B@TuH@N
Üye
Ulusoydan Şok Açıklamalar
<span style="color:#FF0000">Ulusoy'dan Şok Açıklamalar!!!</span>
Ulusoy, küfür sorunundan Deniz Barış olayına, Manisa-Fenerbahçe karşılaşmasından yabancı kısıtlamasına, Aziz Yıldırım’la olan ilişkilerinden TFF’nin geleceğine yönelik çarpıcı sözler kullandı
Küfürle mücadele ve çözümü kolay. Biliyorsunuz ocakta, devre arasında geldik. Fikre, projeye ihtiyacımız var. Kulüp başkanlarımızla ve idealist futbol yazarlarıyla konuşacağız. Henüz yönetimimle konuşmadım ama bu sezon bittiğinde başkanlarımızla konuşacağız. Kafamdaki çözüm şu: Küfürlü tezahürat mı var kardeşim. Hakem düdüğü çalacak maç duracak. Küfür bitecek hakem maçı başlatacak. Bir daha toplu küfür olursa hakem bir daha durduracak. Üçüncü kez küfür olacak, hakem düdüğü çalacak ve soyunma odasına gidecek. Küfreden taraf hükmen mağlup olacak. Gerekirse üç puanlık bir tenzil de yapılacak. Kulüp başkanlarımız, ‘tamam uygularız’ derse de, demezse de kendileri bilir. Bu sadece benim fikrim. Ama fikir üretmek, samimi olmak lazım.
Manisa-Fenerbahçe maçını hep birlikte seyrettik. Polisi kötü göstermenin de alemi yok. Haftanın en önemli maçı hangisiydi? Denizlispor-Samsunspor... 6 puanlık maç. Maçı Samsun kazandı, Denizlispor taraftarı alkışlayarak uğurladı. Fenerbahçe kaybetti olay oldu. Biraz da taraftarda aramak lazım. Ben görüntüleri çok dikkatli seyrettim. Polis durduk yere o tribüne girmedi. Dikkatli gözlerden kaçmamıştır, taraftar birbiriyle kavga ediyor. En önde 5-6 kişi, 1-2 kişiyi dövüyor. Polis onları ayırmak için girdi. Diyelim ki polis bekledi, Allah göstermesin bir kişi ölse sizin medya olarak ne yazacağınızı da biliyoruz. Gözünün önünde adam öldürdüler ve polisler kılını kıpırdatmadı diyeceksiniz. Anons yanlıştır ama anons sebebiyle böyle olaylar mı çıkar? Hangi statta ne anonslar olmadı ki. Tasvip etmiyoruz ama olaylarda suçu yalnızca bir kesime yıkmak da yanlış. Medya olarak adil olmalısınız, tarafsız olmalısınız.
<span style="color:#FF0000">‘Yıldırım kafasını çevirmedi’</span>
Gönlüm istiyor ki samimi olsunlar. Statlarda Aziz Bey’e ve ailesine yönelik küfürler en çok beni rahatsız ediyor. Ana avrat, Türk insanı için kutsal değerler. Ben en son Güngören Stadı’nda oynanan İstanbulspor-Fenerbahçe maçına gitmiştim. Tribünün sağ tarafında 50-100 kişilik bir grup ilk dakikadan 90. dakikaya kadar bana, yemin ederim maça bir saniye bakmadan küfür ettiler. O kadar bunaldım ki, içimden, ‘Ya kardeşim bir 10 saniye mola verin’ dedim. Kalkıp gidemiyorsun da. Bir yanımda Aziz Bey, bir yanımda Vali. Onun yanında da bir komutan. Aziz Bey kafasını çevirip bakmadı bile! Devre arasında Ata Bey (Aksu) kalktı, Murat Özaydınlı Bey’e gitti, “Ayıp oluyor, bir müdahale edin’ dedi. Özaydınlı da ‘Benim yapabilecek bir şeyim yok, beni ilgilendirmez’ dedi. O maçı nasıl bitirdiğimi ben bilirim. Oradan bir kırgınlığım vardır ama Aziz Bey’e edilen küfürler yanlıştır, ayıptır. En az kendime edilen küfür kadar rahatsız oluyorum. Aziz Bey ne seçimden sonra ne de herhangi bir konu ile ilgili beni aradı.
