CHE Sormuş ; En Çaresiz Anınızda Silahınız Nedir ?

Sponsorlu Bağlantılar

Praetor

Praetor

Emekli Yönetici
Gurur duydum :)
Yapılan yorumlara baktım da bir-iki arkadaş hariç herkes son derece mantıklı, rasyonel düşünüyor... :)

Akıl, sabır, düşünmek, direnç, sebep-sonuç ilişkileri kurmak ve saire...

Deprem oluyor!
Yaşayanlar bilirler o anda gelen çığlıkları, binanızdan çıkan duyulmamış sesleri... Depremin bir sesi vardır ki insanı kilitler resmen!.. Size hep güven veren "yer" sallanmaktadır bir sağa bir sola... Hiç bir şeye güveniniz kalmaz o anda!..
O anda bile bir umut vardır, en çaresiz an değildir, ya kurtulursam umudu... Peki ya binanız yıkılıyorsa?
Kafanızı çevirip baktığınızda cama, 20 metre yükseklikten düştüğünüzü ve üstünüze tonlarca beton ve demir yığınının geldiği an. En çaresiz anınız!
Akıl, sabır, düşünmek, direnç, sebep-sonuç...

Uçakla seyahat edenler bilirler o karadan kopuş anını, pencereden bakarsınız bir anda her şey ufacık oluverir, binlerce metre yükseğe çıkarsınız, değil insanları mahallenizi bile seçemezsiniz kolay kolay...
Kanat üstünde gidiyorsunuz ve motora bakarken siz, bir anda alevler görüyorsunuz, sarsılmaya başlıyor uçak, burnunu kıvırıyor yere doğru (uçağın ağırlık merkezi öndedir ve motor kontrolü kaybedildiğinde burnunu yere doğru kıvırır) ve tonlarca metal yığınının içinde SANİYEDE 230 METRE hızla düşüyorsunuz! Ölüm kesin!.. En çaresiz anınız...
Akıl, sabır, düşünmek, direnç, sebep-sonuç ilişkileri kurmak...
:)
Bu örnekler çok fazla!.. Ama şu kadarını söyleyeyim:
En ateist olan insan bile, yukarıda bahsettiğim anlarda "Allah" der... İnanır!..
(Tabii o saatten sonra Allah ona ne der bilemem :gul:)
 


karides

Üye
Gurur duydum :)
Yapılan yorumlara baktım da bir-iki arkadaş hariç herkes son derece mantıklı, rasyonel düşünüyor... :)

Akıl, sabır, düşünmek, direnç, sebep-sonuç ilişkileri kurmak ve saire...

Deprem oluyor!
Yaşayanlar bilirler o anda gelen çığlıkları, binanızdan çıkan duyulmamış sesleri... Depremin bir sesi vardır ki insanı kilitler resmen!.. Size hep güven veren "yer" sallanmaktadır bir sağa bir sola... Hiç bir şeye güveniniz kalmaz o anda!..
O anda bile bir umut vardır, en çaresiz an değildir, ya kurtulursam umudu... Peki ya binanız yıkılıyorsa?
Kafanızı çevirip baktığınızda cama, 20 metre yükseklikten düştüğünüzü ve üstünüze tonlarca beton ve demir yığınının geldiği an. En çaresiz anınız!
Akıl, sabır, düşünmek, direnç, sebep-sonuç...

Uçakla seyahat edenler bilirler o karadan kopuş anını, pencereden bakarsınız bir anda her şey ufacık oluverir, binlerce metre yükseğe çıkarsınız, değil insanları mahallenizi bile seçemezsiniz kolay kolay...
Kanat üstünde gidiyorsunuz ve motora bakarken siz, bir anda alevler görüyorsunuz, sarsılmaya başlıyor uçak, burnunu kıvırıyor yere doğru (uçağın ağırlık merkezi öndedir ve motor kontrolü kaybedildiğinde burnunu yere doğru kıvırır) ve tonlarca metal yığınının içinde SANİYEDE 230 METRE hızla düşüyorsunuz! Ölüm kesin!.. En çaresiz anınız...
Akıl, sabır, düşünmek, direnç, sebep-sonuç ilişkileri kurmak...
:)
Bu örnekler çok fazla!.. Ama şu kadarını söyleyeyim:
En ateist olan insan bile, yukarıda bahsettiğim anlarda "Allah" der... İnanır!..
(Tabii o saatten sonra Allah ona ne der bilemem :gul:)

