Herkes Sevdiği Şiiri Yazsın..

Sponsorlu Bağlantılar

ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
    Konu Sahibi
Adı Deniz Olmalı

Bana birisini hatırlatıyorsun küçüğüm
Üzerindekiler bana yabancı değil
Yırtık süveterin, pantolonun, Çizmen çorabın
Bana birisini hatırlatıyorsun küçüğüm
Üzerindekiler bana yabancı değil
Suratındaki yaralar, karalar, çevren
Sakın pişman olma kızma kızdırma
Sevmen olmak katil olmaktan çok daha zor
Yemekten içmekten direnmekten çok daha zor

Ben kimim diye sorarsan
Biz tabiatla kardeşiz, yemeyle, içmeyle
Hatta uçakla, suyla, kuşla, böcekle
Ama yinede bana ne olmuş diye soruyorsan
Kızma kızdırma, doğruluktan dürüstlük doğar derler hani
Bence sana deniz çarpmış küçüğüm
Ben, beni bildim bileli ne ben beni buldu
Ne ben beni buldu kendimde
Nede kendim buldu bende
İşte ortalığın arazisi olup
Kaynadık dünyanın kazanında
Dünya kazan oldukça ben bir kepçe
Doldum tabaklara birden dala bir çöplere

Haniya gülüm, işçi olup emek dökercesine
Ben beni bildim bileli
Ne ben beni buldu kendimde
Nede kendim buldu bende
Yani, yani bir başlama yapıyor
Çocuk olursun, bir yandan severler bir yandan döverler
Okursun adam olursun,
İş bulamadınmıda hiç dinlemez söverler

Ben dost şampiyonu olamam diyorsun
Hayatına kafideyim,
Ben kültürümü hayata adadım
Hayatı tanımlayamıyorum
Hayat nedir acaba ?
Hergün paket paket alıp içtiğim sigaralarmı
Akşamları eve gelen babamın o boş bakışlarımı, bilmiyorum

Yıldızlardan kopup gelmişti dünyama
Yıllanmış ağaçların dökülen sarı yaprakları gibiydi
Etraf toz toprak kan göleç
Adına ne seher yeli diyebiliyorum
Nede toz pembe
Ama şunu çok iyi biliyorumki
Bir çocuğumuz olursa adı deniz olmalı
İster kız ister erkek farketmez
Fakat bakışları farketmeli
Güneş gibi olmalı aydınlatmalı
Her bir tarafı herbir yanı bir bir
 


midnight

midnight

Üye
AKINCI

Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik;
Bin atlı, o gün dev gibi bir orduyu yendik!

Ak tolgali Beylerbeyi haykırdı: "ilerle!"
Bir yaz günü, geçtik Tunâ dan, kaafilelerle...

Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan,
Şimşek gibi, Türk atlarının geçtiği yoldan,

Bir gün, dolu dizgin boşanan atlarımızla,
Yerden yedi kat arşa kanatlandık, o hızla...

Cennette buğün gülleri açmış görürüz de,
Hâlâ o kızıl hâtıra titrer gözümüzde.

Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik;
Bin atlı, o gün dev gibi bir orduyu yendik!


YAHYA KEMAL BEYATLI
 
midnight

midnight

Üye
BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİNE

Benden selam olsun Bolu Beyine
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
Ok vızıltısı , kalkan sesinden
Dağlar seda verip seslenmelidir !

Yiğitler dalkılıç girsin meydana
Çevreniz boyansın al kızıl kana
Zağlı kılıç çala çala gerdana
Düşman aman deyip uslanmalıdır !

Köroğlu düşer mi sandın şanından ?
Ayırır çoğunu er meydanından
Kır at köpüğünden , düşman kanından
Çizmem dolup , şalvar ıslanmalıdır !


