Galata Köprüsü
İstanbul'a bir kere daha hayran kalacağınız bir mekan arıyorsanız, adresiniz...
İstanbul'u İstanbul yapan bazı mekanlar vardır. İçi yaşanmışlıklarla dolu, eski ve yeni İstanbul'un tanığı olan bu mekanlar tam anlamıyla keyif için yaratılmıştır. Bu "dolu dolu" mekanlara bir de enfes İstanbul manzarası eşlik ettiği zamanlarda her şey tam kıvamında olur.
Galata Köprüsü İstanbul'da özel olarak tabir edilen yerlerden bir tanesidir. Eminönü ile Karaköy'ü birbirine bağlayan bir köprü olmanın dışına çıkmış, uzun yıllar boyunca gerek tarihi, gerekse sosyal açıdan İstanbul tutkunlarının favori mekanlarından bir tanesi olmuştur.
Üzerinde yürüdüğünüz, balık tuttuğunuz, olta atan balıkçıları seyrettiğiniz, altında keyifle oturduğunuz, yaşanmışlıklarınıza tanık olan, ayak izlerinizi üzerinde taşıyan bu köprü; İlk 1845 yılında, Sultan Abdülmecid zamanında Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından yaptırılmış. 2 kere daha yenilendikten sonra 27 Nisan 1912'de açılan son köprü, 16 Mayıs 1992'de tüp patlamasından dolayı yandı. Yanan köprü yeniden restore edildikten sonra son haline kavuşarak İstanbul'da tarihi ve bugünü yaşamak isteyen bir çok insanın uğrak mekanları arasında yerini aldı. Galata Köprüsü son halini almadan önce sazlı sözlü eğlencelerin yapıldığı mekanlardan oluşuyordu. Ancak son restorasyonun arkasından dışı gibi iç mekanlarda da oldukça değişikler yapıldı. Ve Galata Köprüsü her yaşa ve her zevke hitap eden, herkesin kendine ait bir şeyler bulabileceği bir yer halini aldı.
Her zevke hitap eden mekanlar
Galata Köprüsü'nün merdivenlerinden indiğinizde sağlı sollu ve irili ufaklı cafeler ve restoranlarla karşılaşacaksınız. Bu mekanlarda nargile keyfi yapabilir, İstanbul'un vazgeçilmezlerinden olan; rakı ve balık ziyafetine, sokak kemancılarının eşlik etmesi ile "bu gece benim gecem" şarkısını söylerken "hey gidi İstanbul hey" diyerek iç geçirebilir, öğle saatlerinde arkadaşlarınızla hoş sohbetlerin yanında bir yudum biranın tadına bakabilir ya da sadece "geçiyorduk uğradık" der gibi bir bardak demli çay içebilirsiniz. Galata Köprüsü'nün altında keyfinize uygun mekan seçmenizi zorlaştıracak tek şey; burada sağ tarafa otursanız solda ki manzaradan, sola otursanız sağdaki manzaradan mahrum kalacaksınız. Bir yanda Kız Kulesi, Galata Kulesi, Sultan Ahmet Camii, temizlenmiş ve İstanbul'un güzellikleri arasında hakkettiği yerine yeniden kavuşan Haliç, namı değer Altın Boynuz... ışıklı binalar, gökyüzü ve deniz... Galata Köprüsü'nden seyredeceğiniz İstanbul, tüm güzelliklerini hiç çekinmeden, umarsızca gözlerinizin önüne serecektir.
İstanbul manzarasını seyre dalacağınız Galata Köprüsü'nde, tavsiye edilebilecek bir çok mekan var. Keyfinize ya da o andaki psikolojik durumunuza göre gözünüze hoş gelen bir mekana girebilirsiniz. Ancak benim nacizhane tavsiyem 10 Numara...
10 Numara; Galata Köprüsü'nün en renkli mekanlarından bir tanesi. Bu mekanın ilk dikkat çeken özelliği; renkli ve büyük minderlere yayılarak miskinlik yapmanın dayanılmaz cazibesi... Arka fonda çalan Yunan ezgilerinin verdiği huzur ile bir oturanın bir daha kalkmak bilmediği, saatlerce bu minderlerde keyif yapmak istediği bir yer. İç mekanda bulunan renkli minderler, insanlar tarafından oldukça ilgi çektiği için, dış mekanda bulunan masalar kaldırıp onun yerine renkli minderler yerleştirilerek oldukça çekici bir hale dönüştürülmüş. 10 Numara, renkli minderler ve keyif yapmanın dışında da özellikleri olan bir yer. Oldukça geniş alanı olan bu cafede tavla, bilardo gibi oyunlar oynayabilir, nargile içebilir, tost, hamburger gibi aperatif yiyeceklerden, çay, kahve, kola ya da alkolü içeceklerden sipariş edebilirsiniz. Ancak aromalı kahvelerinin enfes olduğunu ve Irısh Cofee'nin yanında sert bir Bahreyn'in keyfini çıkartmanızı tavsiye ederim.
İster yalnız, ister sevdiklerinizle, ister bir saat ister bütün bir gece... kimle olursanız olun, saat kaç olursa olsun! Tatlı tatlı esen rüzgar yüzünüzü okşarken, dalgaların güzelliğiyle mest olurken, İstanbul'un ışıltısını başka hiçbir yerde bulamayacağınızı bilirken, o anda! oltalara takılmış bir balığın çırpınışından hayatın ve yaşamanın değerini bir kere daha anlamak...
İşte, İstanbul keyfi bu olsa gerek.
)aLıNtıDıR..( tavsiye