SymPsion
Üye
Symbian topluluğu ve sistem hakkında düşüncelerim (Güncellenecek)
Öncelikle Selamün aleyküm. Bu yazımda biraz uzunca topluluk için bir dönüm noktasından ve kendi tecrübelerimden bahsedeceğim bir yazı olacak. Ne yazık ki bu tek bütün bir yazı olmayacak. Çünkü yazılması ve düzenlenmesi gereken çok şey var. Gün veya haftalar içerisinde bolca ekleme bulunacak bundan dolayı.
Yapı öncelikle; önemli bir ayrılık ardından sistem hakkında yapılan tutumlara karşı bir şöylem, sahşi deneyimim, 'ya farklı olsaydı' bölümü ile en son olaraktan arşiv ve diğer çalışmalarım hakkında ki durum ile kapatacağım.
Topluluktaki önemli ayrılıklar
Öncelikle konuya topluluğu ilgilendiren bir konuyla girmem daha doğru olur. Yakın tarihlerde. David Potter ve Colly Myers'ın vefatı oldu. David Potter, Psion'nın kurucusu idi. Colly Myers ise kısaca Symbian'nın Dave'i / Linus'u denebilinir.
Zaten topluluğu ilgilendiren kısmı da bu ya. Öncelikle Onlara ve sistem üzerinde iş yapmış, ortaklara/geliştiricilere (
Bazı Yanlışlar ve kabul edilmesi gereken doğrular
Bu madde de insanların bazen bile isteye bazen de sistemin kendi garipliginden dolayı yapılan söylemleri yanlışlarla beraber. Savunannın da kabul etmesi gereken hususları ele alacağım. Ayrıca bu konuda sık duyduğum bir kaç yorum derlemeside yapacağım;
Özellikle S60'ın dokunmatiğe uyarlanma konusunda ne kadar zor bir süreç geçirdiğini anlatmama gerek yoktur diye düşünüyorum. Benzer bir durum meğersem MOAP içinde geçerliydi. Yinede sistem için dokunmatik desteği/girdi temel bazda ilk piyasaya sürüldüğünden beri (Psion Series 5 -1997-) bulunmaktaydı.
Keza sistem farklı kullanıcı arabirimlerine bölündüğü esnada zaten hali hazırda telefonlarda kullanılmış ECK ve UIQ dokunmatik desteğine de sahipti. Özellikle UIQ, kendisinden yıllar sonra çıkan S60v5 ten farklı olaraktan ne gereksiz alan işgaline ne de S60v5 kadar fazla çift tıklama durumundan muzdaripti. Evet bu savunmam kötü deneyime bahane değil ama en azından öne sürülen nedenden daha güçlü bir cevap olarak görüyorum.
Keza girdi yönünden de sistem, üreticiler tarafından özelleştirme imkanı bulunduğu için sanılan aksilerinden çok daha erken çoklu dokunmasıyla sahip olmuştu. (Japonya tarafında ^3'ten önce çoklu dokunmatiğe sahip bir kaç model bulunmakta idi ama yukarıda dediğim gibi bu erken örneklerde kullanım alanı şimdilik gördüğüm kadarı ile Web, Galeri gibi alanlar üzerine tasarlanmıştı.)
O yüzden ekran çözünürlüğü konusunda bu yorum üzerinden gideceğim.
Kendisi biraz meego'yu savunur bir pozisyondan Symbian'a yönelik UX olarak haklı ama donanımsal olarak biraz keyfi bir yorum yaparak;
Üzgünüm, hafızanız yanılıyor. 0 zamanlar (2009 veya 2010, tam hatırlamıyorum) Nokia 5800'üm vardı ve HTC G1 ve iPhone 3G ile yan yana karşılaştırma firsatım oldu. Eski görünüyordu. Birçok uygulama dokunmatik ekran düşünülerek tasarlanmamıştı, standart arayüz "altta iki düğmeli liste" ((Geri ve Seçenek'ten bahsediyor. Nedense 3-2 düzeniden bahsetmedi o daha trajik)) şeklindeydi, klavyeli telefonlardan kalma bir tasarımdı. Dirençli dokunmatik ekran da yardımcı olmuyordu. O zamanlar mobil donanum her yl büyük ilerlemeler kaydediyordu. Tam rakamları hatırlamıyorum ama her yeni İPhone veya Android telefonun bir önceki nesilden iki kat, daha hizlı olduğunu hissediyordum. Symbian ise temelde tek bir donanım platformuna, tek bir desteklenen çipe ve tek bir garip ekran çözünürlüğüne (640x360) takılıp kalmıştı. ((O kadar da garip değil di ya😁)) Symbian^3 doğru yönde atılmış bir adımdı (en azindan farklı çip için çekirdeği yeniden oluşturmayı başardılar!). ancak miras çok ağırdı ve rakipler Nokia'dan çok daha hızlı ilerliyordu. Örneğin, son Symbian amiral gemisi (Nokia 808) hala 4 inçlik ekranda 640x360 çözünürlüğe sahipti. O zamanlar iPhone'da HiDPI ekranlar iki yildir vardı!