Köroğlu
( 16 . yy. )
 

slayer

Üye
madem sevdiğimiz şiiri yazıyoruz o zaman yıllar önce hocaya şiir diye verdiğim ŞEY'lerden bi tanesini sizinle paylaşmak isterim. *bu şiir benim nasıl bir öğrenci olduğumun kanıtıdır
(önceden duymuş olabilirsiniz)

ŞİİR
bu günüm sensiz geçti
gözlerimi hiç açmadım
yokluğun beni yenemedi
sensizlikten kaçmadım
bırakıp gitmeyecektin beni
dönüp gülmeyecektin bana
şunu bilki sevgilim
o güzel kafanı koparırken
etrafa hiç kan sıçratmadım

*etrafa verdiğim rahatsızlık nedeniyle özür dilerim
 

lastsmileegs

Üye
senin dudakların pembe
ellerin beyaz,
al tut ellerimi bebek
tut biraz

benim doğduğum köylerde
ceviz ağaçları yoktu,
ben bu yüzden serinliğe hasretim
okşa biraz

benim doğduğum köylerde
buğday tarlaları yoktu,
dağıt saçlarını bebek
savur biraz

benim doğduğum köylerde
şimal rüzgarları eserdi,
hep bu yüzden dudaklarım çatlaktır
öp biraz

benim doğduğum köyleri geceleri eşkiyalar basardı
ben bu yüzden yalnızlıktan korkarım bebek
konuş biraz

Benim doğduğum köyleri
geceleri eşkiyalar basardı
bu yüzden yalnızlıktan korkarım bebek
konuş biraz

sen türkiye gibi aydınlık ve güzelsin
benim doğduğum köyler de güzeldi
sen de anlat doğduğun yerleri,
anlat biraz !
 
hasisa

hasisa

Üye
askerde bir arkadaşımdan aldığım şiir

hamallıktır bu dünyaya hamallık
doğuşum anama
yaşantım babama
ölümüm bile hamallıktır
ta ki cenazemi taşıyana
 
midnight

midnight

Üye
DUR YOLCU

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak,bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda
İstiklal uğruna, namus yolunda,
Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.
Bu tümsek, koparken büyük zelzele
Son vatan parçası geçerken ele
Mehmet'in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanını kattığı yerdir.
Düşün ki haşrolan kan, kemik, etin
Yaptığı bu tümsek amansız çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir


Necmettin HALİL ONAN
 
ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
    Konu Sahibi
Kim Susturabilir Bizim Türkümüzü

Kim susturabilir bizim türkümüzü, kim
Biz ki bu hasreti semahların seyrinden alıp gelmişiz
Biz ki onu sitemkar anaların kirpiğinden derlemişiz
Süzülsün de acının derin izler bıraktığı gül yanaklardan
Yere dökülsün istememişiz
Bizim türkümüzü rüzgar söyler her gece
Ay vurdukça parıldar gün doğdukça hız alır
Nevroz ateşleriyle sağaltarak çırpınan yarasını
Can havliyle kardaş
Kan içinde bir kartal gibi vadilere saldırır
Türkülere ilişmeyin
Türküler nehirdir gecenin bağrına akar
Fazla eşelemeyin kardaş
Taşınca ne siperler kalır ne dev barikatlar
Deşmeyin diyorum deşmeyin
Kim susturabilir bizim türkümüzü kim
Biz ki nice amansız badirelerde serden geçmişiz
Biz ki ilmikler boynumuza takılıyken bile türkü söylemişiz
Sonra ırmak boylarında göğertip körpe otların serinliğinde
Dağlara emanet etmişiz
Biz ki her yangının külünden diri canlar yaratmışız
Bizki mazlumların defterine kanlı resimlerle sıralanmışız
Banaz yaylasından kerbelaya kar götürsün turnalar
Ölürüz sanma kardaş
Dostun attığı gülden yaralanmışız
Türküleri dövmeyin
Türküler gökyüzüdür karanlığa yıldızlar çakar
Üstümüze gelmeyin kardaş
Namuslu bir delikanlının alnında kavga ışıldar
İncitmeyin diyorum incitmeyin
Kim susturabilir bizim türkümüzü kim
Bizki karacaoğlanı aşkla veyseli toprakla yüceltmişiz
Bizki köroğlunun narasıyla nice beyleri yere çökertmişiz
Yine de masum bir bebek gibi avuç avuç sevdamızı
Kalanlara vasiyet etmişiz
Adam dediğin sapına kadar yiğit olmalı
Ne karıncayı incitmeli ne ozanları yakmalı
Öyle sansar gibi punduna getirmek de neymiş
Adam dediğin kardaş
Yüreği varsa eğer getirip ortaya koymalı
Türküleri yakmayın
Türküler çiçektir en umutsuz zamanlarda açar
Kavgayı uzatmayın kardaş
Yüzyıllardır tuz döke döke çürüdü bu yaralar
Kanatmayın diyorum kanatmayın...!