<span style="color:#FF0000">‘Fenerbahçe’nin derdi Ulusoy değil’</span>
Ben bir kulüp başkanıyla medya aracılığıyla haberleşecek insan değilim. Kırgın olduğum başkanlar yok mu! Var. Seçim zamanı bana başka konuşan karşı tarafa başka konuşan, insanlar var, onlara kırgınım. Ama onlar büyük camiaların yöneticileri. Kişilere olan kırgınlığınız var diye camialarına yanlış yapacak değilim. Mesela Ekrem Cengiz. Seçimden önce geldi delikanlı gibi gerekçelerini açıkladı ve Ayhan Bey’i (Bermek) destekleyeceğini bildirdi. Kırıldık mı, küstük mü! Bizim kırgınlığımız bir öyle bir böyle davrananlara. Fenerbahçe mazisi ile Türk Futboluna yaptığı hizmetleriyle en önemli kulüplerimizden... Birisi gelir, derdini sıkıntısını paylaşır. Kurallar çerçevesinde elimizden geleni yaparız. Bize bir adım atana iki adım gideriz. Fenerbahçe camiasının derdi Haluk Ulusoy ile değil. Fenerbahçe camiası Aziz Yıldırım’ı Futbol Federasyonu Başkanı yapsa yarın onunla kavga eder. Benden önceki Şenes Başkan’ı hatırlayın. Fenerbahçe Kongre üyesi, yönetim kurulu üyesi. Gidişinde Fenerbahçe’nin payı var. Bir başka Fenerbahçeli Abdullah Kiğılı’nın gidişinde Fenerbahçe’nin rolü var. Diyorum ki federasyonu Aziz Yıldırım yönetse Fenerbahçe’den yana sıkıntı yaşar.
<span style="color:#FF0000">‘Avrupa’ya bakmak gerek’</span>
Yabancı konusuyla ilgili toplantı öncesi değil Yıldırım Demirören, yönetim kurulu üyelerimle bile konuşmadım. 8 yıllık Avrupa örneklerini inceledik. Baktık ki, Şampiyonlar Ligi’nde ve UEFA Kupası’nda son sekiz yılın şampiyonunun yalnızca birinde 10, diğerinde sekiz yabancı var. Diğerlerinin hepsinde 4 var 2 var. Dedik ki, mesele yabancı sayısı ile ilgili değil. Ülkemizde hangi takımın kaç yabancı kullandığına da baktık. Kontenjanlarını bile kullanmıyorlar. Baktık kontenjanlara Zambia’dan bile adam var! FIFA sıralamasında esamesi bile okunmayacak ülkelerden futbolcu getiriyorlar. Bütün kulüpler altı yabancı ile oynasa Türklere beş kişilik yer var. 5x18 takım 90 oyuncu eder. 90 futbolcudan A milli takım, A2 Milli Takımı, Ümit Milli Takımı oluşturacak ve yarıştıracağız. O bile zor. 8’e çıkarsak 3x18, 54 eder. 54 futbolcudan 3 milli takım çıkaracağız ve dünyayla yarışacağız. Kararımız doğrudur. Hiçbir kulübümüzü kırmak ya da sevindirmek için yapılmamıştır. Türk futbolu için karar alınmıştır. Kararımızın arkasındayız.
Tahkim Kurulu kararı hakkında konuşmam. İstiyorum ki herkes kararlara saygı duysun. Nasıl ki, biz FIFA’nın kararına saygı duyduk, bizimkine de saygı duyulsun. Üstelik bu konuda (Deniz Barış konusu) karar veren ilk Tahkim Kurulu eski federasyonun Tahkim Kurulu. FIFA Tahkim Kurulu’nun kararına gelince evet ben bir kısmını beğenmesem de karar doğrudur. Sorumlular vardır, kabahat vardır, Türkiye ceza almalıdır. Ama seyircimiz asla. Seyircimiz tek bir olumsuz eylem yapmamıştır. Ve bu kararla seyircimiz de cezalandırılmaktadır. Bu cezanın en az olması için elimden gelen mücadeleyi yaptım, yapacağım. Allah’ın izniyle Türk insanı milli takımını stadyumda seyredecek. Aslında Deniz Barış olayı bu noktaya gelmeden çözülebilirdi. Burada eski federasyonunu devreye girmesi gerekirdi. Deniz Barış olayında da federasyon çağırırdı Fenerbahçe ve Gençlerbirliği başkanlarını el sıkıştırırdı, tatlıya bağlanırdı. Ne kulüpler arasında bir husumet olurdu ne de milli bir sporcumuz mutsuz.
Bir de gündemde diyet ödeme meselesi var ya... Bu kadarı ayıp... Eleştiri başka, hakaret başka. Gelelim diyet konusuna. Beni sadece Ankaragücü mü destekledi! Disiplin Yönetmeliği prosedürü yıllardır nasıl yürüyorsa şimdi de öyle yürüyor. Kulüpler salı günü disipline sevk ediliyor. 3 günlük savunma hakları var yani cumaya kadar savunma yapıyorlar ve disiplin kurulu toplantısı perşembe günü. Cuma karar versen Tahkim’e yetişmiyor. Ankaragücü’ne özel bir uygulama yapılmamıştır. Gazetecisiniz, senelerce geriye dönüp bakıp incelerseniz, farklı hiçbir şey görmezsiniz.
