-efşan
Üye
Teşekkür ederim Dostum.Ellerin buzdan soğuktu
Üşüyorduk kan sıcağı Haziran akşamlarında
Sönük sönüktü gözlerin
Susuyorduk yalnızlık çığlıklarında.
Ve biz...
Bitiyorduk oysa ki tüm inancıyla varlığın kalabalıklığında
...
Mahzen / Ketum Zırvalar
..............................................................................................................
..............................................................................................................
Bilemem ben hangi metruk yapının sonsuzluğa açılan kapısı; meşru
Ab-ı Hayat sanmıştım oysa ki bade bab'ında idi de.
Boyunduruk tavırları boyunlarda maluh
Biteceksin ve üzüleceğiz malum.
Keza bir rayiha sunmuyordu da ilki kadar mahul
Maile faal olamazdı da üstelik.
Oysa ki sancıları ne kadar da histerik.
..............................................................................................................
..............................................................................................................
O kadar masum değildi sevdalarımız bizim.
Paçalarına kan sıçramıştı ve görülebiliyordu da dikkatsizce bakıldığında dahi.
Gözleri de kan kırmızıydı üstelik.
Zamanla fark eder oldum ki;
Bütün duygular aşağılık
Bütün duygular aşağılık.
...
..............................................................................................................
..............................................................................................................
Fark etmiştim elbette ;
Bir uzun müddet geçse de solmuyordu gülüşünün ardında nefret...
Oysa ki bakakalıp neş'e bulmak, neş'e bulmak
Gülüşünde bin bir dilek hakkı bulmak gibiydi
Anlatılamaz gibiydi de
Tabirsiz bir rüya gibiydi.
Rayiha-i idi.
Üşüyorduk kan sıcağı Haziran akşamlarında
Sönük sönüktü gözlerin
Susuyorduk yalnızlık çığlıklarında.
Ve biz...
Bitiyorduk oysa ki tüm inancıyla varlığın kalabalıklığında
...
Mahzen / Ketum Zırvalar
..............................................................................................................
Bir vefa örneği...
Varoluşumdan kaybolan yok oluşun ile varlığım
Tâ ki evvelinde hayazul edilmiş bir tehemmülden ibaret.
Bir sefâ örneği; adını kanlı yazıtlarımla anmaya dursun tahayyül
Nasıl bir heyelan yuvarlamıştır, kim bile..
Nasıl da cereyan edile gönlüme gark olan sefalet.
Hicran örneği beyanen !
Yazıtlarım tümü ile yokluğuna binaen
Evet; hatırlıyorum da zor olsa da hayalen
Tümüyle yaşanmışlıkları yaşanamamışlarlarda şifa babında keşkut
Bre Heyhat '
Barizi ile bir cefa örneği...
Varoluşumdan kaybolan yok oluşun ile varlığım
Tâ ki evvelinde hayazul edilmiş bir tehemmülden ibaret.
Bir sefâ örneği; adını kanlı yazıtlarımla anmaya dursun tahayyül
Nasıl bir heyelan yuvarlamıştır, kim bile..
Nasıl da cereyan edile gönlüme gark olan sefalet.
Hicran örneği beyanen !
Yazıtlarım tümü ile yokluğuna binaen
Evet; hatırlıyorum da zor olsa da hayalen
Tümüyle yaşanmışlıkları yaşanamamışlarlarda şifa babında keşkut
Bre Heyhat '
Barizi ile bir cefa örneği...
..............................................................................................................
Bilemem ben hangi metruk yapının sonsuzluğa açılan kapısı; meşru
Ab-ı Hayat sanmıştım oysa ki bade bab'ında idi de.
Boyunduruk tavırları boyunlarda maluh
Biteceksin ve üzüleceğiz malum.
Keza bir rayiha sunmuyordu da ilki kadar mahul
Maile faal olamazdı da üstelik.
Oysa ki sancıları ne kadar da histerik.
..............................................................................................................
Gündüzlerim vardı benim de,
İnkar edilemez.
Ve bir de kirli-paslı pencerem...
Belki de buydu yadsıyan günlerimi
Buna rağmen sevdalarımız da vardı
Lâkin ikna edilemez...
Yıkık-dökük bir baraka
Maphusu andırır kapısı
Her gün baka-kalıp aynı duvara;
Maphusu andırırdı yapısı
İnadına umutlarımız da vardı
Mesela Seher'imiz vardı hayallerimizin en ederi
Düşleyebileceğimizin en ederi
Şimdilerde yalnızca akla vursa da bin bir çeşit kederi;
Maphusu andırırdı sızısı...
İnkar edilemez.
Ve bir de kirli-paslı pencerem...
Belki de buydu yadsıyan günlerimi
Buna rağmen sevdalarımız da vardı
Lâkin ikna edilemez...
Yıkık-dökük bir baraka
Maphusu andırır kapısı
Her gün baka-kalıp aynı duvara;
Maphusu andırırdı yapısı
İnadına umutlarımız da vardı
Mesela Seher'imiz vardı hayallerimizin en ederi
Düşleyebileceğimizin en ederi
Şimdilerde yalnızca akla vursa da bin bir çeşit kederi;
Maphusu andırırdı sızısı...
..............................................................................................................
O kadar masum değildi sevdalarımız bizim.
Paçalarına kan sıçramıştı ve görülebiliyordu da dikkatsizce bakıldığında dahi.
Gözleri de kan kırmızıydı üstelik.
Zamanla fark eder oldum ki;
Bütün duygular aşağılık
Bütün duygular aşağılık.
...
..............................................................................................................
İkimiz de gitmeliyiz bence artık.
Yavaş yavaş da değil üstelik
Bir anda uzaklaşmalıyız birbirimizden, kopmalı pamuk bağlarımız.
Ve kanamalı da ellerimiz, yeminle...
Kanamalı...
Sen gitmelisin
Ben gitmeliyim
Biz bitmeliyiz
Biterken dahi en azından
''Biz'' olmalıyız...
Yavaş yavaş da değil üstelik
Bir anda uzaklaşmalıyız birbirimizden, kopmalı pamuk bağlarımız.
Ve kanamalı da ellerimiz, yeminle...
Kanamalı...
Sen gitmelisin
Ben gitmeliyim
Biz bitmeliyiz
Biterken dahi en azından
''Biz'' olmalıyız...
..............................................................................................................
Fark etmiştim elbette ;
Bir uzun müddet geçse de solmuyordu gülüşünün ardında nefret...
Oysa ki bakakalıp neş'e bulmak, neş'e bulmak
Gülüşünde bin bir dilek hakkı bulmak gibiydi
Anlatılamaz gibiydi de
Tabirsiz bir rüya gibiydi.
Rayiha-i idi.
