anlamlarını merak ettiğim nickler var

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
-omer-

-omer-

Üye
benmkini açıklamama gerek yok adım zaten :D
 


Nef'i

Nef'i

Üye
Masha'yı bende bilmiyorum :D Ama Antalya'daki yazlığımızın yanındaki komşumuzun ismi oda Rusya'dan geliyo devamlı beğendim hem türkçe de de anlamı var MAŞA :D
avatardakide o mu yoksa :hmmm
 
'Patron

'Patron

Üye
    Konu Sahibi
mangdaşirede sorcaktım bak iyi oldu.
 
serinaga

serinaga

Üye
Hımmm ... Ne ilginç nickler varmış meğer :alkis
 
ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
benimkinin anlamı Türklerin şanlı yaratılış destanından geliyor.mangdaşire,körmös(şeytan)ü yenen karakterdir.

Yanlış hatırlamıyorsam, efsanedeki şeytanın adı Erlik. Körmös ise Erlik'e, yani şeytana tapan kötü ruhlu insanlara verilmiş olan isimdi. :hmmm Hatta yine yanlış hatırlamıyorsam Manğdaşire Erlik'i yaratandan aldığı kargı ile göklerden sürmüştü.
 
  • Beğen
Tepkiler: mangdaşire

Silinen Üye 2149105

Kapalı Hesap
bende yazayım bari



Ucuna at kuyruğu bağlanmış ve tepesine altın yaldızlı top geçirilmiş mızrak. Eski Türklerde hânlık alâmeti olarak kullanılan tuğun sayısı hanların büyüklüğü nispetinde artıp azalırdı. Osmanlılarda tuğ; hükümdarlık, vezirlik, beylerbeylik, sancakbeylik ve daha umûmî bir tâbirle askerî vazife ve memûriyet alâmetiydi.

Tuğ, at kuyruğu kıllarından sanatkârane bir şekilde yapılırdı. Çok sayıda kıl al renge boyandıktan sonra bunun tepesine beyaz ve siyah renkte ince kıllardan yapılan saçaklı bir başlık konulurdu. Bütün bunların üzerine bakırdan altın yaldızlı büyük bir top ve bâzan da onun üzerine bir hilâl yerleştirilirdi. Top güneşi, hilâl ayı, at kılları da güneşin ışınlarını temsil ederdi. Tuğ, mızrak şeklinde bir sırığın ucunda taşınırdı. Osmanlıların tuğları 16. yüzyılda, baş tarafında bir yaldızlı top ile üzerinde gümüş hilâl bulunan (bâzan hilâlsiz de olabilen) bir sırığa ve topun alt kısmına takılmış uzun ve boyalı at kıllarından müteşekkildi.

Pâdişâh tuğuna “Tuğ-ı Hümâyun” denilirdi. Pâdişâh sefere giderken Tuğ-ı Hümâyunlar da berâber götürülür, bunun için de bir merâsim yapılırdı. Bu merâsim, 17. yüzyılın sonu ile 18. yüzyılın başı arasında şöyle yapılırdı: Pâdişâh tuğlarından ikisinin çıkarılacağı vezir-i âzam, şeyhülislâm, kâdıaskerler, nişancı, defterdar, yeniçeri ağası ve ileri gelen devlet adamlarına söylendikten sonra bunlar merâsim elbiselerini giyerek muayyen zamanda sarayın orta kapısında beklerlerdi. Enderun’dan Tuğ-ı Hümâyunun hazırlandığı haberi gelmesi üzerine önde vezir-i âzam olmak üzere Babüssaâdede Akağalarının oturduğu aralıkta sedire oturup beklerler, bu sırada hassa müezzinleri Sûre-i Feth okumaya başlarlardı. Sûrenin okunması bittikten sonra dâvetli şeyh efendilerin birinin duâsını müteakip Fâtiha sûresi okununca, ağalar Tuğ-ı Hümâyundan ikisini çıkarırlardı. Hemen devlet erkânı kalkıp, tuğları ağaların ellerinden alırlar, derhal birinciyi sadrâzamla şeyhülislâm ve diğerlerini de vezirlerle kazaskerler birlikte Babüssaâde önündeki muayyen yerlerine dikerlerdi. Bunun üzerine duâ edilip, merâsim sona ererdi.

Pâdişâhlar 18. yüzyıldan îtibâren sefere gitmediklerinden, tuğları yalnız saraya dikilirdi.

Bir sefer esnâsında veziriâzamın tuğlarından birisi Paşakapısı önüne ve binek taşına dikilirdi. Bu münâsebetle merâsim yapılıp, hâfızlara Kur’ân-ı kerîm okutulur ve dâvet edilen din âlimlerinin duâları arasında sadrâzamın tuğu mahalline konulurdu. Pâdişâhlar bizzat sefere gitmediği zaman sadrâzam yalnız kendi tuğlarıyla hareket ederdi. Muhârebe safında serdâr-ı ekremin tuğları yeniçerilerin arkalarında bulunur, tuğun dibinde mehterhâne ve daha arkada da sancak-ı şerîf ve serdar-ı ekremlik vazifesi de olan sadrâzam bulunurdu.
 
'Patron

'Patron

Üye
    Konu Sahibi
bende yazayım bari



Ucuna at kuyruğu bağlanmış ve tepesine altın yaldızlı top geçirilmiş mızrak. Eski Türklerde hânlık alâmeti olarak kullanılan tuğun sayısı hanların büyüklüğü nispetinde artıp azalırdı. Osmanlılarda tuğ; hükümdarlık, vezirlik, beylerbeylik, sancakbeylik ve daha umûmî bir tâbirle askerî vazife ve memûriyet alâmetiydi.

