HeiLmasTer®
Üye
Yaşam Felsefesi
Kapitalizmden emperyalizme geçiş süreciyle yakından bağıntı içinde ortaya çıkmış olan yaşam felsefesi, kapitalizmin genel bunalımının dünyagörüşsel anlatımı olarak gerici bir dünya görüşünü ve temel bir dünyagörüşsel akımı oluşturur. Yaşam felsefesinda rastlanan başlıca özellikler şunlardır: Aşırı bir akıldışıcılık, öznel idealizme kayan bir bilinemezcilik, yöntemce başabuyrukluk ve bilinçli bir relativizm, pozitivist ve biyolojist önermeler. Yaşam felsefesi, klasik burjuva felsefesindeki akılcılığın yerine akıldışıcılığı yerleştirmiş, bilimsel bilginin yerine sezgiyi koymuş, kavrama karşı gözlemeyi getirerek her türlü bilgiyi olduğu kadar, bilginin nesnesini de göreceleştirmiştir.
Yaşam felsefesi, geç-burjuva felsefesinde bir doğrultu olmaktan çok, bir eğilimdir; emperyalist ideolojinin temel bir akımı olup, başlıcalıkla pragmacılık, varoluşculuk, fenomenoloji gibi hemen tüm geç-burjuva felsefi akımlar içinde öğeler halinde varolur.
Yaşam felsefesinin kurucuları ve başlıca sözcüleri Fransa'da Bergson ile Almanya'da Dilthey'dir.
Yaşam felsefesi anlayışının odak noktasını, en yüksekten bir değer olarak maddenin karşısına konan, <<yaşantı>> olarak <<yaşam>> , <<insanın yaşamış olduğu yaşam>> oluşturur. Böylece yaşamın, nesnel gerçekliğin bilgisi yerine yaşantı ya da sezgi geçirilerek, akıldışıcı, relativist ve gizemci bir anlayışa varılır. Böylesine bir anlayış ilerici burjuva felsefe geleneğinden bilinçli bir kopma olup, sonuçta derin bir kötümserciliğe varır. Yaşam felsefesinin dayandığı <<yaşantı>>, bağımsız nesnel bir geçerli değer olarak ortaya çıkar ve salt öznelin alanını aşarak dünyayı deneyim içinde ortaya koyar. Böylece, akıl-üstü bir önselcilikte son bulan yaşam felsefesinin deneyimsel kuramı, Kant'ın akılcı, önselciliğiyle tam bir karşıtlık oluşturur.
Yaşam felsefesi'nin sözcülerince dile getirilmiş olan bu tür bir akıldışıcı, relativisit, kötümserci öğretinin geniş yıkıcı etkileri olmuş ve Alman faşizm ideolojisini alttan alta hazırlamıştır.
Yaşam felsefesine çeşitli biçimleri içinde birçok geç-burjuva felsefe eğiliminde rastlanır.
Kaynak: Çağdaş Felsefe - Aziz Çalışlar
Yaşam felsefesi, geç-burjuva felsefesinde bir doğrultu olmaktan çok, bir eğilimdir; emperyalist ideolojinin temel bir akımı olup, başlıcalıkla pragmacılık, varoluşculuk, fenomenoloji gibi hemen tüm geç-burjuva felsefi akımlar içinde öğeler halinde varolur.
Yaşam felsefesinin kurucuları ve başlıca sözcüleri Fransa'da Bergson ile Almanya'da Dilthey'dir.
Yaşam felsefesi anlayışının odak noktasını, en yüksekten bir değer olarak maddenin karşısına konan, <<yaşantı>> olarak <<yaşam>> , <<insanın yaşamış olduğu yaşam>> oluşturur. Böylece yaşamın, nesnel gerçekliğin bilgisi yerine yaşantı ya da sezgi geçirilerek, akıldışıcı, relativist ve gizemci bir anlayışa varılır. Böylesine bir anlayış ilerici burjuva felsefe geleneğinden bilinçli bir kopma olup, sonuçta derin bir kötümserciliğe varır. Yaşam felsefesinin dayandığı <<yaşantı>>, bağımsız nesnel bir geçerli değer olarak ortaya çıkar ve salt öznelin alanını aşarak dünyayı deneyim içinde ortaya koyar. Böylece, akıl-üstü bir önselcilikte son bulan yaşam felsefesinin deneyimsel kuramı, Kant'ın akılcı, önselciliğiyle tam bir karşıtlık oluşturur.
Yaşam felsefesi'nin sözcülerince dile getirilmiş olan bu tür bir akıldışıcı, relativisit, kötümserci öğretinin geniş yıkıcı etkileri olmuş ve Alman faşizm ideolojisini alttan alta hazırlamıştır.
Yaşam felsefesine çeşitli biçimleri içinde birçok geç-burjuva felsefe eğiliminde rastlanır.
Kaynak: Çağdaş Felsefe - Aziz Çalışlar