Yanılıyorsun dostum. ÇARESİZLİK, psikoloji lûgatında "insanın sağlıklı düşünmesini engelleyen duygu hali"dir. Senin bahsettiğin durumlar ise herbiri spesifik olarak nitelendirilebilecek "ölüm anı"dır. Bu durumları "en çaresiz an" olarak nitelendiremezsin. Ölüm anı bambaşka birşeydir. Çaresizlik, psikoloji çevrelerinin de kabul ettiği gibi "kabullenme (kadercilik)"nin bir önceki halidir. Elinizin kolunuzun bağlandığını hissedersiniz, sağlıklı düşünemediğiniz için, içine girdiğiniz durumdan hiçbir çıkış yolu bulamazsınız. O anda hissettiğiniz şeydir ÇARESİZLİK. CHE'de sorusunu sorarken bunu kastetmiş ve bu nedenle de "SİLAHINIZ NE?" diye sormuştur. Senin verdiğin örnekler ise "aklın durduğu yer"dir. ;)


Sonuç olarak, çaresizliği insan iç dünyasında yaşar. Ölüm ise nesnel bir gerçekliktir. Bu gerçeklite de doğal olarak Yaradan'ına sığınır insan.;)
 
e_r_EN

e_r_EN

Üye
(süper yorumlar gelmiş buda benden)

Eğer preator'ünde bahsettiği gibi ölümse karşımda duran tek silahım düşünmek olur elimde
korkular içinde ne kadar gerçekçi olur bilemem ama insanın en yalansız anıdır ölümün sınırları

Eğer içimde yaşadığımsa çaresizlik tek çıkar yol yine benim her ne gelirse gelsin karşıma doğru yolu bulmak için düşünürüm herkezin kabul ettiği gibi

'' Karanlığa küfredeceğine bir mum yak''
(Konfüçyus)

Çaresizseniz çare Sizsiniz...
 
Praetor

Praetor

Emekli Yönetici
Yanılıyorsun dostum. ÇARESİZLİK, psikoloji lûgatında "insanın sağlıklı düşünmesini engelleyen duygu hali"dir. Senin bahsettiğin durumlar ise herbiri spesifik olarak nitelendirilebilecek "ölüm anı"dır. Bu durumları "en çaresiz an" olarak nitelendiremezsin. Ölüm anı bambaşka birşeydir. Çaresizlik, psikoloji çevrelerinin de kabul ettiği gibi "kabullenme (kadercilik)"nin bir önceki halidir. Elinizin kolunuzun bağlandığını hissedersiniz, sağlıklı düşünemediğiniz için, içine girdiğiniz durumdan hiçbir çıkış yolu bulamazsınız. O anda hissettiğiniz şeydir ÇARESİZLİK. CHE'de sorusunu sorarken bunu kastetmiş ve bu nedenle de "SİLAHINIZ NE?" diye sormuştur. Senin verdiğin örnekler ise "aklın durduğu yer"dir. ;)


Sonuç olarak, çaresizliği insan iç dünyasında yaşar. Ölüm ise nesnel bir gerçekliktir. Bu gerçeklite de doğal olarak Yaradan'ına sığınır insan.;)

Açıkçası ben konuyu okuduğumda psikoloji ilkeleri doğrultusunda bir cevap istendiğine dair bir kayıt göremedim. Spesifik bir alanda cevap istenseydi tahminen o alana ilişkin bir soru sorulurdu. Kaldı ki insanın çaresiz kaldığı anlarda biyolojik olarak da silahlarından bahsedilebilir. Biliyorsunuz çaresiz anlarda vücudun salgıladığı salgılar vardır, ayrıca beynin içgüdülerle ilgili kısımları devreye girer(ön lob değil beyinciğe yakın kısımlar), o halde tıp eğitimi görmüş Che belki de olayın biyolojik boyutlarıyla ilgilendi?.. Soruya verilmesi gereken cevaplar da buna göre olmalı?..
Sanmıyorum.

