Doğuş Pertez
Admin
"X-Men Başlangıç...": Seriye katmam seni
"X-Men" serisinin farklı bir yöne girdiğinin habercisi olan ve fanlarının merakla beklediği "X-Men Başlangıç: Wolverine", ne yazık ki hayal kırıklığı yaratıyor. Hikâye ve karakter derinliği açısından sınıfta kalan film, özellikle serinin ilk iki filmini mumla aratıyor.
"Batman"in ilki ve sonuncusu arasında koca bir boşluk vardır... Niye çekildiğini anlamlandıramadığınız, hitap ettiği kitleyi bir yerlerden çıkaramadığınız bol ünlülü, ama ün yapmayan bir hayal kırıklığı serisi. Ama "Kara Şövalye" sadece fantastik bir film değil; aynı zamanda sinema tarihinin en dikkat edilesi prodüksiyonları arasında olması itibariyle sarım sarım sarmalar sizi.
"X-Men" serisinde ise bu tadı ilk iki filmde bulursunuz. Hatta 'Ne güzel hâlâ ikide" deyip umutlanırsınız. Çünkü belli ki bu serinin gerisi gelecektir. "Üstelik devam filmleri kötüdür" klişesini kıran "Batman"in varlığı, belki üçüncü "X Men"deki bocalamayı sonlandırır diye umutlarınızı artırırsınız. Ama gelin görün ki maalesef olmuyor.
Tamam, yeni "X Men" filmi sadece Wolverine'in hikayesi olma iddiasında; ama insan ister istemez iyi ki seri bu filmle başlamamış diyor. Çünkü filmden bir "Daredevil" ve "Cat Woman" tadı almanızdan dolayı, sanırım "X Men" serisi bu filmle başlamış olsaydı, devamı pek düşünülmezdi.
Bana göre bu durumun en önemli nedeni yönetmen koltuğu. Fanları bilirler ki ilk iki film Bryan Singer'in kamerasından çıkmıştır, üçüncüsü ise Brett Ratner'ın. En yenisinin yönetmen koltuğunda ise Gavin Hood var.
Tabii bir diğer etken de senaryo. Kız arkadaşının ölümü ile yanıp tutuşan Wolverine'in intikam hisleri ile bezenmiş halinden çok, özünde daha derin bir öykü arayışı belki de rahatsız eden.
Yani "Star Wars" ve "Matrix" serilerine benzer şekilde, fantastik ama aynı zamanda felsefi bir alt metni olan bir başlangıçtan sonra, "X Men"de mevzunun özensiz bir hal alması, sevenlerini şaşkınlığa uğratan. Son yılların en sıradışı beyazperde karakterlerinden biri olan Wolverine'i serinin içinden çekip alıp üzerine bir film çekiyorsanız, anlattığınız hikâyede daha derin birçok tema olmalı.
"X-Men Başlangıç: Wolverine", her filme bambaşka mutantlar serpiştirme geleneğinden vazgeçmiyor. Ancak film bu karakterleri de havada bıraktığından, onlar da izleyicilere heyecan aşılamanın çok uzağında.
Bu şuna benziyor: "Lost" dizisini izleyenler bilirler ki, analiz edilen, yani flashback ile geçmişleri masaya yatırılan karakterleri daha çok sahipleniriz. Demem o ki, ilk iki "X Men" filmindeki büyünün bir nedeni biraz da budur. Ama "X Men"in çizgi romanını okuyanlar, hatta animasyonunu izleyenler ve hayran olanlar, bu film diğerlerinden daha iyi bulabilirler. Çünkü" "X Men Başlangıç: Wolverine" seride, çizgi roman havasının en baskın olduğu film.
Şu da bir gerçek ki, "X-Men" serisinin bu kadar tutmasında, ilk üç filmde de hep önde olan Wolverine kadar Storm, Nightcrawler, Cyclops ve Jean Grey gibi diğer sıra dışı karakterlerin de etkisi büyük. Bu yüzden "X-Men"lerin başlangıç hikâyeleri değil, bir ekip haline geldikleri, tecrübe kazanmış halleri daha bir etkili duruyor.
