İstanbul Kıyamet Vakti

Sponsorlu Bağlantılar

_CHiLeKesH_

_CHiLeKesH_

Üye
    Konu Sahibi
İstanbul Kıyamet Vakti




İndir bölümünden oyunu ücretsiz indirebilirsiniz..

Sistem gereksinimlerine dikkat edin lütfen.
 


_CHiLeKesH_

_CHiLeKesH_

Üye
    Konu Sahibi
-----Silinmiştir----
 
_CHiLeKesH_

_CHiLeKesH_

Üye
    Konu Sahibi
-------Silinmiştir------
 
_CHiLeKesH_

_CHiLeKesH_

Üye
    Konu Sahibi
MYNETTEKİ EKRAN GÖRÜNTÜLERİ İÇİN


FAKAT BURADA KENDİ ÇEKTİKLERİMİ GÖSTERMEK İSTERİM...


tılsım öncesi



korkuttum birazcık şoka girdi

şanlı türk bayrağı

mesaj penceresindeki konusmadan ötürü herkesten özür dilerim :)))
 
_CHiLeKesH_

_CHiLeKesH_

Üye
    Konu Sahibi
SIRA OYUN İÇİ KARAKTERLERDE...
Agah Bey
Agah Bey Afet'ten öncesini net olarak hatırlayabilen az sayıda kişiden birisidir. Öğrenimini Fransa'da tamamlayan Agah, Alman tehtidi baş gösterdiği yıllarda yurda geri döndü. İkinci dünya savaşı yıllarında gazetecilik ve çevirmenlik yaparak kendini geliştirdi. 1956 yılında meteor felaketine tanıklık etti ve bilinen dünyanın düzenini tamamen yıkan meteor faciasının ardından sağ kalan insanların önde gelenleriyle birlikte Teşkilat'ın kuruluşunda önemli rol oynadı. Eski dünyanın refahına yakın bir dünyaya kavuşmak en büyük amacı idi. Yaratıklar hakkında önemli araştırmalar yaptı. Bugün Teşkilat'ın liderliği görevini sürdürmektedir.
Komutan
Teşkilat'a bağlı olarak çalışan Jandarma'nın başındaki isimsiz kişilik. Teşkilat'ın önemli askeri harekatlarının planlayıcısı ve çok iyi bir taktisyendir.
Sahaf Necmi
Mısır Çarşısı eşrafından kitap koleksiyoncusu Necmi Efendi, Teşkilat'ın önemli üyelerinden biridir. Kütüphanesinde bir çok önemli kitabı barındıran Sahaf Necmi, çok kültürlü olmasına rağmen bir o kadar da aksi bir kişilik olmasıyla tanınır. Sahaf Necmi'nin geçmişinin bir çok hikaye barındırdığı bilinmekte ise de kendisi bu konulardan bahsedilmesini pek sevmediğinden, onun hakkında pek fazla dedikodu dönmez.
Demirci Rüstem
Eski Yükseliş Cemiyeti'nin baş demircisi rahmetli Mahmut Efendi'nin çırağı. Ocağı Mısır çarşısındadır. Teşkilat'ın en önemli silah ve zırh ustasıdır. Eserlerine efsun katmayı bile öğrendiği söylenen Rüstem, çeşitli alaşımlarla ilgili formülleri de ilgilenenlerle paylaşarak sanatını yaymaya çalışır.
Terzi Fahri Bey
Mısır Çarşısının yegane terzisi Fahri Bey, Teşkilat başta olmak üzere çeşitli kurumlar için özel kıyafetler diker.
Aktar Şevket
Mısır Çarşısında konuşlanmış, Aktar Şevket, Teşkilat için gerekli iksirleri üretir. Aynı zamanda bir çok materyalin reçeteleri Aktar Şevket'ten temin edilebilir.
Kuyumcu Agop
Teşkilat'ın kuyumcusu, değerli eşyalardan sorumlu Kuyumcu Agop, Mısır Çarşısı'ndaki dükkanında hizmet verir. Çeşitli taş reçeteleri, Kuyumcu Agop'tan temin edilebilir.
Jandarma Ali
Teşkilat'ın yazıcısıdır. Mısır Çarşısı girişindeki Türk Bayrağının altında daimi nöbettedir.
Arzuhalci
1979 yılında Beyoğlu'ndan Eminönü'ne gelen gizemli kişilik. Keşfettiği Ruh taşlarının sırları karşılığında Eminönü'nde kendisine kurtarılmış bir bölge talep etmiş, bu talebi kabul edilmiş ve Çınar Altı denilen bölgeye yerleşmiştir. Oldukça lüks bir yaşam süren Arzuhalci hakkında bir çok dedikodu çıkarılmış olsa da, hiç kimse bu adamın neyin nesi olduğu konusunda tam bir bilgiye sahip olamamıştır.
Şarapçı
Yaratıkların cirit attığı Eminönü iskelesinde, kaygısızca dolanan, ayyaş bir adamdır. Hala yaşıyor olması Eminönü insanı için, mucize sayılacak bir olaydır.
Handan Hanım
Eski Arzın Çocukları gazetesinin editörüdür. Gazete, barış yanlısı politikalarıyla 70'lerin ortalarında desteklenmiş ancak 14 Nisan olayları sonunda, halkın tepkisine maruz kalmış ve kapatılmıştır. 80'lerin başında, Eminönü'nde şiddet yanlısı anlayışın yükselmesi, onu Arzın Çocukları Klanını kurmaya sürüklemiştir. Bu klan zaman içerisinde zıt bir politika güden Lodos Klanı ile savaşmaya başlamış ve Handan Hanım, klan savaşlarının baş oyuncularından biri olarak boy göstermiştir.
İsmet Bey
Balyoz Nazım'ın zehirlenerek öldürülmesinin ardından, Lodos Klanının başına seçimle geçmiştir. İsmet Bey, klan politikasını daha da sertleştirmiştir. Ayrıca İsmet Bey klanlar tarihinde ilk kez seçimle başa gelmiş olması yönünden de farklılık yaratmıştır.
 
