Romantik Prens
Üye
neyi öğrenemedim ki
bana hayatı ne annem ne babam öğretti
dört duvar arasında
tozlu tahta sıralarda da
rastlamadım hayatın izine
çok okudum çok konuştum
ve de çok soru sordum
nihayetinde
bana hayatı öğreten
hayatın kendisi oldu
çok şey öğrendim hayattan
sevincin
sokaklarda yalın ayak oynayan çocukların
gülümsemesinde öğrendim
beklemeyi
sevdalı bir yüreğe gönderilen
mektupların gelmeyen cevaplarından öğrendim
sarıyı başaktan
yeşili ağaçtan
yalanı
göklerden aldığı bir maviyi
üzerine geçiren renksiz denizlerden öğrendim
coşkuyu
uzak denizlere ulaşmak için akan
küçük derelerden öğrendim
hedefsiz bir kurşunun
vakitsiz ve de sebepsiz yere kıydığı
bir candan ölümü
doymuşluğu
yarım bırakılan sevdalardan öğrendim
bir kafeste tutulan kuştan
özgürlüğü
tutsaklığı konuşamayan dilden
ağlamayan gözden
düşünmeyen beyinden öğrendim
şiiri yüreğimi mesken tutan hayalinden öğrendim
aşkı kalpte değil şevkat ile yavrusuna bakan bir annenin gözlerinden öğrendim
hüznü hazan mevsimindeyerlerde sürünen asil yaprakların renginden öğrendim
karanlığı kötülüğün gölgesinde büyüyen merhametsizlikten
aydınlığı memleketin dağlarında fener alan yıldızlardan öğrendim
merhameti her yoksul garibin arkasından dökülen gözyaşlarımdan öğrendim
susuzluğu ağlamayan gözlerimden öğrendim
karınca yuvasına basmamak için yolda tökezleyen ayağımdan acımayı öğrendim
gizemi hiç tanımadığım özel insanların gülümseyen yüzünden ve onları bir uçurum gülüne benzettim
ellerimi her uzattığımda bin kırıkla geri dönmemek için bazı duyguları saklamayı öğrendim
DEDİMYA
BEN HAYATI HAYATTAN ÖĞRENDİM...
dört duvar arasında
tozlu tahta sıralarda da
rastlamadım hayatın izine
çok okudum çok konuştum
ve de çok soru sordum
nihayetinde
bana hayatı öğreten
hayatın kendisi oldu
çok şey öğrendim hayattan
sevincin
sokaklarda yalın ayak oynayan çocukların
gülümsemesinde öğrendim
beklemeyi
sevdalı bir yüreğe gönderilen
mektupların gelmeyen cevaplarından öğrendim
sarıyı başaktan
yeşili ağaçtan
yalanı
göklerden aldığı bir maviyi
üzerine geçiren renksiz denizlerden öğrendim
coşkuyu
uzak denizlere ulaşmak için akan
küçük derelerden öğrendim
hedefsiz bir kurşunun
vakitsiz ve de sebepsiz yere kıydığı
bir candan ölümü
doymuşluğu
yarım bırakılan sevdalardan öğrendim
bir kafeste tutulan kuştan
özgürlüğü
tutsaklığı konuşamayan dilden
ağlamayan gözden
düşünmeyen beyinden öğrendim
şiiri yüreğimi mesken tutan hayalinden öğrendim
aşkı kalpte değil şevkat ile yavrusuna bakan bir annenin gözlerinden öğrendim
hüznü hazan mevsimindeyerlerde sürünen asil yaprakların renginden öğrendim
karanlığı kötülüğün gölgesinde büyüyen merhametsizlikten
aydınlığı memleketin dağlarında fener alan yıldızlardan öğrendim
merhameti her yoksul garibin arkasından dökülen gözyaşlarımdan öğrendim
susuzluğu ağlamayan gözlerimden öğrendim
karınca yuvasına basmamak için yolda tökezleyen ayağımdan acımayı öğrendim
gizemi hiç tanımadığım özel insanların gülümseyen yüzünden ve onları bir uçurum gülüne benzettim
ellerimi her uzattığımda bin kırıkla geri dönmemek için bazı duyguları saklamayı öğrendim
DEDİMYA
BEN HAYATI HAYATTAN ÖĞRENDİM...
