İdam cezası yeniden uygulamaya girmeli mi ?

Sponsorlu Bağlantılar

İdam Cezası Yeniden Uygulamaya Girmeli mi?

  • İdam cezasına her türlü karşıyım.

    Kullanılan: 6 27.3%
  • İdam cezasını her türlü savunuyorum.

    Kullanılan: 3 13.6%
  • Adli hatalar olabilmesi ihtimali nedeniyle karşıyım.

    Kullanılan: 0 0.0%
  • Belli suçlarda uygulanabilir.

    Kullanılan: 8 36.4%
  • İnfaz sistemi ve aflar nedeniyle idam cezasına olumlu bakıyorum.

    Kullanılan: 3 13.6%
  • Diğer [Lütfen belirtiniz]

    Kullanılan: 2 9.1%

  • Kullanılan toplam oy
    22
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
minoo

minoo

Üye
Ardile kendi içinde çelişiyorsun resmen :hmmm
 


Love Prince

Love Prince

Üye
Cinayette ödeşmek. Bir suç işleyenin aynı cinsten bir ceza ile cezalandırılması. Öldürme veya yaralamada, suçluya aynı şeyin yapılması. Kasten adam öldürene veya yaralayana İslâm hukukunun uyguladığı ceza.

Bir İslâm hukuku terimi olarak kısas; ferdin hakkı olarak yerine getirilmesi gereken, âyet ve hadislerde miktarı belirlenen ve suçlunun bedenine yönelik bulunan cezayı ifade eder. Kesmek anlamına gelen "Kass" kökünden alınmıştır.

Kısas cezasını gerektiren suçlar;

Kasten adam öldürme ile bazı kasten yaralama ve sakat bırakma eylemlerini kapsamına alır.

Kısas cezası Kitap ve Sünnet delillerine dayanır. Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyurulur:

"Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür hür ile; köle köle ile, kadın kadın ile kısâs olunur. Öldürülenin velisi tarafından, öldüren lehine bir şey affolunursa (diyet için) yapılacak uygulama örfe göre normal olmalı ve en iyi bir şekilde ona ödenmelidir. Bu size Rabbınızdan bir kolaylık ve rahmettir. Artık bu hükümden sonra kim haddi aşarsa ona acı bir azap vardır. Sizin için kısasta hayat vardır, ey tam akıllı insanlar" (el-Bakara, 2/178-179).

"Her kim haksız olarak öldürülürse onun velisine yetki verdik. O da öldürmede haddi aşmasın. Çünkü ona yeterince yardım olunmuştur" (el-İsrâ, 17/33).

"Biz Tevrat'ta onlara şu hükümleri farz kılmıştık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ile kısas yapılır. Yaralarda da kısas vardır. Fakat kim hakkından vazgeçerse, bu onun günahlarının affına bir sebeptir. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar, zâlimlerin ta kendileridir" (el-Mâide, 5/45).

Kısas hükümlerinin önceki semâvî dinlerde de bulunduğunu Kur'ân-ı Kerîm bildirmektedir. Yahudilerin mukaddes kitabı Tevrat'ta bugün konu ile ilgili şu kurallar yer almaktadır:

"Bir kimseyi vurarak öldüren kimse, mutlaka öldürülecektir" (Çıkış: 21/13).

"Bir kimsenin komşusuna kini olur ve onu hile ile öldürürse, öldürülmesi için onu mizbahından bile alacaksın" (Çıkış: 21/14).

"Bir kimse bir adamı öldürürse mutlaka öldürülecektir " (Levililer: 24/17).

İslâm'ın ortaya çıkışından önce, Medine'de yaşayan iki yahudi kabilesi Nadîroğulları ile Kurayzaoğulları arasında çatışma olmuş, Nadîroğulları üstün gelmişti. Bu üstünlüğü ondan sonra işlenecek suçlara uygulanacak cezalara da yansıtmaya başladılar. Meselâ; bir Nadirli, Kurayzalıyı öldürürse kısas uygulanmıyor, yüz vask (200 kg.lık ağırlık ölçüsü) kuru üzüm fidye olarak ödeniyordu. Fakat bir Kurayzalı, Nadirliyi öldürürse, kısas yoluyla suçlu da öldürülüyordu. Eğer bu son durumda fidye ödemesi kararlaştırılırsa, iki kat olarak fidye uygulanıyordu. İşte Cenâb-ı Hak onların Tevrat'tan sapma noktalarını belirlemek ve İslâm ümmetine de kısas hükümlerini teşmil etmek üzere yukarıdaki âyeti indirdi (bk. İbn Kesîr, Tefsîru'l Kur'ani'l-Azım, İstanbul 1984, I, 299, 300 vd.).