_CHiLeKesH_

_CHiLeKesH_

Üye
    Konu Sahibi
OYUNLAR İLGİLİ SIK SORULAN SORULAR


"İstanbul Kıyamet Vakti" nedir?
"İstanbul Kıyamet Vakti" internet üzerinden oynanan, bir Devasa Online Rol Yapma Oyunudur.
Devasa Online Rol Yapma Oyunu nedir?
DORYO, internet üzerinde aynı anda binlerce kişinin bir arada oynayabildiği bir oyun türüdür. Oyuncular, bir oyunun dünyası üzerinde çeşitli karakterler yaratırlar ve karakterlerinin gerektirdiği şekilde rol yaparlar.
İstanbul Kıyamet Vakti'nin oyun tarzı nasıldır
İstanbul Kıyamet Vakti oyununda oyuncular, karakter yaratarak oyuna başlarlar. Oyuncular karakterleriyle düşman yaratıkları öldürerek veya verilen değişik görevleri tamamlayarak deneyim puanı kazanırlar. Bu deneyim puanları karakterlerinin gelişmesine ve özelliklerinin artmasına imkan verir. Oyuncular oyunda buldukları, ürettikleri ve satın aldıkları eşyaları kullanarak karakterlerini daha da güçlendirebilir. Oyuncular seviye atladıkça; alabilecekleri görevler ve yapabilecekleri işlerin sayısı artar.
Zorlu görevlerde birbirleriyle gruplar kurarak daha rahat ilerleyebilirler. Veya birbirlerine karşı savaşarak; birbirleriyle yarışabilirler.
İstanbul Kıyamet Vakti'nin oyun süresi nedir? Oyun ne zaman bitiyor?
DORYO'ların genel bir özelliği olan, oyunun asla bitmemesi; İstanbul oyunu için de geçerlidir. Her zaman daha iyi bir silah bulunabilir; daha güçlü bir karakter yapılabilir. Veya keşfedilecek yeni şeyler, tanışılacak yeni insanlar çıkabilir.
İstanbul Kıyamet Vakti Oyunu'nun oyun dünyası nasıldır?
İstanbul Kıyamet Vakti, 1956 yılında meteor felaketine uğramış bir dünyada; İstanbul'un geleceğinde geçer. Felaketin üzerinden 51 yıl geçmiştir. Ve 2007 yılında, İstanbul günümüzde olduğundan bambaşka bir hal almıştır.
İstanbul Kıyamet Vakti Oyunu'nda şikayetler nereye ve nasıl yapılır? İstanbul Kıyamet Vakti Oyunu'nda T.C. Kanunlarına ve/veyahut genel ahlak kurallarına aykırı davranışlarda bulunmak kullanıcı sözleşmesinde de belirtildiği gibi cezai işlem gerektirir. Bu gibi bir duruma maruz kaldığınızda İKV ŞİKAYET başlıklı ve içerisinde olayın geçtiği sunucu adı ile ekran görüntüsünün bulunduğu resim ile [email protected] adresine mail atmanız yeterlidir.

