OGu2HaN
Üye
ülkemiz üzerinde Dayatma Ve Yıldırma Politikaları
ÜLKEMİZ ÜZERİNDE DAYATMA VE YILDIRMA POLİTİKALARI
Bir süredir sitemize yazı gönderemedim. Ancak son gelişmeleri değerlendirmek üzerimize borç oldu. 2007 yılında yapılacak seçimler sebebiyle ülkemizde hareketli günlerin geçeceği belli idi. Ancak olaylar çok hızlı gelişmiştir.
Cumhurbaşkanlığı seçimi hukuk katledilerek mani olunmuş, TBMM işlevsiz hale getirilmiştir. Bunun sonucu olarak ülkemiz acil ve zamansız bir seçim sürecine girmiştir. Bunun da ötesinde ülkemizi beş yıldan beri yöneten iktidar ve seçmeni olan mutedil, inançlı insanlarımıza karşı, planlı koordineli ve küresel bir yıldırma, dayatma kampanyası başlatılmıştır.
Bu yazıda, bunu kimler, niçin yapıyorlar ve amaçları nelerdir. Sorularının cevaplarını aramaya çalışacağım. Böylece önümüzdeki, günlerde güvenlik acısından neler olabileceğini kestirmeye çalışacağım.
Gelişen olaylarda, ülkemizin düşmanları olan dış güçlerin parmağı olduğu çok açıktır. Bunu, hemen hemen tüm medya kuruluşlarının bu konuda uyum içerisinde olmalarından anlamak mümkündür. Çok büyük kitleler mitingler düzenliyor. Bu mitinglerde gurumuz olan Türk bayrakları sallanıyor. Hiçbir provokasyon olmadan sorunsuz olarak sona eriyor. Büyük kitlelerin fikirlerini demokratik bir biçimde dile getirmesi özlenen bir şeydir.
Ancak, mitinglerde mütedeyyin vatandaşlarımız incitilmiştir. İnsanımızın, inancını yaşaması bir suç gibi gösterilmiştir. “Çankaya’ya imam istemiyoruz.” Sloganı ile inaçlı bir Cumhurbaşkanı istemiyoruz. Düşüncesi ifade edilmiştir. Milletimizin büyük çoğunluğunun yaşadığı, İslam dini suçlanmak istenmiştir. Daha açık ifade etmek gerekirse, Sayın Başbakanımız ve Dış İşleri bakanımızın muhterem eşlerinin kişisel tesettür anlayışları horlanarak, İnancının gereği aynı düşünceyi paylaşan milyonlarca insanımız pervasızca ve hoyratça incitilmiştir. Yıllardır ülkemizde en küçük toplulukları bile provaka etmeye çalışanların, bu mitinglerde kendilerini sureti haktan göstermek için, Türk Bayrakları sallamaları, onların ne kadar planlı koordine edildiklerini göstermektedir.
Bu koordinasyonu yapanlar veya onların piyonları, kısa bir süre önce öldürülen Ermeni gazetecisinin cenazesinde “HHepimiz Ermeniyiz. Hepimiz Hrant’ız.” diye slogan atanlar olduğunu düşünüyorum. O zaman da milletimizi üzmüş, masum Ermeni vatandaşlarımızı da müşkül durumda bırakmışlardı. O zaman da sorumsuzca iktidarı suçlayıp, başarılı güvenlik kuvvetlerimizi yıpratmak istemişlerdi.
Bu yıpratma ve dayatmalara, karşı mitingler düzenlenmesini Sayın Dış İşleri bakanımızın karşı çıktığı basından öğrenilmiştir. İşte sorumluluk duyan, Devlet Adamlığı budur. Karşı mitinglerle ülkemizde zıtlaşmanın artacağı, kargaşa yaratmak isteyenlere alet olunacağı için, izin verilmemiştir.
Bu dayatma kampanyasının temel amacı, Iraktaki işgal güçlerinin, Kuzey Irak'ta kurmayı düşündükleri Kürt devletine karşı, Devletimizin, milletimiz ile el ele karşı duruşunu engellemektir. Aynı İşgal güçlerinin İran’da yakında başlatacakları daha sıcak gelişmeleri ve İsrailin masum Filistin ve Lübnan da yaptıkları soykırımı perdelemek içindir. Bu zulümlere karşı devletimizin karşı çıkmasını engellemek, bizim şahsımızda diğer İslam devletlerine göz dağı vermek içindir.
Peki bu durumu ülkemizdeki muhalefet partileri göremiyorlar mı, niye küresel dayatma kampanyalarına destek oluyorlar, sorusunun cevabı, siyasi ihtiras’tır. Orta Asya tarihimizden bu yana Türk devletlerini asla yabancılar yıkmamışlardır. Hep iktidar hırsı içindeki gafillerimiz yüzünden yıkılmıştır. Maalesef son gelişmelerle ülkemizde demokrasimiz büyük yara almıştır. Meşru seçimle meydana getirilen, milli iradeyi temsil eden TBMM küçük ayak oyunları ile işlemez hale getirilmiş, bazı sivil ve resmi kurumların düşünceleri her şeyin üstünde gösterilmiştir. Kargaşanın demokratik biçimde milletimiz tarafından seçimle çözülmesinin de kabul edilmeyeceği şimdiden ilan edilerek, kaos ortamının sürdürülmesi istenmektedir.
