Türban üstü peruk trajedisi

Sponsorlu Bağlantılar

ALpeRenBuGRa

ALpeRenBuGRa

Üye
Valla Ayrıca Sunuda Belirtmeden Gecemeyeceğim Burda Herkes Birbirini Kandırabilir Ancak Allah'ı Kimse Kandıramaz Bunu Da Unutmamak Lazım :cool
 


iskenlii

iskenlii

Üye
nsaıl olur ya
 
FerreT

FerreT

Üye
Karidesin ne düşündüğünü kendi ağzından cevaplamasını isterdim..olay yine bu ayette son buluyor..

nur suresi ayet 31:

inanan kadınlara da söyle: bakışlarını kontrol altına alsınlar, ırzlarını korusunlar. süslerini (ziynetlerini) açıkta kalanlar dışında göstermesinler. örtülerini (hımar) göğüs yırtmaçlarının üstüne kapatsınlar…


bu ayette kimin ne düşündüğü önemli değil..biz kuranı yorumlayacak seviyede değiliz..kuranı yorumlayanları görmek için salvadore'un mesajlarına bakabilirsiniz..Bugün Müminim diyen insanlar islamın kitabı kuranı kerimi biraz olsun göz attıysa bir ayetlerde dünyaya Deccalin ineceğini tek gözlü olacağını ve insanların isteklerini yerine getireceğini,kendisine inanılması gerektiğini,inanmayanları ateşe atacağını söylemiştir..Kimileri bu ayeti şöyle yorumluyor;Deccal Amerikadır tek gözlüdür sadece kendini düşünen bi ülkedir diğer ülkelere vaadler verir,yardım eder oysa sadece kendini düşünür..Bunu yorumlayanlar günümüzdekiler..Nur suresinide farklı şekilde yorumlanabilir..fakat yorumlayanlara bakmalıyız yorumlara değil..

Başka bi ayette dünyanın bozulacağını..Dağların hallaç pamuğu gibi olacağı söylenir..Siz bu ayete dağlar pamuk olacak derseniz,yanlış düşünmüş olursunuz :)

Kısacası İslamın kitabı oyuncak değildir..günümüze bozulmadan gelen tek kitaptır her gelen bu kitabı yorumlayamaz..yorumlayan Burhani vardır..yorumlayan zekeriya Beyaz vardır..aradaki farkı anlamak gerekir..isteyen istediğine inanır dünyayı kurtaracak halimiz yok :)
 

omayra

Üye
HIMAR = ÖRTMEK

"Kuran ayetinde ’başörtüsü’ diye bir kelime geçmemektedir. Buna rağmen tüm Kuran tefsirlerinde ve çevirilerinde Kuran ayeti ’başörtüsü’ olarak çevrilmiştir. Halbuki ayette geçen "HIMAR’ kelimesi ’Baş örtmek’ anlamında değil, sadece ’örtmek’ anlamına gelmektedir. Eğer, herhangi bir şey örtülecek ise. O şeyin vurgulanması gerekir. Örneğin masa örtüsü derken, örtmek kelimesinin yanına masa kelimesinin gelmesi gibi, başörtüsü dendiği zaman da "örtmek" ("hımar") kelimesinin yanına "baş" ("re’s") kelimesinin ’hımarü-re’s’ şeklinde gelmesi gerekir. Ayetteki ’hımar’ (’örtü’) kelimesinin yanında geçen ve vurgulayan kelime ’cuyub’ kelimesidir ki, ’yaka’ veya ’göğüs’ anlamına gelir. Çünkü, aynı kelime ’cuyub’ bir başka ayette (28:32) Hz. Musa’nın ’göğsüne/koynuna elini soktuğu’ şeklinde geçer. Yani, ’cuyub’ kelimesi, ’hımar’ örtmek kelimesi ile kullanıldığı zaman ’bihumûrihinne ala cuyubihinne’ başını örtmek değil, ’göğsünün üzerini örtmek’ anlamına gelmektedir. Geleneksel tüm yorumcular, Kur’an ayetini bilimsel bakışla değil de, birbirlerini taklit edip, ’Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler’ diyerek ’Felyedribne’ fiilini de ’örtsünler’ diye tercüme etmişlerdir. Bu geleneksel yorumcular ’DaRaBe’ kökünden gelen bu kelimeyi burada, ’Başörtülerini örtsünler’ derken, bir başka yerde aynı ’DaRaBe’ kelimesini ’Kadınları DÖVÜN’ (Bak. 4:34) diye çevirmişlerdir. Özetle, Kuran’ın orijinal ayeti tüm açıklığı ile ortadayken, elverişli bir siyasal kullanım malzemesi olarak, sürekli gündemde tutulan başörtüsü, Kuran’ın değil, geleneklerin, kişisel görüşlerin dinleşmesinden kaynaklanmaktadır."

alıntıdır

Tartışma üslubunuza lütfen dikkat ediniz. Ben başkasından farklı düşündüğümde hiçbir zaman geri zekalı muamelesi yapmadım, ima dahi etmedim. ;) Tartışmayı kılıç kalkan kuşanıp kim kimi yenecek boyutunda değerlendirmeyelim, düşüncelerimizi aktarmakla yetinelim. İş hakaret boyutuna varacaksa, tartışmanın manası olmaz. O zaman hepimiz birbirimize en ağır hakaretleri edelim bitirelim bu işi, öyle mi? Bu kadar basit mi arkadaşlar?
 
FerreT

FerreT

Üye
Tartışma üslubunuza lütfen dikkat ediniz. Ben başkasından farklı düşündüğümde hiçbir zaman geri zekalı muamelesi yapmadım, ima dahi etmedim. ;) Tartışmayı kılıç kalkan kuşanıp kim kimi yenecek boyutunda değerlendirmeyelim, düşüncelerimizi aktarmakla yetinelim. İş hakaret boyutuna varacaksa, tartışmanın manası olmaz. O zaman hepimiz birbirimize en ağır hakaretleri edelim bitirelim bu işi, öyle mi? Bu kadar basit mi arkadaşlar?

Olayı kişiselleştirmeyin..siz öğretmen,Karides avukat ikinizinde ne seviyede oldugunu az buçuk biliyoruz..(eğitim seviyisi)Ben Karidese dönüp bi soru soruyorsam bu karidesin bu konu hakkında düşüncelerini merak ettiğimi gösterir..Konu yoruma açık yorum yapabilirsiniz ama kendi ağzınızdan yapın..Birisine geri zekalı muamelesi yaptığınızıda kimse söylemedi..Bunu yapmayacağınızıda biliyoruz..

Ayrıca biz burda gayet sakin bi şekilde olayı,durumu ele alıyoruz neden bi anda kılıç kalkan kuşanma fikrine büründürüz ?
 

omayra

Üye
Olayı kişiselleştirmeyin..siz öğretmen,Karides avukat ikinizinde ne seviyede oldugunu az buçuk biliyoruz..(eğitim seviyisi)Ben Karidese dönüp bi soru soruyorsam bu karidesin bu konu hakkında düşüncelerini merak ettiğimi gösterir..Konu yoruma açık yorum yapabilirsiniz ama kendi ağzınızdan yapın..Birisine geri zekalı muamelesi yaptığınızıda kimse söylemedi..Bunu yapmayacağınızıda biliyoruz..