<span style="color:#FF0000">‘Formamız belli’</span>
Otururuz kurmaylarımızla, hukukçularımızla konuşuruz. Olabiliyorsa bakarız yaparız. Kamunun rahatsız olmasını biz de istemiyoruz. Olmuyorsa da sebeplerini de açıklayarak devam ederiz. Ama haksızlık yapılmasın. Bütün takımlar bizimdir. Denizli Başkanı Ali İpek kader arkadaşlarımdan biri. Diyarbakır da beni destekledi, Samsunspor da, Gaziantepspor da... Beni destekleyenler sürünüyor! Desteklemeyenler tepeye kuruluyor. Malatyaspor Ayhan Bey’i destekledi. Böyle bir husumetimiz olsa, böyle bir yöntemimiz olsa demez miyiz Disiplin Kurulu’na, ‘kardeşim Ankaragücü’ne ne yapın edin cezasını bu hafta verin, cezasını Konyaspor maçında çeksin. Malatyaspor maçında seyircili oynasın.’ Olur mu öyle şey. Seçim bittiği andan itibaren bütün kulüpler bizim kulüplerimiz, bütün takımlar bizim takımlarımız. Üstümüzde bir tek Ay Yıldızlı forma var. Birileri muhakkak düşecek, birileri çıkacak.
Hiçbir kurul kararına karışmadık, karışmayacağız. Galatasaray’a verilen seyircisiz oynama cezasından Şükrü Yazıcıoğlu aracılığıyla haberim oldu. Ankara’ya gidiyorduk, Şükrü’ye telefonla haber verdiler. Ben de dedim ki sen misin başkan ben miyim? En son bizim haberimiz oluyor. Gülüştük. Ankaragücü’nün ve Kayserispor’un seyircisiz maç oynama haberini sizden öğrendim. Kimse bulanık suda balık avlamasın.
<span style="color:#FF0000">‘Onay başarısız değil’</span>
Gündüz Tekin Onay’ın geçmiş dönemde başarısız olduğu görüşünüze katılmıyorum. 92’den beri federasyondayım, dünya üçüncülüğü diplomasını asmışım ve Gündüz Hoca bilgisiyle birikimiyle çok destek vermiştir. Ancak Gündüz Hoca ile tartışmadık mı tartıştık. Genç milli takımları istedi. Olmaz hocam dedim. Gelmişsin 60-70 yaşına. Ben bile seni milli takımın başında görmek istemiyorum, ben bile senden sıkıldım. Bırak milli takımlarda gencecik yeni adamlar görev yapsın, yeni hocalar yetişsin. Sen bir tek eğitime konsantre ol dedim. Güzel de bir ekip kuruluyor. Kamuran Yavuz gibi dil bilen, futbol bilen, kariyerli... Fethi Hoca’ya da gelince. Son derece düzgün bir insan olduğundan kimsenin kuşkusu yok. Bu konuyu fazla açmayalım ama bayan milli takımında daha önce yaşadığımız sıkıntılar var. Evlatlarımızı rahatça teslim edebileceğimiz çok iyi bir eğitmen çok iyi bir lider olacağını düşünüyoruz. Elbette zamanı gelince o görevi başkaları da yapacak.
Fatih Terim’in Gündüz hocanın davetine katılmamasına gelince, bu Fatih Hoca’nın tasarrufudur. İsterse katılır, istemezse katılmaz. Yalnız ben ilginç bir şey anlatmak istiyorum. O kahvaltıya Gündüz Hoca’nın davetiyle gittim. Yönetim toplantımız vardı. Erken gideyim, dostlarımı göreyim istedim. O gün bir gazete genel yayın yönetmeninden mesaj aldım. Diyordu ki “Sayın Ulusoy o federasyon sizin babanızın çiftliği değil. Orada bir yemek düzenliyorsanız neden bizim muhabirimiz yok!” ‘Kardeşim davet benim davetim değil ki. Onu Gündüz Hoca’ya sor’ dedim. Aynı adam gazeteye fotoğrafımı Galatasaray forması giymiş şekilde basıyor. Ayıptır kardeşim! Bundan sonra da dava açmaya başlıyorum.
Federasyon Galatasaray’a açıktan para verdi diye bir yalan haber çıktı. Açıklama yaptık, yalanladık. Para verdi haberi manşetten, para vermedi haberi bir paragraf! Zaten ilk kez biz yapacağız bu uygulamayı. Her şey şeffaf. Kendimizi denetletiyoruz. Her isteyen girip ne gelmiş, ne gitmiş görecek. Kişisel çıkarları uğruna kurumu yıpratmak amacıyla bu tür haberleri yayanları kınıyorum.