Yorumun orijinali ;
Öncelikle yorum, başlangıçta kullanıcı arabirimi ve uygulama ekosistemi üzerine başlarken ardından donanım üzerinden gidiyor. Şimdi S60 ve uygulama ekosistemi hakkında yorumlarımı ayrıyeten yapacağım ama bunu özellikle bu donanım kısmına aldım çünkü burada pek de sisteme yüklenmemesi gereken bir durum var
Öncelikle yorumu yazan arkadaş haklı olaraktan platformun 5 sene boyunca ARM11 (Büyük ihtimalle çoğu TI tarafından üretilmiş) ve inatçı bir 360x640 durumu vardı.
Tabi bu bir sistem sınırı değildi. Bende eskiden böyle düşünürdum. Keza bizde de Türk forumlarında da çokça dile getirildi.
Tabi sonradan şu cihazlar bana sınırın pekte sistem ile alakalı olmadığını sertçe söyledi;
Yıl bazında gitmek gerekirse; (Cihaz için kaynaklar şurada; ve alt kaynaklarında)
Bazı cihazların işlemci ve ekran değeri (veya her ikisi de) (Liste genişletilecek)
Psion Series 7 (2000) 7.7'' 640x480
Fujitsu F-07C (201X): 1024x640
Sharp SH-03E (2012): Super-H (Cortex-A8) @ 1.2 GHz, 480×854
Ayrıca UIQ v2.1 (Symbian v7) SDK’sı üzerinde EPOC.ini dosyası sayeyinde sistemi 1920x1050’ye kadar çıkarabildim.
En azından sayı bazında fullHD vs bir engel olmamalı. Geriye artık platform geliştiricisi ve OEM’in ürün hedefi olsa gerek.
Burada ilk sorulacak durum bu cihazlar tek tük neden ana akım değil gibi bir soru gelecektir. Özellikle AI ile yaptığım bir tenkit üzerine bunu sorması hoşuma gitti. Aslında sanılandan daha fazla modelde var. Bundan dolayı listeyi bozmadan ekran çözünürlüğü 360x640’tan fazla olan modelleri merak edenler çin kaynak olarak ‘Wikipedi Cihaz listesini koyuyorum’ isteyenler oradan gerçek kaynağa (500 civarı ulaşabilir.)
Ayrıca 2010 öncesi fark ettiğim durum genelde cihazların araba gibi bir süre aynı CPU, Ekran özünürlüğü veya aynı tederikçiden uzun süreli aynı ürünler kullanıldığı idi. Yani Nokia’nın özellikle üretim ve rekabet mantığının değiştiği bir çağda sürdürmesi tehlikeli oldu. Ama bu onların aptallığı değil. Eski köyün adedi idi. Ki ilk başta S60v5 cihazlarda işlemcinin aynı kalması ve GPU’nun olmaması kötü olduğunu kabul etmekle beraber bence ekran o zaman için uzun vadeli gözüken bir adımdı. (Ki 2011-2012’de Asha 3XX veya 500, 603’te bu çözünürlük kabul edilebilinir. Ama N8, e7 vs olmaması gerekirdi. En azından kullanıcı nezdinde psikolojik bir sayısal denklik gerekli idi.)
Every few minutes, Symbian would interrupt you to ask "Are you sure you want this app to connect to the Internet?" Symbian, her birkaç dakikada bir sizi keserek "Bu uygulamanın internete bağlanmasını istediğinizden emin misiniz?" Ve daha bilümum emin misin sorusu ile kullanıcıya durmadan sorular sorardı.
Diyerek symbian da (aslında s60’tan bahsediyor) sürekli istenen izinler gösteriliyor. Ama dikkat ederseniz verilen örnekler genelde Ağ bağlantıları üzerine idi. Ve aynı metinde verilen iOS/Android örneği ise. Verilen örnekler ise uygulama izinleri üzerine idi. Kısaca sistem bir şeylerden dolayı övülüyordu. Ama onun övülüp, diğerlerine ders olarak gösterilen kısım bir alakadan uzaktı. Metni yazan kardeşimiz. Symbian ve kıyasladığı Android ve iOS üzerinden ilginç bir kıyaslama yapsada. Aslında kıya edilen şeyler biraz elma-armut durumunda.