Gerekli cezai işlem uygulanacak ancak sonucu ile ilgili bir bilgi verilmeyecektir.

İKV Oyununda seviye limiti var mı?
Oyunun seviye limiti 29 olarak belirlenmiştir.
İleride bu seviye limiti artacak mı? Veya tamamen kalkacak mı?
İKV oyunu seviye limiti artabilecek şekilde dizayn edildi. Seviye limitinde artış olması durumunda, bu artış web sitesinde duyurulacaktır. Seviye limiti arttırılsa bile, her zaman bir limit olacaktır.
Oyunda 29. seviyenin üstünde karakterler görüyorum. Bunun nedeni nedir?
Oyun yöneticileri 29 üstü seviyelerde bulunabilirler. Oyun yöneticileri için seviye limitinin farklı olması, özellikle oyundaki bazı durumların test edilebilmesi açısından zorunludur.
Yetenek ağacında bir geliştirme yapılacak mı? Yeni yetenekler oyuna eklenecek mi?
İstanbul Kıyamet Vakti oyunu, yetenek sistemi geliştirilebilecek şekilde dizayn edildi. Oyuna olan ilgiye bağlı olarak ileride farklı yetenekler eklenebilmesi mümkündür.
Banka da muhafaza edebileceğimiz eşya sayısında bir artış olacak mı?
Bankada muhafaza edilebilen eşya sayısı, oyunun ilk versiyonunda yeterlidir. İlerleyen zamanlarda artış yapılabilecek olsa da, şu an için düşünülmemektedir.
Oyunun bölümleri Eminönü-Antrepo-Mısır Çarşısı ile mi sınırlı olacak? Yeni bölümler açılacak mı?
İKV oyununun birinci versiyonunda bölümler Eminönü, Antrepo ve Mısır Çarşısı olarak belirlenmiştir. Oyuna olan ilgiye paralel olarak, gelecekte yeni bölümler açılabilir. Yeni bölümler açıldığı takdirde oyunculara web sitesinden duyurulacaktır.
İKV oyununun kaç sunucusu var?
İstanbul Kıyamet Vakti oyununda başlangıç için bir adet sunucu mevcuttur (Eminönü sunucusu).
Sunucu sayısı arttırılacak mı?
Oyuna olan ilgiye paralel olarak, gelecekte sunucu sayısı arttırılabilir.
Hızlı seyahat için gelecekte herhangi bir araca sahip olabilecek miyiz?
İlk aşamada böyle bir plan yapılmamaktadır. İstanbul Kıyamet Vakti oyunu, oyuncuların her yere koşarak gidebilecekleri şekilde dizayn edilmiştir. Ancak ilgi ve isteğe bağlı olarak gelecekte bu alanda geliştirmeler yapılabilir.
Oyunda savaşçı, şifacı veya büyücü sınıflarından hangisi en güçlüdür?
Oyundaki sınıfların hepsinin, birbirlerine göre avantaj ve dezavantajları vardır. Ancak oyuncu-oyuncu müsabakalarında bu üç sınıf arasında denge kurulmaya çalışılmıştır. İyi bir karakter düzeni ve doğru seçilmiş eşyalarla, herhangi bir sınıf bir diğerini elimine edebilir.
Oyunun sistemi değişikliklere uğrayacak mı?
Devasa online oyunların dinamik karakterlerinden ötürü, oyunun denge sistemi üzerinde sürekli güncellemeler yapılabilir. Oyuncuların daha zevkli bir oyun deneyimi yaşamaları için objelerin ve yeteneklerin özellikleri normalize edilebilir
 
_CHiLeKesH_

_CHiLeKesH_

Üye
    Konu Sahibi
BİRAZ YÜKSEK BELKİ AMA OYNAMAYA DEĞER...