<span style="color:#FF0000">
‘Dil kursu açılacak’</span>
Ben gittiğim hiçbir yeri kimseye haber vermem. Kim gelmiş, kim gelmemiş bakmam. Gelen de sağ olsun, gelmeyen de. Ama Erol Ersoy’un maç verilmediği için bıraktığını düşünüyorum. Bu konunun muhatabı da Mustafa Çulcu. Ama hakemlere değinmek istiyorum. Eski federasyon bizim bir uygulamamızı kaldırmış. Hakemlerimizi dil eğitimi için yurt dışına göndermiş ve eleştiri almıştık. İşte görüyorsunuz; Yunus Yıldırım FIFA kokartını taktı ama Barcelona’da yabancı dil bilgisi yüzünden müthiş sıkıntı çekti. Hem hakemlerimizi yurt dışına yollayacağız hem de bir çok ilimizde hakemlerimiz için dil kursu açacağız. Günde iki saat gidecekler dil öğrenecekler. Bunlara yardımcı olacağız.
<span style="color:#FF0000">‘Kupayı ben vereceğim’</span>
Şampiyona kupayı kimin vereceği hiç önemli değil. Sayın bakanımızı lig şampiyonumuzun kupasını vermek üzere davet edeceğiz. Kısmetse Türkiye Kupası’nı ayın üçünde biz vereceğiz. Önemli değil. Türkiye Kupası’nı da bir başka devlet büyüğü verebilir. Ama bir kupa var ki onu kaptanıma ben vereceğim. Ne zaman ki Avrupa Şampiyonu olacağız, işte o kupayı ben vereceğim.
<span style="color:#FF0000">‘Görüşmeler sürüyor’</span>
Banka sponsorluğunu bir kaç güne imzalarız. Görüşmelerimiz sürüyor. Tahmin ediyorum ki, bir önceki banka sponsorluğundan da yüksek olacak. Mevcut sponsorumuz Mercedes ile görüştük sözleşmeyi uzatmak istiyorlar. 2008’e kadar dediler. Biz 2010 dedik. Dünya Kupası’nı da dahil ettik. Onlar da olumlu yaklaştı. Eskisinden daha iyi koşullarla yeni sözleşme imzalayacağız. Ligin isim hakkı ile ilgili sponsorluk görüşmemiz de sürüyor. Ligimize isim hakkı veren yetkilileri çağırdım, ‘Siz Türk futboluna hizmet ettiniz öncelik sizedir, rakamımız da budur. Düşünün taşının, bize bir karar bildirin’ dedim. Yoksa bunu vereceğimiz başka yer var. Hizmet edenlere her zaman öncelik tanımalıyız.
Bu federasyon bütün kulüplerin federasyonu. Derdi sıkıntısı olan gelsin paylaşsın, çözüm arayalım. Ama insanlar proje hazırlasın, proje getirsin, onları tartışalım onları konuşalım. Paramız da var pulumuz da. Bütün zamanımızı buna ayıralım. Kısır çekişmelerle uğraşmayalım. Türk futbolu ya ileri gidecek, ya ileri gidecek ve bunu el birliğiyle başarmak daha kolay.
<span style="color:#FF0000">
‘Seçim kararı alınırsa...’</span>
Hazirandaki mali genel kurulun seçimli genel kurula çevrileceği iddialarını ben de duyuyorum. Birincisi bu mertçe bir iş olmaz. 80 imza toplanacak diyorlar. Hepimiz fahri görevler yapıyoruz. Geçmişle ilgilenmek yerine geleceğe bakmalıyız. Dün ile bugün kavga ederse, sadece yarın kaybeder. Biliyorsunuz yasayla dördüncü kez seçime girme şansım yok. Eğer 80 imza toplanır da seçim kararı alınırsa, kürsüye çıkacağım ve 80 imzayı veren insanın şerefinden şüphe duyduğumu açıklayacağım ve o zaman boynumu eğip gittiğim geçen seferki gibi davranmayacağım. ‘Alnım açık geldim, alnım açık gidiyorum’ demiştim bu sefer farklı konuşacağım! 19 ay boyunca yaşadıklarımın hepsini anlatacağım. Öyle bir şey yaparlarsa bunun altından kalkamazlar ve ben bu sefer durmam, karışırım.
Herkes bilsin ki bir kulübü ya da federasyonu ibra etmeme dönemi başlarsa futbol mahkemeden kurtulmaz. Ve 80 oyla seçimli genel kurulu toplama bir kez başlarsa o 80 imza kolayca her zaman, herkes için toplanır.
