Aşk ölümden uyanıştır aslında,
Bir kaç kuru üzüm eşliğinde, tahayyülsüz bir muhabbet faslında
Tahammülsüz değildir, vazgeçilmezdir nezdimde
Ölüm aşka yaraşmayandır aslında.
.........................................................................................................................................................
Sanki bir sabah bir yanımı boş bırakmamış gibi,
Bilinsin ki içerimde volkanlar patlamamış gibi;
Ağıtlar gençliğime, lavralarım henüz ölmemiş gibi.
Farzet ki hiç gitmemiş gibi,
Henüz canımı yakmamış gibi.
Ayan beyan kareler, resimler solgun değil dahi.
Dün gibi farzet her günü;
Gitmemiş gibi farzet.
Yahut sil adını taşımdan,
Akmamış gibi damla damla yaşımdan
Öyle bir sevda geçti ki; öyle ki dumanlı başımdan.
Bir gün karşıma hiç çıkmamış gibi farzet.
Henüz umutlarım yanmamış gibi farzet.
.........................................................................................................................................................
Cana can katan canan nasıl bir kaside ?
Ömrün yolunda heba ise de beyhude.
Yara değin kâr etmiyor hiçbir kaide,
Biz bırakıp evi barkı; çoluk çocuk bitapa terk,
Tüm ihtişamı ile kâinatın, sana aldanıp seni sevmişiz.
Gülüşü ile tene şen katan Güzel nasıl da güzel...
Mecn ötesi var mı benim gibi ?
Gayrı çiğneyip maneviyetı, yakıp yıkıp; sövüp muhteviyata
Ket olamıyor, evvelinden yenik düşük bir ezel.
Bir de sorun Cengiz'e;
'' Yar gözünde nasıl da özel ? ''
Ey özünde sözünde, günü vakit dilinde;
Her günü bir, bini değil dahi yarım.
Yarin adı geçse, Yarin adı '' yarın'',
Var olan kudretiyle tan'ın, sana kanıp seni sevmişiz.
...........................................................................................................................
Şimdi kan dolu avuçlarım,
Yarem tutsam halem bitap.
Bir umutsuz çağlayışta göz yaşlarım,
Sinem yansın, halim harab!
..............................................................................................................
Sağanakcasına göz yaşım kadar idin evvelinde.
Canımın yandığı kadar; sözümün bittiği kadar.
Oturup çürük çarık bir iskemleye edebiyle;
Ah benim çaresiz başım,
Ah benim ziyanım, gıyabım.
...........................................................................................................................
Bir gece...
Ansızın dökülüverdi yastığıma beyazlamış hüzünlerim.
Yüreğime gark edilen neş'e dökülüverdi.
Adını haykırdım sabahlara kadar;
Sabahlar dökülüverdi.
Tek bir hüzün kaldı geriye; yadigâr.
Hece hece şiirlerim dökülüverdi.
Mahzen / Ketum Zırvalar