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Kim kasten öldürürse, bunun hükmü kısastır" (Ebû Davud, Diyat, 5).

"Allah'tan başka ilâh olmadığını ve benim Allah'ın elçisi olduğumu tasdik eden müslüman bir kimsenin kanı, şu üç durum dışında helal değildir: Cana karşı can, zina eden evli kişi ve dini terkedip cemaatten ayrılan kimse" (Buhârî, Diyât, 6; Müslim, Kasâme, 25, 26; Ebû Dâvud, Hudûd, 1; Tirmizî, Hudûd, 15; Nesâî, Tahrîm, 5, 11, 14; Dârimî, Siyer,11; Ahmed b. Hanbel, I, 61, 63, 65, 70, 163, 382, 428, 444, 465, VI, 181, 214; es-Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, Mısır t.y, VII, 7).

Kasten ve taammüden öldürmenin kısası gerektirdiği konusunda görüş birliği olmakla birlikte kasıt ve taammüdün karinesi üzerinde görüş ayrılığı vardır. Ebû Hanîfe'ye göre, bir uzvu bedenden ayırabilecek bir silâh veya âlet ile işlenen öldürme fiili, kasten ve amden işlenmiş sayılır. Keskin demir, taş, ağaç ve benzerleri ile bir kimseyi öldürmek gibi. Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed'e göre, ister öldürücü âlet ile olsun, ister ölüme götüren bir eylem ve fiille olsun, işlenen öldürme suçu "kasten" sayılır. Denize atmak, yüksek bir yerden düşürmek ve zehirlemek bunlar arasında sayılabilir. İmam Şâfiî'ye göre, bedene batan veya kesici âletlerde olduğu gibi genellikle ölümü doğurabilecek bir şeyle öldürmek de "taammüden öldürme" kapsamına girer (el-Kâsânî, Bedâyiu's Sanâyi', Beyrut 1401/1982, VII, 233 vd.).

İslâm hukukçuları yukarıda verdiğimiz ayet ve hadislere dayanarak, kasten öldürme ve yaralamalarda kısasın uygulanacağında görüş birliği içindedir. Ancak, İslâm'da kısas şahsî şikâyete bağlı bir ceza olarak kabul edilmiş, âmme cezası sayılmamıştır. Çünkü kamu düzeni sadece suçlu ile mağdur taraf arasında bozulmuştur. Onlar anlaşır, barışır ve helalleşirlerse Devlet düzenini ilgilendiren sakıncalar ortadan kalkmış olur. Bu nedenle, kendisine karşı müessir fiil işlenen kimse veya ölüm hâlinde, ölenin velisi affederse kısas düşer (bk. el-Kâsânı, .e., VII, 241 vd.; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-Müctehid, İstanbul 1333, II, 330; Abdulkadir Udeh, et-Teşrîu'l Cinî'l-İslamî, Kahire 1959, I, 79, 663 vd.).

Kısas affedilince, ayrıca diyet hakkının da düşüp düşmediği, suçlunun rızası olmadan diyet istenip istenemeyeceği konusunda iki görüş vardır:

Ebû Flanîfe ve İmam Mâlik'e göre, öldürülenin velisi ya kısas ister, ya da affeder. Veli, suçlu ile diyet üzerine anlaşmazdan önce kısas hakkından vazgeçerse, diyet isteme hakkı da kendiliğinden düşmüş olur. İmam Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel'e göre ise; velî seçimlik hakka sahiptir. Ya kısas uygulanmasını ister, ya da kısası affeder ve diyet alır. Affetmenin anlamı kısasın diyete dönüşmesi demektir ve bu, suçu işleyenin rızâsına da bağlı değildir (el-Kâsânî, .e., VII, 241; eş-Şevkanî, .e., VII, 7 vd.; Hayreddin Karaman, Mukayeseli İslâm Hukuku, İstanbul 1986, I, 136, 137).

Ölen kimseye bedel olarak verilen mal veya nakit paraya "diyet" denir. Bu, öldürülenin mirasçılarına verilmesi gereken mâlî bir bedeldir. Yaralama, uzvu koparma veya sakatlama gibi müessir fiillerde mağdura verilmesi gereken bedele erş adı verilir. Diyet ismi kimi zaman erş yerine de kullanılır. Elin diyeti gibi (İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, Mısır 1307, V, 504; el-Meydânî, el-Lübâb, Kahire 1374).