Fanatik
Ulusoy, küfür sorunundan Deniz Barış olayına, Manisa-Fenerbahçe karşılaşmasından yabancı kısıtlamasına, Aziz Yıldırım’la olan ilişkilerinden TFF’nin geleceğine yönelik çarpıcı sözler kullandı
Küfürle mücadele ve çözümü kolay. Biliyorsunuz ocakta, devre arasında geldik. Fikre, projeye ihtiyacımız var. Kulüp başkanlarımızla ve idealist futbol yazarlarıyla konuşacağız. Henüz yönetimimle konuşmadım ama bu sezon bittiğinde başkanlarımızla konuşacağız. Kafamdaki çözüm şu: Küfürlü tezahürat mı var kardeşim. Hakem düdüğü çalacak maç duracak. Küfür bitecek hakem maçı başlatacak. Bir daha toplu küfür olursa hakem bir daha durduracak. Üçüncü kez küfür olacak, hakem düdüğü çalacak ve soyunma odasına gidecek. Küfreden taraf hükmen mağlup olacak. Gerekirse üç puanlık bir tenzil de yapılacak. Kulüp başkanlarımız, ‘tamam uygularız’ derse de, demezse de kendileri bilir. Bu sadece benim fikrim. Ama fikir üretmek, samimi olmak lazım.
Manisa-Fenerbahçe maçını hep birlikte seyrettik. Polisi kötü göstermenin de alemi yok. Haftanın en önemli maçı hangisiydi? Denizlispor-Samsunspor... 6 puanlık maç. Maçı Samsun kazandı, Denizlispor taraftarı alkışlayarak uğurladı. Fenerbahçe kaybetti olay oldu. Biraz da taraftarda aramak lazım. Ben görüntüleri çok dikkatli seyrettim. Polis durduk yere o tribüne girmedi. Dikkatli gözlerden kaçmamıştır, taraftar birbiriyle kavga ediyor. En önde 5-6 kişi, 1-2 kişiyi dövüyor. Polis onları ayırmak için girdi. Diyelim ki polis bekledi, Allah göstermesin bir kişi ölse sizin medya olarak ne yazacağınızı da biliyoruz. Gözünün önünde adam öldürdüler ve polisler kılını kıpırdatmadı diyeceksiniz. Anons yanlıştır ama anons sebebiyle böyle olaylar mı çıkar? Hangi statta ne anonslar olmadı ki. Tasvip etmiyoruz ama olaylarda suçu yalnızca bir kesime yıkmak da yanlış. Medya olarak adil olmalısınız, tarafsız olmalısınız.
<span style="color:#FF0000">‘Yıldırım kafasını çevirmedi’</span>
Gönlüm istiyor ki samimi olsunlar. Statlarda Aziz Bey’e ve ailesine yönelik küfürler en çok beni rahatsız ediyor. Ana avrat, Türk insanı için kutsal değerler. Ben en son Güngören Stadı’nda oynanan İstanbulspor-Fenerbahçe maçına gitmiştim. Tribünün sağ tarafında 50-100 kişilik bir grup ilk dakikadan 90. dakikaya kadar bana, yemin ederim maça bir saniye bakmadan küfür ettiler. O kadar bunaldım ki, içimden, ‘Ya kardeşim bir 10 saniye mola verin’ dedim. Kalkıp gidemiyorsun da. Bir yanımda Aziz Bey, bir yanımda Vali. Onun yanında da bir komutan. Aziz Bey kafasını çevirip bakmadı bile! Devre arasında Ata Bey (Aksu) kalktı, Murat Özaydınlı Bey’e gitti, “Ayıp oluyor, bir müdahale edin’ dedi. Özaydınlı da ‘Benim yapabilecek bir şeyim yok, beni ilgilendirmez’ dedi. O maçı nasıl bitirdiğimi ben bilirim. Oradan bir kırgınlığım vardır ama Aziz Bey’e edilen küfürler yanlıştır, ayıptır. En az kendime edilen küfür kadar rahatsız oluyorum. Aziz Bey ne seçimden sonra ne de herhangi bir konu ile ilgili beni aradı.