Ayrıca biz burda gayet sakin bi şekilde olayı,durumu ele alıyoruz neden bi anda kılıç kalkan kuşanma fikrine büründürüz ?


Mesajım size değildi. Ayrıca konu hakkında yorumlarıma ilk başlarken, konu ile ilgili ilk mesajımda dahi size bir şey yöneltmedim. Sanırım beni yanlış anladınız. Karides elbette kendi mesajlarını kendisi açıklayacaktır, ben kendimce yorum yaptım mesajı hakkında ;) Yukarıdaki mesajları okuduğunuzda kimin zeka ile ilgili yorumlar yaptığını zaten göreceksiniz. Kimse benim için "sen bize geri zekalı muamelesi yaptın" zaten diyemez, ben de kimseden böyle bir şey duymadım. Benim orada vurgulamak istediğim, ben nasıl saygı gösteriyor isem, aynı şeyi karşımdaki kişiden de beklerim demekti, sanırım yanlış ifade ettim kendimi. Dediğim gibi, kimsenin mesajını açıklamak değil, kendi algıladığımı belirtmekti kastım. Yoksa başta siz olmak üzere kimseye karşı bir tavrım yok, emin olun.
 
FerreT

FerreT

Üye
Tartışma üslubunuza lütfen dikkat ediniz. Ben başkasından farklı düşündüğümde hiçbir zaman geri zekalı muamelesi yapmadım, ima dahi etmedim. ;) Tartışmayı kılıç kalkan kuşanıp kim kimi yenecek boyutunda değerlendirmeyelim, düşüncelerimizi aktarmakla yetinelim. İş hakaret boyutuna varacaksa, tartışmanın manası olmaz. O zaman hepimiz birbirimize en ağır hakaretleri edelim bitirelim bu işi, öyle mi? Bu kadar basit mi arkadaşlar?

Bu cevabınız benim söylediklerimden hemen sonra geliyor..Bunu 100 kişiye sorsanız 80 i cevabı Ferret nickli üyeye söylediğinizi düşünür..çünkü cevap direk benimle alakalı..

sitemiz güncel güçlü bi site alıntı özelliği mevcut şayet şahısı eleştirecekseniz alıntı özelliğini kullanmalısınız..yoksa ben bu kelimeyi ilk sayfadan birilerine söyledim demekle konuya açıklık getiremezsinz..Alıntı yaparak cevap yazarsanız sizde takdir edersiniz ki bu tip sonuçlar ortaya çıkmaz..

Konuya gelecek olursak konu dönüp dolaşıp başa sarılıyor..bi çıkmaza giriyor bundan sonra direk benimle alakalı bi cevap olmazsa konuya cevap yazmayacam..Her koyun kendi bacağından asılır,bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın atasözlerini dikkate almadan konuya cevap vermeye çalıştım gerisi sizlere kalmış..
 
kyoman

kyoman

Üye
HIMAR = ÖRTMEK

"Kuran ayetinde ’başörtüsü’ diye bir kelime geçmemektedir. Buna rağmen tüm Kuran tefsirlerinde ve çevirilerinde Kuran ayeti ’başörtüsü’ olarak çevrilmiştir. Halbuki ayette geçen "HIMAR’ kelimesi ’Baş örtmek’ anlamında değil, sadece ’örtmek’ anlamına gelmektedir. Eğer, herhangi bir şey örtülecek ise. O şeyin vurgulanması gerekir. Örneğin masa örtüsü derken, örtmek kelimesinin yanına masa kelimesinin gelmesi gibi, başörtüsü dendiği zaman da "örtmek" ("hımar") kelimesinin yanına "baş" ("re’s") kelimesinin ’hımarü-re’s’ şeklinde gelmesi gerekir. Ayetteki ’hımar’ (’örtü’) kelimesinin yanında geçen ve vurgulayan kelime ’cuyub’ kelimesidir ki, ’yaka’ veya ’göğüs’ anlamına gelir. Çünkü, aynı kelime ’cuyub’ bir başka ayette (28:32) Hz. Musa’nın ’göğsüne/koynuna elini soktuğu’ şeklinde geçer. Yani, ’cuyub’ kelimesi, ’hımar’ örtmek kelimesi ile kullanıldığı zaman ’bihumûrihinne ala cuyubihinne’ başını örtmek değil, ’göğsünün üzerini örtmek’ anlamına gelmektedir. Geleneksel tüm yorumcular, Kur’an ayetini bilimsel bakışla değil de, birbirlerini taklit edip, ’Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler’ diyerek ’Felyedribne’ fiilini de ’örtsünler’ diye tercüme etmişlerdir. Bu geleneksel yorumcular ’DaRaBe’ kökünden gelen bu kelimeyi burada, ’Başörtülerini örtsünler’ derken, bir başka yerde aynı ’DaRaBe’ kelimesini ’Kadınları DÖVÜN’ (Bak. 4:34) diye çevirmişlerdir. Özetle, Kuran’ın orijinal ayeti tüm açıklığı ile ortadayken, elverişli bir siyasal kullanım malzemesi olarak, sürekli gündemde tutulan başörtüsü, Kuran’ın değil, geleneklerin, kişisel görüşlerin dinleşmesinden kaynaklanmaktadır."

alıntıdır
Bu yazı kime ait.?
 

omayra

Üye
Bu cevabınız benim söylediklerimden hemen sonra geliyor..Bunu 100 kişiye sorsanız 80 i cevabı Ferret nickli üyeye söylediğinizi düşünür..çünkü cevap direk benimle alakalı..

sitemiz güncel güçlü bi site alıntı özelliği mevcut şayet şahısı eleştirecekseniz alıntı özelliğini kullanmalısınız..yoksa ben bu kelimeyi ilk sayfadan birilerine söyledim demekle konuya açıklık getiremezsinz..Alıntı yaparak cevap yazarsanız sizde takdir edersiniz ki bu tip sonuçlar ortaya çıkmaz..

Konuya gelecek olursak konu dönüp dolaşıp başa sarılıyor..bi çıkmaza giriyor bundan sonra direk benimle alakalı bi cevap olmazsa konuya cevap yazmayacam..Her koyun kendi bacağından asılır,bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın atasözlerini dikkate almadan konuya cevap vermeye çalıştım gerisi sizlere kalmış..


Alıntı yapmadan mesaj yazmamın sebebi, kimseyi hedef göstermeden (kendimce) bu denli zekaya ilişkin mesajların kırıcı olduğunu anlatmaktı. Ama çalışmalarım arasında molalarda yazdığım için, üzerinize alınabileceğinizi hiç düşünmedim, aceleye geldi. Karşıdan bakıldığında evet, sizden bahsediyormuşum gibi duruyor, kabul etmek lazım. Kusura bakmayın bu yanlışlığa sebep olmak istemezdim.
 
kyoman

kyoman

Üye
"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz." (Nur Suresi 31)
"Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir." (Ahzab: 59),
Sadece başörtüsü değil, dış giysi (cilbab) da ALLAH’ın emridir.

GÖZARDI EDİLEN LAIK KURALLAR :Bir devlet kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı, üç kere “Başörtüsü dinin emridir” şeklinde fetva vermiştir. Zaten aksini değil başkanlık, müslümanım diyen hiçbir kimse söyleyemez. Çünkü bu, bir iman meselesidir. Mustafa Kemal Atatürk de Söylev ve Demeçlerde “Dinimizin tavsiye ettiği tesettür; hem hayatımıza hem de fazilete uygundur” demiştir. Annesi Zübeyde Hanım ve eşi Latife Hanım’ın başörtüsüz bir tek resmi yoktur. Atatürk’ün kadın kıyafeti ile ilgili bir inkilabı da mevcut değildir. Anayasamızın 24. maddesi de: “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katilmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.” şeklindedir.