Sistem gereksinimleri :
  • P4 1.5 GHz/ Celeron 1.8 GHz / AMD XP 2200+ veya üzeri işlemci
  • Windows XP
  • 512 MB veya üzeri RAM
  • 1.2 GB boş harddisk alanı
  • DirectX 9.0.c
  • Pixel Shader & Vertex Shader destekli grafik kartı
    Örnek : ATI Radeon 9500 veya üzeri / GeForce FX 5200 veya üzeri
  • 1024x768 minimum ekran kartı çözünürlüğü
  • DirectX destekli ses kartı
  • Internet Bağlantısı
Sürücüler ve DirectX

  • [*]
    [*]
    [*]
 
_CHiLeKesH_

_CHiLeKesH_

Üye
    Konu Sahibi
Oyunda Beyaz Köşk sunucusunda başlamanızı tavsiye ederim..Orada her türlü göreviniz için yardımcı olunur..En azından ben oradayım..

Oyuna olan ilgiye göre yeni paylaşımlar sunacağım kendi bilgilerimle karakterinizi güçlendirmenize yardımcı olacağım..

Türk oyunumuza oynayarak sahip çıkalım!!!
 
ouSahin

ouSahin

Üye
anlamadım ama Knighta benzioo

bu oyunun amacı ne oynarken hangi tuşları kullancazz ne yapıcazz nasıl seviye atlıcazz kısaca açıklarmısın
 
ouSahin

ouSahin

Üye
Ben 4 lwl oldum zor zar oyunu çözüorum
 
_CHiLeKesH_

_CHiLeKesH_

Üye
    Konu Sahibi
kardes seviye atlaman için ilk önce görev alman gerekiyor..misal 4 e kadar gelmişsin gorevleri alıp kolayca ex kazanırsın fakat gorev olmadığı zamanlarda yaratık keserek level atlamaya çalışacaksın..

şu an oyuna yenilikler geldi madenlerde artış filan millet alışmaya çalışıyor..

sıkılmak yok ilerde oyunu tam öğrendiğinde bana tşk edeceksin :)
 
_CHiLeKesH_

_CHiLeKesH_

Üye
    Konu Sahibi
yeni seviye sınırları ve yeni bölgeler eklendi..oyuanayan yokmu ???
 
kaplanck

kaplanck

Üye
OYUNUN TARİHÇESİ

Beyaz Köşk ve Mansur Bey Dönemi (1957-1963)

