Zombi Günlükleri


Yunkaai

Yunkaai

Üye
    Konu Sahibi
Arkadaşlar hobi olarak ve zombilere olan hayranlığım nedeni ile küçük,amatör hikayeler yazıyorum. Okuyup eksiklerimi söylerseniz sevinirim.

1 Aralık 2013 pazar

Saat 12. Dershanemin başlamasına 2 saat var.Sıhhıye köprüsü hiç olmadığı kadar boş. Dört yandan siren sesleri geliyor. Çoğunlukla ambulans. Biryerlerde birşey olmuş olmalı. Otobüs hala gelmedi. Son 4 sigaram. En iyisi bir tane daha yakıyım.

Saat 12.30. Otobüs hala gelmedi. Ve ben sıkıldım. Şuan önümden geçen 6. ambulans. İlkinin üstünde kanlı el izleri vardı. Bu normal değil. Babam arıyor. Yine evde birşey unuttum galiba.
-Efendim baba?
-Nerdesin İsmail?
-Sıhhıyedeyim otobüs bekliyorum.
-Boşver otobüsü. Taksiye bin ve çabuk karakola gel.
-Ama baba o kadar param yok.
-Ben veririm sen çabuk gel!
Yüzüme kapattı. Acaba yine ne yaptım. Neyse şu aşağıdaki duraktan taksiye biniyim.

Saat 12.50. Şuan güvenparktan geçiyoruz. Bomboş. Hemde pazar günü. Çoğu dükkan kapalı. Acaba bugün bayram olabilirmi? Taksi şoförü sürekli telefonla birilerini aramaya çalışıyor. Biraz telaşlı bir hali var.

Saat 13.20 Karakolun önünde indim. Kapıda barikat var. kaldırımı kapatmışlar. 2 tane çevik kuvvet üniformalı adam kapıda bekliyor. Çelik yelekleri var. Bu hiç normal değil.

"Kime baktın?" "Babam burada polis memuru.Beni yanına çağırdı." "Üstünü aramamız gerek." Şaşırmıştım. ilk defa karakola girerken üzerim aranıyordu. Halbuki yıllardır girer çıkardım. 2 adam üstümden çok vücuduma baktılar. Komiser rütbeli polis "Tamam girebilirsin" dedi. Bahçeden geçip içeri girdim. Karakol hiç olmadığı kadar kalabalıktı. Herkeste çelik yelek vardı. Normalde Nöbetleşe kullanılan mp5 ten başka otomatik silah yoktu. Ama içeride 10 tane saymıştım. Babamların bürosuna gittim. Babam sivil giyinmemişti. Çok garip. Babam beni gördü. Hemen sağıma soluma bakmaya başladı. Sonra derinden bir oh çekti. Gözlerimin içine bakıp "Ben annenleri almaya gidiyorum. Babaannen gile gitme. onlar kırıkkaleye gittiler. Burada otur. Ve beni bekle." dedi. "Ama baba 2 de dershane var." dedim. Babam eğildi ve kulağıma fısıldadı "Şuan dershane,üniversite sınavı,okul düşüne bileceğimiz en son şey.Çekmecemde rozetim ve bıçagım var. Karakoldan dışarı çıkman gerekirse yanına al." dedi. Sonrada bana sarılıp gitti. Çok şaşırmıştım. Babam sık sarılan biri değildi. Hele dershaneyi asmak? Kolum kırılsa bile o dershaneye gitmemi isterdi. Çok kötü birşey olmuş olmalıydı. Geçip babamın masasına oturdum. İnterneti açtım ve haber sitelerine göz atmaya başladım. Tüm sitelerde son dakika haberleri vardı. Bazı sitelerin başlıklarında "Evden çıkmayın. Ve olabildiğince yabancılardan uzak durun!" yazıyordu. Son dakika haberlerinde Ölen insanların. Yeniden canlandığına dair haberler vardı. Şok olmuştum. Ben zombilere oyunlardan,dizilerden,filmlerden alışkındım. Ve gerçek olabileceğine asla imkan vermiyordum. Ama haberler,karakolun durumu ve gördüklerim bana aksini anlatıyordu. Eğer durum gerçekten kötüyse hazırlıklı olmalıydım. Herşey çok hızlı gelişiyordu. Babamın rozetini ve av bıçağını alarak dışarı çıktım. Küçüklükten beri o bıçağa hayrandım. Kemerime taktım. Sokaklar pek kalabalık değildi. Bazıları acele ile dükkanlarını kapatmaya çalışıyor,bazıları ise arabalarının bagajına eşyalarını yükleyip çevre yoluna doğru gidiyorlardı. Babaannem gilden gidip eşyalarımı almalıydım. Ama neye koyacaktım? Sırt çantam çok küçüktü. Gözüm caddenin karşısındaki kırtasiyeye ilişti.Kapalıydı ama camlardan biri kırılmıştı. Böyle bir haldeyken tek çarem vardı. Girip ihtiyacımı almak.