Symbian örneği ‘Ağ’ üzerine iken Android ve iOS örneği ‘Uygulama’ üzerine en azından metinden aldığım ders. Kullanıcıya zırt pırt soru sorma oldu. :-)
Yani burada bence yanlış bir tebrik verildiğini söyleyebilirim. Evet symbian’da da izin sistemi var (uygulama için) ama bundan bahsedilmeyip hatalı bir kıyas yapılmış
Nokia Browser’ın özellikle 2008 sonrası (yoğun olarak 2010) rakip tarayıcılara kıyasla ağır performansı, yoğun Flash ve JS sayfalarda ki ağırlığından bahsetmeye gerek yoktur kanımca. Nitekim o zaman ki kıyaslamalar ve kullanıcı denyimleri herşeyi açıklıyordu. Yeri geldimi cihazı kilitleyen bir tarayıcı idi de.
Elbet ki Nokia platform ölene kadar tarayıcıyı düzeltmeye çalıştı ama şahşımca ne yazık ki yetersizdi. Yerleşik RSS, Ön izlemeli sekmeler hatta erken bir PWA desteği (S60’a özgü değil N9’da da vardı yanılmıyorsam.) ile kağıt üzerinde fonksiyonel ama pratikte zorlayıcı bir tarayıcı idi.
Tabi insanlar bunun hantallığını donanıma ve symbian’a yükleselerde ben buna katılmıyorum. Keza bu tarayıcı ve webkit motoru direk çekirdeğin kedisi değildi. ki aynı donanımda Opera ve QTWebKit standart Nokia browser’a kıyasla kaydırma, sayfa yükleme konularında çok daha iyi idi.
Yani ‘Symbian modern sayfalara uygun değil’ konusunu kabul etmesemde ki olay motorla bağlı. Nihayi olarak pratikte ürün ile yüklü gelen tarayıcı geride kalıyordu. Özellikle o dönemlerde Chrome ve Safari’nin kasıp kavurduğu bir ortamda bu hem kullanıcı hemde medya nezdinde firma için zor bir durumdu.
Bu arada Safari’nin de WebKit tabanlı olduğunu hatırlatmam gerek. Yani hedefim suçlu bu veya şu demek değil ama teorik olarak mümkün olan düzeltmeler ya geç kalınmaktan ya da odak eksikliğinden ertelendi/düzeltilemedi.
Aklıma gelmişken, insanlar genelde bu sertifika (Symbian Signed)'tan pek hoşlanmazlardı. Ben temel sistemin kendisinden bunun uygulanış biçimini hatalı olduğunu düşünüyorum. Özellikle 2000'li yıllarda yerleşik mağazaların günümüz kadar yaygın olmadığı bir donemde. Uygulamanın kontrollü dağıtımını olumlu görüyorum.
Tabi. Geliştirici ve kullanıcı nezdinde Güllük gülistanlık değildi. Çoğu sertifika tarihinin 5 yıl altı olması (nedenini ben bile bilmiyorum), küçük geliştiriciler için ise bu sistemin nasıl bir sonuç doğurduğu da muamma. Deneyimlemedigim için olumlu veya olumsuz konuşamıyorum.
Arşivleme Çalışmam üzerine
Hatırlarsanız 5 Kasım 2025'te Forumda ilk postum olan EPOC Archive'den bahsetmiştim. Arşiv 2020 yıllında, bir hobi olarak ilk başta S60'a yönelik iken zamanla tüm EPOC'u hedefleyen bir çalışmaya dönüşmüştü. Mantık basitti. Bir Dijital Koruma / Yazılım Arkeolojisi idi.