ALINTIDIR.
HERNE KADAR LAİKLİĞİ BENĞENMESEMDE YUKARDAKİ AÇIKLAMALAR LAİK BİR DEVLETİN BİLE BAŞÖRTÜSÜNÜN İSLAMDA VAR OLDUĞUNU SÖYLÜYOR.

SON SÖZÜM BUDUR.. BENDEN BU KADAR NE KADAR ANLATSAK ANLATTIĞIMIZ KARŞIMIZDAKİNİN ANLAYACAĞI KADARDIR.. ANLADIĞIM KADARIYLA BİR İLERLEME GÖRÜLMÜYOR. HERKEZ BİLDİĞİNİ OKUYOR.

 
FerreT

FerreT

Üye
Alıntı yapmadan mesaj yazmamın sebebi, kimseyi hedef göstermeden (kendimce) bu denli zekaya ilişkin mesajların kırıcı olduğunu anlatmaktı. Ama çalışmalarım arasında molalarda yazdığım için, üzerinize alınabileceğinizi hiç düşünmedim, aceleye geldi. Karşıdan bakıldığında evet, sizden bahsediyormuşum gibi duruyor, kabul etmek lazım. Kusura bakmayın bu yanlışlığa sebep olmak istemezdim.

Önemli değil yanlış anlaşılma söz konusu,basit bi karışıklık,ufak bi kusur benim için önemli değil..
 
ALpeRenBuGRa

ALpeRenBuGRa

Üye
Bu Konu Iyi Geldi Gülme Krizlerine Giriyorum :kop:
 
mservank

mservank

Üye
İlk olarak demek istediğim okumayla adam olunmaz, okumadan da kendini geliştirebilir insa.
2. si Kuran her şeyi açık açık açıklamaz.Yorum yapılması gereken yerler vardır Hadisler de burada devreye girer
3. olarak baş örtüsü takıp altına dapdar jean mini etek giyeni kim hangi zihniyet onu dindar olarak görürü meçhul
4 bir kişi sizin elinizi sıkmak zorunda değildir elinizi havada bırakabilir bu çok normal ,kapıyı açmıyorsa o onun cahilliğinden kaynaklanır,bir odada bir kız ve erkek kalamaz işine gelince her insna için değil ama karşı cinslerin birbirlerine ne duygular beslediğini iyi bilir bu musevilikte de vardır iki din yanılıyuor olamaz
 
ALpeRenBuGRa

ALpeRenBuGRa

Üye
Yorumlar Bitti Olmadı Simdi Ozellikle Ortünme Yoktur Yorumlarını Bekliyorum :ehe
 

karides

Üye
Kyoman ve Ferret adlı arkadaşlara medeni bir tartışma üslubu kullandıkları için teşekkür ediyorum. Ayrıca, onlara cevaben yazıyorum. Zira İremm, Salvadore ve AlperenBugra adlı arkadaşlarımız, olayı kişiselleştirdikleri için tarafımca muhatap dahi alınmayacaklardır (yeterliliğiniz varsa araştırır, yazarsınız; güldüm-öldüm-bittim gibi ucuz kelimelerle sadece kendinizi küçük düşünüyorsunuz Alperen arkadaşım; asıl sizin yaptığınız kelime oyunudur).

Aranızda ayrım yapmaksızın sizin taleplerinizi sıralayacağım. Öncelikle, Kuran-ı Kerim'de "başörtüsü" kavramının yazmadığına ilişkin bana delil, kaynak göster dediniz değil mi? Ayrıca bu tartışmanın da Dünyanın hiçbiri yerinde yapılmadığını da iddia ettiniz değil mi? Şimdi birinci olarak bu tartışma sadece Türkiye'de değil, Pakistan'ından Mısır'ına kadar tüm İslam aleminde yapılmıştır; yapılmaktadır. Ama tabi olarak, tekelci Türk medyasından bunu öğrenme şansınız yok ne yazık ki! Şimdi altta vereceğim alıntı yazının altındaki kaynaklardan da bu anlaşılacaktır zaten. Teker teker de doğruluklarını araştırabilirsiniz. Gelelim önceki sorunuza, bana olmayan bir şeyi kanıtla diyorsunuz ki; bunu sadece Yaradan yapabilir. Yani ben Kuran'da “örtünün denmiyor” demiyorum ki; ben, BAŞINIZI örtün denmediğini iddia ediyorum. Şimdi bu durumda yok olan bir şeyi ben size nasıl kanıtlayayım ki. Var olduğunu iddia eden sizsiniz. Bu durumda da siz bana kanıtlayacaksınız "var olduğunu". Ha, ama kaynak gösterebilirim bolca. (Hepsi aşağıda).

Ya aslında benim sualim çok basit, dostlar. Ben, Kuran_ı Kerim’de,
1) "BAŞINIZI" örtün diye yazmadığını,
2) Sadece “örtünün” diye yazdığını
3) ve ayrıca sadece göğsünüzün üstüne kadar örtünün diye yazdığını iddia ediyorum
4) ve madem sizin deyiminizle hüküm bu kadar açık değil; o zaman peygamberimizi gören-duyan-sohbet eden bir sahabenin ağzından bana bu konuyla ilgili hadis getirin diyorum. Zira, bana gösterilen hadislerin hiçbirini kabul etmiyorum.
Neden mi?
Nedeni çok basit. “Allah Kelamı dururken; kulun yazdığını niye kabulleneyim?” diyorum.
Üstelik de yüzlerce yıl sonra yazılmışsa. Bilenler bilir; hadisler, yasak nedeniyle zaten peygamber
efendimizin vefatından 80 sene sonra yazılmaya başlandı. Yazanlar, derleyenler kim?
Peygamber mi? Değil! O zaman neden kulun yazdığını, körü körüne kabulleniyor bu alem,
karşısında Kur’an dururken. Kur’an açık açık yazmış arkadaş (Görmek isteyenler için).
“Göğsünüzün üstüne kadar kapatın” diye. Bunu Peygamberimizin vefatından 200 sene
sonra yaşamış bir “kul”un dediklerinden yola çıkarak da başınızı örtün diye
yorumluyorsunuz. Rasyonel düşünmeye davet ediyorum herkesi. Bu ayetten, (o benim
kesinlikle inkar ettiğim hadisler olmazsa) “başınızı örtün” sonucunu mümkün değil
çıkaramazsınız. Aslında başa falan da dönmüyoruz burada, ben size şunu diyorum:
“Ben o hadisleri kabul etmiyor isem, bana başka kaynak gösterin”
Bu nokta da Kyoman çok güzel araştırmalar yapmış. Ferret ise hakikaten dolu bir arkadaş. Ama yapılan araştırmalar da, Ferret’in yorumları da “toplumsal değer yargıları, örf ve adetimizin” yansımalarını içeriyor. Sorumun tam cevabı olamıyor bir türlü. Örneğin Diyanet işleri Başkanlığı yazısı da aslında “Sünni öğretinin ve geleneğin ağır baskısı altında yorum üretme zorunluluğu”nun bir parçası aslında.