Kırık yerden içeri süzüldüm. Allahtan zayıf ve çeviktim. Yoksa camlar karnımı deşebilirdi. Camı daha çok kırarak patırtıda çıkarmak istemedim. Dükkana girdiğimde ayağa kalkıp etrafa baktım. Bazı raflar devrilmişti. Kasanın yanındaki sırt çantalarına doğru ilerledim. Gözüme kestirdiğim en büyük kampçı çantasını aldım. Kasaya doğru döndüm. Kasa boştu. Biri girip soymuş olmalıydı. Kasanın yanında duran büyük el feneri dikkatimi çekti. İşime yarayabilirdi. Onuda aldım. Sonra tüm bir kutu pil,4 su matarası, 1 tane büyük maket bıçağı ve kalın bir halat alıp girdiğim yerden caddeye çıktım. Hızlı adımlarla 100 metre yürüyüp sol taraftaki parkın olduğu sokağa girdim.binaların önünden geçerken pembe binanın bahçesinde yürüyen bir yaratık dikkatimi çekti. Evet bu bir zombiydi. Çok yavaş hareket ediyordu. Birkaç saniye onu izleyip yoluma devam ettim. Sokağın sonundan sağa dönüp dershanemin önünden geçtim. Kapalıydı. Garipsemedim. Böyle bir durumda kimse sınavları önemsemezdi. Yanımdan olabildiğince hızlı giden bir kartal geçti. Az daha beni eziyordu. Aldırış etmeden koşarak babaannem gilin binasının önüne geldim. Garajda araba yoktu. Herkes gitmiş olmalıydı. Binanın içine girdim. 2 kata geldiğimde Dursun Amcaların kapısının açık olduğunu gördüm. İçerden hırıltılar geliyordu. Çelik kapıyı yavaşça kapattım. Daha bir zombiyle yüzleşmeye hazır değildim. En üst kata çıkmıştım. Cebimden anahtarımı çıkartıp deliğe soktum...

...Botlarımı çıkartıp eve girdim.Ev toplu gözüküyordu. Hemen odama gidip kıyafet dolabımdan en kalın giysilerimi aldım. Rafta duran ilaç poşetiyle beraber çantaya koydum. İçinde ağrı kesici,antidepresan,antibiyotik ve soğuk algınlığı ilaçları vardı. Ne olur ne olmaz. El fenerim için evdeki tüm pilleri boşalttım. Yatak odasındaki çekmecede duran paralar yerinde yoktu. Dedemler gitmeden almıştır diye düşündüm. Aklıma çekmecede duran nokia telefon geldi. Şuan bir akıllı telefondan daha çok şarjı uzun gidecek bir telefon lazımdı. Şansıma şarjı doluydu. Mutfakta duran damacanadan mataralarımı doldurdum. Yaklaşık 4 litre suyum olmuştu. Dolapta 3 tane ton balığı konservesi buldum. Çok şanslıyım. Çekmecelerdende 2 torba kuruyemiş aldım. Çantamın yarısından çoğu dolmuştu.Odamda çantamı düzenlerken karakol tarafından silah sesleri gelmeye başladı. Bu kötü haber. Evden çıkmaya hazırdım. Ama ilk önce babamı aramaya karar verdim. Aradığımda telefonu kapalıydı. Saat 4 ü geçiyordu. Hava kararmaya başlamıştı. Karakola gidip babam gelmişmi diye bakmaya karar verdim. Çantamı evde bırakıp binadan çıktım. Sokaklar artık bomboştu. Konya yolundan gelen korna sesleri buradan bile duyuluyordu. Seri bir şekilde koşarak karakola doğru gittim. Yolda zombilere dair hiçbir iz yoktu. içim azda olsa rahatlamıştı. Karakola 100 metre kala durdum ve bahçeye doğru baktım. Yerlerde cesetler vardı. Çoğu polislere aitti. Babamın arabası ortada yoktu. İyice endişelenmeye başlamıştım.Derken annemden mesaj geldi. Mesajda babamın onları şehir dışına götürdüğü ve babaanneme gidip evden çıkmamam yazıyordu. Annemi aradım ve telefonu kapanmıştı. İçim biraz rahatlamıştı. Şimdi tek yapmam gereken eve gidip beklemekti. Tekrar koşarak eve döndüm. Botlarımı içeri alıp kapıyı kitledim. Tüm perdeleri iyice çektim. Sonra aklıma yatağımın altına sakladığım Marlboro blue ice paketi geldi. Yatağı kaldırıp paketi aldım. İçinden sadece 2 tane içmiştim. Bir küllük alıp salona oturdum. Sigaramı içmeye başladım. Üstüme bir ağırlık çökmüştü. Sigaramdan son bir duman daha alıp koltuğa uzandım. Saat 6 olmuştu. Biraz daha babamın gelmesini bekledim. Ama gelmedi. 7 ye doğru gözlerim yavaşça kapandı. Sızmıştım.