Arşiv çalışmasını oluşturmamın iki ana nedeni vardı. ilki açıkça sistemi sevmem idi. (Dürüst olalım) neticede ürüne veya markanın kendisine, sembolüne, kültürüne karşı bir tutum bu 5-6 seneyi çile ederdi. (Doğrusu ilk bu gaz ile MeeGo, BB10 OS vs içinde aynı işi yapmayı düşündüm ama hem bunlara symbian kadar bağım yoktu hemde halihazırda her platfomun gönüllü bir Arşivçisi vardı :-) Ayrıca üstünden kalkmak imkansız [Buraya değineceğim])
ikinci sebebim daha rasyonel olarak benzer çalışmaların varlığı ve bunu bu konuda eksik olana yeniden uyarlama; Günümüzde PalmDB (Palm OS), WebOS Archive (webOS), Machintosh Repository (Genel Apple Bilgisayarlar ve Pippin üzerine) gibi dijital tarihi korumaya yönelik bir çalışma yürüten bağımsız topluluklar arşivi oluştumamda teşvik edici bir konumda idi. Mağlum her ne kadar bu ürünler ticari ve tüketime dayalı olsada insan tarihinin bir parçası idi. (Mistik bir yüklem yüklemiyorum lütfen!) Elbet ki kimi kesimler bilgi-bilişim ne kadar tarih sayar bilemem ama bunun her ne olursa olsun kendi şahşımca yazılımların
çoğu insan ürünü gibi korunması gerektiğini düşünüyorum.
Burada muhakkak ki (bir kaç yüz kb'lık oyun mu tarih?) diye sorulacak. Doğrusu ben bir sistemi değerli kılan şeyin 3.parti uygulamalar olduğunu düşünüyorum.
hangi sistem olursa olsun uygulama konusunda eksikse sıkıyor insanı. ve amaçları gereği zaten bu uygulama olmadan bir hiçler. O yüzden kendim çok saçma/boş olmadığı sürece uygulamaları arşivlemeye bakacağım.
Genelde ilk sorulacak soru buna verilecek efor (maddi/manevi) değer mi? ki bu bencede değerli bir soru. Ama soru da dikkat edilmesi gereken cevabın öznel bir tutum mu yoksa yoksa daha nesnel bir yaklaşım mı olduğudur. eğer, genel olarak bir alan üzerine hareket ettirici bir motivasyonunuz olmadan yapacaksanız. manevi olarak büyük bir kayıp. Hatta artık haddinden fazla zaman vereceksenizde (Dünya meşgalesi ne olacak)
maddi. durum en azından bu son 6 sene boyunca manevi değere göre daha az etkiledi. (tabi ben burada daha çok veri madenciliği yaptım)
özellikle Arşivde de bululnan FOMA yazılımlarını çıkarmak için bir ekip bu cihazları temin etmek durumunda kalıyordu.
yani ne tür bir arşivcilik yaptığınıza bağlı maddi durum değişiyor ama manevi boyutu sabit.
En azından kendim için değdiğini düşünüyorum artık tamam dediğim noktadayım. Anladığınız üzere artık arşivin özellikle web kopyasını büyütmeyi
bıraktım. Bundan sonra web deposuna (MEGA, GD) herhangi bir ekleme yapmayacağım. Tabi Wayback kısmına nadiren eklemeler yapabilirim.
Ama görüldüğü üzere artık odak noktam değil. Bırakmamın nedenleri sırayla, Yorulmam, hevesimin kaybı, EKA2L1-Psion Arşivleri-KeitaiArchive
ve diğerlerinin arşivleme çalışmaları kendi yapımı manasızlaştırdı. ayrıca bunlar aktif iken bunlardan beslenmeyi ve tekrardan internete
sunmayı ahlaki olarak uygun görmedim. Ayrıca zamanla seçiçileşmem bunu genel bir arşiv çalışmasından hobi/uğraşa dönüştürmeside son noktayı koymamda etkili oldu.
Yinede arşivi bırakmadım. hatta çok değerli bir iki şeyde elde ettim. (küçük ve tatlı bir sır :-D) tabi artık kendi elimdeki dosyayı güncelliyeceğim
en azından şimdilik kafa dinlemede baya güzel bir uğraş oluyor.
Ayrıca Arşiv dışında Win11 teması, HexTris, Robotfindskitten gibi çalışmaların ana sahibiydim. Evet bunlarda arşiv gibi boşa düştü en azından artık
daha fazla vakit harcamak istemiyorum (ki onları var olan sorunları ile terk ediyorum.)
Topluluk çalışmaları hakkında
Özellikle bu son yıl topluluk bayağı bir hareketlenmeye başladı sistem yamalarından tut bildiğiniz işte bu oyun portlarına kadar. Nedeni nedir bilemiyorum doğrusu. Ama hala NES'e veya Amiga'ya bir şeyler geliştirenler varken buna olmaması tuhaf ve yazık olurdu.