1957 yılında meteor felaketinin ardından şehre gelen yabancılardan biri olan Kuklacı, Eminönü'nün limanlarında bir takım kukla ve küçük büyü gösterileri yapıyor, halkı etkileyerek para kazanıyordu. Daima maskeli olan yüzü ve insanları şaşırtan numaralarıyla eğlenceli ve heyecan verici, aynı zamanda da ürkütücü bir kişilikti. İstanbul'da felaketten kurtulan az sayıda sanatkardan biri olan ressam Mansur Bey hatırı sayılır bir servete sahipti. Servetini İstanbul'un yaratıklarla mücadelesi için idareli bir şekilde kullanıyordu. Mansur Bey'in aynı zamanda İstanbul içinde önemli bazı çevreler üzerinde nüfuzu vardı. Sözü dinlenen bir kişilikti. Verdiği mücadelelerde genellikle kendi geliştirdiği çözümleri uygular, başkalarının bulduğu çıkış noktaları üzerine para ve emek harcamak istemezdi.
Bu trajedinin ortasında, insanların moralini düzeltmek için küçük eğlencelere de ihtiyaç olduğunu savunduğundan, arada sırada fasıllar ve mini gösteriler organize ederdi kendi beyaz renkli köşkünde. Bu eğlencelerden birinde, şehirde büyü gösterileri yaptığını duyduğu Kuklacı'yı da çağırttırdı ve gösterisini ilgiyle izledi. O sıralarda artık sokaklarda sıklıkla rastlanılabilen büyü ve yarattığı gizem zihnini meşgul ediyordu. Gösterinin ardından Kuklacı'yı bir müddet alıkoydu, onun çok daha heyecan verici bazı numaraları olduğundan neredeyse emindi. O gün ve daha sonraki günler Kuklacı ile daha çok büyü içerikli uzun sohbetler yaptı.
Bu beklenmedik alaka ve sohbetler üzerine Kuklacı da bir arayış içine girdi ve bir süre sonra insan hücreleri ve bir kısım muhteviyatı zengin materyal ve çeşitli uygulamalar eşliğinde o sıralarda Eminönü'nde bolca bulunan farelerden güçlü ve dayanıklı bir ırk yapılabileceğini ve bu ırkın yaratıklara karşı savaşta kullanılabilecek sadık birer hizmetkar haline getirilebileceğinden bahsetti ona. Mansur Bey bu büyü için büyük bir maddi destek ve insan gücü ortaya koydu. Mansur Bey'e göre her şeyin kesin bir sona gittiği aşikardı ve yapılması gerekenin hakkında yapılacak ahlaki bir takım tartışmalar bu sonu hızlandırmaktan başka hiç bir şeye yaramayacaktı. Bu yüzden bu büyünün halk üzerinde yol açacağı tepkileri geciktirmek için bu işleri mümkün olduğunca gizli yürüttü. Bir yıl süren bir çalışma ve bir sürü başarısız deneyin sonunda kuklacı, Mansur Bey'in de fikirsel ve çizimsel yardımlarıyla ilk fare-insan karışımı yaratığı ortaya çıkardı. Mansur Bey bu yaratığın, gücüne, bağlılığına ve azmine hayran kaldı. Yaratığın en büyük özelliği ise üreyebilmesiydi.
Bu başarının sonrasında Mansur Bey, Kuklacı'nın desteği ile bir süredir dedikodusu yapılan, Beyaz Köşk organizasyonunu resmen kurdu. Fare-adam adı verilen bu esrarengiz yaratık gizli kapılar arkasında, şehrin bazı önemli kişilerine tanıtıldı. İlginç bir ikna kabiliyeti olan Kuklacı, Mansur Bey'in açık desteği ile şehir üzerinde bir çok kurumda söz sahibi olmaya başladı. 2 sene içerisinde fare adamlar da önceleri gizli olarak bir süre sonra ise açık açık halka hizmet etmeye başladılar ve saklı türlere karşı savaşta başarı göstermeye başladılar. İlk zamanlar yadırganan bu tür, zaman içerisinde halkın çoğu tarafından da sevildi.
Gene bu iki sene içerisinde Beyaz Köşk'ün eski toplantılarına katılan bir çok kişi de organizasyona dahil oldu. İçlerinden Mansur Bey'in kuzeni Azat Bey, Mustafa bey ve Gaffar Bey gibi zekası oldukça keskin olan bazıları Kuklacı'dan büyü dersleri aldılar. Ve onun yardımcıları oldular. 1960-1962 döneminde Beyaz Köşk otoritesini iyiden iyiye sağlamlaştırdı..