2 Aralık 2013 Pazartesi.

Saat 6 gibi gözlerimi açtım. Üstüm açık uyumuşum. O yüzden belim ağrıyordu. Elektrik ve su hala kesilmemişti. Banyoya gidip kısa bir duş aldım. Dolaptaki bayat kahvaltılıklarla karnımı doyurdum. Blue iceımdan bir tane daha yaktım. Babam ve annemin telefonu hala kapalıydı. Herhalde güvendelerdir diye düşündüm.Şuanda tek amacım vardı. Hayatta kalmak.

Saat 10 a doğru perdeyi aralayıp sokağa baktım. Bir gecede çok şey olmuştu. Birkaç yanan araba,yürüyen cesetler,hırıltılar... Ailemin güvende olduğunu düşünüyordum. Babaannemler akrabalarla birlikte köydelerdi. Babamlar ve anneannemler ise çubuk tarafındaki çiftlikte olmalıydılar. Şuan ben yalnızdım. 3 konserve balığımdan başka yiyeceğim yoktu. Erzak aramaya karar verdim. Çantamı,bıçağımı yanıma aldım. Kapıyı kitleyip binadan çıktım. Hala uzaklardan silah sesleri ve çığlıklar geliyordu. Sessiz ve dikkatli olmalıydım. Sokağın karşısındaki dumanı tüten arabaya yaklaşmadım. Ama biraz aşağıdaki polis arabasından birşeyler çıkabilirdi. Kaldırımdan yavaşça polis arabasına yaklaştım. Bu arada etrafımdaki binalara göz atıyordum. Bu zamanlarda insanlar vahşilesebilir. Eski komşularımdan birinin beni ısırmasını yada ensemden vurmasını istemiyordum. Zaten sokakta çalışır durumda hic araba yoktu. Herkes daha kırsal yerlere kaçmış olmalıydı. Polis arabasının sürücü koltuğuna baktım. Bu babamın karakoldan arkadaşı Recep Abiydi. Dönüşmüş olma ihtimaline karşılık temkinli bir şekilde kapıyı açtım. Üstüme atlamaya çalıştı. Hemen kendimi geri attım. Şanslıyımki emniyet kemerinden hareket edemiyordu. Dönüşmüştü bile. Bıcağımı çıkardım. Artık ilk aylağımı öldürmek üzereydim. Kendimi hazırlayıp kalbine sapladım. Ölmemişti. Bıçağımı çekip çıkarttığım anda kemer çözüldü. Vahşi bir açlıkla üzerime atladı. Bıçagımı arabaya düşürmüştüm. 100 kiloluk bir et yığını üzerimdeydi. O anki heyecanla tek hamlede aylağı üstümden attım. Doğrulup kafasını botumla ezmeye başladım. 5. darbede kafatası kırılmıştı. İçinden beyin sıvıları ve kan fışkırmaya başladı. Midem bulanmamıstı,korkmamıştım. Aksine büyük bir soğuk kanlılıkla yapmıştım bunu. Artık onlardan korkmadığımı ve kafalarından darbe alınca işlerinin bittiğini biliyordum. Üstünü aramaya başladım. Kemerinde tabancası duruyordu. Bu bir cz 75 ti. Silah kullanmayı biliyordum. Bu kesinlikle çok işime yarardı. Şarjöre baktım. 2 mermi eksikti. Üstüne baktım yedek şarjör yoktu. Şoför koltuğundan gidip bıçağımı aldım silahla birlikte belime koydum. Bagajada göz atmam gerekliydi. Koltuğun yanındaki kolu çekip bagajı açtım. İşte bu. Bagajda bir cop,çelik yelek ve 30 a yakın konserve yiyecek vardı. Ve birkaç şişe su. malzemeleri teker teker binaya taşıdım. Girişe koyduktan sonra montumu çıkarıp çelik yeleği giydim. Artık biraz kesif yapma zamanı gelmişti...