Burada "en çaresiz an" denmiş. TDK'nın Güncel Türkçe Lûgatına göre çaresizlik "çarenin" olmadığı durumdur!.. Ben de yukarıda çarenin olmadığı durumlardan bahsettim.
Ayrıca çaresizliği insan iç dünyasında yaşar demişsiniz ancak olayda "çaresiz an" denmiş. Buradan dış dünyada olanların yarattığı çaresizlik anlaşılıyor. Bir an ki o an çaresiz bir an!

Neticede siz "Che şunu demek istedi" demişsiniz, ben sizin kadar iddialı olamayacağım ama Che'nin ne kastettiğini ben de az çok tahmin edebiliyorum. Ama yukarıdaki gibi sarkastik cevaplarla karşılaşmamak için ve bununla birlikte şu anda yaptığımız gibi bir tartışmanın yaratılmaması için sorunun "kendinizi çaresiz hissettiğiniz anda silahınız nedir" olarak sorulması daha doğru olabilirdi.

İşte o zaman kişinin iç dünyasından bahsedebilirdiniz (hissettiğiniz kelimesiyle).
Soruda en çaresiz anınızda silahınız nedir denmiş. Çaresiz anınız, yaşadığınız çaresi olmayan bir andır ve bunun sizin iç dünyanızla yakından uzaktan bir alakası yoktur. Kaldı ki soruda çaresiz anınız "en" kelimesiyle pekiştirilip bir üstünlük derecesi yaratılmıştır. Bu da sorunun yaşayabileceğiniz çaresiz anlardan en çaresizi olarak anlaşılmaktadır. Ben de aklıma gelen en çaresiz anlardan bahsettim :)
Bu nedenle yanıldığımı düşünmüyorum.

Soruya-kelimelere bu kadar takılma derseniz eğer;
Öncelikle cevabımı soru belirler. Soru ne ise ona cevap vermeye çalışırım.
Bununla birlikte hiçbirimiz Che'nin yanında değildik bu söz sarfedildiğinde ki edildiğini bile bilmiyoruz. Kaldı ki bilsek dahi eğer İspanyolca bilmiyorsak soruyu tam olarak anlamamız da mümkün olmayacaktır. Bu nedenle burada tartışmaya açılan soruya göre cevap vermek yerinde olacaktır :)

(sadece karides'e: Siz temerrüt faizi isterseniz kimse sizi kırmaz değil mi olayda aslında reeskont faiz işletilebilse dahi :) Mahkeme talebe göre hüküm tesis ettiğine göre ben de soruya göre cevap tesis ediyorum haliyle ;))
 
deniz-17

deniz-17

Üye
ben öncelikle büyük kumandan ernesto che guevara yı saygıyla anıyorum

benim çaresizliğe düştüğüm anlarda ilk yaptığım şey en az zarar la yada kendime en az zarar payı çıkararak ondan kurtulmaya çalışmamdır....
 

karides

Üye
Açıkçası ben konuyu okuduğumda psikoloji ilkeleri doğrultusunda bir cevap istendiğine dair bir kayıt göremedim. Spesifik bir alanda cevap istenseydi tahminen o alana ilişkin bir soru sorulurdu. Kaldı ki insanın çaresiz kaldığı anlarda biyolojik olarak da silahlarından bahsedilebilir. Biliyorsunuz çaresiz anlarda vücudun salgıladığı salgılar vardır, ayrıca beynin içgüdülerle ilgili kısımları devreye girer(ön lob değil beyinciğe yakın kısımlar), o halde tıp eğitimi görmüş Che belki de olayın biyolojik boyutlarıyla ilgilendi?.. Soruya verilmesi gereken cevaplar da buna göre olmalı?..
Sanmıyorum.