Tuğ, at kuyruğu kıllarından sanatkârane bir şekilde yapılırdı. Çok sayıda kıl al renge boyandıktan sonra bunun tepesine beyaz ve siyah renkte ince kıllardan yapılan saçaklı bir başlık konulurdu. Bütün bunların üzerine bakırdan altın yaldızlı büyük bir top ve bâzan da onun üzerine bir hilâl yerleştirilirdi. Top güneşi, hilâl ayı, at kılları da güneşin ışınlarını temsil ederdi. Tuğ, mızrak şeklinde bir sırığın ucunda taşınırdı. Osmanlıların tuğları 16. yüzyılda, baş tarafında bir yaldızlı top ile üzerinde gümüş hilâl bulunan (bâzan hilâlsiz de olabilen) bir sırığa ve topun alt kısmına takılmış uzun ve boyalı at kıllarından müteşekkildi.

Pâdişâh tuğuna “Tuğ-ı Hümâyun” denilirdi. Pâdişâh sefere giderken Tuğ-ı Hümâyunlar da berâber götürülür, bunun için de bir merâsim yapılırdı. Bu merâsim, 17. yüzyılın sonu ile 18. yüzyılın başı arasında şöyle yapılırdı: Pâdişâh tuğlarından ikisinin çıkarılacağı vezir-i âzam, şeyhülislâm, kâdıaskerler, nişancı, defterdar, yeniçeri ağası ve ileri gelen devlet adamlarına söylendikten sonra bunlar merâsim elbiselerini giyerek muayyen zamanda sarayın orta kapısında beklerlerdi. Enderun’dan Tuğ-ı Hümâyunun hazırlandığı haberi gelmesi üzerine önde vezir-i âzam olmak üzere Babüssaâdede Akağalarının oturduğu aralıkta sedire oturup beklerler, bu sırada hassa müezzinleri Sûre-i Feth okumaya başlarlardı. Sûrenin okunması bittikten sonra dâvetli şeyh efendilerin birinin duâsını müteakip Fâtiha sûresi okununca, ağalar Tuğ-ı Hümâyundan ikisini çıkarırlardı. Hemen devlet erkânı kalkıp, tuğları ağaların ellerinden alırlar, derhal birinciyi sadrâzamla şeyhülislâm ve diğerlerini de vezirlerle kazaskerler birlikte Babüssaâde önündeki muayyen yerlerine dikerlerdi. Bunun üzerine duâ edilip, merâsim sona ererdi.

Pâdişâhlar 18. yüzyıldan îtibâren sefere gitmediklerinden, tuğları yalnız saraya dikilirdi.

Bir sefer esnâsında veziriâzamın tuğlarından birisi Paşakapısı önüne ve binek taşına dikilirdi. Bu münâsebetle merâsim yapılıp, hâfızlara Kur’ân-ı kerîm okutulur ve dâvet edilen din âlimlerinin duâları arasında sadrâzamın tuğu mahalline konulurdu. Pâdişâhlar bizzat sefere gitmediği zaman sadrâzam yalnız kendi tuğlarıyla hareket ederdi. Muhârebe safında serdâr-ı ekremin tuğları yeniçerilerin arkalarında bulunur, tuğun dibinde mehterhâne ve daha arkada da sancak-ı şerîf ve serdar-ı ekremlik vazifesi de olan sadrâzam bulunurdu.

birisi özet gecsin:D
 
mangdaşire

mangdaşire

Üye


Yanlış hatırlamıyorsam, efsanedeki şeytanın adı Erlik. Körmös ise Erlik'e, yani şeytana tapan kötü ruhlu insanlara verilmiş olan isimdi. :hmmm Hatta yine yanlış hatırlamıyorsam Manğdaşire Erlik'i yaratandan aldığı kargı ile göklerden sürmüştü.
dogrudur :)
 

Silinen Üye 2149105

Kapalı Hesap
Ucuna at kuyruğu bağlanmış ve tepesine altın yaldızlı top geçirilmiş mızrak.

 
PureFood

PureFood

Üye
dolgore> korecede yunus balığı demek
necmati> arapçada "benim yıldızlarım" demek
Tuba_erva> tuba arapçada "güzel" latincede "trompet" demek / erva arapçada "cesur" portekizcede "bitki" demek
masha> rusçada maria (yani meryem'in) karşılığı
gablin> polonya'nın bir ilçesi

----------Eklendi @ 21:51:24 ---------- Yazıldı @ 21:17:14 ----------

benimkini de yazayım
enver> arapçada "en nurlu" almancada "hakaret" demek

Çok bilmiş mod on yapmışın yine :D
 
  • Beğen
Tepkiler: Silinen Üye 166392
'Patron

'Patron

Üye
    Konu Sahibi
gablinin kendı ağzından duymak isterdım :D
 
Amaru Shady

Amaru Shady

Üye
benimki?? :hmmm
 
bboyQ7

bboyQ7

Üye
seninki de garip:ehe
Quaresma falan ama tam anlamadım. Oradaki b ney? :hmmm

Ya önceden bi oyun oynuyodum en az 6 karakter istiyodu o yüzden b harfini 2 kez kullandım oylede kaldı

boy:erkek çocuk
Q7:Quaresma 7
 
cardanadam

cardanadam

Üye
ben anlamını bilmiyorum bursa'da drag yarışları vardı birinci gelen arabanın arka camında CARdanADAM yazıyordu ilgimi çekti car ingilizce araba demek adam türkce olduğuna göre arabadanadam oluyor galba :D komik oldu ya arabadanadam
 
lolaman

lolaman

Üye
Benimkini herkes biliyo demek sorun yok :D
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


Üst Alt