<span style="color:#FF0000">‘Fenerbahçe’nin derdi Ulusoy değil’</span>
Ben bir kulüp başkanıyla medya aracılığıyla haberleşecek insan değilim. Kırgın olduğum başkanlar yok mu! Var. Seçim zamanı bana başka konuşan karşı tarafa başka konuşan, insanlar var, onlara kırgınım. Ama onlar büyük camiaların yöneticileri. Kişilere olan kırgınlığınız var diye camialarına yanlış yapacak değilim. Mesela Ekrem Cengiz. Seçimden önce geldi delikanlı gibi gerekçelerini açıkladı ve Ayhan Bey’i (Bermek) destekleyeceğini bildirdi. Kırıldık mı, küstük mü! Bizim kırgınlığımız bir öyle bir böyle davrananlara. Fenerbahçe mazisi ile Türk Futboluna yaptığı hizmetleriyle en önemli kulüplerimizden... Birisi gelir, derdini sıkıntısını paylaşır. Kurallar çerçevesinde elimizden geleni yaparız. Bize bir adım atana iki adım gideriz. Fenerbahçe camiasının derdi Haluk Ulusoy ile değil. Fenerbahçe camiası Aziz Yıldırım’ı Futbol Federasyonu Başkanı yapsa yarın onunla kavga eder. Benden önceki Şenes Başkan’ı hatırlayın. Fenerbahçe Kongre üyesi, yönetim kurulu üyesi. Gidişinde Fenerbahçe’nin payı var. Bir başka Fenerbahçeli Abdullah Kiğılı’nın gidişinde Fenerbahçe’nin rolü var. Diyorum ki federasyonu Aziz Yıldırım yönetse Fenerbahçe’den yana sıkıntı yaşar.
<span style="color:#FF0000">‘Avrupa’ya bakmak gerek’</span>
Yabancı konusuyla ilgili toplantı öncesi değil Yıldırım Demirören, yönetim kurulu üyelerimle bile konuşmadım. 8 yıllık Avrupa örneklerini inceledik. Baktık ki, Şampiyonlar Ligi’nde ve UEFA Kupası’nda son sekiz yılın şampiyonunun yalnızca birinde 10, diğerinde sekiz yabancı var. Diğerlerinin hepsinde 4 var 2 var. Dedik ki, mesele yabancı sayısı ile ilgili değil. Ülkemizde hangi takımın kaç yabancı kullandığına da baktık. Kontenjanlarını bile kullanmıyorlar. Baktık kontenjanlara Zambia’dan bile adam var! FIFA sıralamasında esamesi bile okunmayacak ülkelerden futbolcu getiriyorlar. Bütün kulüpler altı yabancı ile oynasa Türklere beş kişilik yer var. 5x18 takım 90 oyuncu eder. 90 futbolcudan A milli takım, A2 Milli Takımı, Ümit Milli Takımı oluşturacak ve yarıştıracağız. O bile zor. 8’e çıkarsak 3x18, 54 eder. 54 futbolcudan 3 milli takım çıkaracağız ve dünyayla yarışacağız. Kararımız doğrudur. Hiçbir kulübümüzü kırmak ya da sevindirmek için yapılmamıştır. Türk futbolu için karar alınmıştır. Kararımızın arkasındayız.
Tahkim Kurulu kararı hakkında konuşmam. İstiyorum ki herkes kararlara saygı duysun. Nasıl ki, biz FIFA’nın kararına saygı duyduk, bizimkine de saygı duyulsun. Üstelik bu konuda (Deniz Barış konusu) karar veren ilk Tahkim Kurulu eski federasyonun Tahkim Kurulu. FIFA Tahkim Kurulu’nun kararına gelince evet ben bir kısmını beğenmesem de karar doğrudur. Sorumlular vardır, kabahat vardır, Türkiye ceza almalıdır. Ama seyircimiz asla. Seyircimiz tek bir olumsuz eylem yapmamıştır. Ve bu kararla seyircimiz de cezalandırılmaktadır. Bu cezanın en az olması için elimden gelen mücadeleyi yaptım, yapacağım. Allah’ın izniyle Türk insanı milli takımını stadyumda seyredecek. Aslında Deniz Barış olayı bu noktaya gelmeden çözülebilirdi. Burada eski federasyonunu devreye girmesi gerekirdi. Deniz Barış olayında da federasyon çağırırdı Fenerbahçe ve Gençlerbirliği başkanlarını el sıkıştırırdı, tatlıya bağlanırdı. Ne kulüpler arasında bir husumet olurdu ne de milli bir sporcumuz mutsuz.
Bir de gündemde diyet ödeme meselesi var ya... Bu kadarı ayıp... Eleştiri başka, hakaret başka. Gelelim diyet konusuna. Beni sadece Ankaragücü mü destekledi! Disiplin Yönetmeliği prosedürü yıllardır nasıl yürüyorsa şimdi de öyle yürüyor. Kulüpler salı günü disipline sevk ediliyor. 3 günlük savunma hakları var yani cumaya kadar savunma yapıyorlar ve disiplin kurulu toplantısı perşembe günü. Cuma karar versen Tahkim’e yetişmiyor. Ankaragücü’ne özel bir uygulama yapılmamıştır. Gazetecisiniz, senelerce geriye dönüp bakıp incelerseniz, farklı hiçbir şey görmezsiniz.