Burada "en çaresiz an" denmiş. TDK'nın Güncel Türkçe Lûgatına göre çaresizlik "çarenin" olmadığı durumdur!.. Ben de yukarıda çarenin olmadığı durumlardan bahsettim.
Ayrıca çaresizliği insan iç dünyasında yaşar demişsiniz ancak olayda "çaresiz an" denmiş. Buradan dış dünyada olanların yarattığı çaresizlik anlaşılıyor. Bir an ki o an çaresiz bir an!

Neticede siz "Che şunu demek istedi" demişsiniz, ben sizin kadar iddialı olamayacağım ama Che'nin ne kastettiğini ben de az çok tahmin edebiliyorum. Ama yukarıdaki gibi sarkastik cevaplarla karşılaşmamak için ve bununla birlikte şu anda yaptığımız gibi bir tartışmanın yaratılmaması için sorunun "kendinizi çaresiz hissettiğiniz anda silahınız nedir" olarak sorulması daha doğru olabilirdi.

İşte o zaman kişinin iç dünyasından bahsedebilirdiniz (hissettiğiniz kelimesiyle).
Soruda en çaresiz anınızda silahınız nedir denmiş. Çaresiz anınız, yaşadığınız çaresi olmayan bir andır ve bunun sizin iç dünyanızla yakından uzaktan bir alakası yoktur. Kaldı ki soruda çaresiz anınız "en" kelimesiyle pekiştirilip bir üstünlük derecesi yaratılmıştır. Bu da sorunun yaşayabileceğiniz çaresiz anlardan en çaresizi olarak anlaşılmaktadır. Ben de aklıma gelen en çaresiz anlardan bahsettim :)
Bu nedenle yanıldığımı düşünmüyorum.

Soruya-kelimelere bu kadar takılma derseniz eğer;
Öncelikle cevabımı soru belirler. Soru ne ise ona cevap vermeye çalışırım.
Bununla birlikte hiçbirimiz Che'nin yanında değildik bu söz sarfedildiğinde ki edildiğini bile bilmiyoruz. Kaldı ki bilsek dahi eğer İspanyolca bilmiyorsak soruyu tam olarak anlamamız da mümkün olmayacaktır. Bu nedenle burada tartışmaya açılan soruya göre cevap vermek yerinde olacaktır :)

(sadece karides'e: Siz temerrüt faizi isterseniz kimse sizi kırmaz değil mi olayda aslında reeskont faiz işletilebilse dahi :) Mahkeme talebe göre hüküm tesis ettiğine göre ben de soruya göre cevap tesis ediyorum haliyle ;))

Bu meselenin polemiğe dönüşmesini istemiyorum dostum; ancak şunu belirtmem gerekiyor ki, konuya yazdığın ikinci mesajla, senin dışında buraya cevap yazan herkesi ufaktan küçümsediğini üzülerek seyrettim.
Kaldı ki, üstte verdiğin cevapta yine yanılıyorsun; çaresizlik bir psikolojik olgudur. Bu 2x2=4 kadar kati bir gerçektir. Aslına bakarsan “çaresiz an” ile “çaresiz hissettiğimiz an” aynı şeydir. Burada kelime oyunları yapmaya da gerek yok ayrıca.
Misalen senin uçak kazası (veya deprem) örneğini ele alalım. Önce ALS hastası olan bir tanıdığın var mı diye sorayım (inşallah yoktur). Benim ALS hastası olduğunu öğrenen bir tanıdığım, öğrendiğinin akşamı intihara teşebbüs etti; ama ölemedi. Şimdi her gün, her saat demiyorum, her dakika ölmek için dua ediyor, ötenazi istiyor. Şimdi bu hastayı alıp, o uçağa bindirelim. Şimdi sence o uçak kazası, uçaktaki herkes için “en çaresiz an” mıdır? Bir başka değişle, bu hasta için ALS hastalığı mı, yoksa o uçak kazası mı çaresizliğini daha net ifade eder. Gördüğün üzere, senin kastettiğin şekilde “çaresiz an” diye bir şey yoktur. Çünkü, çaresizlik tümüyle GÖRECELİDİR. Senin için çaresiz olan bir şey, bana pek ala çözümü mümkün görünebilir (ya da örneğimdeki gibi kurtuluş yolu ifade eder). Senin dediğini kabul edersek, “en çaresiz an”ımızı tespit edecek kriterleri kim belirleyecek peki? Buradaki hiç kimsenin, sana bu kriterleri belirleme yetkisi verdiğini de pek hatırlayamıyorum doğrusu.Benim verdiğim örneği çok spesifik olarak kabul edebilirsin. O durumda da sana şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, senin verdiğin örnek bir istisna idi ve bu durumda da müstesna’yı kabul etmek zorundasın kardeşim ve bir hukukçu olarak şunu çok iyi biliyor olman lazım ki, müstesnanın bulunduğu yerde de, her duruma uyacak kati bir hüküm tesis etmek mümkün değildir.