Şimdi size aşağıdaki alıntı yazıyı vereceğim. Bu yazıyı yazan arkadaş özellikle mahlas kullanıyor. Çünkü, bu ülkede bu tip şeylerden bahsedince birilerinin tekerine fena halde çomak sokuluyor. Ama altındaki kaynakları tek tek kontrol edebilirsiniz.
Beni okuduğunuz için teşekkür ediyorum ve ben tüm kartlarımı açtım arkadaşlar. Gerisi size kalmış.

Kaynak ve iddialarımın delili:

TESETTÜR" VE KUR'AN
Adina ‘radikal dinci’, ‘islamci’, ’kökten dinci’ (fundamentalist) denen akimlar, ‘öze dönüs’ iddiasiyla kaynaklari tarihsel cercevesinden cikararak tahrif etmekle yetinmemekte, basta söylem (idiom) ve dis görümüne yönelik (symbol) özellikleri ön plana cikararak, ‘farklilik’ larini vurgulamaktadir. Bence din, icsel kimliginden soyutlanmakta, dis sembollere dinsel anlamlar yüklenilerek toplumsal kutuplasma görsellestirilmektedir. Islam dinini bu amacla kullanan ideolojik gruplarin kadin baglaminda, Islam’la özdeslestirdigi en önemli sembol basörtüsüdür.

Kadinin örtünmesi (tessetür, tahaccüb) Allahin emridir’ diyenler, iddialarina kanit olarak iki Kuran ayeti gösteririler: Nur 31, Ahzap 59. Misirl’li dincilerden Dr. Muhammad Ahmad al Muyassar 1995 yilinda yayimladigi ve el – Ezer üniversitenin cikardigi fetvalari kaynak olarak kullandigi ‘Islam anayasasi ‘ nin 14. maddesinde ‘devlet, kadinlarin saclarini örtemekle mükelleftir’ der.(1) Müellif, Iran ve Suudi Arabistan’daki ‘farkli uygulamalar’a dikkat cekmeyi de ihmal etmez: ’Gördügümüz gibi Iranda her alanda kadinlarla erkekler arasinda bir karisiklik (ihtilat: bir arada bulunma) vardir. Oysa Suudi Arabistan ‘da kadinlarin yüzleri genellikle örtülüdür. Fakat bunlar sonuca fer’i konulardir, özü degistirmez. Bunlar tartislabilir ve iclerinden uygun olani secilebilir’.(2)

Konunun ne denli keyfi ve insan yorumu ürünü oldugu, bir el – Ezher fetvasinda tüm ciplakligiyla görülür. Ezher seyhi, ‘örtünen bir Müslüman kadininin yüzünü de bir nikapla (tül, pece) kapatmasi sartmidir, b,r erkek karisini is bosanma noktasina gelse dahi yüzünü örtmeye zorlayabilirmi?’ sorusuna su ilginc fetvayi veriyor:

‘Yüzünü örtmek, son derece güzel bir kadin icin farzdir. Zira böyle bir kadin, yüzünü gösterdiginde siddetli zararşari olan bir fitne kopar. Görünmesinden büyük bir fitnenin kopabilecegi orta güzellikte bir kadinin yüzünü örtmesi ise sünnettdir. Alimler bu görüstedirler. Son derece güzel bir kadini kocasinin yüzünü örtmeye zorlamaya hakki vardir. Zira bu onun bir hakkidir ve kiskanclik sarttir. Nitekim sözüne uymadigi takdirde onu dövebilir. Fakat kadin güzel degilse, yani yüzün örtülmesi sünnet degilse, gösterilmesinde bir zarar olmayacagi icin, kadin yüzünü örtmeyebilir, kocasinin bu husustaki emrine kulak asmayabilir.’(3)

Cagdisi bir kafa ve fantazinin ürünü olan, fakat ‘Allah ‘in buyrugu’ olarak savunulan ‘tesettür’ün görüldügü gibi siniri belli degildir. Daha dogrusu, sinirlari belirleyen, Allah degil, O’nun adina ahkam kesen ‘ulema’dir. Asagida konuya iliskin ‘vahiy delili’ olarak aktarilan iki Kuran ayetinin klasik Kuran tefsirlerindeki yorumlarini ele alacak, dinciligin kaynaklarla nasil bir iliskide oldugunu gösterecegiz.

I – ‘Örtünmek dinin emridir’ diyen cevreler, ‘din’ le seriati kastederler. Din’in bir adinin da seriat oldugunu bildiren klasik kaynaklar(4), böyle böyle bir takiyyeyi hakli cikarabiliyor. Nitekim ‘Islam’ ve ‘Islam hukuku’ terimlerinin de günümüzde seriat anlaminda kullanilmasi kural halini almistir.

II – Kaynaklar Islam’in ve iman’in tarifini yaparlarken; tesettür’ü ne iman’in, ne de Islam’in sarti kilmislardir.(5)

III – Tesettür’ün ‘dinin bir emri’ oldugunu kanitlamak amaciyla Kuran’dan iki sureye gönderme yapan cevreler, sadece sözkonusu ayetlerin tarihsel kontekstini göz ardi etmekle kalmiyor; bugüne dek anlami üzerinde bir uzlasma saglanamamis Kuran ifadelerinin belli cevrecelerele yapilan yorumu, ‘dinin emri’, ‘Allahin kelami’ olarak sunuyor. Bir baska ifadeyle, Kuran hükmü (nass) olarak sunulan, gercekte, 9 ila 14. Yüzyil Kuran müfessirlerinin – cogu kez birbiriyle celisen yorumlardir. Dolayisiyla, ‘tessetürün dinin emri’ oldugunu kanitlamak amaciyla kullanilan ayetlerde, - kimilerine göre pece, kimilerine göre türban olarak yorumlanan – khimar ve cilbab ile, neyin örtülmesi, neyin acikta kalabilecegi sorununda belirleyici olan ziyna ve awra sözcüklerinin anlami son derece tartismalidir ve saygin Kuran yorumlarinin hicbirinde konu aydinlatilmamistir.(6) Asagida sözde ‘tessetür’e iliskin iki Kuran ayetinin önce cevirilerini verecek, ardindan saygin Kuran tefsirlerindeki yorumlarini aktaracagiz.