...Binadan çıkıp marketlerin olduğu caddeye doğru yürümeye başladım. Caddenin sonundaki bulvarda hala insanlar şehri terk etmeye çalışıyordu. Caddedeki süpermarket çoktan yağmalanmıştı. Caddedeki tüm dükkanlar birer birer boşaltılmıştı. 1-2 ara sokağa daha girdim birkaç insan gördüm ama gizlendim. Bu durumda kendimden başka kimseye güvenemezdim. Herşey çok hızlı olmuş her her yağmalanmıs,İnsanlar paniğe kapılmıştı. Sadece 1 paket sigaram vardı. Acilen zula yapmalıydım. Eski sınıf arkadaşım Alilerin bakkallarına gittim. Oranında camı kırılmıştı. Fakat arka tarafta duran kapının üstündeki asma kilit hala sağlamdı. Orası yukarı kattaki depoydu. Etrafı kolaçan edip kimsenin beni işlemediğinden emin olunca kırık yerden içeri girdim. Kapıya doğru gidip bıçağımla asma kilidi kırdım. Üs kata çıktığımda şansımın iyice benle olduğunu anladım. Paket paket makarnalar,cipsler,çikolatalar ve daha bir çok gıda malzemesi bana bakıyordu. Ve en arkada kolilerce sigara... Yiyeceklerden oluşan toplam 3 poşet hazırladım. Çantamada yaklaşık 20 paket parliament doldurdum. Aşağı inerek kapının yanındaki rafı kapının önüne çektim. Sonraki günlerde gelmem gerekirse bıraktığım gibi bulmak istiyordum. Eve doğru yürümeye başladım. Evin bulunduğu sokağa girdiğimde uzaktan koşan bir adam gördüm. O beni fark etmeden çalılıkların arasına kendimi attım adamın elinde sallama vardı. Ve üstü kanlar içindeydi. Kolunda büyük bir yara vardı. Belliki ısırılmıştı. Ona yardım edemezdim. Geçip gitmesini bekledim. Gittikten sonra seri adımlarla eve girdim. Yiyecekleri temiz bir mutfak rafına özenle dizdim. Sigaralarımı odamdaki dolaba koydum. Kendime biraz makarna haşlayıp kolayla yedim. Allahtan elektrikler hala kesilmemişti. Odamdaki yatağa uzanıp bir sigara yaktım. Sonra babam aklıma geldi. Aradım. Ama telefonları hala kapalıydı. Şehir iyice sessizlesmişti. Geriye sadece tüten dumanlar,kırık dökük camlar ve hırıltılar kalmıştı. Benim 2 aylık erzağım ve sigaram vardı. Daha Ailelerin depoda daha niceleride beni bekliyordu. Ailemin babamlaysa güvende olduğunu biliyordum. O yüzden kendime odaklanmıştım. Sigaramı yarıda söndürüp camları ve kapıyı kontrol ettim. Sonrada derin bir uykuya kendimi bırakcaktım...

1 Ocak 2014

Yeni yılınız mutlu olsun!

Ne mutluluk ama... Dünyanın haline bak. Kıyametin böyle olacağını hiç düşünmezdim.

Salgın başlayalı 1 ay oldu. 4. gün babam beni arayıp çiftliğe gelmemi söyledi. Bu imkansızdı. Balgattan çubuğa gitmek için birkaç yol vardı. İlki konya yolu. Ama yol araba enkazları ve aylaklarla doluydu. 2. si kızılay,sıhıye ve ulustan geçip havaalanı yoluna girmekti. Şehir merkezine girmek tam intihar demekti. 2 kere gitmeyi denedim. Yolumu bahçelide aylaklar kesti. Çok fazlalar. Geçmem imkansız. Telefon hatları kesilmeden önce babamı arayıp benim için endişelenmemesini, burada güvende olduğumu ve asla gelmeye çalışmamasını söyledim. Zor ikna ettim ama artık onlar için endişelenmem gerekmiyordu. 15 kişiler,silahlılar ve yıllarca yetecek yiyecekleri var. Şuan ben yalnızım. Sadece ben varım.

Hala babaannemlerdeyim. 1 ayda herşey çok hızlı oldu. Bana aylarca yetecek konserve yiyecek arakladım. Şimdilik son kullanma tarihi çabuk geçen besinler tüketiyorum. Konserveler sonra için.

Elektrik ve su artık yok. Telefon şebekeleri çöktü. Televizyon ve internet kapalı. İlkel dünyaya hoş geldiniz.

Binanın çevresindeki çitleri sağlamlaştırdım. Girişteki demir kapıya sağlam bir kilit taktım. Evin pencelererine soğuktan korunmak için silikon çektim. Çatıya yağmur suyunu kullanmak için küçük bir sistem kurdum. Evim artık kale gibi. 2-3 yıllık sigara stoğum var. Alilerin deposu çok işime yaradı. Geçen hafta konya yolunda bir toma gördüm. İçinden iyi şeyler çıkabilirdi. Yolun üzerinde en az 50 tane zombi olduğu için arabaların arasından sürünerek gittim. Tomanın kapısı açıktı. İçerde artık aylaklığın son noktasında olan şoför vardı. Bıçağımla işini hemen hallettim. Eski bir mp5 bulmuştum. 2 de şarjör. Yani yaklaşık 90 mermim ve bir otomatik silahım olmuştu. Tabancam içinde 10-15 tane fişek bulmayı başarmıştım

Silahım,yemeğim,suyum ve evim vardı. Kendimi güvende hissediyordum. Ama bu hergün evde oturup sigara tüttüreceğim anlamına gelmiyordu. Dışarı çıkıp evimin etrafındaki aylakları temizlemek, depolardaki zulaları patlatmam ve başka kurtulanlar olma ihtimaline karşılık keşif yapmam lazımdı...

2 Ocak 2014

Güneşin ilk ışıklarıyla gözümü açtım. Gecenin soğuğundan olsa gerek boynum tutulmuştu. Seyyar tüpüme çay koydum. Banyoya gidip yüzümü yıkadım. Akşamdan kalma domates soslu makarnamın son tabağınıda yedim. Çayımı alıp salona oturdum. Bir sigara yaktım. Winstondu. Marlboro,Parliament,Kent gibi kaliteli sigaraları sonraya saklıyordum. Winstonda fena değildi tabiki. Çay ve sigaram bittiğinde saat 8 e geliyordu. Keşif zamanı gelmişti. Çantama 1 paket sigara,2 konserve,biraz su,el fenerim,halat ve birde yağmurluk koydum. Mp5 imi evde bırakıp sadece cz75 imi yanıma aldım. Soyulursam onu kaybetmeyi göze alamazdım. Binadan çıkıp sokakta durdum. Sağamı yoksa solamı gitseydim? Aslında sol tarafa yani çetin emeç bulvarına doğru pek gitmemiştim. En iyisi caddelerde ne var ne yok göz atmaktı. Yürümeye başladım. Karşıma 1-2 aylak çıkmıştı ama işlerini bıçağımla hemen hallettim. Tam gerizekalılar. Yavaş hareket ediyorlar. Bir kere bir tanesi bana doğru gelirken kaldırıma takılmıştı.Kafatası o kadar yumuşamışki kaldırıma kafasını vurup gebermişti. O gün gülmekten karnım ağrıdı. 1 taneyken sorun değiller ama 10 taneyse is değişir. Bide bunlarda sürü psikolojisi var. Beraber hareket ediyorlar. Çok garip.

Ben bunları düşünürken sokaktan çıkıp caddeye gelmiştim bile. Caddedeki dükkanlar, evler hepsi yağmalanmıştı. Zaten şuanlık ihtiyacım yoktu. Sadece keşif yapıyordum.

Yolun karşısında bir zombi gözüme ilişti. Kırmızı bir pikabın tekerlerinin altında hırlıyordu. Kafasını ezerek botumu kirletmek istemedim. Bıçağı saplamak için eğilmeyede üşendim. O yüzden kendi haline bırakmak daha iyidi. Etrafa bakıyordum. Her yer boş,boş ve yine boş. Hiç hayat belirtisi yok. Kendimi ben efsaneyim filminde gibi hissediyordum Ama köpeğim eksikti. Varoş bir meyhanenin önünde duraksadım. Acaba içerde birşeyler varmıdır diye düşündüm. Küçük bir rakı şişesi bir geceliğine de olsa bana bu dünyayı unuttutabilirdi. Bıçağımı elime alıp eğilerek kapıya doğru gittim. Kirli camı silerek içeri baktım.

Gördüklerim şok olmama yetti.

4 adam bir masada oturmuş keyifle biralarını yudumluyordu...

...Bunlar gördüğüm ilk hayatta kalanlardı. Çok temkinli olmam gerekiyordu. Benim işimi bitirip eşyalarımı almak onlara cazip gelebilirdi. Kimseye güvenemezdim. Yaptığım tıkırtıyı kel olan herif duymuş olcakki dönüp kapıya baktı. Ben hemen duvarın arkasına geçtim. Emin olamayınca yerde duran küçük baltayı alıp kapıya doğru yürüdü. Bende tabancamı çıkartıp emniyetini açtım. Adam kapıyı açıp etrafa bakmaya başladı. Heyecanımı yenip duvarın arkasından çıktım. "Bela istemiyorum" deyip silahı adama doğrulttum. Kel adam "Sakin ol hergele" dedi. Arkadan sakallı olanın bir av çiftesiyle sinsice yaklaştığını gördüm. Bu adamı tanıyordum. Babamların aylardır aradığı hırsızdı bu. Amaçları belli olmuştu. Beni öldürüp donuma kadar almak.

"Arkadaşın bir adım daha atarsa beynini uçururum" dedim. Kel adam "Çakır ger çık" deyip el işareti yaptı. Kel adama "Sakince ellerin havada kaldırıma yürü" dedim. Kel adam elimdeki silahın zoruyla yürümeye başladı. Bu arada gözüm diğer üçünün üzerindeydi. Silahları vardı. Bir av tüfeği ve tabanca. Buradan tek parça çıkmak istiyorsam akıllıca davranmam lazımdı. "Sizinle bir derdim yok geçip gidicem" dedim. Kel adam "Hadi lan oradan silah çektin seni buradan canlı çıkarmam" dedi. "Digerleri de silahlarını bırakıp çıksın" dedim. Kel adam kafasıyla işaret verdi. Diğer 3 adam yavaşça yürüyerek çıktılar. Çakır denilen sakallı adamın arkasında 27 kalibre bir revolver vardı. Çelik yeleğimi delmesi imkansızdı. Hatta o silahın tahtayı bile delmesi zordu. Beni öldürmeye çalışcağını biliyordum. "Dördünüz ben gidene kadar yerinizden kıpırdamayın dedim. Silahım elimde geri geri yürümeye başladım. Sonrada arkamı döndüm. Birkaç saniye sonra revolver 'ın tetiginin sesini duydum. Arkamda soğuk çeliğin içinde bir sıcaklık hissettim. Herif beni belimden vurmuştu...
 
Son düzenleme:
  • Beğen
Tepkiler: .caner., Siycey, mürteza16 ve 3 diğerleri
İhtiyar007

İhtiyar007

Üye
Güzel :good:
 
Yunkaai

Yunkaai

Üye
    Konu Sahibi
Teşekkürler.Telefondan yazıyorum. Eksikler varsa söyleyin lütfen.
 
  • Beğen
Tepkiler: Heroata
İhtiyar007

İhtiyar007

Üye
:rica: eksik yok çokta sürükleyici :oke:
 
  • Beğen
Tepkiler: Weewoo
andezitt

andezitt

Üye
Güzel olmuş kardeşim devamını yazarsan okurum merak etmedim değil :)
 
  • Beğen
Tepkiler: Weewoo
İhtiyar007

İhtiyar007

Üye
Sadece bi hata var
böyle yerine b9yle yazmışsın ;)
 
Yunkaai

Yunkaai

Üye
    Konu Sahibi
Devam etcem arkadaşlar. Teşekkür ederim
 
istisna97

istisna97

Üye
Devam et ama bu konu üzerinden et
 
0MG90

0MG90

Üye
Şimdi okucam ama ilk bunu yazayım
The Zombie DiariesÇok iyi yazmışsın bravo valla :oke:
 
  • Beğen
Tepkiler: Weewoo
Yunkaai

Yunkaai

Üye
    Konu Sahibi
İlk mesajda toplandı.
 
Son düzenleme:
  • Beğen
Tepkiler: Heroata
GameOfShadows

GameOfShadows

Üye
güzel hikaye begendim valla :) ben de zombileri severim şu sıralar the walking dead adlı yabancı dizi var onu izliyorum izlemediysen ilgini çekebilir:)
 
  • Beğen
Tepkiler: Weewoo
İhtiyar007

İhtiyar007

Üye
Senaristlik düşündün mü?
 
  • Beğen
Tepkiler: Weewoo
Yunkaai

Yunkaai

Üye
    Konu Sahibi
2010 dan beri takipçisiyim twd in. Ayrıca 2 romanı var onlarıda okudum. Sizede tavsiye ederim.

Devamı geliyor. Biraz atraksiyon katalım.
 
istisna97

istisna97

Üye
Valla nefessiz okuyorum çok güzel
 
  • Beğen
Tepkiler: Weewoo
Heroata

Heroata

Üye
Oo super sevdim. Yaz daha :) betimlemeler cok gercekci olay kafamda canlandi.
 
  • Beğen
Tepkiler: Weewoo
Yunkaai

Yunkaai

Üye
    Konu Sahibi
  • Beğen
Tepkiler: Heroata
BLooD_ReG

BLooD_ReG

Üye
Güzel olmuş
 
  • Beğen
Tepkiler: Weewoo
Yunkaai

Yunkaai

Üye
    Konu Sahibi
İlk mesajda toplandı.
 
Son düzenleme:
  • Beğen
Tepkiler: Heroata
Heroata

Heroata

Üye
Nedense hicbir kitapta olmaz ama anlattiklarin kafamda canlaniyor film izlemis gibi oluyorum :D iyisin bu iste :)

2 Aralık 2013 Pazartesi.
gidip bıçağımı aldım silahla birlikte belime koydum. Bagajada göz atman gerekliydi. ...


Bagaja da goz atman(m)... Bolumunu yanlis yazmissin herhalde.
 
  • Beğen
Tepkiler: Weewoo

Benzer Konular





MaxiCep.com internet sitesi 5651 Sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının m) bendi ile aynı kanunun 5. maddesi kapsamında BTK kurumu tarafından onaylı Yer Sağlayıcı olarak faaliyet göstermektedir. İçerikler, ön onay olmaksızın tamamen kullanıcılar tarafından oluşturulmaktadır.

MaxiCep.com; Yer sağlayıcı olarak, kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriği ya da hukuka aykırı paylaşımı kontrol etmekle ya da araştırmakla yükümlü değildir.

MaxiCep.com’un yer sağladığı içeriğin 5651 Sayılı Kanun’un 8 ila 9. maddelerine aykırı şekilde; kişilik haklarınızı ihlal ettiğini ya da hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsanız Buradan yada [email protected] mail adresine e-mail göndererek iletişime geçerek bildirebilirsiniz.

Bildirimleriniz dikkatle ve özenle incelenmekte olup kişilik haklarınızın ihlali ya da hukuka aykırılığın tespiti halinde mevzuat kapsamında en kısa sürede işlem yaparak bilgi vereceğiz.
Üst Alt