü gönderir. Zeynep'i Ali'ye verirler. Kısa bir zaman sonra düğünleri olur. Ali, Zeynep'i alıp aşırı köyüne götürür.

Zeynep'in gelin gittiği köy ile kendi köyü arası üç gün üç gece çeker. Bu kadar uzak olduğundan dolayı Zeynep, anasını babasını ve kardeşlerini tam yedi yıl göremez. Bu özlem Zeynep'in yüreğinde her gün biraz daha büyüyerek dayanılmaz bir hal alır. Köyün büyük bir tepesinde bulunan evinin bahçesine çıkarak kendi köyüne doğru dönüp için için kendi yaktığı türküyü mırıldanır ve gözleri uzaklarda sıla özlemini gidermeye çalışırmış.

Oysa kocası, Zeynep'in bu özlemine pek aldırış etmez. Kaldı ki eski sevgisi de pek kalmadığından kendini fazlaca horlamaya, eziyet etmeye başlar. Sonunda bu özlem ve kocasının horlaması Zeynep'i yataklara düşürür.

Gün geçtikçe hastalığı artan Zeynep'in düzelmesi için, köyden gelip gidenler de anasının babasının çağrılmasını salık verirler. Başka çare kalmadığını anlayan Zeynep'in kocası da anasına babasına haber vermeye gider. Altı gün altı gecelik bir yolculuktan sonra bir akşam üstü Zeynep'in anası babası köye gelirler, Zeynep'i yatakta bulurlar. Perişan bir halde Zeynep hala türküsünü mırıldanmaktadır. Aynı türküyü anasına babasına da söylemeye başlar. Çevresindeki bütün köy kadınları duygulanıp göz yaşı dökerler. Annesi fenalıklar geçirir ve bayılır.

Zeynep hasretini giderir, giderir ama artık çok geç kalınmıştır. Bir daha onmaz, sonu ölümle biter. Herkes Zeynep için göz yaşı döker. İşte o gün bu gündür bu türkü ayrılığın türküsü olarak söylenip durur.


Ümit Kaftancıoğlu - Malkara
 

tromrokro

Üye
Hacı Çoq saoL...
 

Benzer Konular

XXXturi01
Cevap
24
Görüntüleme
988
XXXturi01
Cevap
20
Görüntüleme
409
Cevap
16
Görüntüleme
834
DarkredBlue61
Takipçi Satın Al


Üst Alt