Hz. Peygamber ve ilk dört halife döneminde belirlenen diyet miktarları şu mal veya nakit paralardan birisidir: a) Yüz deve, b) Bin dinar (miskal) altın, c) On veya onikibin dirhem gümüş, d) İkiyüz tane sığır, e) İkibin koyun, f) İkiyüz takım elbise (el-Kâsânî, .e., VII, 254; İbn Âbidîn, .e., V, 504; İbn Hazm, el-Muhallâ, Kahire 1350-1352, X, 759).

Yaralamaların tazminatı olan erş miktarlarından bir bölümü hadisle belirlenmiştir. Meselâ; el kesme suçunun erş'i, tam diyetin yarısıdır, diş kırmada erş, tam diyetin onda biri kadardır. Prensip olarak; vücutta tek bulunan organlar için tam diyet, çift organların her biri için yarım diyet, dört tane olanların her biri için dörtte bir diyet gerekir. Nass'larda tayin ve takdir edilmeyen durumlarda, tazminatın miktarını hâkim belirler (bk. Eş-Şevkânî, .e., VII, 61 vd.; el-Kâsânî, .e., VII, 252 vd.; İbn Kudâme, .e., VIII, 57-58).

Kur'ân-ı Kerîm'de; "...göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ile kısas yapılır. Yaralarda da kısas vardır" (el-Maide, 5/45) buyurularak, ölümün dışında kalan müessir fiillere de kısas hükmü getirilmiştir.

Hz. Peygamber devrinde bir kadın bir câriyenin dişini kırmış, câriye tarafı diyeti kabul etmeyerek, kısasta israr etmişti. Ashâb-ı kiramdan Enes b. en-Nadr, kısâsen dişin kırılmasına karşı çıkınca, Rasûlüllah (s.a.s); "Ey Enes!. Allâh'ın kitabında ceza kısastır" buyurmuştur. Câriye tarafının suçluyu affettiğini bildirmesi üzerine Allah Rasûlü onların bu affı sebebiyle kazandıkları manevi dereceyi şöyle ifade buyurmuştur: "Allâh'ın öyle kulları vardır ki Allah'a yemin etse, Allah onu yemininde yalancı çıkarmaz" (es-Şevkânî, .e., VII, 26, 27).

Yaralama ve sakatlamalarda kısasın uygulanabilmesi için, suçun kasten işlenmesi yanında şu şartların da bulunması gerekir:

a. İki yer arasında eşitlik,

b. Eşitliği sağlamanın mümkün olması;

c. Daha fazla veya daha eksik bir uygulama ile zulüm yapılmaması.

Bu çeşit suçlarda af, kısasın diyete dönüşmesini sağlar (bk. el-Kasânî, .e., VII, 297; İbn Âbidîn, .e., V, 485).

Mafsalından kesilen veya kesilmediği halde sakatlanan kollar ve bacaklar, kemiğe kadar dayanıp, kemiği ortaya çıkaran yaralarda da kısas uygulanır (Ömer Nasuhi Bilmen, İstilâhât-ı Fıkhıyye Kâmusu, İstanbul 1976, III, 80 vd.)

Kasten adam öldürme fiilinden dolayı kısas uygulanabilmesi için şu şartların bulunması gerekir:

a. Suçu işleyenin âkıl ve bâliğ olması gerekir. Akıl hastası veya küçük çocuk işlediği bir cinayetten dolayı diyetle yükümlü tutulursa da, kısas hükümleri uygulanmaz. Bunların kasten işleyecekleri suç, hata hükmünde olup, bundan dolayı mirastan ve vasiyetten de mahrum olmazlar.

b. Öldürme fiilinin kasten işlenmesi gerekir. Bir kimseyi hata veya sibh-i amd suretiyle öldüren kimseye kısas uygulanmaz.

c. Katilin, suçu serbest iradesiyle işlemiş olması gerekir. Öldürülme veya bir uzvun sakatlanması gibi bir zorlama (ikrah-i mülcî) altında işlenen suçlarda, Ebû Hanife ve imam Muhammed'e göre, kısas veya diyet zorlayan üzerine gerekir. Ebû Yusuf'a göre, burada zorlayana yalnız, üç yılda ödenmek üzere diyet lâzım gelir. İmam Züfer'e göre ise, zorlama, kısasa engel değildir.

d. Öldürülen, öldürenin fer'i, yani çocuk veya torunlarından biri olmamalıdır. Oğlunu, kızını veya torununu öldüren kimse için diyet, ta'zîr ve mirastan mahrumluk gibi hükümler uygulanırsa da, kısas gerekmez. Hadîs-i şerîtte; "Babaya, çocuğundan dolayı kısas uygulanmaz" buyurulmuştur (bk. Tirmizî, Diyat, 9; Dârimî, Diyat, 6; Ahmed b. Hanbel, I, 16, 22).