Kısaca durum bu. En azından susmaktansa düşüncelerimi yazmam en doğru karardı. Gerekli miydi? Bence gerekli idi :-)
29.Tem.2026 (ilk yayınlama)
Yapı öncelikle; önemli bir ayrılık ardından sistem hakkında yapılan tutumlara karşı bir şöylem, sahşi deneyimim, 'ya farklı olsaydı' bölümü ile en son olaraktan arşiv ve diğer çalışmalarım hakkında ki durum ile kapatacağım.
Topluluktaki önemli ayrılıklar
Öncelikle konuya topluluğu ilgilendiren bir konuyla girmem daha doğru olur. Yakın tarihlerde. David Potter ve Colly Myers'ın vefatı oldu. David Potter, Psion'nın kurucusu idi. Colly Myers ise kısaca Symbian'nın Dave'i / Linus'u denebilinir.
Zaten topluluğu ilgilendiren kısmı da bu ya. Öncelikle Onlara ve sistem üzerinde iş yapmış, ortaklara/geliştiricilere (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
dahil) yaptıkları işten dolayı teşekkür etmek istiyorum. Neyse lafı çok uzatmadan;Bazı Yanlışlar ve kabul edilmesi gereken doğrular
Bu madde de insanların bazen bile isteye bazen de sistemin kendi garipliginden dolayı yapılan söylemleri yanlışlarla beraber. Savunannın da kabul etmesi gereken hususları ele alacağım. Ayrıca bu konuda sık duyduğum bir kaç yorum derlemeside yapacağım;
- Dokunmatik Meselesi
Özellikle S60'ın dokunmatiğe uyarlanma konusunda ne kadar zor bir süreç geçirdiğini anlatmama gerek yoktur diye düşünüyorum. Benzer bir durum meğersem MOAP içinde geçerliydi. Yinede sistem için dokunmatik desteği/girdi temel bazda ilk piyasaya sürüldüğünden beri (Psion Series 5 -1997-) bulunmaktaydı.
Keza sistem farklı kullanıcı arabirimlerine bölündüğü esnada zaten hali hazırda telefonlarda kullanılmış ECK ve UIQ dokunmatik desteğine de sahipti. Özellikle UIQ, kendisinden yıllar sonra çıkan S60v5 ten farklı olaraktan ne gereksiz alan işgaline ne de S60v5 kadar fazla çift tıklama durumundan muzdaripti. Evet bu savunmam kötü deneyime bahane değil ama en azından öne sürülen nedenden daha güçlü bir cevap olarak görüyorum.
Keza girdi yönünden de sistem, üreticiler tarafından özelleştirme imkanı bulunduğu için sanılan aksilerinden çok daha erken çoklu dokunmasıyla sahip olmuştu. (Japonya tarafında ^3'ten önce çoklu dokunmatiğe sahip bir kaç model bulunmakta idi ama yukarıda dediğim gibi bu erken örneklerde kullanım alanı şimdilik gördüğüm kadarı ile Web, Galeri gibi alanlar üzerine tasarlanmıştı.)
- Ekran Çözünürlüğü ve CPU
O yüzden ekran çözünürlüğü konusunda bu yorum üzerinden gideceğim.
Kendisi biraz meego'yu savunur bir pozisyondan Symbian'a yönelik UX olarak haklı ama donanımsal olarak biraz keyfi bir yorum yaparak;
Üzgünüm, hafızanız yanılıyor. 0 zamanlar (2009 veya 2010, tam hatırlamıyorum) Nokia 5800'üm vardı ve HTC G1 ve iPhone 3G ile yan yana karşılaştırma firsatım oldu. Eski görünüyordu. Birçok uygulama dokunmatik ekran düşünülerek tasarlanmamıştı, standart arayüz "altta iki düğmeli liste" ((Geri ve Seçenek'ten bahsediyor. Nedense 3-2 düzeniden bahsetmedi o daha trajik)) şeklindeydi, klavyeli telefonlardan kalma bir tasarımdı. Dirençli dokunmatik ekran da yardımcı olmuyordu. O zamanlar mobil donanum her yl büyük ilerlemeler kaydediyordu. Tam rakamları hatırlamıyorum ama her yeni İPhone veya Android telefonun bir önceki nesilden iki kat, daha hizlı olduğunu hissediyordum. Symbian ise temelde tek bir donanım platformuna, tek bir desteklenen çipe ve tek bir garip ekran çözünürlüğüne (640x360) takılıp kalmıştı. ((O kadar da garip değil di ya😁)) Symbian^3 doğru yönde atılmış bir adımdı (en azindan farklı çip için çekirdeği yeniden oluşturmayı başardılar!). ancak miras çok ağırdı ve rakipler Nokia'dan çok daha hızlı ilerliyordu. Örneğin, son Symbian amiral gemisi (Nokia 808) hala 4 inçlik ekranda 640x360 çözünürlüğe sahipti. O zamanlar iPhone'da HiDPI ekranlar iki yildir vardı!
