Nillowa
Üye
işte size bözekten bir hikaye... kendim yazdım!!
YAŞARKEN YAZMAK
‘’Yaşamak her şeyden önce tutkusu olmalı insanın. Zorunlu olduğu için değil de sevdiği için yaşamalı hayatı…
Düşünceler umut dolu olmalı, dünyaya bakan gözler pozitif görebilmeli… Tüm yaşanmışlardan öteye yaşanabilir olmalı…’’
Bu satırlarla başlamıştı yazısına. Beynini kurcalayan sorulardan kaçar gibi kelimelerin arasına saklanmaya çalışıyordu. Yaşarken yazmak istiyor ve yüreğinde olanları aklıyla birleştirip kalemle söylemeye çalışıyordu.
‘’ Hayat, acımasızlığını hissettirse de aldırmamalı…’’ diye devam etmişti satırlarına. Tekrar yazacakken bir anda durdu ve yazdığı satırı defalarca okuyup düşündü. Acaba kendisi aldırmamış mıydı? Hayata her zaman sarılmış mıydı?
Oysa daha birkaç ay önce ailesini kaybetmişti. Çok canı yanmıştı. Sol tarafında bir yer hala acıyorken nasıl olurda hayatın acımasızlığına aldırmazdı ki?
İşte yine sorular onu gizlendiği kelimelerin arasından çekip almıştı. Yüzleşmek istemediği gerçek ile yeniden baş başa kalmıştı.
Hissettiği acı giderek artıyordu ve gözlerinden yaş olarak akmaya başlamıştı. Yaşlara ne kadar engel olmaya çalışsa da bunu başaramıyordu. Kendisini unutmak istediği acısına gözyaşlarıyla teslim etmişti.
Ağladı… Ağladı… Ağladı…
Ağlamak ne gidenleri geri getirecek ne de onları unutturmaya yetecekti. Bunu bildiği halde gözyaşları dinmedi…
Dakikalar sonra kontrolü eline alabilmişti ve artık ağlamayacaktı. Hemen toparlanarak tekrar kalemi eline aldı yazdıklarının üzerini karaladı. Çünkü ailesini yazacaktı.
Yeni bir başlangıç yaparak başladı yazısına. Şimdi çok daha iyiydi. Hem artık acı yerine heyecanı hissetmeye başlamıştı. Ailesi hayatta yoktu ama yaşamışlardan öteye yaşayabilir olacaklardı. Ve şimdi gerçekten kendisi yaşarken yazacaktı…
BöZeK
‘’Yaşamak her şeyden önce tutkusu olmalı insanın. Zorunlu olduğu için değil de sevdiği için yaşamalı hayatı…
Düşünceler umut dolu olmalı, dünyaya bakan gözler pozitif görebilmeli… Tüm yaşanmışlardan öteye yaşanabilir olmalı…’’
Bu satırlarla başlamıştı yazısına. Beynini kurcalayan sorulardan kaçar gibi kelimelerin arasına saklanmaya çalışıyordu. Yaşarken yazmak istiyor ve yüreğinde olanları aklıyla birleştirip kalemle söylemeye çalışıyordu.
‘’ Hayat, acımasızlığını hissettirse de aldırmamalı…’’ diye devam etmişti satırlarına. Tekrar yazacakken bir anda durdu ve yazdığı satırı defalarca okuyup düşündü. Acaba kendisi aldırmamış mıydı? Hayata her zaman sarılmış mıydı?
Oysa daha birkaç ay önce ailesini kaybetmişti. Çok canı yanmıştı. Sol tarafında bir yer hala acıyorken nasıl olurda hayatın acımasızlığına aldırmazdı ki?
İşte yine sorular onu gizlendiği kelimelerin arasından çekip almıştı. Yüzleşmek istemediği gerçek ile yeniden baş başa kalmıştı.
Hissettiği acı giderek artıyordu ve gözlerinden yaş olarak akmaya başlamıştı. Yaşlara ne kadar engel olmaya çalışsa da bunu başaramıyordu. Kendisini unutmak istediği acısına gözyaşlarıyla teslim etmişti.
Ağladı… Ağladı… Ağladı…
Ağlamak ne gidenleri geri getirecek ne de onları unutturmaya yetecekti. Bunu bildiği halde gözyaşları dinmedi…
Dakikalar sonra kontrolü eline alabilmişti ve artık ağlamayacaktı. Hemen toparlanarak tekrar kalemi eline aldı yazdıklarının üzerini karaladı. Çünkü ailesini yazacaktı.
Yeni bir başlangıç yaparak başladı yazısına. Şimdi çok daha iyiydi. Hem artık acı yerine heyecanı hissetmeye başlamıştı. Ailesi hayatta yoktu ama yaşamışlardan öteye yaşayabilir olacaklardı. Ve şimdi gerçekten kendisi yaşarken yazacaktı…
BöZeK