Yusuf HAYALOĞLU
 
midnight

midnight

Üye
Sakarya Türküsü

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.
Akışta denetlenmiş, büyük, küçük, kainat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük!..

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal.
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış eski günleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hala çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgar o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına es, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, son Peygamber kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..


Necip Fazıl Kısakürek
 
midnight

midnight

Üye
Mohaç Türküsü

Bizdik o hücumun bütün aşkıyla kanatlı;
Bizdik o sabah ilk atılan safta yüz atlı.

Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle,
Canlandı o meşhur ova at kişnemesiyle!

Fethin daha bir ülkeyi parlattığı gündü;
Biz uğruna can verdiğimiz yerde göründü.

Gül yüzlü bir âfetti ki her pûsesi lale;
Girdik zaferin koynuna, kandık o visâle!

Dünyaya vedâ ettik, atıldık dolu dizgin;
En son koşumuzdur bu! Asırlarca bilinsin!

Bir bir açılırken göğe, son def'a yarıştık;
Allah'a giden yolda meleklerle karıştık.

Geçtik hepimiz dört nala cennet kapısından;
Gördük ebedî cedleri bir anda yakından!

Bir bahçedeyiz şimdi şehitlerle berâber;
Bizler gibi ölmüş o yiğitlerle berâber

Lâkin kalacak doğduğumuz toprağa bizden
Şimşek gibi bir hâtıra nal seslerimizden.



Yahya Kemal Beyatlı
 
ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
    Konu Sahibi
AY IŞIĞI

Gün gibi lekesiz, süzülüp gelir
Sevdamız Ay ışığı, ISLANMAZ Canım
Davamız dağ aşar, dizilip gelir
Katar-katar gider, USLANMAZ Canım

Sevgimiz beton değil, topraktadır dost
Kuşun kanadında, yapraktadır dost
Ne sen ben davası, ne makama post
Mert yürek, namerde YASLANMAZ Canım

Çıkar giysilerin, on harf -dört hece
Koynuma yıldızlar doldurdum gece
Şiar, mühürlenmiş kalpte bilmece
Yazısı silinmez,, PASLANMAZ Canım!...

Sevdamız Ay ışığı ISLANMAZ Canım
Katar- katar gider, USLANMAZ Canım!....


Ozan Şiar AĞDAŞAN..
 

_GiTaRisT_

Üye
FENA SIKILDIM (MİSAFİR)

Dün fena sıkıldım akşama kadar
İki paket cigara bana mısın demedi
Yazı yazacak oldum, sarmadı
Keman çaldım ömrümde ilk defa
Dolaştım
Tavla oynayanları seyrettim
Bir şarkıyı başka makamla söyledim
Sinek tuttum bir kibrit kutusu
Allah kahretsin, en sonunda
Kalktım buraya geldim

ORHAN VELİ KANIK
 

_GiTaRisT_

Üye
Bence
Bulamıyorum her odada sesimi

her ayna göstermez yüzümü

Çalan müziğe katılamam ıslığımla

Gözlerim kararır

lâl kesilirim soğuk havalarda

Yalnız da değilim oysa...





Benim odam, güzel odam

Sevdiğim resimler asılı duvarda

Bildiğim müzikleri çalar

Beraber söyleriz plâkla

Sesim de fena değil ama

Niyedir bilmem

Sadece ben seviyorum galiba...
 
ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
    Konu Sahibi
Aşk yasaklandı artık halka açık yerlerde,
El tutmak yol açıyor diye hesapsız susmalara,
Kaldırdık tüm tutuşmaları...
Yasak kelime oyunu yapmadık,
Yalan söylemek mecburi ve serbest ayyuka çıkmak...
Artık yağmur sonraları toprak kokmak yok,
Tomurcuklanmak günah ve bir insan gözü yüzünden,
Yüz gün ard arda uyumamak...
Kimse ölmesin diye kimsenin aklında,
Her sevdalı verdiği sözü geri alacak...
Güneşi ayı, hatta hiçbir tabiat olayı,
Şahit gösterilmeyecek hiçbir sevdaya...
Ne deniyorsa onu atacak kalp
Ve süresi 24 saate çıkaralacak,
Meskün mahallerde aglamanin...