Yorumun orijinali ;
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Öncelikle yorum, başlangıçta kullanıcı arabirimi ve uygulama ekosistemi üzerine başlarken ardından donanım üzerinden gidiyor. Şimdi S60 ve uygulama ekosistemi hakkında yorumlarımı ayrıyeten yapacağım ama bunu özellikle bu donanım kısmına aldım çünkü burada pek de sisteme yüklenmemesi gereken bir durum var
Öncelikle yorumu yazan arkadaş haklı olaraktan platformun 5 sene boyunca ARM11 (Büyük ihtimalle çoğu TI tarafından üretilmiş) ve inatçı bir 360x640 durumu vardı.
Tabi bu bir sistem sınırı değildi. Bende eskiden böyle düşünürdum. Keza bizde de Türk forumlarında da çokça dile getirildi.
Tabi sonradan şu cihazlar bana sınırın pekte sistem ile alakalı olmadığını sertçe söyledi;
Yıl bazında gitmek gerekirse; (Cihaz için kaynaklar şurada; ve alt kaynaklarında)
Bazı cihazların işlemci ve ekran değeri (veya her ikisi de) (Liste genişletilecek)
Psion Series 7 (2000) 7.7'' 640x480
Fujitsu F-07C (201X): 1024x640
Sharp SH-03E (2012): Super-H (Cortex-A8) @ 1.2 GHz, 480×854
Ayrıca UIQ v2.1 (Symbian v7) SDK’sı üzerinde EPOC.ini dosyası sayeyinde sistemi 1920x1050’ye kadar çıkarabildim.
En azından sayı bazında fullHD vs bir engel olmamalı. Geriye artık platform geliştiricisi ve OEM’in ürün hedefi olsa gerek.
Burada ilk sorulacak durum bu cihazlar tek tük neden ana akım değil gibi bir soru gelecektir. Özellikle AI ile yaptığım bir tenkit üzerine bunu sorması hoşuma gitti. Aslında sanılandan daha fazla modelde var. Bundan dolayı listeyi bozmadan ekran çözünürlüğü 360x640’tan fazla olan modelleri merak edenler çin kaynak olarak ‘Wikipedi Cihaz listesini koyuyorum’ isteyenler oradan gerçek kaynağa (500 civarı ulaşabilir.)
Ayrıca 2010 öncesi fark ettiğim durum genelde cihazların araba gibi bir süre aynı CPU, Ekran özünürlüğü veya aynı tederikçiden uzun süreli aynı ürünler kullanıldığı idi. Yani Nokia’nın özellikle üretim ve rekabet mantığının değiştiği bir çağda sürdürmesi tehlikeli oldu. Ama bu onların aptallığı değil. Eski köyün adedi idi. Ki ilk başta S60v5 cihazlarda işlemcinin aynı kalması ve GPU’nun olmaması kötü olduğunu kabul etmekle beraber bence ekran o zaman için uzun vadeli gözüken bir adımdı. (Ki 2011-2012’de Asha 3XX veya 500, 603’te bu çözünürlük kabul edilebilinir. Ama N8, e7 vs olmaması gerekirdi. En azından kullanıcı nezdinde psikolojik bir sayısal denklik gerekli idi.)
- Symbian WON! Peki gerçekten won’mu?
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Every few minutes, Symbian would interrupt you to ask "Are you sure you want this app to connect to the Internet?" Symbian, her birkaç dakikada bir sizi keserek "Bu uygulamanın internete bağlanmasını istediğinizden emin misiniz?" Ve daha bilümum emin misin sorusu ile kullanıcıya durmadan sorular sorardı.
Diyerek symbian da (aslında s60’tan bahsediyor) sürekli istenen izinler gösteriliyor. Ama dikkat ederseniz verilen örnekler genelde Ağ bağlantıları üzerine idi. Ve aynı metinde verilen iOS/Android örneği ise. Verilen örnekler ise uygulama izinleri üzerine idi. Kısaca sistem bir şeylerden dolayı övülüyordu. Ama onun övülüp, diğerlerine ders olarak gösterilen kısım bir alakadan uzaktı. Metni yazan kardeşimiz. Symbian ve kıyasladığı Android ve iOS üzerinden ilginç bir kıyaslama yapsada. Aslında kıya edilen şeyler biraz elma-armut durumunda.