Sonuç olarak, hasta oğluna i-l-a-ç alacak parayı bulamayan BABA’nın hissettiği çaresizlik, bazen o uçaktaki yolcuların durumundan daha beterdir. Ancak, aynı durum bir başkası için çaresizlik bile değildir.

Ben söyleceklerimin tamamını söyledim sevgili dostum; kişisel bir polemiğe dönüşmesini istemediğim için de konuya artık cevap yazmayacağım, takdiri forum sakinlerine bırakıyorum.
 
Yasminozz

Yasminozz

Üye
bütün yazıları üşenmeden okudum....praetor un ilk mesajını okurken kafamdan düşündüklerimi karides in yazdığını gördüm...bende karides e katılıyorum...çaresizlik herkese göre değişir bence de...praetor senin verdiğin örnekler evet çaresiz anlardan bazıları ama o verdiğin örneklerde bi silaha gerek yoktur,dediğin gibi en ateist insan bile Allah a sığınır o anda ve bu bi silah değildir...dua etmek silah değildir umuttur,umut etmektir...yarı yarıya şansın vardır ya kurtulursun ya da ölürsün ama bu kesinlikle senin elinde değildir...tamamiyle teslimiyyettir...

ama karides in dediği gibi çoğu insana göre değişir çaresiz anlar...aşırı gururlu bi insan düşün kendisi için kimseye el açmamıştır hayatında ama evladı için bişiler istemek zorunda kalır,bu çaresiz bi andır,yüzsüz bi insan için değildir ama...her insanın tepkisi de farklı olur...işte takınılan silahta bunlardır...herkesin silahı farklıdır...herkesin çaresiz kaldığı an başkadır...ama dua etmek Allah a sığınmak kesinlikle silah değildir teslimiyet ve umuttur...
 
Praetor

Praetor

Emekli Yönetici
Bu meselenin polemiğe dönüşmesini istemiyorum dostum; ancak şunu belirtmem gerekiyor ki, konuya yazdığın ikinci mesajla, senin dışında buraya cevap yazan herkesi ufaktan küçümsediğini üzülerek seyrettim.
Kaldı ki, üstte verdiğin cevapta yine yanılıyorsun; çaresizlik bir psikolojik olgudur. Bu 2x2=4 kadar kati bir gerçektir. Aslına bakarsan “çaresiz an” ile “çaresiz hissettiğimiz an” aynı şeydir. Burada kelime oyunları yapmaya da gerek yok ayrıca.
Misalen senin uçak kazası (veya deprem) örneğini ele alalım. Önce ALS hastası olan bir tanıdığın var mı diye sorayım (inşallah yoktur). Benim ALS hastası olduğunu öğrenen bir tanıdığım, öğrendiğinin akşamı intihara teşebbüs etti; ama ölemedi. Şimdi her gün, her saat demiyorum, her dakika ölmek için dua ediyor, ötenazi istiyor. Şimdi bu hastayı alıp, o uçağa bindirelim. Şimdi sence o uçak kazası, uçaktaki herkes için “en çaresiz an” mıdır? Bir başka değişle, bu hasta için ALS hastalığı mı, yoksa o uçak kazası mı çaresizliğini daha net ifade eder. Gördüğün üzere, senin kastettiğin şekilde “çaresiz an” diye bir şey yoktur. Çünkü, çaresizlik tümüyle GÖRECELİDİR. Senin için çaresiz olan bir şey, bana pek ala çözümü mümkün görünebilir (ya da örneğimdeki gibi kurtuluş yolu ifade eder). Senin dediğini kabul edersek, “en çaresiz an”ımızı tespit edecek kriterleri kim belirleyecek peki? Buradaki hiç kimsenin, sana bu kriterleri belirleme yetkisi verdiğini de pek hatırlayamıyorum doğrusu.Benim verdiğim örneği çok spesifik olarak kabul edebilirsin. O durumda da sana şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, senin verdiğin örnek bir istisna idi ve bu durumda da müstesna’yı kabul etmek zorundasın kardeşim ve bir hukukçu olarak şunu çok iyi biliyor olman lazım ki, müstesnanın bulunduğu yerde de, her duruma uyacak kati bir hüküm tesis etmek mümkün değildir.