Yılmaz Erdoğan
 
ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
    Konu Sahibi
Çocuklar Gibi

Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
Kırlara yayılan ilkbahar gibi
Kalbim her dakika hızla çarpardı
Göğsümün içinde ateş var gibi

Bazı nur içinde, bazı sisteydim
Bazı beni seven bir göğüsteyim
Kah el üstündeydim, kah hapisteydim
Her yere sokulan bir rüzgar gibi

Aşkım iki günlük iptilalardı
Hayatım tükenmez maceralardı
İçimde binlerce istekler vardı
Bir şair, yahut bir hükümdar gibi

Hissedince sana vurulduğumu
Anladım ne kadar yorulduğumu
Sakinleştiğimi, durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi

Şimdi şiir bence senin yüzündür
Şimdi benim tahtım senin dizindir
Sevgilim, saadet ikimizindir
Göklerden gelen bir yadigar gibi

Sözün şiirlerin mükemmelidir
Senden başkasını seven delidir
Yüzün çiçeklerin en güzelidir
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi

Başını göğsüme sakla sevgilim
Güzel saçlarında dolaşsın elim
Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi.

Sabahattin Ali
 
midnight

midnight

Üye
BEN SANA MECBURUM

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..


Attila İlhan
 
SANCAR

SANCAR

Üye
Ayrılık



Sevdiğim, kemençede titretiyorken yayı,
Bülbül sustu, unuttu o eski ağlamayı.
Öyle sandım ki gökte kızıllık sardı ayı,
Sevdiğim, kemençede inletiyorken yayı...

Ağaçların dalları saygılarla eğildi,
İçimden çarpıntıyı, gözümden yaşı sildi,
Böceklerin sesleri birdenbire kesildi,
Sevdiğim, kemençede söyletiyorken yayı...
Ayın on dördü gökte yavaşça yükselince,
Bir bağlama başladı önceden ince ince ...

Birdenbire gürleşip kemençeye karıştı,
Biri coşkun bir öfke, biri bir yalvarıştı.
Birini inletirken bir kadının elleri,
Birinde bir erkeğin kırılmış emelleri...
Sonra kemençe sustu... Yalnız kaldı bağlama,
Çalkalanarak diyor ki: “Boşunadır, ağlama!
Kemençen, bağlamam ve ... Gönüllerimiz kırıktır;
Her tatlı sevişmenin sonu bir ayrılıktır...

Gök onun kadar derin , o gök kadar berraktı,
Biraz sonra nazik ay bizi yalnız bıraktı...
Bu ayrılık çağının hicranını bir düşün,
Beni hala yakıyor tadı en son öpüşün!?..

Hazin hıçkırıkları bırakılmış bir kızın,
Hatırlattı bütün o eski ayrılıkları.
Söndürür neşesini gönlümüzdeki hızın,
Bırakılmış bir kızın hazin hıçkırıkları...

1932

Hüseyin Nihal Atsız
 
ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
    Konu Sahibi
Munzurun Kızı

Uzaklar da mı kaldın şimdi
Kış gibi hasatsız, derin
Ve düş gibi delice ve serin

Peki kim söyleyebilir, şimdi kim
Bu vurgunca yanmak bu uğultuca kanamak kime
Hani munzur'un kızı, hani rüzgarlarımız vardı bizim
Doğruca esen yürekler büyüten mevsimlerimiz
Sözümüze ne oldu kurban olduğum neler oldu yeminlerimize

Hadi yine saçlarını yellere ver
Fırtına olsun getirsin seni
Tenini ver, kokunu ver ne olursun
Artık bu özlem bu ateş bu zulüm
Ama sensizlik yok mu sensizlik cehennemde ölüm

Biliyorum şimdi haykırsam bütün sesleri
Hiçbir söz seni bana getirmez belki
Belki yaşadıklarımız da bilinmez
Işığında ağlaştığımız ay'lı gecelerde

Vay munzurun kızı vay çilelim kırçiçeğim hasretim vay
Sen dur Munzur aşkına dur
Hızırın aşkına dur, ne olursun dur
Dur da birlikte ölelim...

Hasret Gültekin
 
midnight

midnight

Üye
Aldanış

Yıkılmak,ezilmek her gün biraz daha
Dostlar değişiyor aldanmalar değil,
Aksimizden eser yok şimdi o sularda
Çirkin olan biziz aynalar değil...