Nur 31:
Mümin kadinlara da söyle: Gözlerini bakilmasi yasak olandan cevirsinler, IFFETLERINI de korusunlar. SÜSLERINI, kendiliginden görünen kismi müstesna acmasinlar. Basörtülerini yakalarinin üstüne salsinlar. Süslerini kocalari veya babalari veya kayinpederleri, veya ogullari veya kocalarinin ogullari veya kizkardeslerinin ogullari veya Müslüman kadinlari veya CARIYELERI veya erkekligi kalmamis hizmetciler, ya da kadinlarin mahrem yerlerini henüz anlamayan cocuklardan baskasina göstermesinlar. Gizlediklari süslerin bilinmesi icin AYAKLARINI YERE VURMASINLAR. Ey inananlar! Saadete ermeniz icin hepinizi tevbe ederek Allah’in hükümüne dönün.(7)
Aktardigimiz tercüme, klasik dönem Kuran tefsirinin üzerinde ittifak saglanmamis yorumundan ibarettir. Ayette büyük harfler ile gösterdigimiz sözcükler a – hicbir Kuran tefsirinde aydinlatilmamsitir, b – ayetin günümüz ahlak anlayisi ve Türk töreleriyle alakasiz bir toplumda indigini göstermektedir. Örnegin ‘iffet’le cevrilen sözcük Kuran metininde kadinin cinsel organi demek olan furuc’tur (tekili farc). Ayetin bambaska bir toplumda indigini ele veren diger iki hussus ise, cariye sözcügü ve ‘ayaklarini yere vurmasinlar’ uyarisidir. Kastedilen, dönemin Arap toplumunda kadinlar arasinda yaygin olan ayak bilezigidir.(8) Tefsirlerde ‘süs’ün (ziyna) ne oldugu konusunda da tam bir kaos hakimdir. ‘Süs’ kimine göre sadece kadinin elbisesi (9), kimine göre kadinin sürmesi, sac boyasi, yüzügü ve yüzü(10), kimine göre sadeceyüzü ve elleri(11), kimine göre gögüsü, saci ve ayak bilezigidir.(12)

Burda ilginc olan, ayetin ‘hür kadinlar’la ‘cariyeler’i birbirinden ayirmasidir. Zira ’hür mümin kadinlarin tersine, cariyelerin gögüslerine, kalcalarina, bacaklarina v.s. bakmak caizdir’(13). Hanefi bilgini Ebu Bekr el Cassas (ölümü 980) cok daha acik konusur: ‘Bu ayet kadin köleler icin gecerli olmayip sadece hür kadinlara hitap eder. Zira yabanci bir erkegin kadin kölenin (ama), bacaklarina, kalcasina, sacina ve gögüsüne bakmasi caizdir.(14)

Sacin örtülmesi, Müslüman hür kadinlar’i, köle kadinlardan ayirmak maksadiyla öngörüyor. Nitekim el – Cassas’in eserinde su satirlari okuyoruz: ‘Hz. Ömer cariyelere dayak atar ve onlara, ‘basinizi acin! Hür kadinlara benzemeye calismayin!’ derdi’.(15)
Rivayetlerde, ‘erkek kölenin de, efendisi hür kadinin sacina bakmasinin caiz oldugu’nu okuyoruz.(16)

Kölelik, cariyelik kurumunun kalktigi, basini örtmeyen kadinlara, kizlara ‘hür olmadiklari icin’ sokak ortalarinda tecavüz etmenin yasak oldugu uygar ülkelerde yirmibirinci yüzyilda, Nur suresi 31. ayetini ‘Müslüman kadinlarin örtünme emri’ seklinde yorumlamak, uygarlik ve Kuran cehaletinden kaynaklansa gerek. Gelelim ‘tesettür’ baglaminda basvurulan ikinci ayete:

Ahzab 59:
Ey Peygamber! Eslerine, kizlarina ve müminlarin kadinlarina, disari cikarken üstlerine örtü almalarini söyle; bu onlarin hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayi inciltilmemelerini daha iyi saglar. Allah bagislar ve merhamet eder.(17)

Cevirideki ‘hür ve namuslu’ ifadesi, Kuran’ da gecmemektedir. Kuran sadece, ‘bu onlarin taninmalari ve böylece inciltilmemeleri icin daha iyidir’ diyor.(18) Miladi 923’te vefat eden Ibn Cerir et – Taberi’nın yorumu, dinci cevrelerin ikinci Kuran delilinin de günümüz icin gecerli olmadigini ispatliyor:

‘Yüce Allah, peygamberi Muhammed’e (SAV) diyor ki: Ey Peygamber! Eslerine,kizlarina ve inananlarin eslerine de ki, giyisilerinde köle kadinlara benzemesinler, herhangi bir ihtiyaclari icin evlerini terkettiklerinde saclarini, yüzlerini göstermesinler, tersine baslarina carsaflarini gecirsinler. Ta ki, onlara el veya dille satasmak isteyecek bir ahlaksiz , onlarin hür olduklarini görsün.’(19)

Ibn Abbas, bu ayetin ‘inis sebebi’ olarak, hür kadin, cariye gibi giyinirdi, bunun üzerine Allah inananlarin kadinlarina, örtünmalerini emretti’ diyor.(20)
Katade’nin rivayeti, ayet,n indigi toplumun böyle bir uygulamayi zorunlu kildigini gösteriyor: ‘Köle bir kadin sokakta giderken, ona sarkintilik yaparlardi. Bunun üzerine Allah, hür kadinlara, kölelerden farkli giyinmelerini emretti.’(21) Ebu Salih’in rivayeti de ayni yöndedir: ‘Medine’de Peygamber’in esleri ve diger kadinlar geceleyin def – i hacet icin evlerinden ciktiklari vakit, yolda – gelen gecen kadinlara – laf atan, onlarla cilvelesmek isteyen erkekler olurdu. Bunun üzerine Allah bu ayeti indirdi ki, kimin hür kadin, kimin cariye oldugu anlasilsin.’(22)

Dönemin Arap toplumunda cariyeler insan degil, mal sayildiklarindan , ugrayacaklari cinsel tacizin sadece mal üzerinden cezai yaptirirmi vardi. Bu durum, IX. Yüzyildan itibaren sekillenmeye baslayan seriat kaynaklarinda da degismeyecektir. Zemahseri’nin yorumu, ayetin, dönemin ahlak anlayisi ve sartlarinin tabi bir sonucu oldugunu ele veriyor:

‘Islam dini gelmeden önce, Arap toplumunda köle kadinlari hür kadinlardan ayirmak mümkün degildi. Kadinlar def – i hacet icin disariya hurmaliklara ciktiklarinda, gencler, haylazlik pesinde kosan adamlar, cariyedir diye hür kadinlara da ilisirler, sonra da ‘biz onun cariye oldugunu sandik’ derlerdi. Bunun üzerine hür ve Müslüman kadinlara, uzun sallara (rida) bürünmek, baslari ve yüzlari örtmek suretiyle cariyelerden farkli giyinmaleri emredildi ki, kimse onlara sulanmasin.’(23)

Bununla birlikte Zemahseri, ‘hür kadinlar’in nerelerini, nasil örtmeleri konusunda farkli görüsleri oldugunu aktariyor. (24)

El – Cassas’a göre de ayet sadece Peygamber’in esleri ve diger hür müslüman kadinlar icin indirilmistir. Köle kadinlar ne saclarini, ne de yüzlerini örteceklerdir. El – Cassas, Ibn el – Arabi’nin Nur suresi 31. ayeti yorumlarken aktardigi rivayete dikkatlari cekiyor:’Hz. Ömer (baslarini örten köle kadinlara) dayak atarken, ‘derhal basinizi acin, hür kadinlara benzemeye calismayin!’derdi’.(25) Ayni rivayetin bir baska eserde: ‘Hz. Ömer örtünen, kapanan cariyelere dayak atar, onlara, ‘hür kadinlara mi benzemeye calisiyorsunuz?’derdi’ versiyonuna rastliyoruz.(26)

IV – Kadinlarin saclarini, kimi kez yüzlerini örtmeleri, Islam öncesi Arap toplumunda da rastlanan bir olgudur. Eski Arap siirinde, Islam öncesi Arap toplumunda ‘saygin sinif’lara mensup kadinlarin, kölelerle karistirilmamak icin ‘örtündükleri’ ne iliskin beyitler vardir.(27)