Sonuç olarak, hasta oğluna i-l-a-ç alacak parayı bulamayan BABA’nın hissettiği çaresizlik, bazen o uçaktaki yolcuların durumundan daha beterdir. Ancak, aynı durum bir başkası için çaresizlik bile değildir.

Ben söyleceklerimin tamamını söyledim sevgili dostum; kişisel bir polemiğe dönüşmesini istemediğim için de konuya artık cevap yazmayacağım, takdiri forum sakinlerine bırakıyorum.

Herkesi küçümsediğim yanılgısına düşmeniz, özellikle size büyük saygısı olan beni çok üzdü. Ayrıca ben mesajımda "herkesin" aksi bir şey söylemedim, birkaç mesaj hariç dedim; örneğin omayra'nin mesajı çok hoştu ve bana göre isabetliydi. Sizden hamım karides ama sizi küçümseyecek kadar da toy olmadığımı farkedebilmiş olmanızı dilerdim. Ben yalnızca yazıma biraz nükte eklemiştim ki bundan sonra (özellikle sizin aksi görüşünüzde olduğumda) çok daha ciddi ifadeler kullanmaya dikkat ederim.

Bazen gözümüzden kaçan bir ayrıntı olur ve birimiz onu farkeder. Bu beyin jimnastiğine yönelten eylemi yapabilmek beni mutlu eder ki zaten bu nedenle avatar altına muhalefet şerhi yazısını aldım.

Hissedilen çaresizlik ile çarenin olmadığı an farklı hususlardır. Hissedilen çaresizlikte kişi çaresizliği iç dünyasında "hissetmektedir", subjektif çaresizlik objektif çaresizlik seviyesine ulaşmamıştır ve bunun psikolojik olduğu savunulabilir. Ancak yaşanılan anın çaresizliği, dış etkenlere bağlı bir "çare olmayan" durumdur!
Benim sorudan anladığım budur. Kelime oyunları yapmıyorum, kelimelerin oluşturduğu cümlenin ifade ettiği anlama bakıyorum. Son derece de açık görünüyor: ÇARE SİZ AN...
Ama ben yine de yorumuma 2*2=4 kesinliğini veremem. Bunlar yalnızca benim düşüncelerim.


En çaresiz anın göreceli olduğu konusunda bir çekişme yok bu arada, ben de öyle düşünüyorum!.. Elbette kişiden kişiye değişebilir!.. Biz burada en çaresiz anın hangisi olduğunu değil, kişinin en çaresiz anındaki silahının ne olduğunu tartışıyoruz.
Sizin örneğiniz çok yerinde bir örnek olmuş, buna karşın yine de çaresiz anın yokluğuna bir delil gibi göremedim onu. Bahsettiğiniz kişi için ölüm değil yaşam en çaresiz anlar topluluğu olmuş durumda. Ölemediği her an, en çaresiz anı... Bu nedenle hareket edemediği için intihar edemeyen bu kişinin aklından bir an dahi olsa mutlaka "Allah'ım al canımı" cümlesi geçmiştir!..

En çaresiz anınızda inanırsınız.
Çünkü kurtuluşu siz gerçekleştiremeyecekseniz bile kurtulmak istediğinizden içinizde bir umut yaşattığınızdan inanırsınız...