Şerefsiz ellerin şerefe kaldırdıkları
Şişeler,kadehler o cam kırıkları
Götürün,götürün bu aydınlıkları
İçimde güz başladı ilkbahar değil,

Ne bir anlayışlı el,ne bir dost bakış
Biraz ümit,biraz hayal sonra aldanış
En güvendiğimiz tepelere kar yağmış
Deniz o deniz değil,dağlar o dağlar değil...


Ümit Yaşar Oğuzcan
 
tatar_ramazan

tatar_ramazan

Üye
bizimeller1 bildirdi:"
Ağlama be gülüm, bu korku niye,
Kollarım zinciri, takarmı sandın.
Sırtımdan vuruldum, gücüm az diye,
Düşmanın önünde, çökermi sandın,

Boranlara göğüs geren Oğuz’u,
Esen kahpe rüzgâr, yıkarmı sandın,
Beşbin yıldır, bey olmuşum dünyaya,
Kapıda yanaşma, nökermi sandın.

Karanlığın içinden bir yıldırım,
Bilinmezden ışık olup doğmuşum.
Nevruzlarda yeşillenen acunu,
Toy düğünle, ateşlere boğmuşum.

Meydanlarda bilenler kuvvetimi,
Baş eğipte, önümde diz çökmüşler.
Adalat, hoşgörü, merhametimi,
Temren edip, ok ucuna takmışlar.
Ve gafletin, başıma çöktüğü gün,
O temreni, yüreğime sokmuşlar.

Ağlama, ilk yara almam değil bu,
Yeni değil, benim sırttan vurulmam.
Huyumdur, zehir lokma yemeden,
Titreyipte, benliğime sarılmam.
Sarılınca, tüm ayrık otlarını,
Toprağımdan koparmadan, durulmam.

Ağlama sen, çoban yanık sesiyle,
Ağ gelini söyledikçe ben varım.
Aşiretler, göç eyleyip her bahar,
Yaylaları yayladıkça ben varım.
Dedem Korkut, nesillerin dilinde,
Boyladıkça, soyladıkça ben varım.

Varım ben, Nevruzda ateş yandıkça,
Varım ben, toylarda halay döndükçe,
Diller Türkçe okudukça yasarım,
Eller kilim dokudukça yaşarım,
Tanyeri söktükçe, güneş doğdukça,
Dallarda kuş, şakıdıkça yaşarım.

Şimdilik dardayım, od’um küllendi,
Ben uykuya yattım, dünya sallandı,
Dilsiz bildiklerim, birden dillendi,
Ergenekon yine, kuşattı beni,
Gafletteydim Türk’ün, döküldü kanı,
Şimdi Nevruz bekliyorum, uyandım,
Demir dağın, eteğine dayandım.

Nevruz yeli eser, savurur külü,
Od’um parlar, açar, dağlardan yolu,
Dolunaya ulur, zirveden bozkurt,
Yeni bir doğuma, sancılanır yurt.
Atatürk, Bilgehan, Fatih bir olur,
Soysuzun elinden, beyliği alır,
Yıkılır özümü, çeviren dağlar,
Sallanan taşlar hep, yerini bulur.

İşte o gün, hesapları görürüm,
Hakedene, hakkını tam veririm,
Kırarım zinciri, uzatan eli,
Köle ruhluların, susar pis dili,
Türk, hakimi olur, Türk ülkesinin,
Doğudan batıya, ezan sesinin,
Çınladığı topraklarda, toy döner,
O gün tüm Güllerin, gözyaşı diner..

Ağlama be gülüm, bu korku niye,
Kollarım zinciri, takarmı sandın.
Sırtımdan vuruldum, gücüm az diye,
Düşmanın önünde, çökermi sandın,
Boranlara göğüs geren Oğuz’u,
Esen kahpe rüzgâr, yıkarmı sandın,
Beşbin yıldır, bey olmuşum dünyaya,
Kapıda yanaşma, nökermi sandın.

Îlhan Esen"
 

Benzer Konular

___kaptan___
Cevap
2
Görüntüleme
837
___kaptan___
Cevap
0
Görüntüleme
705
Nedved
Cevap
37
Görüntüleme
6K
loss_pain
Nedved
Cevap
14
Görüntüleme
2K
Nedved


Üst Alt