Tabii Beyaz Köşk'ün yükselişine olumlu yaklaşanlar olduğu gibi, bu organizasyonu tehlikeli bulan, faydasız olduğuna inananlar da vardı. Ve tabii Beyaz Köşk'ü çekemeyenler de. Aydın Bey de, şehir üzerindeki nüfuzunu git gide Beyaz Köşk'e kaptıran, zamanının güçlü kişilerinden biri idi. Onun önderliğinde birleşen bir grup zengin ve güçlü kişiler, Beyaz Köşk'e cephe aldılar ve yasal olarak Beyaz Köşk'ün kapatılması yönünde lobi yaptılar. O zamanlar şehri yöneten geçici valilerden Osman Hamdi Bey yönetiminde, şehir meclisinin toplantılarının yapıldığı Büyük Postane koridorlarında hararetli tartışmalar yankılandı. Bu meclisin üyelerinden biri olan, aynı zamanda Beyaz Köşk'ün yöneticisi Mansur Bey ve arkadaşları bütün bu lobi hareketine karşı var gücüyle savaştılar. Mansur Bey'in son konuşması, salonda büyük bir alkış tufanı kopmasına neden olmasına rağmen 1963 yılının soğuk bir kış gününde alınan Beyaz Köşk'ün yasal olarak kapatılması kararına engel olamadı. Ardından jandarma beyaz köşkü ve kurumlarını kapatmak için harekete geçti.
Ancak Kuklacı'nın bir önerisi vardı. Ona göre Beyaz Köşk'ün kapatılması, İstanbul'un tarihten silinmesi için atılmış büyük bir adımdan başka bir şey olmayacaktı. Kuklacı, Mansur Bey'e yaptığı öneride jandarmayı durdurabilecek kadar büyük bir Fare-adam kadrolaşması yarattıklarını ve bu fare-adamlarla kararın uygulanmasını engellemeyi ve kısa süreli bir sıkı-yönetim kurmayı teklif etti. Meclisin aldığı karardan dolayı büyük bir öfke ve yeis içerisinde olan Mansur Bey artık güvendiği bir dostu haline gelen bu maskeli zat'ın önerisini kabul etti. Kuklacı, Azat Bey ve Gaffar Bey'le birlikte Beyaz Köşk'ü bir isyan için örgütledi. Karşı çıkanları hapse attırdı. Kısa bir süre sonra şehrin sokaklarında fare-adamlar, Beyaz Köşk mensupları, jandarma ve bir kısım halkın dahil olduğu büyük çatışmalar çıktı. Bu çatışmalarda bir çok kişi öldü.
Zafer Kuklacı ve Beyaz Köşk'ün oldu. Beyaz Köşk açık olarak Eminönü'nde verdiği ilk savaşta boyun eğmediğini gösterdi. Halktan da bu olaya karşı tepki gösterenler Beyaz Köşk tarafından hapse atılmak sureti ile cezalandırıldılar. Beyaz Köşk şehir yönetimine el koymadıysa da, yönetimin artık beyaz köşk üzerinde hiç bir otoritesi kalmamıştı. Kuklacı kendi menfaatlerinin gerektirdiği şekilde bazı kurumların kapatılmasını talep etti. Bu talebi yerine getirildi. Aynı zamanda Aydın Bey ve etrafındaki Beyaz Köşk karşıtı kişilerin, Eminönü'nden sürülmesi talebi de yerine getirildi. Kısa bir süre sonra Aydın Bey ve beraberindeki bazı kişilerin ölüm haberi Eminönü'ne ulaştı.
Bütün bu kıyım ve ölüme, olayların aldığı boyutlara şaşkınlık içerisinde tanık olan Mansur Bey, kendi içine kapandı. 1963 yılından itibaren Beyaz Köşk'ü artık tamamen Kuklacı yönetiyordu. 1 sene sonra soğuk bir kış akşamında Mansur Bey'in köşkün çatı katındaki çalışma masasında yanmakta olan daimi ışığının yavaş yavaş karardığı görüldü. Ertesi gün Mansur Bey'in sandalyesi devrilmişti. Naaşı Eminönü merkez mezarlığında toprağa verildi. Kuklacı bir kaç hafta boyunca ne bir emir verdi, ne bir söz söyledi.
Beyaz Köşk ve Kuklacı Dönemi (1963-1967)
Mansur Bey'in her şeyden elini ayağını çekmesini takiben Kuklacı Beyaz Köşk'ü yönetmeye başlamıştı. Mansur Bey'in ölümünün ardından, Kuklacı'nın yönetimi resmiyet kazandı. Beyaz Köşk'ün İstanbul üzerindeki otoritesi kendiliğinden sağlamlaşıyordu. Azat Bey , Gaffar bey ve beraberlerindeki Beyaz büyücüler, halk arasında korkulan ve hürmet edilen kişilikler olmuşlardı. Kuklacı, sık sık Azat Bey'in heyecanlı kişiliği tarafından hazırlanan hızlı eylem planlarını olumsuz yanıtlıyordu. Azat Bey özellikle meclisin ve bazı kurumların yararsızlığının sırtlarına bir kambur teşkil ettiğinden yakınıyordu. Kuklacı için ise edinilen bağımsızlık yeterli gibiydi. Uzun uzun, köşkün resim atölyesinde oturuyor ve düşünüyordu. Fazla konuşmuyor, ancak emirlerini kesin bir şekilde ifade ediyordu. Büyüye hemen