Bu planlı-koordineli küresel dayatmaları yapanlar, ilk defa yapmıyorlar, Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana, 1960 ve 1980 ihtilallerinde, İnönü-Bayar , Ecevit-Demirel, zıtlaşmalarında hep bunların çalışmaları, bu toplum mühendisliği vardır. Sayın Abdullah Gül’ün seçimini engelleyenler, daha önce rahmetli Ali Fuat Başgil ve Eski Hava kuvvetleri komutanı Tekin Arıburun’un da seçimini engelleyenlerdir. Milletinin değer yargılarını paylaşan liderlerin iş başına gelmesi daima engellenmiştir. Bu sebeple Yunanistan demokraside ve ekonomide aleyhimize gelişirken , ülkemiz geri kalmıştır.
Bu kaos, kargaşa ortamından kurtulmanın tek yolu milli iradeyi hakim kılmak ve milli iradenin etrafında birleşmektir. Milletimiz geleneksel basireti ile bu oyunları görüyor. Sandıkta bunu cevabını vereceğini bilen, dış güçler seçimleri engellemek için karışıklıklar çıkarmaya çalışacaktır. Ankara’daki bombalama olayının bu düşünceden kaynaklandığı açıktır. Umarım biz yanılırız da devam etmez.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin millet tarafından yapılmasının, aynı güçler tarafından engelleneceği muhakkaktır. Önümüzdeki millet vekili seçimlerinin propaganda döneminde, çok dikkatli olunmalıdır. Milletimiz tahrik edilmeden, medeni biçimde görüşler ortaya konulup, millet iradesine saygı gösterilmelidir. Seçimleri kazasız belasız atlatsak bile, arkasından, cumhurbaşkanlığı seçimi ile milletimiz meşgul edilecek, bunun da ötesinde ayrılıklar körüklenmeye çalışılacaktır.
Ancak dış güçlerin bilmediği bir özelliğimiz vardır. Milletimiz zor günlerde kenetlenip birlik ve beraberliğimiz pekişir. Umarım bu kaos ortamı da , böyle birlik ve beraberlik döneminin başlamasına sebep olur. 24 Mayıs 2007
Lütfi Tümtürk
Emekli Emniyet Müdürü
Bir süredir sitemize yazı gönderemedim. Ancak son gelişmeleri değerlendirmek üzerimize borç oldu. 2007 yılında yapılacak seçimler sebebiyle ülkemizde hareketli günlerin geçeceği belli idi. Ancak olaylar çok hızlı gelişmiştir.
Cumhurbaşkanlığı seçimi hukuk katledilerek mani olunmuş, TBMM işlevsiz hale getirilmiştir. Bunun sonucu olarak ülkemiz acil ve zamansız bir seçim sürecine girmiştir. Bunun da ötesinde ülkemizi beş yıldan beri yöneten iktidar ve seçmeni olan mutedil, inançlı insanlarımıza karşı, planlı koordineli ve küresel bir yıldırma, dayatma kampanyası başlatılmıştır.
Bu yazıda, bunu kimler, niçin yapıyorlar ve amaçları nelerdir. Sorularının cevaplarını aramaya çalışacağım. Böylece önümüzdeki, günlerde güvenlik acısından neler olabileceğini kestirmeye çalışacağım.
Gelişen olaylarda, ülkemizin düşmanları olan dış güçlerin parmağı olduğu çok açıktır. Bunu, hemen hemen tüm medya kuruluşlarının bu konuda uyum içerisinde olmalarından anlamak mümkündür. Çok büyük kitleler mitingler düzenliyor. Bu mitinglerde gurumuz olan Türk bayrakları sallanıyor. Hiçbir provokasyon olmadan sorunsuz olarak sona eriyor. Büyük kitlelerin fikirlerini demokratik bir biçimde dile getirmesi özlenen bir şeydir.
Ancak, mitinglerde mütedeyyin vatandaşlarımız incitilmiştir. İnsanımızın, inancını yaşaması bir suç gibi gösterilmiştir. “Çankaya’ya imam istemiyoruz.” Sloganı ile inaçlı bir Cumhurbaşkanı istemiyoruz. Düşüncesi ifade edilmiştir. Milletimizin büyük çoğunluğunun yaşadığı, İslam dini suçlanmak istenmiştir. Daha açık ifade etmek gerekirse, Sayın Başbakanımız ve Dış İşleri bakanımızın muhterem eşlerinin kişisel tesettür anlayışları horlanarak, İnancının gereği aynı düşünceyi paylaşan milyonlarca insanımız pervasızca ve hoyratça incitilmiştir. Yıllardır ülkemizde en küçük toplulukları bile provaka etmeye çalışanların, bu mitinglerde kendilerini sureti haktan göstermek için, Türk Bayrakları sallamaları, onların ne kadar planlı koordine edildiklerini göstermektedir.