V – ‘Örtünme’, Islam’dan cok önce, helenik Bizans toplumunda, Sasanilerde rastlanan bir olgudur. Antik Mesopotamya’da ‘saygin’ kadinlar, kendilerini köle ya da ahlakca ‘düsük’ kadinlardan ayirmak amaciyla örtünürlerdi. Hayat kadinlarinin baslarini ve saclarini örtmeleri yasakti. Keza Asur kanunlarina göre, köle kadinlarin saclarini örtmeleri cezai yaptirimlarla yasaklanmisti.(28) Hiristiyanligin ortaya ciktigi günlerde Musevi kadinlar baslarini ve yüzlerini örtüyorlardi: ‘Rebeka Ishak‘i görünce pecesini alip örtündü’(29) Eski Ahid’in Isaya kıtabında: ‘Rab o gün , bas sargilarini, atkilari kaldirip atacak’ deniyor.(30)

Kadini fitne kaynagi ve erkekten düsük bir canli olarak gören anlayisa Pavlus’ta da rastşiyoruz: ‘Fakat bilmenizi isterim ki, her erkegin basi Mesih’tir ve kadinin basi erkektir. Mesih’in basi ise Allah’tir. Basi örtülü olarak dua eden yahut peygamberlik eden her erkek, basini kücük düsürür. Fakat basi örtüsüz olarak dua eden yahut peygamberlik eden her kadin basini kücük düsürür. Cünkü eger kadin örtünmüyorsa, saci da kesilsin;fakat kadina sac kesmek yahut tras olmak ayip ise, örtünsün. Cünkü erkek, Allah’in sureti ve izzeti oldugu icin, basini örtmemelidir; fakat kadin erkegin izzetidir. Cünkü erkek kadindan degil, kadin erkekdendir. Cünki erkek kadin icin degil , kadin erkek icin yaratildi. Bunun icin melekler sebebinden kadin, basi üzerinde hakimiyet alametine malik olmalidir.’(31)

Sonuc
‘Örtünmek Allah’in emridir’ diyen cevreler, ‘yasama mercii’ gibi kullanmaya yeltendikleri klasik Kuran tefsirlerini, fikih(seriat) kaynaklarini usulüne uygun anlamaktan aciz olduklari gibi, ‘dinin emri tessetür’e iliskin iki ayetin ilkin bagnaz hanbeli’hukukcusu’ Ibn al – Cavzi (ölümü 1201) tarafindan uydurulmustur (32), 20. yüzyilda ise Suriye asilli seriatci Mustafa Galayani (33), ardindan ‘Müslüman Kardesler’den Seyyid Kutb (34) (idam 1966) ve günümüzde de Suudi misyonerlerinden Mustafa as – Sabuni (35) tarafindan benimsenip propagandasi yapilan yorumunu savunmaktadirlar. En saygin Kuran tefsirlerinde dahi ‘kadinin örtünmesi Allah’in emridir’ifadesine rastlanmadigi gibi, rivayetlerden anlasilan, ‘ulema’nin keyfine ve zevkine göre farkli dönemlerde farkli hükümler yürüttügüdür. Kadinin yüzünü de örtmek gerekir diyen birkac ‘alim’ haric; günümüzden yüzyillarca önce yazilmis Kuran tefsirleri sadece sacin örtülmesinden bahsederler ve bunun dahi siniri belli degildir. Ilk bakista bu, kadinlarin basörtüsü takmalari gerektigi yönünde biranlayis gibi görülebilir. Oysa, burda belirleyici olan, (‘ulema’) ‘hüküm’ün(ün) sebeb(illet)idir.
Vaktiyle – 7. Yüzyilda ! – ‘Müslaman kadinlara’ a basörtüsü takmalari emri, onlari köle kadinlardan ve cariyelerden ayirmak, daha dogrusu ‘insanlar onlara, cariye ya da köledir diye cinsel tacizde bulunmasinlar’ diye vaz edilmis olabilir. Gene vaktiyle vazedilmis ‘resim yasagi’ da bunun gibidir. Bu yasagin illeti de, insanlarin resmedilen seylere tapinabilecekleri endisesidir. Kaynaklar; ‘illet’in yok olan bir hükmü meydana getirebilecegini belirtirler. (36)

Bunun tersi; bir hüküm , illetinin kalkmasiyla gecerliligini yitirecegidir. Nitekim, günümüzde kimse resimlere , fotograflara tapmadigindan, ‘resim yasagi’ ndan sözedebilecek tek akili basinda ‘alim’ yoktur. Ayni sekilde; köleleik, cariyelik kurumunun tarihe karistigi toplumlarda; hala 7. ila 14. yüzyil Arap toplumunda ‘cariye sanilip igfal edilmesinler’ düsüncesiyle ‘hür kadinlar’ i cariyelerden ayirmak amaciyla önermis – zamanin kosullarina göre rasyonel sayilabilecek – bir tedbiri, 1998yilinda ‘Allah’in buyrugu’ olarak savunmak, her seyden önce Kuran’ a ve Islam dinine hakarettir.
Bellicikar cevrelerincepropagandasi yapilan ‘ithal tessetür’ ün kaynagi Arap/fars dinciligi olmasina (37) ve en eski Arap kaynaklarinin, Türkün tarih ve geleneginde kadini kapatmak gibi bir adetin bulunmadigini bildirmesine karsin (38), cagdas Arap yazarlarindan biri, ‘tessetürü’ ün Arap toplumuna Türkler tarafindan sokuldugunu iddia etmisti. (39). Türkler hakkinda, ‘bas örtüsü namuslu kadinin sembolüdür’ diyen Alman oryantalisti Rita Breuer’in, Misirli, Iran’li dincilerle agiz birligi icinde, ‘türban Islam kımliginin en önemli simgesidir’(40) diyebildigi, Die Zeit gibi saygin bir haftalik gazetenin üstelik ‘Türk dostu’ olarak tanitilan bas rektörü Theo Sommer’in ‘inanan Müslüman kadinin basörtüsü’nden sözedebildigi(41) hatirlanacak olursa, Dogu dincilerinin, batili dostlariyla birlikte, bir konuda daha uzlastiklarini ibretle kabul etmeliyiz.