hemen hiç başvurmuyordu ancak büyünün gizemlerini öğrettiği diğerleri, onda saklı olan potansiyelin son derece farkında idiler. Kuklacı, fare adamların büyü ile ortaya çıkarılmasına ilişkin Mansur Bey'le hazırladığı bütün planları da hala gizli bir yerde koruyordu. Uzun zamandır büyü yoluyla fare adam üretilmemişti. Fare adamlar da zaten kendi aralarında hızla üreyebiliyorlardı dolayısıyla buna gerek olmuyordu. Fare adamlarının kuklacıya karşı tam bir sadakatle bağlı olmaları örgüt içinde olası bir isyanı engelliyordu. Her ne kadar Kuklacı'nın her yaptığını tasvip etmiyorlarsa da, Azat ve Gaffar Bey'lerin kuklacıya karşı ayaklanmak düşüncesi akıllarına bile gelmezdi. Diğerleri de zaten böyle bir şeye cesaret edemezlerdi. Kuklacı 3 sene boyunca şehri bu şekilde yönetti. 1967 yılının ılık bir yaz günü o zamanlarda oldukça az görünen güneş'in ışınları köşkün üzerine düştü.
Kuklacı atölyenin perdelerini açtırdı ve saatlerce atölyede oturdu, resimleri inceleri, düşündü. Sonrasında Azat Bey'i çağırttı ve fare adamların tecrübelilerinden 100 kişilik bir kuvvet toplamasını söyledi. Ardından Azat Bey'e kendisinin ayrılma vakti geldiğini, köşkle ilgili artık hiç bir planının kalmadığını söyledi. Toplanan kuvvetle beraber Meteor bölgesinden geçerek batıya doğru hareket etti. Dönüşü fare adamlarca çok beklendi. Belki de hala vardır bekleyen.
Beyaz Köşk ve Azat Efendi dönemi (1967-1974)
Kuklacı'nın ayrılmasını müteakiben şaşkınlık içerisine düşen Azat ve Gaffar Bey'ler önce ne yapacaklarını bilemediler. Ardından köşk üyeleri tarafından Gaffar'dan daha kıdemli olan Azat Bey'in (ki kendisine artık Azat Efendi denilmeye başlanmıştı) yöneticiliğin verilmesi kararı alındı. Azat Efendi döneminin en büyük farklarından biri Beyaz Köşk içinde varolan sadakat devrinin yavaş yavaş kapanmaya başlaması oldu. Fare adamlar yaratıcıları gittiklerinden beri daha az itaatkar olmuşlardı. Bir nevi özgür iradeleriyle karar verir hale geldiler. Beyaz Köşk'e karşı fare adam ayaklanmaları oldu. Güçlü beyaz büyücüler bu ayaklanmaların bir çoğunu bastırdılarsa da, bu baskı beyaz köşkten kopmaları engelleyemedi. 3-4 sene içerisinde köşke bağımlı fare adam sayısı üçte bire düştü.
Bu süre zarfında bilime meraklı bir kişi olan Gaffar Bey, Eminönü'nde kalan az sayıda akademik kişi tarafından kurulan ve İstanbul'un kurtulması için kendilerini bilimsel çalışmalara adayan Genç Bilgililer adlı bir guruba maddi imkan ve çalışacak güvenli bir ortam sağladı. Aynı zamanda Beyaz Büyücülerin en güçlülerinden olan Gaffar, Genç Bilgililerin büyü alanındaki yüksek kültürden de faydalanmalarını sağladı. Beraber bir çok projeler ortaya çıkardılar.
Bu projelerin belki de en çok bilineni "Makine"dir. Yani yaratıkları temizlemek amacıyla, çeşitli iş makinelerinin profilleri kullanılarak yapılan ve büyünün gücü ile çalışan, yok etme yetkisine sahip bir çeşit araç. Bu araçtan 2 adet numune ürettiler ve meteor bölgesinde denemeye açtılar. Prototiplerden biri başarısız olmuştu ancak diğeri 6 ay gibi çok uzun bir süre saklı türlerle mücadele ettiği halde bozulmadı. "Makine" başarılı olmuştu. Üretimi çok zor ve zahmetli olsa da buna değeceğini, Fare adamlarla artık bir yere ulaşılamayacağını anlayan Gaffar Bey Beyaz Köşk'ün mevcudiyetini korumak için bu projeyi var gücü ile desteklemeye devam etti.
Ancak bazı şeyler geri dönülemeyecek noktalara gelmeye başlamıştı. Beyaz Köşk döneminde Meteor bölgesi, Sirkeci Garı çevresinden Galata Köprüsü ve Limanlara kadar olan kısım, hatta kısmen meteor bölgesi, Karaköy ve tünelden Beyoğlu'na kadar uzanan kısımlar güvenli bölgeler haline gelmişti. Ancak fare adamların önemli bir kısmının ayrılmasıyla, Beyaz Köşk, Eminönü için tam güvenlik sağlayacak bir otorite olmaktan uzaklaşmaya başlamıştı. Aynı zamanda Azat Efendi tarafından Beyaz Köşk hakimiyetinin korunmaya çalışması, Büyük Postane merkezli şehir meclisinin kapatılmasına kadar varılan üzücü bir noktaya taşınmıştı ki esas kopma noktası bu oldu. Gerçekte şehir meclisi hiç kapanmadı, düzensiz ve gizli olarak buluşmalar hep devam etti. Fakat Azat Efendi artık diplomasinin dışında kalmıştı.