Görünen o ki, "X Men Başlangıç: Wolverine"
her ne kadar efektleri ve yapım kalitesi açısından seyir zevki sunsa da, yeni bir çevrime kadar hâlâ serinin ilk iki filmi gönlümüzde baki kalacak.
"Batman"in ilki ve sonuncusu arasında koca bir boşluk vardır... Niye çekildiğini anlamlandıramadığınız, hitap ettiği kitleyi bir yerlerden çıkaramadığınız bol ünlülü, ama ün yapmayan bir hayal kırıklığı serisi. Ama "Kara Şövalye" sadece fantastik bir film değil; aynı zamanda sinema tarihinin en dikkat edilesi prodüksiyonları arasında olması itibariyle sarım sarım sarmalar sizi.
"X-Men" serisinde ise bu tadı ilk iki filmde bulursunuz. Hatta 'Ne güzel hâlâ ikide" deyip umutlanırsınız. Çünkü belli ki bu serinin gerisi gelecektir. "Üstelik devam filmleri kötüdür" klişesini kıran "Batman"in varlığı, belki üçüncü "X Men"deki bocalamayı sonlandırır diye umutlarınızı artırırsınız. Ama gelin görün ki maalesef olmuyor.
Tamam, yeni "X Men" filmi sadece Wolverine'in hikayesi olma iddiasında; ama insan ister istemez iyi ki seri bu filmle başlamamış diyor. Çünkü filmden bir "Daredevil" ve "Cat Woman" tadı almanızdan dolayı, sanırım "X Men" serisi bu filmle başlamış olsaydı, devamı pek düşünülmezdi.
Bana göre bu durumun en önemli nedeni yönetmen koltuğu. Fanları bilirler ki ilk iki film Bryan Singer'in kamerasından çıkmıştır, üçüncüsü ise Brett Ratner'ın. En yenisinin yönetmen koltuğunda ise Gavin Hood var.
Tabii bir diğer etken de senaryo. Kız arkadaşının ölümü ile yanıp tutuşan Wolverine'in intikam hisleri ile bezenmiş halinden çok, özünde daha derin bir öykü arayışı belki de rahatsız eden.
Yani "Star Wars" ve "Matrix" serilerine benzer şekilde, fantastik ama aynı zamanda felsefi bir alt metni olan bir başlangıçtan sonra, "X Men"de mevzunun özensiz bir hal alması, sevenlerini şaşkınlığa uğratan. Son yılların en sıradışı beyazperde karakterlerinden biri olan Wolverine'i serinin içinden çekip alıp üzerine bir film çekiyorsanız, anlattığınız hikâyede daha derin birçok tema olmalı.
"X-Men Başlangıç: Wolverine", her filme bambaşka mutantlar serpiştirme geleneğinden vazgeçmiyor. Ancak film bu karakterleri de havada bıraktığından, onlar da izleyicilere heyecan aşılamanın çok uzağında.
Bu şuna benziyor: "Lost" dizisini izleyenler bilirler ki, analiz edilen, yani flashback ile geçmişleri masaya yatırılan karakterleri daha çok sahipleniriz. Demem o ki, ilk iki "X Men" filmindeki büyünün bir nedeni biraz da budur. Ama "X Men"in çizgi romanını okuyanlar, hatta animasyonunu izleyenler ve hayran olanlar, bu film diğerlerinden daha iyi bulabilirler. Çünkü" "X Men Başlangıç: Wolverine" seride, çizgi roman havasının en baskın olduğu film.
Şu da bir gerçek ki, "X-Men" serisinin bu kadar tutmasında, ilk üç filmde de hep önde olan Wolverine kadar Storm, Nightcrawler, Cyclops ve Jean Grey gibi diğer sıra dışı karakterlerin de etkisi büyük. Bu yüzden "X-Men"lerin başlangıç hikâyeleri değil, bir ekip haline geldikleri, tecrübe kazanmış halleri daha bir etkili duruyor.
Görünen o ki, "X Men Başlangıç: Wolverine"
her ne kadar efektleri ve yapım kalitesi açısından seyir zevki sunsa da, yeni bir çevrime kadar hâlâ serinin ilk iki filmi gönlümüzde baki kalacak.