Kaynaklar:
(1) Muhammad Ahmad al – Muyassar : Nahwa Dustur Islami, s.58, Kahire 1995.
(2) ****.e., s.60.
(3) Ilzam az – Zawc bi’n – Niqab, Liwa al – Islam, 4/1995, s.120
(4) As – Sarif al – Curcani: Kitabu’t – Ta’rifat, s.111, Beyrut 1985.
(5) Bakara suresi 177. ayetinde söyle buyurulur: ‘Yüzlerinizi dogudan yana ve batidan yana cevirmeniz, iyi olmak demek degildir. Lakin iyi olan, Allah’a ahiret gününe, meleklere, kitab’a, pegamberlere inanan, O’nun sevgisiyle, yakinlarina, yetimlere, düskünlere, yolculara, yoksullara, ve köleler ugrunda mal veren, namaz kilan, zekat veren ve ahitlestiklerinde ahidlarine vefa gösterenler, zorda, darda ve savas alaninda sabredenlerdir.’ Hz. Muhammed’ in Islam tanimi ise sudur: ‘Islam bes sey üzerine kurulmustur: Allah tan baska Tanri olmadigina ve Muhammed’in O’nun elcisi olduguna taniklik, namaz kilmak, zekat vermek, hac ve Ramazan orucu’ (Buhari, Kitabu’l – Iman2). Ayrica b.k.: Abdulqahir Ibn Tahir al – Bagdadi: Kitabu Usuli’d – Din, s.186 v.d., Istanbul 1928 .
(6) Bk. Muhammad Ibn Carir at – Tabari: Cami’u’l – Bayan an Ta’wili Ayi’l – Qur’an, c.XIII, s.117 –125, Kahire 1968; Ismail Ibn Kathir: Tafsiru’l – Qur’ani’l –Azim, c.III, s.293 v.d., Beyrut 1980; Calaluddin as – Suyuti: ad – Durru’l. Manthur fi’t – Tafsir bi’l – Ma’thur, c.V, s.40 v.d., Kahire tarihsiz.
(7) Kur’an – Kerim ve Türkce Anlami, s.352, Diyanet Isleri Baskanligi Yayinlari, Ankara 1987.
(8) Tabari:c.XVIII, s.119.
(9) ****.e. c. XVIII, s.117.
(10)****.e. c. XVIII, s.118.
(11) ****.e.
(12) ****.e. c. XVIII, s.120.
(13) Mahmud Ibn Umar az – Zamakhsari (vefati: 1144) : al – Kassaf an Haqa ‘iqi’t –
Tanzil wa Uyuni’l – Aqawil fi Vucuhi’t – Ta ‘wil, c.II, s.383, Kahire 1948.
(14) Abu Bakr al – Cassas: Ahkamu’l – Qur’an, c.III, s.390, kahire 1928.
(15) ****.e., c.III, s.391
(16) Abu Bakir Ibn al – Arabi (vefati: 1148): Ahkamu’- Qur’an, c.III,s.1361, tahkik: Ali
Muhammad al- Bacawi, Kahire 1958.
(17) Kur’ an – i Kerim’ in Türkce Anlami, s.425.
(18) zalika adna li-yu’rafna fa-la yu ‘zayna.
(19) Tabari: c.XXII,s.41 v. d.
(20) ****.e.
(21) ****.e., c.XXII, s.46.
(22) ****.e., c. XXII, s.47.
(23) al - Kassaf, c.II, s.549.
(24) ****.e.,c.II,s.550.
(25) Al – Cassas: Ahkamu’l’Qur’an, c.III, s. 458.
(26) Ibn al – Ahkamu’l’Qur’an, c.III, s. 1575.
(27) Ali al- Hasimi: al_ Mar’a fi’s – Si’ri’l – Cahili, s.79 v.d., Kahire 1972.
(28) Fadwa el – Guindi: Hijab, The Oxford Enclopedia of Modern Islamic World, c.II, s. 108, New York & Oxford 1995.
(29) Tekvin, 24:65.
(30) Isaya, 3:23.
(31) Korintosularla I. Mektup, 11: 3 – 10.
(32) Abu’l – Farac Ibnu2l –Cawizi: Zadu’l – Masir fi Ilmi’t – Tafsir, c.VI, s. 422, Beyrut tarihsiz.
(33) Mustafa galayani: Nazarat fi Kitabi’s – Sufur wa‘l – Hicab, s.68 v.d., Beyrut 1928.
(34) Sayyid Qutb: Fi Zilali’l –Qur’an, c.VI, s.92 v.d., Beyrut 1976.
(35) Muhammad as – Sabuni: Tafsiru Ayati’l – Qur’an, c. II, s.154, 377 v.d., Beyrut 1981.
(36) FahrettinAtar: Fikih Usulü, s. 134, Istanbul 1992.
(37) bassam Tibi: Die Postkemalistische Türkei, Internationale Politik, Ocak 1998, s.1.
Suriye asilli olan ve kökten dincilik üzerine cok sayida eseri olan tibi: ‘ithal edilen,
zira Türk karakteri tasimayan türban’ ifadesini kullaniyor: ‘... diese importierten, d.h.
nichttürkischen Schleier...’
(38) Ibn Fadlan: Fi Wasfi2r – Rihla ila Biladi’t – Turk wa’l – Khazar wa’r – Rus wa’s –
iba, s. 92 v.d., tahkik: Sami ad – Dahhan, Beyrut 1987.
(39) Husayin Ahmad Amin: Dalilu’l _ Muslimi’l – Hazin, s. 250 v.d., Kahire 1987.
(40) Rita Breuer : Familienleben im Islam, s. 86, herder 1998.
(41) Theo Sommer: der Kopf zählt, nicht das Tuch, Die Zeit, 16 temmuz 1998.
Kerim

Hoş, ben bu yazıyı iki-üç kişiden fazlasının da okuyacağını düşünmüyorum uzunluğu nedeniyle. Ama önemli olan zaten bir ikişinin bile okuması. Bana gülen, alay eden, zekamdan şüphe eden arkadaşların entelektüel birikimleri müsaade etmez zaten okumalarına. Okusalar da anlayacaklarını pek sanmıyorum. Adam daha tartışmayı bilmiyor ki, böyle derin bir konuyu kaldırsın. Biz burada ciddi ciddi fikir alış verişi yapıyoruz; adamsa sadece yazmak için "gülüyorum" diyor. Çünkü söyleyeceği bir şey yok ki. Zaten, onları adamadan sayıp sohbet eden de hata.
 
iremm

iremm

Üye
HIMAR = ÖRTMEK

"Kuran ayetinde ’başörtüsü’ diye bir kelime geçmemektedir. Buna rağmen tüm Kuran tefsirlerinde ve çevirilerinde Kuran ayeti ’başörtüsü’ olarak çevrilmiştir. Halbuki ayette geçen "HIMAR’ kelimesi ’Baş örtmek’ anlamında değil, sadece ’örtmek’ anlamına gelmektedir. Eğer, herhangi bir şey örtülecek ise. O şeyin vurgulanması gerekir. Örneğin masa örtüsü derken, örtmek kelimesinin yanına masa kelimesinin gelmesi gibi, başörtüsü dendiği zaman da "örtmek" ("hımar") kelimesinin yanına "baş" ("re’s") kelimesinin ’hımarü-re’s’ şeklinde gelmesi gerekir. Ayetteki ’hımar’ (’örtü’) kelimesinin yanında geçen ve vurgulayan kelime ’cuyub’ kelimesidir ki, ’yaka’ veya ’göğüs’ anlamına gelir. Çünkü, aynı kelime ’cuyub’ bir başka ayette (28:32) Hz. Musa’nın ’göğsüne/koynuna elini soktuğu’ şeklinde geçer. Yani, ’cuyub’ kelimesi, ’hımar’ örtmek kelimesi ile kullanıldığı zaman ’bihumûrihinne ala cuyubihinne’ başını örtmek değil, ’göğsünün üzerini örtmek’ anlamına gelmektedir. Geleneksel tüm yorumcular, Kur’an ayetini bilimsel bakışla değil de, birbirlerini taklit edip, ’Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler’ diyerek ’Felyedribne’ fiilini de ’örtsünler’ diye tercüme etmişlerdir. Bu geleneksel yorumcular ’DaRaBe’ kökünden gelen bu kelimeyi burada, ’Başörtülerini örtsünler’ derken, bir başka yerde aynı ’DaRaBe’ kelimesini ’Kadınları DÖVÜN’ (Bak. 4:34) diye çevirmişlerdir. Özetle, Kuran’ın orijinal ayeti tüm açıklığı ile ortadayken, elverişli bir siyasal kullanım malzemesi olarak, sürekli gündemde tutulan başörtüsü, Kuran’ın değil, geleneklerin, kişisel görüşlerin dinleşmesinden kaynaklanmaktadır."