Sonra işler daha da kötüleşti. Meclis'in gizli faaliyetlerini öğrenen ve geri kalan az sayıda kurumun bağlılığını sağlayamayan Azat Efendi, İstanbul insanı üzerinde tam yönetim sağlamak üzere harekete geçti. Uzun süredir aradığı fare-adam büyüleri üzerine yazılmış dokümanları bir şekilde buldu. Bu büyüleri kullanmak konusunda Gaffar bey ile aralarında büyük bir fikir ayrılığı doğdu. Gaffar Bey fare adam üretimi ve İstanbul üzerinde tam hakimiyet sağlamak konularına temelden karşı idi. Zamanla bu olay, iki büyü ustasının aralarını açtı. Azat Efendi, Gaffar Bey'in karşıtlığına rağmen beyaz büyücülerinin çoğunluğu üzerinde etki sahibi idi. Bu etki belki de Mansur bey'in kuzeni olmasından kaynaklanıyordu kim bilir.
İki sene içerisinde Azat efendi bir çok fare adam üreterek köşkteki fare adam mevcudiyetini iki katına çıkardı.
Bu süre içerisinde Gaffar Bey kendi projelerine devam etti. Ancak Beyaz Köşk'teki ilk fare adam gurubundan yani Gezginler'den biri olan Topuz isimli fare adam (Fare adamlara insanlarla karışmaması açısından isim verilmezdi, sadece lakap takılırdı) aslında dışarıdaki belirsiz bir güç için çalışan bir muhbirdi. Topuz'un verdiği bilgilerle harekete geçen bir grup bilinçli saklı tür, Gaffar Bey'in dışarıda olduğu bir sırada , atölyeye baskın düzenlediler. Atölyenin savunmasını etkisiz hale getiren savaşçı grup, Genç Bilgililer'in bir kısmını katletti. Katliamın ortasında olay mahalline gelen Gaffar Bey'in, o zamana kadar bilinçsiz hiç bir şey yapmamış bu İstanbul beyefendisinin belki de ilk kez olarak ağzından ölüm sözcükleri döküldü. Ve saldırgan yaratıkların büyük bir kısmı cesetleri dahi ortada kalmamacasına katledildi. Etraf bir anda bu öfke karşısında korku içerisinde aklını kaybeden insan ve yaratıklarla doldu. Korkunç bir yanık kokusu etrafı kapladı. Saldırıdan son anda kurtulabilen Topuz'un bir bacağı koptu. Atölyenin büyük bir kısmı yıkıldı. Yeni geliştirilen Makine prototipi de bu öfkeden payını aldı. Bu olayın ardından Gaffar Bey'in çok sevdiği ekibi bile, kendisine karşı uzun bir süre mesafeli davrandılar.
Bu olayın sonucunda, Gaffar Bey, Azat efendi ile vedalaştı ve ekibinden kalanları ve projelerini toplayarak kaybedilmiş topraklara, Çemberlitaş yönünde uzaklaştı. Meteor bölgesinin ardına geçmek, delice bir hareket olmasına rağmen, Azat Efendi, Gaffar Bey'e duyduğu saygıdan dolayı onu durdurmadı. Genç Bilgililer içerisinde Eminönü'nde kalanlar da oldu. Onlar da Beyaz Köşk ile bağlantılarını kopararak dağıldılar.
(1972 - Gaffar beyin vedası)
Azat efendi, 1972 yılından, 1974 yılına kadar, Beyaz Köşk'ün mevcudiyetini sürdürmeye çalıştı. Eminönü üzerinde otoritesini kaybetmemek için, kuvvet kullanımını arttırarak devam etti. Beyaz Köşk'de Azat Efendi'ye bağlı beyaz büyücüler arasında bile kopmalar meydana gelmeye başlamıştı.
 

xzarder

Üye
bu oyunu oynuyorum ve eminönü savaşçı lvl 35 im.....
 
_CHiLeKesH_

_CHiLeKesH_

Üye
    Konu Sahibi
Beyaz Köşk e bekleriz :P

Erdoğan
 
KingFaruk

KingFaruk

Üye
çok saol güzel bi oyun türk işi ilk MMORPG galiba
 
maxiburak

maxiburak

Üye
bende war da pek oynayamadım ama oynadıgım kadarıyla güsel bi oyun
 
askbesk

askbesk

Üye
oyun gerçekten çok güzel saol
 
_CHiLeKesH_

_CHiLeKesH_

Üye
    Konu Sahibi
Türk oyunlarına sahip çıkalım ;)
 

alporen

Üye
39 lwl satılık char war :D isdeeen
 


Üst Alt