<span style="color:#FF0000">‘Formamız belli’</span>
Otururuz kurmaylarımızla, hukukçularımızla konuşuruz. Olabiliyorsa bakarız yaparız. Kamunun rahatsız olmasını biz de istemiyoruz. Olmuyorsa da sebeplerini de açıklayarak devam ederiz. Ama haksızlık yapılmasın. Bütün takımlar bizimdir. Denizli Başkanı Ali İpek kader arkadaşlarımdan biri. Diyarbakır da beni destekledi, Samsunspor da, Gaziantepspor da... Beni destekleyenler sürünüyor! Desteklemeyenler tepeye kuruluyor. Malatyaspor Ayhan Bey’i destekledi. Böyle bir husumetimiz olsa, böyle bir yöntemimiz olsa demez miyiz Disiplin Kurulu’na, ‘kardeşim Ankaragücü’ne ne yapın edin cezasını bu hafta verin, cezasını Konyaspor maçında çeksin. Malatyaspor maçında seyircili oynasın.’ Olur mu öyle şey. Seçim bittiği andan itibaren bütün kulüpler bizim kulüplerimiz, bütün takımlar bizim takımlarımız. Üstümüzde bir tek Ay Yıldızlı forma var. Birileri muhakkak düşecek, birileri çıkacak.
Hiçbir kurul kararına karışmadık, karışmayacağız. Galatasaray’a verilen seyircisiz oynama cezasından Şükrü Yazıcıoğlu aracılığıyla haberim oldu. Ankara’ya gidiyorduk, Şükrü’ye telefonla haber verdiler. Ben de dedim ki sen misin başkan ben miyim? En son bizim haberimiz oluyor. Gülüştük. Ankaragücü’nün ve Kayserispor’un seyircisiz maç oynama haberini sizden öğrendim. Kimse bulanık suda balık avlamasın.
<span style="color:#FF0000">‘Onay başarısız değil’</span>
Gündüz Tekin Onay’ın geçmiş dönemde başarısız olduğu görüşünüze katılmıyorum. 92’den beri federasyondayım, dünya üçüncülüğü diplomasını asmışım ve Gündüz Hoca bilgisiyle birikimiyle çok destek vermiştir. Ancak Gündüz Hoca ile tartışmadık mı tartıştık. Genç milli takımları istedi. Olmaz hocam dedim. Gelmişsin 60-70 yaşına. Ben bile seni milli takımın başında görmek istemiyorum, ben bile senden sıkıldım. Bırak milli takımlarda gencecik yeni adamlar görev yapsın, yeni hocalar yetişsin. Sen bir tek eğitime konsantre ol dedim. Güzel de bir ekip kuruluyor. Kamuran Yavuz gibi dil bilen, futbol bilen, kariyerli... Fethi Hoca’ya da gelince. Son derece düzgün bir insan olduğundan kimsenin kuşkusu yok. Bu konuyu fazla açmayalım ama bayan milli takımında daha önce yaşadığımız sıkıntılar var. Evlatlarımızı rahatça teslim edebileceğimiz çok iyi bir eğitmen çok iyi bir lider olacağını düşünüyoruz. Elbette zamanı gelince o görevi başkaları da yapacak.
Fatih Terim’in Gündüz hocanın davetine katılmamasına gelince, bu Fatih Hoca’nın tasarrufudur. İsterse katılır, istemezse katılmaz. Yalnız ben ilginç bir şey anlatmak istiyorum. O kahvaltıya Gündüz Hoca’nın davetiyle gittim. Yönetim toplantımız vardı. Erken gideyim, dostlarımı göreyim istedim. O gün bir gazete genel yayın yönetmeninden mesaj aldım. Diyordu ki “Sayın Ulusoy o federasyon sizin babanızın çiftliği değil. Orada bir yemek düzenliyorsanız neden bizim muhabirimiz yok!” ‘Kardeşim davet benim davetim değil ki. Onu Gündüz Hoca’ya sor’ dedim. Aynı adam gazeteye fotoğrafımı Galatasaray forması giymiş şekilde basıyor. Ayıptır kardeşim! Bundan sonra da dava açmaya başlıyorum.
Federasyon Galatasaray’a açıktan para verdi diye bir yalan haber çıktı. Açıklama yaptık, yalanladık. Para verdi haberi manşetten, para vermedi haberi bir paragraf! Zaten ilk kez biz yapacağız bu uygulamayı. Her şey şeffaf. Kendimizi denetletiyoruz. Her isteyen girip ne gelmiş, ne gitmiş görecek. Kişisel çıkarları uğruna kurumu yıpratmak amacıyla bu tür haberleri yayanları kınıyorum.