Sonuç olarak;
Önceki mesajımdada da belirttiğim gibi soru hatalı; yukarıda da yazdım, dış etkenlerden doğan bir "çaresiz an" ile kişinin içinde hissettiği çaresizlik farklıdır!..
Hazır kafamızı yoruyoruz, bir paradoks atalım ortaya(bence sorunun hatalı olduğunu göstermesi açısından önemli);

EN ÇARESİZ ANINIZDA SİLAHINIZ NEDİR?
Bu sorudaki "silah", "çaresiz anınızdan kurtulmak için kullandığınız araç" değil midir? Bu ifade de, silah ile kastedilenin çare olduğu anlamına gelmiyor mu? Ve soru şu hali alıyor;
En çaresiz anınızda çareniz nedir?
Çare varsa, o en çaresiz an değildir.
En çaresiz anda isek de zaten çare yoktur.


Gördüğünüz gibi en çaresiz an, en çaresiz andır :ehe, yapabileceğiniz tek şey, inanmaktır.
Kimbilir, belki çaresiz anınızdan kurtulursunuz :ehe

Not:
Eğer hiç kimse tüm mesajında bir diğer üyenin şahsını hedef almazsa ve konuya bağlı kalarak yorum yaparsa polemik oluşmaz. Biz burada beyin jimnastiği yapıyoruz, düşünüyoruz!.. Hiç birimiz otorite değiliz ve hepimiz yanılabiliriz, ben de yanılabilirim. Yanıldığımı kanıtlarsanız mutlu olurum hatta çünkü yeni bir şey öğrenmiş olurum.
 

Solamente

Üye
Çaresizseniz çare sizsiniz umudun bittiği yerde başlar çaresizlik hiç kimsenin umutsuz kalmamasını dilerim .
'' UMUTSUZ İNSANDAN KLAVUZ TUTMA
GİRDİĞİN GECENİN SABAHI OLMAZ
HER DERMAN SENDEDİR SAKIN UNUTMA
UMUDUN VE İNANCIN IŞIĞI SENSİN !!! ''
 
ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
Bu konuya yapılacak yorumları TDK lügatına göre değil de Psikoloji lügatına göre yapmamız daha doğru olur diye düşünüyorum. Sonuçta biz çaresiz anlarımızda psikolojik duygularımızla düşünecek ve hareket edeceğiz. Bunun için TDK burada saf dışı ..
 
lovestar

lovestar

Üye
en çaresiz durumlarda tek silahım benim.kendimi dinler bir çözüm bulurum...Çaresizseniz çare sizsiniz...
 
Praetor

Praetor

Emekli Yönetici
TDK lûgatına göre anlamamız gerek önce ki psikoloji lûgatına göre tartışabilelim. Çarenin olmadığı bir anda olmak ile kendinizi çaresiz hissetmek aynı şeyler değildir ;)
 

Solamente

Üye
çokmu uzadı bu konu ne :islik
 
Ue-Gazi

Ue-Gazi

Emekli Yönetici
    Konu Sahibi
Konu Gayet Güzel Gidiyor Bence... Beyin Jimnasiği İşte Daha Ne...
 

_KadirşinaS_

Üye
Benim en çaresiz anlarımdaki ilacım imzamda:spr
 

Barikat Çocuk

Üye
konuya Che'den başladıysanız ona göre bir cevap gerekir. En umutsuz anınızdaki silahınız umutlarınızdır. Umut edersiniz; güzel günleri, güzel insanları, yoldaşlarınızı... Sistem biz devrimcilere güçsüzsünüz teslim olun der, biz ise inatla insanlığın onurunu savunuruz. Hayata yüreğimizi vururuz ve sistem kendini kaya gibi görür, yenilmezliğini ilan eder. Oysa o bir tane kayadır biz ise koskoca bir okyanus... Ve biliriz ki o kaya bir gün eriyecek.
 
lovestar

lovestar

Üye
sistemin varlığı kesin ve nettir.o tek kayayı oluşturan milyonlardır aslında...okyanusun dalgaları çarpıp köpükler oluşturmaktan daha ileriye gidemez...bir tsunami oluşturacak gücünüz ve birikiminiz yoksa sadece susun...
 


Üst Alt