Symbian örneği ‘Ağ’ üzerine iken Android ve iOS örneği ‘Uygulama’ üzerine en azından metinden aldığım ders. Kullanıcıya zırt pırt soru sorma oldu. :-)
Yani burada bence yanlış bir tebrik verildiğini söyleyebilirim. Evet symbian’da da izin sistemi var (uygulama için) ama bundan bahsedilmeyip hatalı bir kıyas yapılmış
- Tarayıcı Durumu
Nokia Browser’ın özellikle 2008 sonrası (yoğun olarak 2010) rakip tarayıcılara kıyasla ağır performansı, yoğun Flash ve JS sayfalarda ki ağırlığından bahsetmeye gerek yoktur kanımca. Nitekim o zaman ki kıyaslamalar ve kullanıcı denyimleri herşeyi açıklıyordu. Yeri geldimi cihazı kilitleyen bir tarayıcı idi de.
Elbet ki Nokia platform ölene kadar tarayıcıyı düzeltmeye çalıştı ama şahşımca ne yazık ki yetersizdi. Yerleşik RSS, Ön izlemeli sekmeler hatta erken bir PWA desteği (S60’a özgü değil N9’da da vardı yanılmıyorsam.) ile kağıt üzerinde fonksiyonel ama pratikte zorlayıcı bir tarayıcı idi.
Tabi insanlar bunun hantallığını donanıma ve symbian’a yükleselerde ben buna katılmıyorum. Keza bu tarayıcı ve webkit motoru direk çekirdeğin kedisi değildi. ki aynı donanımda Opera ve QTWebKit standart Nokia browser’a kıyasla kaydırma, sayfa yükleme konularında çok daha iyi idi.
Yani ‘Symbian modern sayfalara uygun değil’ konusunu kabul etmesemde ki olay motorla bağlı. Nihayi olarak pratikte ürün ile yüklü gelen tarayıcı geride kalıyordu. Özellikle o dönemlerde Chrome ve Safari’nin kasıp kavurduğu bir ortamda bu hem kullanıcı hemde medya nezdinde firma için zor bir durumdu.
Bu arada Safari’nin de WebKit tabanlı olduğunu hatırlatmam gerek. Yani hedefim suçlu bu veya şu demek değil ama teorik olarak mümkün olan düzeltmeler ya geç kalınmaktan ya da odak eksikliğinden ertelendi/düzeltilemedi.
- Symbian Signed
Aklıma gelmişken, insanlar genelde bu sertifika (Symbian Signed)'tan pek hoşlanmazlardı. Ben temel sistemin kendisinden bunun uygulanış biçimini hatalı olduğunu düşünüyorum. Özellikle 2000'li yıllarda yerleşik mağazaların günümüz kadar yaygın olmadığı bir donemde. Uygulamanın kontrollü dağıtımını olumlu görüyorum.
Tabi. Geliştirici ve kullanıcı nezdinde Güllük gülistanlık değildi. Çoğu sertifika tarihinin 5 yıl altı olması (nedenini ben bile bilmiyorum), küçük geliştiriciler için ise bu sistemin nasıl bir sonuç doğurduğu da muamma. Deneyimlemedigim için olumlu veya olumsuz konuşamıyorum.
Arşivleme Çalışmam üzerine
Hatırlarsanız 5 Kasım 2025'te Forumda ilk postum olan EPOC Archive'den bahsetmiştim. Arşiv 2020 yıllında, bir hobi olarak ilk başta S60'a yönelik iken zamanla tüm EPOC'u hedefleyen bir çalışmaya dönüşmüştü. Mantık basitti. Bir Dijital Koruma / Yazılım Arkeolojisi idi.
