profesör ersan şen ceza hukuku uzmanı:Her ne kadar doktrinde 6222 sayılı Kanun öncesinde bu fiilleri işleyen kişilerin dolandırıcılık suçundan dolayı sorumlu tutulabileceği, Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen derneklerin aracı olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun oluşacağı yönünde bir görüş bulunsa da, bu görüşe katılmak mümkün değildir[3].6222 sayılı Kanunun genel gerekçesinde, “5149 sayılı Kanunda şike ve teşvik primi fiilleri suç olarak tanımlanmadığı gibi, ceza kanunlarında da bu fiiller özel olarak düzenlenmemiştir. Bu kanun ile şike ve teşvik primi fiilleri suç olarak düzenlenmiş ve ayrıca bu suçlarla etkin mücadele açısından Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması maddesinin da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.” denilerek, 6222 sayılı Kanun öncesinde şike ve teşvik primi verme fiillerinin suç olarak tanımlanmadığı ortaya konulmuştur. Yine 6222 sayılı Kanunun 11. madde gerekçesinin ilk cümlesinde, “5149 sayılı Kanunda ve ceza hükmü içeren diğer kanunlarda suç olarak belirtilmeyen şike ve teşvik primi bu madde ile suç haline getirilmiştir.” hükmüne yer verilmiştir. Kanun koyucu, şike ve teşvik primi verme fiillerini ilk olarak 6222 sayılı Kanunla suç olarak tanımlamış olup, bu Kanun 14 Nisan 2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla şike ve teşvik primi verme fiillerinin, "suçta ve cezada kanunilik" prensibini düzenleyip güvence altına alan Anayasa m.38/1 ve Türk Ceza Kanunu m.2 ve 7 uyarınca dolandırıcılık olarak kabul edilebilme ve cezalandırılabilme imkanı bulunmamaktadır.Esas itibariyle, şike ve teşvik primi iddialarının
dolandırıcılık olarak kabulü iki nedenle yanlıştır: İlkine göre, bir an için şike ve teşvik primi fiilleri dolandırıcılık suçunu oluşturmakta ise, kanun koyucunun 6222 sayılı Kanunun 11. maddesini yasalaştırma ihtiyacı duymaması gerekirdi. İkincisine göre, dolandırıcılık ile şike ve teşvik primi fiillerinin unsurları farklıdır. Dolandırıcılıkta, doğrudan doğruya mağduru hedef alan ve aldatma imkanı bulunan hileli hareketlerle onun iradesini hataya düşürüp zarara uğratmak ve haksız yarar sağlamak vardır. Şike ve teşvik priminde ise, doğrudan doğruya mağduru hedef alıp, aldatmaya elverişli hileli hareketlerle hataya düşürmek kastı ve buna uygun maddi unsur (hareket + netice ve bunlar arasında kurulması gereken illiyet bağı) yoktur. Bunun aksine şike ve teşvik primi fiillerinde, karşılıklı anlaşmak suretiyle müsabakaların sonuçlarını etkilemeye yönelik irade birliği vardır. Şike ve teşvik priminden olumsuz etkilenenler varsa, bu kişiler dolandırıcılık suçunun mağduru olarak değerlendirilemezler. Şike ve teşvik primi unsurları gereği karşılıklı çok failli suçlardan olup, bu yönü ile de dolandırıcılık suçundan ayrılır. Kanun koyucu, şike ve teşvik primi fiillerini ilk olarak 6222 sayılı Kanun ile suç olarak tanımlamıştır.Dolandırıcılık suçunun somut olayda varlığının kabulü için, fail tarafından ilk önce belirli bir niteliği haiz hileli hareketlerde bulunulmalı ve bu hileli hareketlerle mağdur aldatılarak, mağdurun veya üçüncü bir kişinin zararına olarak bir menfaat elde edilmelidir. Aldatma kabiliyetini haiz hileli hareket, her durumda elde edilen haksız menfaat ile verilen zararın öncesinde veya en azından eş zamanlı olarak icra edilmesi, bu noktada da hareket ile netice arasında illiyet bağı kurulması kaydı ile dolandırıcılık suçunun maddi unsuru sayılabilir.
TCK m.157’de dolandırıcılık suçu tanımlanmış, 158. maddede bu suçun nitelikli hallerine yer verilmiştir. TCK m.158’in somut olayda tatbik edilebilmesinin ön şartı, somut olayda TCK m.157’nin tüm unsurları ile gerçekleşmesidir.
Çok hareketli bir suç görüntüsü taşıyan dolandırıcılık suçunun oluşumu açısından birden fazla fiilin gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu hareketlerden birincisi hiledir.Sonuç olarak; 6222 sayılı Kanunun Genel Gerekçesi ile 11. madde gerekçesinde ifade edildiği üzere, şike ve teşvik primi verme fiilleri 14.04.2011 tarihinden önce suç olarak düzenlenmemiştir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi ve cezalandırmada kıyas yasağı[5] gereğince bu suçların, dolandırıcılık veya başkaca bir suç olarak değerlendirilebilme imkanı bulunmamaktadır.'' şikeye dair daha detaylı bilgi için
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
---------- Eklendi @ 21:17:44 ---------- Yazıldı @ 21:15:13 ----------
Eğer iddiaanamede Aziz Yıldırım hakkında kimi dolandırdığını yada dolandırmaya çalıştığını söylersen sevinirim
Ya yine ayrı yere geliyorsun benim isim değil ki kimi dolandırdığı ben meraklısı da değilim kimi dolandırdığının,link verdim 400sayfadan fazla iddianame ben tutup şimdi onu mu okuyayım? Ama yüzde yüz yazıyordur orada.