Ancak baba, anne, dede ve nine gibi usûlünden birisini kasten öldüren kimse hakkında kısas uygulanır.

Kısas yoluyla öldürülüp öldürülemeyecek kimseler şunlardır: Erkek erkek karşılığında, erkek kadın karşılığında ve kadın erkek karşılığında öldürülür. Hür erkek köle karşılığında ve köle köle karşılığında öldürülür. Yine kâfir, müslüman karşılığında, müslüman zimmî (İslâm Devleti tebeası olan ehl-i kitap) karşılığında ve zimmî zimmî karşılığında kısasen öldürülür. Bir zimmî başka bir zimmîyi öldürse, öldüren daha sonra İslâm'a girse yine kısas uygulanır. Bu konuda görüş birliği vardır. Müslüman veya zimmî İslâm ülkesine (daru'l-İslâm) emân'la girmiş bulunan bir harbî karşılığında öldürülmez. Zâhir (açık, kuvvetli) rivayete göre, müste'men (pasaportlu gayri müslim yabancı) başka bir müste'men karşılığında öldürülmez. Bir müslüman mürted (İslâm'ı terkettiğini ilân etmiş veya inanç bozukluğu nedeniyle dinden çıktığına hükmedilmiş bulunan) bir erkek veya kadını öldürse, öldürene kısas uygulanmaz. Yine dâru'l-harp'te pasaportla bulunan iki müslümandan biri diğerini öldürse, hanefîlere göre, kısas gerekmez. Müslüman, dâru'l harp'te, müslüman bir savaş esirini öldürse kısas gerekmez. Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed'e göre, öldürenin mal varlığından diyeti ödenir. Ebû Hanîfe'ye göre, diyet de gerekmez.

Büyük kimse çocuk karşılığında; sağlam insan, kör, topal felçli vb. hasta veya sakat kimse karşılığında öldürülür. Ölmek üzere bulunan kimseyi öldürene kısas uygulanır. Yaşamını sürdüremeyeceğini bilmesi de sonucu değiştirmez. İki çocuk arasında kısas uygulanmaz. Çocuğun kastı ve hatası eşit tutulur, iki durumda da yalnız diyet gerekir (el-Fetâvâ'l-Hindiyye, Beyrut 1400/1980, VI, 3, 4).

Diğer yandan kısasın uygulanabilmesi için öldürülenin velisinin belirli olması ve vârislerin kısas talebinde bulunması da şarttır (Bilmen, .e., III, 68 vd ).

Yaralama veya sakat bırakmalarda kısas isteme hak ve yetkisi mağdura âittir. Ölüm halinde ise bu hak ve yetki önce öldürülenin vârislerine, sonra da İslâm Devleti'ne aittir. Prensip olarak ölenin mal varlığına mirasçı olan, kısas veya diyetle ilgili haklara da sahip olur. Çünkü mirasçı, ölene insanların en yakın olanıdır (el-Kâsânı, Bedayiu's-Sanayi', Beyrut 1402/1982, VII, 242; el-Fetâvâ'l Hindiyye, VI, 7 vd.; Bilmen, .e., III, 88 vd.).
 
greenmile

greenmile

Üye
Kızla erkeğin arasına 45 cm mesafe koymayı savunan zihniyetle tartışmaya girmişim ayıp bana klavyem eskidi:S
 

Perfect!

Üye
Kim olursa olsun kim ne yaparsa yapsın hiç birşeyin bedeli idam olamaz ALLAH'ın verdiği canı ALLAH'tan başkası alamaz idam yoksa mühebbet var zaten çıkamıyor içerden dört duvar arasında o zaten insanı verem yapar kahrından ölür gider hergün dört duvar arasında.

evet içerden çıkamıyo... içerde paşalar gibi bakılıyor

--------------- Ekleme ---------------

Ardile kendi içinde çelişiyorsun resmen :hmmm

:oke:
 
aRdiLê

aRdiLê

Üye
Gerçekten size çok yazık ben hapishanedeki insanlar için konuştum ama sırf doğuluyum ve Kürdüm diye o lafımı bile oraya çektiniz artık size söylecek lafım yok ama şunuda iyi bilin Her Kürt pkklı değildir her yazdığımda sırf doğuluyum diye bir mana arıyorsunuz sonra bana üstü kapalı laf vurmaya çalışıyorsunuz söyledim ya bundan sonra size söyleyecek lafım yok İşiniz Rast Gelsin !...
 