Arşiv çalışmasını oluşturmamın iki ana nedeni vardı. ilki açıkça sistemi sevmem idi. (Dürüst olalım) neticede ürüne veya markanın kendisine, sembolüne, kültürüne karşı bir tutum bu 5-6 seneyi çile ederdi. (Doğrusu ilk bu gaz ile MeeGo, BB10 OS vs içinde aynı işi yapmayı düşündüm ama hem bunlara symbian kadar bağım yoktu hemde halihazırda her platfomun gönüllü bir Arşivçisi vardı :-) Ayrıca üstünden kalkmak imkansız [Buraya değineceğim])
ikinci sebebim daha rasyonel olarak benzer çalışmaların varlığı ve bunu bu konuda eksik olana yeniden uyarlama; Günümüzde PalmDB (Palm OS), WebOS Archive (webOS), Machintosh Repository (Genel Apple Bilgisayarlar ve Pippin üzerine) gibi dijital tarihi korumaya yönelik bir çalışma yürüten bağımsız topluluklar arşivi oluştumamda teşvik edici bir konumda idi. Mağlum her ne kadar bu ürünler ticari ve tüketime dayalı olsada insan tarihinin bir parçası idi. (Mistik bir yüklem yüklemiyorum lütfen!) Elbet ki kimi kesimler bilgi-bilişim ne kadar tarih sayar bilemem ama bunun her ne olursa olsun kendi şahşımca yazılımların
çoğu insan ürünü gibi korunması gerektiğini düşünüyorum.
Burada muhakkak ki (bir kaç yüz kb'lık oyun mu tarih?) diye sorulacak. Doğrusu ben bir sistemi değerli kılan şeyin 3.parti uygulamalar olduğunu düşünüyorum.
hangi sistem olursa olsun uygulama konusunda eksikse sıkıyor insanı. ve amaçları gereği zaten bu uygulama olmadan bir hiçler. O yüzden kendim çok saçma/boş olmadığı sürece uygulamaları arşivlemeye bakacağım.
Genelde ilk sorulacak soru buna verilecek efor (maddi/manevi) değer mi? ki bu bencede değerli bir soru. Ama soru da dikkat edilmesi gereken cevabın öznel bir tutum mu yoksa yoksa daha nesnel bir yaklaşım mı olduğudur. eğer, genel olarak bir alan üzerine hareket ettirici bir motivasyonunuz olmadan yapacaksanız. manevi olarak büyük bir kayıp. Hatta artık haddinden fazla zaman vereceksenizde (Dünya meşgalesi ne olacak)
maddi. durum en azından bu son 6 sene boyunca manevi değere göre daha az etkiledi. (tabi ben burada daha çok veri madenciliği yaptım)
özellikle Arşivde de bululnan FOMA yazılımlarını çıkarmak için bir ekip bu cihazları temin etmek durumunda kalıyordu.
yani ne tür bir arşivcilik yaptığınıza bağlı maddi durum değişiyor ama manevi boyutu sabit.
En azından kendim için değdiğini düşünüyorum artık tamam dediğim noktadayım. Anladığınız üzere artık arşivin özellikle web kopyasını büyütmeyi
bıraktım. Bundan sonra web deposuna (MEGA, GD) herhangi bir ekleme yapmayacağım. Tabi Wayback kısmına nadiren eklemeler yapabilirim.
Ama görüldüğü üzere artık odak noktam değil. Bırakmamın nedenleri sırayla, Yorulmam, hevesimin kaybı, EKA2L1-Psion Arşivleri-KeitaiArchive
ve diğerlerinin arşivleme çalışmaları kendi yapımı manasızlaştırdı. ayrıca bunlar aktif iken bunlardan beslenmeyi ve tekrardan internete
sunmayı ahlaki olarak uygun görmedim. Ayrıca zamanla seçiçileşmem bunu genel bir arşiv çalışmasından hobi/uğraşa dönüştürmeside son noktayı koymamda etkili oldu.
Yinede arşivi bırakmadım. hatta çok değerli bir iki şeyde elde ettim. (küçük ve tatlı bir sır :-D) tabi artık kendi elimdeki dosyayı güncelliyeceğim
en azından şimdilik kafa dinlemede baya güzel bir uğraş oluyor.
Ayrıca Arşiv dışında Win11 teması, HexTris, Robotfindskitten gibi çalışmaların ana sahibiydim. Evet bunlarda arşiv gibi boşa düştü en azından artık
daha fazla vakit harcamak istemiyorum (ki onları var olan sorunları ile terk ediyorum.)
Topluluk çalışmaları hakkında
Özellikle bu son yıl topluluk bayağı bir hareketlenmeye başladı sistem yamalarından tut bildiğiniz işte bu oyun portlarına kadar. Nedeni nedir bilemiyorum doğrusu. Ama hala NES'e veya Amiga'ya bir şeyler geliştirenler varken buna olmaması tuhaf ve yazık olurdu.
Kısaca durum bu. En azından susmaktansa düşüncelerimi yazmam en doğru karardı. Gerekli miydi? Bence gerekli idi :-)
29.Tem.2026 (ilk yayınlama)
Son düzenleme:


