Yavuz Sultan Selim'in Muhteşem Şiiri ve Hikayesi

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
    Konu Sahibi
Yavuz Sultan Selim'in Muhteşem Şiiri ve Hikayesi
Sanma şahım /herkesi sen / sadıkane / yar olur
Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyar olur
Sadıkane / belki ol / alemde bir / dildar olur
Yar olur / ağyar olur / dildar olur / serdar olur "


Yavuz Sultan Selim Han'a ait bir beyit. Dizelerin ilk kelimeleri yukarıdan aşağıya okunduğunda aynı dizeyi verir. Bu tarzda yazılan ilk beyit olduğu söylenmektedir. Divan edebiyatında bu özelliğe vezni aher denir.

Yavuz Sultan Selim Han bu beyiti Şah İsmail'e yazmıştır. Hikayesi şöyledir:

Yavuz şiire, edebiyata ve satranç oynamaya meraklı biridir. Aynı şekilde Şah İsmail'de de bu özellikler vardır. Sarayında ünlü şairleri barındırır ve çok iyi satranç oynar. Bunu bilen Yavuz Şahın şahın bu özelliğinden yararlanmak ister. Tebdili kıyafetle (gezgin bir abdal kılığında) şahın ülkesine gider. Hanlarda , Kervansaraylarda satranç oynayarak önüne geleni yener. Haber şaha ulaşır. Şah der ki çağırın birde benimle oynasın. Yavuz Şah'ı da yener. Şah sinirlenir ve Yavuz'a der ki: " sen edep nedir bilmez misin? Hiç şahlar mat edilir mi?" Elinin tersiyle Yavuza bir tokat atar. Şahın kızdığını anlayan Yavuz onu yücelten şiirler okumaya başlar. İşte şahın huzurundan ayrılırkende bu şiiri okur. Ancak Şah İsmail hala onun Yavuz Sultan Selim olduğunu anlamamıştır.

Yavuz yediği tokatın acısını unutmaz. Birkaç sene sonra Çaldıran'da Şah İsmail'i yener ve ona bir mektup gönderir. Mektupta o günkü tokadın acısını aldığını söyler ve ilave eder: " atacaksan tokadı böyle atacaksın. "


Aslında Yavuz bütün olanları şiirinde Şaha anlatmış ancak Şah anlamamıştır. Herkesin dost olmayacağını bir gün böyle kişilerin karşısına serdar olarakta çıkabileceğini söylemiştir. Güven üzerine yazılan son derece güzel bir beyit.

 
Tepkiler: Ruvale, orhangazi44, ' KalendeR ' ve 1 kişi daha
hem şiir hem de hikayesi güzelmiş teşekkürler
 

'Patron

Üye
çok guzel bence mukemmel bişey bu büyük yetenek.
 
Şah İsmayil kılıncıyla Çaldıran dövüşünde bir Osmanlı topunun lüleyini keser Sultan Selim de bunu duyub emr eder ki, o kılıncı getirsinler kılıncı getirerle Selim kılıncı alıp Topun lüleyine defelerle vurar lakin topu kesemez ve bu o kılınc değil Sahı çağırın der İsmayıl geler Selim bu senın kılıncın deyil bana kendi kılıncını ver İsmayıl alıb qılıncı topa vurar ve top yene yarı bölüner İsmayil Selime der kılınc aynı kılınc ama vuran kol aynı kol değil
 

seribro

Üye
yavuz un satranç oynadığını herkes biliyor bir tek şah işmail bilmiyor,yavuz şah ismail in ülkesine gidiyor ve onu satrançta yeniyor savaştan sonra yendiği şah ismail e mektup yolluyor enteresan
 
İsmayılın veziri Çaldırandan önce der Şahım Osmanlının topu var ve ordusu bizim ordudan kat-kat büyük bizimse topumuz yok eğer Osmanlıyı yenmek istiyorsan gece hücum çekek o zaman bizi iyi göremezler ve topu kullanamazlar Bu zaman İsmayıl sesini ucaltarak der "ben karvan basan quldurmuyum ki, gece hücum çekem" yeni İsmayıl yenileceğin bildiyi halda gündüz dövüşüyor ve Osmanlı serkerdesi Malquçoqlunun bedenini yarı bölür
 
teşekkürler Haydar. hikayesini yeni öğrendim.
 

Türe

Üye
Tarih hocamiz anlatmisti gercekten muhtesem
 

seribro

Üye
keşke tarihi olduğu gibi anlatsalar
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...