greenmile

greenmile

Üye
doğulu olmakla kürt olmakla ne alakası var kimse pkk demiyor genel konuşuyoruz kim yapıyorsa o asılsın diye yıllarca maalesef senin uyguladığın şu edebiyat çok tutuldu
 

Burak

Üye
Kim olursa olsun kim ne yaparsa yapsın hiç birşeyin bedeli idam olamaz ALLAH'ın verdiği canı ALLAH'tan başkası alamaz idam yoksa mühebbet var zaten çıkamıyor içerden dört duvar arasında o zaten insanı verem yapar kahrından ölür gider hergün dört duvar arasında.

sen beni çok güldürüyon ya :kop:

--------------- Ekleme ---------------

Gerçekten size çok yazık ben hapishanedeki insanlar için konuştum ama sırf doğuluyum ve Kürdüm diye o lafımı bile oraya çektiniz artık size söylecek lafım yok ama şunuda iyi bilin Her Kürt pkklı değildir her yazdığımda sırf doğuluyum diye bir mana arıyorsunuz sonra bana üstü kapalı laf vurmaya çalışıyorsunuz söyledim ya bundan sonra size söyleyecek lafım yok İşiniz Rast Gelsin !...

e ozaman sen adam öldür katliam yap,sonrada elini kolunu sallayarak gez. Adil mi sence ?

ayrıca hapishanedeki adamdan(lardan) sanane ? sanamı düştü onları savunmak ? 12 pkk lı serbest kalıcak iddaları yüzünden bayram ediyorlar yüksekova'da. yoksa sende mi onlar gibi düşünüyorsun ? ''kendi devletimiz olsun.adıda kürdistan.''
size bu ülkede kimse diyormu çıkın gidin ülkeden sizi istemiyoruz diye ? veya hastaneye gittiğinde doktor diyormu sen kürtsün sana bakmam ? evine hırsız girince çağırdıgın polis sana diyormu iyi olmuş banane ? bir yangın çıktıgında çağırdıgın itfaiye sana diyormu banane ne haliniz varsa görün diye ?? okudugun devlet okulunun müdürü sana diyormu seni içeri almam ?
polise acımadan taş kaya monotof ses bombaları atan göstericiler neden yakalanınca ''abi valla bida yapmıycam abi ne olur bırak'' diyor ?madem korkun var taş vs. atma cesaretini nerden buluyorsun ? neden ege'de,karadeniz'de iç anadoluda olaylar çıkmıyorda hep doguda çıkıyor ? rahat durmuyor çünkü doğulular.
her pkk gösterisinde bir milletvekili bulunuyor. ne kadar ilginç ki hepde bdp li. adamlar polise atmadıgını bırakmıyor anasına bacısına sövüyor,polis su sıkınca gaz bombası atınca ''tc polisi canidir acıması yoktur'' diye haber yapan roj tv ye ne demeli peki ? uzatmak istemiyorum. bunları genel olarak söyledim. ayrıca diyorsunya her kürt pkk lı değildir diye. hepsi olmasada yüzde 90'nının ilgisi vardır unutma bunu.
 
greenmile

greenmile

Üye
bu derin bir konu madem burak yazdı bende birşey ekleyeyim her kürt pkklı olmaya bilir.Ama mecliste kürt halkının dili olduğunu savunan topluluk pkk teröristlerine gerilla diyorsa,pkk bir terör örügütüdür diyemiyorsa, her fırsatta askerlerimizin silah bırakmasını söylüyorsa,öcalana sayın diyorsa ve doğu illerinde kürt vatandaşlarımızın neredeyse tamamının oyunu alıpta meclisi tek tek giriyorlarsa düşünmek gerekiyor biraz
 

Perfect!

Üye
eğer konu kürt- Türk meselesine geldiyse...
evet idam olmalı ve bu vatan toprakları üzerinde hak iddaa eden bütün ' şerefsizler' kurşuna dizilmeli !
 
DiaBLoS

DiaBLoS

Admin
İdam cezası uygulamaya girmemeli .
İşkence ile öldürme cezası uygulamaya girebilir ama ...
 

Sidretül Münteha

Üye
Ee Bu Ankete Cvbımı Verdım Dıyelım Ne Olucak Uygulanıcak Mı ?

Uygulanmıcak Tabı .. Ee Bu Ankete Cvp Vermeyede Gerek Yok.
 
ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
Birbirinizi kırmadan evvel konuyu kilitlemek iyi olur.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


Üst Alt