<span style="color:#FF0000">
‘Dil kursu açılacak’</span>
Ben gittiğim hiçbir yeri kimseye haber vermem. Kim gelmiş, kim gelmemiş bakmam. Gelen de sağ olsun, gelmeyen de. Ama Erol Ersoy’un maç verilmediği için bıraktığını düşünüyorum. Bu konunun muhatabı da Mustafa Çulcu. Ama hakemlere değinmek istiyorum. Eski federasyon bizim bir uygulamamızı kaldırmış. Hakemlerimizi dil eğitimi için yurt dışına göndermiş ve eleştiri almıştık. İşte görüyorsunuz; Yunus Yıldırım FIFA kokartını taktı ama Barcelona’da yabancı dil bilgisi yüzünden müthiş sıkıntı çekti. Hem hakemlerimizi yurt dışına yollayacağız hem de bir çok ilimizde hakemlerimiz için dil kursu açacağız. Günde iki saat gidecekler dil öğrenecekler. Bunlara yardımcı olacağız.
<span style="color:#FF0000">‘Kupayı ben vereceğim’</span>
Şampiyona kupayı kimin vereceği hiç önemli değil. Sayın bakanımızı lig şampiyonumuzun kupasını vermek üzere davet edeceğiz. Kısmetse Türkiye Kupası’nı ayın üçünde biz vereceğiz. Önemli değil. Türkiye Kupası’nı da bir başka devlet büyüğü verebilir. Ama bir kupa var ki onu kaptanıma ben vereceğim. Ne zaman ki Avrupa Şampiyonu olacağız, işte o kupayı ben vereceğim.
<span style="color:#FF0000">‘Görüşmeler sürüyor’</span>
Banka sponsorluğunu bir kaç güne imzalarız. Görüşmelerimiz sürüyor. Tahmin ediyorum ki, bir önceki banka sponsorluğundan da yüksek olacak. Mevcut sponsorumuz Mercedes ile görüştük sözleşmeyi uzatmak istiyorlar. 2008’e kadar dediler. Biz 2010 dedik. Dünya Kupası’nı da dahil ettik. Onlar da olumlu yaklaştı. Eskisinden daha iyi koşullarla yeni sözleşme imzalayacağız. Ligin isim hakkı ile ilgili sponsorluk görüşmemiz de sürüyor. Ligimize isim hakkı veren yetkilileri çağırdım, ‘Siz Türk futboluna hizmet ettiniz öncelik sizedir, rakamımız da budur. Düşünün taşının, bize bir karar bildirin’ dedim. Yoksa bunu vereceğimiz başka yer var. Hizmet edenlere her zaman öncelik tanımalıyız.
Bu federasyon bütün kulüplerin federasyonu. Derdi sıkıntısı olan gelsin paylaşsın, çözüm arayalım. Ama insanlar proje hazırlasın, proje getirsin, onları tartışalım onları konuşalım. Paramız da var pulumuz da. Bütün zamanımızı buna ayıralım. Kısır çekişmelerle uğraşmayalım. Türk futbolu ya ileri gidecek, ya ileri gidecek ve bunu el birliğiyle başarmak daha kolay.
<span style="color:#FF0000">
‘Seçim kararı alınırsa...’</span>
Hazirandaki mali genel kurulun seçimli genel kurula çevrileceği iddialarını ben de duyuyorum. Birincisi bu mertçe bir iş olmaz. 80 imza toplanacak diyorlar. Hepimiz fahri görevler yapıyoruz. Geçmişle ilgilenmek yerine geleceğe bakmalıyız. Dün ile bugün kavga ederse, sadece yarın kaybeder. Biliyorsunuz yasayla dördüncü kez seçime girme şansım yok. Eğer 80 imza toplanır da seçim kararı alınırsa, kürsüye çıkacağım ve 80 imzayı veren insanın şerefinden şüphe duyduğumu açıklayacağım ve o zaman boynumu eğip gittiğim geçen seferki gibi davranmayacağım. ‘Alnım açık geldim, alnım açık gidiyorum’ demiştim bu sefer farklı konuşacağım! 19 ay boyunca yaşadıklarımın hepsini anlatacağım. Öyle bir şey yaparlarsa bunun altından kalkamazlar ve ben bu sefer durmam, karışırım.
Herkes bilsin ki bir kulübü ya da federasyonu ibra etmeme dönemi başlarsa futbol mahkemeden kurtulmaz. Ve 80 oyla seçimli genel kurulu toplama bir kez başlarsa o 80 imza kolayca her zaman, herkes için toplanır.
Fanatik
