arslansem
Üye
Yasaklılar listesi ---İclal Aydın
Yasaklılar listesi
Pastırmalı kuru fasulye
Etli nohut
Domatesli bulgur pilavı
Taze portakal suyu
Bol tereyağlı iskender
Kısır
Keşkek
Az acılı lahmacun
Kavrulmuş kuruyemişler
Greyfurt
Üzüm
Zeytinyağlı barbunya
Erişteli mercimek
Soğan soslu mantı
Yumurtalı çiğ köfte
Taze sıcak beyaz ekmek
Domatesli biber kızartması
Çikolatalı fıstıklı pasta
Soğuk mandalina
Cevizli, şerbetli, kaymaklı
tatlılar
Hamur kızartmaları
Kavurmalar
Sabah, öğle, akşam, gece
kahveleri
Merlot, Cabernet,
Chardonnay
Fındık fıstık ezmeli
kahvaltılar
Sütlü tahıl gevrekleri
Turşular
Yeşil fasulye, bakla,
bezelye yemekleri
Karışık meyve suları
Ağrı kesicilerin bir kısmı
Şeker, tuz, limon,
balzamik sirke...
(Liste her bir maddenin en sevilen haliyle yapılmıştır, yalın halleri de aynı şekilde kabul edilemez...)
***
Yemek yapmayı seviyorsanız, üstelik sofra kurmaya, masa süslemeye de meraklıysanız ve dünyanın yeni tatlarına, baharatların taze kokusuna düşkünseniz ne yapıp edip hastalanmayacaksınız. Bedeniniz gücünden, direncinden bir şey kaybetmeyecek.
Ya da şöyle diyeyim, stres sizden uzak duracak. Onu kendinizden bir şekilde uzak tutacaksınız. Nasıl yapacaksınız bir fikrim yok ama Tıp bilimi bir isim koyamadı mı ya da bir tanım yapamadı mı uzun bir yasaklar listesi verip ardından da “stresten uzak durun, hastalığınız psikosomatik” diyip çıkıyor işin içinden.
Üstelik bu stres soframıza gözünü diktiğinden mide, bağırsak başta olmak üzere sindirim ile ilgili iç organları mesken tutuyor. Hepsi aynı anda arızaya geçtiğinde ise neyi nasıl onaracağını bilemiyor insan. Mideye iyi gelen bağırsağı zorluyor, bağırsağa şifa verense mideye kötü geliyor. Zaten doktorlara kalsa az yağlı peynir, çavdar ekmeği dışında her şey zararlı.
Bunları yemek beni artık yorgan döşek hasta ediyor. Yememek ise giderek büyüyen bir depresyona sebep oluyor. Bir nefret, bir öfke, bir anlamsızlık...
Mantı yiyemiyor muyum, haydiiii sorumlusu sanki önümde kararsızca ve kağnı hızıyla araba kullanan kadın. Sinir kulağımdan çıkıyor adeta.
Ekmek fırının önünden geçiyorum, koku beni öldürüyor; bir ısırık, bir parçacık ekmek yiyememenin tek sebebi Tayyip Erdoğan ve bakanlar kurulu oluyor. Benden daha muhalif tek kişi yok o anda memlekette.
***
Bu sindirim sorunları beni benden etti.
Sindiremiyorum.
Sadece nohut, fasulye, badem, bulgur değil...
Kadınların otuzdan sonra da bekar olmasını “evde kalmak” erkeklerin kararsızlığını “otuzuncu zafer yılı” saymak mesela... Türban tartışmasının dağları tepeleri kapladığı günlerde müthiş bir fırsatçılıkla podyuma türban şekli verilmiş saçlarla manken çıkarılması ya da... Kadınların isteklerini dolaysız olarak dile getirmeleri erkeği köşeye sıkıştıran bir “arsızlık” olarak değerlendirilirken aynı tavrı gösteren erkeğin “açık sözlü” kategorisinde aklanması veya... Fiziken yakışıklı bir adamla beraber olan kadın adamı “kapmış” olarak küçümsenirken, fiziken güzel bir kadınla ilişkiye giren erkeğin “seçmiş” olarak kabul görmesi ve bunu daima kadınların yapması... Türbanlı yazarlara, türbansız kadınlara gıcık olunması ve de... Ve bunları ve benzerlerini yani her şeyin hızla kanıksanması sonra... Alışmak bütün bu erozyona...
***
Sadece bende hasıl olmayan bu toplumsal gazın sorunu büyük bir hazımsızlık aslında. Görece “Modern” toplumumuzun bir türlü değişmeyen bağnazlıklarına yeni yeni eklenen Cumhuriyet tarihinin yasak listesindeki değişimler sebep oluyor biraz da bu rahatsız edici gaza...
Bu değişimleri her iki tarafta hazmedemiyor henüz.
Benim kişisel yasaklı listemdeki her delik, her değişim, teker teker düşen her madde gibi Türkiye’nin yasaklı listesindeki her madde aynı soruna sebep oluyor malumunuz... Türkiye bunları sindirebilecek mi bilmiyoruz.
Ama doktorlar “stresten uzak durun” diyecekler...