Bu koordinasyonu yapanlar veya onların piyonları, kısa bir süre önce öldürülen Ermeni gazetecisinin cenazesinde “HHepimiz Ermeniyiz. Hepimiz Hrant’ız.” diye slogan atanlar olduğunu düşünüyorum. O zaman da milletimizi üzmüş, masum Ermeni vatandaşlarımızı da müşkül durumda bırakmışlardı. O zaman da sorumsuzca iktidarı suçlayıp, başarılı güvenlik kuvvetlerimizi yıpratmak istemişlerdi.
Bu yıpratma ve dayatmalara, karşı mitingler düzenlenmesini Sayın Dış İşleri bakanımızın karşı çıktığı basından öğrenilmiştir. İşte sorumluluk duyan, Devlet Adamlığı budur. Karşı mitinglerle ülkemizde zıtlaşmanın artacağı, kargaşa yaratmak isteyenlere alet olunacağı için, izin verilmemiştir.
Bu dayatma kampanyasının temel amacı, Iraktaki işgal güçlerinin, Kuzey Irak'ta kurmayı düşündükleri Kürt devletine karşı, Devletimizin, milletimiz ile el ele karşı duruşunu engellemektir. Aynı İşgal güçlerinin İran’da yakında başlatacakları daha sıcak gelişmeleri ve İsrailin masum Filistin ve Lübnan da yaptıkları soykırımı perdelemek içindir. Bu zulümlere karşı devletimizin karşı çıkmasını engellemek, bizim şahsımızda diğer İslam devletlerine göz dağı vermek içindir.
Peki bu durumu ülkemizdeki muhalefet partileri göremiyorlar mı, niye küresel dayatma kampanyalarına destek oluyorlar, sorusunun cevabı, siyasi ihtiras’tır. Orta Asya tarihimizden bu yana Türk devletlerini asla yabancılar yıkmamışlardır. Hep iktidar hırsı içindeki gafillerimiz yüzünden yıkılmıştır. Maalesef son gelişmelerle ülkemizde demokrasimiz büyük yara almıştır. Meşru seçimle meydana getirilen, milli iradeyi temsil eden TBMM küçük ayak oyunları ile işlemez hale getirilmiş, bazı sivil ve resmi kurumların düşünceleri her şeyin üstünde gösterilmiştir. Kargaşanın demokratik biçimde milletimiz tarafından seçimle çözülmesinin de kabul edilmeyeceği şimdiden ilan edilerek, kaos ortamının sürdürülmesi istenmektedir.
Bu planlı-koordineli küresel dayatmaları yapanlar, ilk defa yapmıyorlar, Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana, 1960 ve 1980 ihtilallerinde, İnönü-Bayar , Ecevit-Demirel, zıtlaşmalarında hep bunların çalışmaları, bu toplum mühendisliği vardır. Sayın Abdullah Gül’ün seçimini engelleyenler, daha önce rahmetli Ali Fuat Başgil ve Eski Hava kuvvetleri komutanı Tekin Arıburun’un da seçimini engelleyenlerdir. Milletinin değer yargılarını paylaşan liderlerin iş başına gelmesi daima engellenmiştir. Bu sebeple Yunanistan demokraside ve ekonomide aleyhimize gelişirken , ülkemiz geri kalmıştır.
Bu kaos, kargaşa ortamından kurtulmanın tek yolu milli iradeyi hakim kılmak ve milli iradenin etrafında birleşmektir. Milletimiz geleneksel basireti ile bu oyunları görüyor. Sandıkta bunu cevabını vereceğini bilen, dış güçler seçimleri engellemek için karışıklıklar çıkarmaya çalışacaktır. Ankara’daki bombalama olayının bu düşünceden kaynaklandığı açıktır. Umarım biz yanılırız da devam etmez.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin millet tarafından yapılmasının, aynı güçler tarafından engelleneceği muhakkaktır. Önümüzdeki millet vekili seçimlerinin propaganda döneminde, çok dikkatli olunmalıdır. Milletimiz tahrik edilmeden, medeni biçimde görüşler ortaya konulup, millet iradesine saygı gösterilmelidir. Seçimleri kazasız belasız atlatsak bile, arkasından, cumhurbaşkanlığı seçimi ile milletimiz meşgul edilecek, bunun da ötesinde ayrılıklar körüklenmeye çalışılacaktır.
Ancak dış güçlerin bilmediği bir özelliğimiz vardır. Milletimiz zor günlerde kenetlenip birlik ve beraberliğimiz pekişir. Umarım bu kaos ortamı da , böyle birlik ve beraberlik döneminin başlamasına sebep olur. 24 Mayıs 2007
Lütfi Tümtürk
Emekli Emniyet Müdürü