Bu hastalık patolojik değil, psikosomatik...
Pastırmalı kuru fasulye
Etli nohut
Domatesli bulgur pilavı
Taze portakal suyu
Bol tereyağlı iskender
Kısır
Keşkek
Az acılı lahmacun
Kavrulmuş kuruyemişler
Greyfurt
Üzüm
Zeytinyağlı barbunya
Erişteli mercimek
Soğan soslu mantı
Yumurtalı çiğ köfte
Taze sıcak beyaz ekmek
Domatesli biber kızartması
Çikolatalı fıstıklı pasta
Soğuk mandalina
Cevizli, şerbetli, kaymaklı
tatlılar
Hamur kızartmaları
Kavurmalar
Sabah, öğle, akşam, gece
kahveleri
Merlot, Cabernet,
Chardonnay
Fındık fıstık ezmeli
kahvaltılar
Sütlü tahıl gevrekleri
Turşular
Yeşil fasulye, bakla,
bezelye yemekleri
Karışık meyve suları
Ağrı kesicilerin bir kısmı
Şeker, tuz, limon,
balzamik sirke...
(Liste her bir maddenin en sevilen haliyle yapılmıştır, yalın halleri de aynı şekilde kabul edilemez...)
***
Yemek yapmayı seviyorsanız, üstelik sofra kurmaya, masa süslemeye de meraklıysanız ve dünyanın yeni tatlarına, baharatların taze kokusuna düşkünseniz ne yapıp edip hastalanmayacaksınız. Bedeniniz gücünden, direncinden bir şey kaybetmeyecek.
Ya da şöyle diyeyim, stres sizden uzak duracak. Onu kendinizden bir şekilde uzak tutacaksınız. Nasıl yapacaksınız bir fikrim yok ama Tıp bilimi bir isim koyamadı mı ya da bir tanım yapamadı mı uzun bir yasaklar listesi verip ardından da “stresten uzak durun, hastalığınız psikosomatik” diyip çıkıyor işin içinden.
Üstelik bu stres soframıza gözünü diktiğinden mide, bağırsak başta olmak üzere sindirim ile ilgili iç organları mesken tutuyor. Hepsi aynı anda arızaya geçtiğinde ise neyi nasıl onaracağını bilemiyor insan. Mideye iyi gelen bağırsağı zorluyor, bağırsağa şifa verense mideye kötü geliyor. Zaten doktorlara kalsa az yağlı peynir, çavdar ekmeği dışında her şey zararlı.
Bunları yemek beni artık yorgan döşek hasta ediyor. Yememek ise giderek büyüyen bir depresyona sebep oluyor. Bir nefret, bir öfke, bir anlamsızlık...
Mantı yiyemiyor muyum, haydiiii sorumlusu sanki önümde kararsızca ve kağnı hızıyla araba kullanan kadın. Sinir kulağımdan çıkıyor adeta.
Ekmek fırının önünden geçiyorum, koku beni öldürüyor; bir ısırık, bir parçacık ekmek yiyememenin tek sebebi Tayyip Erdoğan ve bakanlar kurulu oluyor. Benden daha muhalif tek kişi yok o anda memlekette.
***
Bu sindirim sorunları beni benden etti.
Sindiremiyorum.
Sadece nohut, fasulye, badem, bulgur değil...
Kadınların otuzdan sonra da bekar olmasını “evde kalmak” erkeklerin kararsızlığını “otuzuncu zafer yılı” saymak mesela... Türban tartışmasının dağları tepeleri kapladığı günlerde müthiş bir fırsatçılıkla podyuma türban şekli verilmiş saçlarla manken çıkarılması ya da... Kadınların isteklerini dolaysız olarak dile getirmeleri erkeği köşeye sıkıştıran bir “arsızlık” olarak değerlendirilirken aynı tavrı gösteren erkeğin “açık sözlü” kategorisinde aklanması veya... Fiziken yakışıklı bir adamla beraber olan kadın adamı “kapmış” olarak küçümsenirken, fiziken güzel bir kadınla ilişkiye giren erkeğin “seçmiş” olarak kabul görmesi ve bunu daima kadınların yapması... Türbanlı yazarlara, türbansız kadınlara gıcık olunması ve de... Ve bunları ve benzerlerini yani her şeyin hızla kanıksanması sonra... Alışmak bütün bu erozyona...
***
Sadece bende hasıl olmayan bu toplumsal gazın sorunu büyük bir hazımsızlık aslında. Görece “Modern” toplumumuzun bir türlü değişmeyen bağnazlıklarına yeni yeni eklenen Cumhuriyet tarihinin yasak listesindeki değişimler sebep oluyor biraz da bu rahatsız edici gaza...
Bu değişimleri her iki tarafta hazmedemiyor henüz.
Benim kişisel yasaklı listemdeki her delik, her değişim, teker teker düşen her madde gibi Türkiye’nin yasaklı listesindeki her madde aynı soruna sebep oluyor malumunuz... Türkiye bunları sindirebilecek mi bilmiyoruz.
Ama doktorlar “stresten uzak durun” diyecekler...
Bu hastalık patolojik değil, psikosomatik...