öncelikle bir yanlışlığı düzelteyim izniniz olursa:Kelimenin kökünü biraz deşersek;
HAMR: Sözlükte " Örtmek, kapamak, mayalamak" demektir. Örtünmek, örtmek, kapanmak (ihtimâr), karışmak, alışmak (muhâmere), mayalamak, örtmek (tahmîr), mayalanmak, örtünmek, kapanmak (tahammür), başı döndürüp karıştıran, aklı örten, şarap, içki (hamr), baş döndüreni satan, şarapçı (hammâr), başı döndürme, aklı örtme yeri, şaraphane (hammâre), şarap rengi, koyu kırmızı (hamriyyun), hamurun içine örtülüp karışan, maya (hamîra), mayalı, örtülü, kapalı (mahammer), örtülmüş, mayalı, mayhoş, sarhoş (mahmur), içkinin verdiği baş ağrısı (humâr), başı beyaz koyun (muhammera mine'ş-şiyâh), başörtüsü, yemeni, eşarp (himâr) kelimeleri bu köktendir…
Ayrıca:Ayette "başörtülerini" diye çevirdiğimiz "humuruhinne" kelimesi HAMR kökünden gelir ve tam anlamıyla "başörtüsü" manasına gelir.

Ewet şimdi asıl konumuza gelirsek

Kuran'da başörtüsü var mı?

Kuranda bu konuyla ilgili birkaç kavram var: himar, cilbab, tebberrüc ve kavl-i ma'ruf kavramları ile ifade edilen ve doğrudan kadınların baş ve vücut örtülerini, dışarı çıkmalarını ve konuşma tarzlarını düzenleyen ayetlerdir. Bunlarla ilgili açıklamaları elini vicdanına koyarak ve arka plânını kavrayarak okumak ne dendiğini apaçık anlamaya yetecektir...

Ayetlerde diyeceksiniz ki niye apaçık başınızı örtün denmiyorda daha farklı olarak boynunuzu vs deniliyor hepimizin aklını karıştıran taraf bu öyle değil mi? O zmn olaya şöyle bakalım: ayetlerde Dikkat edilirse "Başörtüsü takın, başınızı örtün" denmiyor da "Başınıza aldığınız o örtüleri boyunlarınıza, omuzlarınızdan aşağıya da salın" deniyor. Bunun sebebi, o dönem kadınlarının başörtülerini arkadan bağlayarak, omuzlarını ve göğüslerine kadar boyunlarını açıkta bırakmaları.Böyle yaparak kendilerini daha çekici göstermek amaçları en azından öyle sanıyorlar. Buradan "Başörtüsü değil, boyun örtüsü emrediliyor" diye bir sonuç çıkarmak, işi yokuşa sürmek ve anlamamak için diretmekten başka bir şey değildir.
Çünkü Kuran'ın çoğu emri zaten böyledir. Yani ayetler çoğunlukla "yürürlükteki durum" üzerine gelir ve onu düzene sokar. Bu tür ayetler yürürlükteki duruma müdahale etmek, yanlış taraflarını düzeltmek, ıslahat yapmak amacıyla gelmektedir. Düzelttiği şekliyle de kalıcı emre dönüştürmektedir.


Yazdıklarım çok net ve anlaşılır ayrıca karides asıl "sen kimsin eğitim seviyen ne" gibi kelimeler hakaret içerikli kelimeler bu tür kelimelerden bu denli rahatsız olan birinin aynı kelimeleri başkası için kullanması ilginçç??:)
 

_KadirşinaS_

Üye
Ya kardeşim siz ne kadar tuhaf adamlarsınız. Bu işin alimleri bile Kur'an'ı yorumlamak için yıllarını veriyor siz zart diye hatim ettiniz, hafız oldunuz.Madem o kadar biliyorsunuz Kur'an'ı, o zaman biraz mantıklı düşünün ve bir kaç dakikanızı ayırıp şu altta yazdığımı okuyun:
Bilindiği üzere bir ayette "Anne, babanıza öf bile demeyin" diyor (ayetin tam şekli bu değil, sadece kısaca yazdım). E şimdi ben alayım elime sopayı girişeyim bizimkilere, ondan sonra "öf bile demedim" diyeyim.Kur'an'da yazan buydu, ben de öf bile demeden dağıttım bunları. Nasıl mantıklı mı? İşte sizin örtünme ile ilgili yorumlarınz da bu kadar saçma, hatta saçma ötesi.Oradaki örtünme, benim anladığım kadarıyla dikkat çekmemek için örtünmek. Ve saçın,doğası gereği, parlak yapısı, hareketli yapısı sadece erkeklerin değil, herkesin dikkatini çeker. Bu durumda saçı açık bayan daha kolay ilgi odağı olur. E hepimizin bilidği üzere de erkekler kadınlara meyletmeye daha yatkındır. Allah (c.c.)da bu tür sapkınlıkları önceden engellemek için, kadınların kendilerini maximum dercede korumasını emretmiştir. Bunun kadının sosyal kimliğini yok etmekle,onu toplumdan silmekle,küçük düşürmekle ne alakası var?Bırakın artık şu bağnazlığı.
Şunu da unutmamak gerekir. Cahiliye döneminde sokak ortasında tecavüze uğrayan,dövülen,hor görülen, saçlarından sürüklenen kadını; ipek örtülerle bezeyen, biricik kılan, cenneti ayaklarının altına seren yegane din İslam dinidir. Zira mevcut kadın haklarının temeli de peygamber efendimizin veda hutbesine ve İslam'ın emirlerine dayanır.
 
FerreT

FerreT

Üye
Hiç birimizde fikir değişmesi olacak gibi gözükmüyor..Ben kartlarımı sizde kartlarınızı oynadınız. Konuyu okuyanlar cevap yazanlarda bizden farklı değil.Yazacaklarım var fakat değişme yönünde bi gelişme,ilerleme görmedim yani gereksiz konuşuyorum hissine kapıldım.Karidesede tşk etmek istiyorum olumsuzluklara rağmen güzel bi tartışma oldu fakat yinede olayı kişiselleştirmemesini temenni ediyorum. olumsuz konuşmaları göz ardı etmek bazen en iyisidir..

Birbirimizin fikirlerine saygı duyarsak daha uzun vadeli ve sağlıklı bi tartışma olur..
 

_KadirşinaS_

Üye
Ne yazık ki katılıyorum. Bir türlü ortak nokta bulunamıyor bu konuda. :(
 

karides

Üye
Ya kardeşim siz ne kadar tuhaf adamlarsınız. Bu işin alimleri bile Kur'an'ı yorumlamak için yıllarını veriyor siz zart diye hatim ettiniz, hafız oldunuz.....Şunu da unutmamak gerekir. Cahiliye döneminde sokak ortasında tecavüze uğrayan,dövülen,hor görülen, saçlarından sürüklenen kadını; ipek örtülerle bezeyen, biricik kılan, cenneti ayaklarının altına seren yegane din İslam dinidir. Zira mevcut kadın haklarının temeli de peygamber efendimizin veda hutbesine ve İslam'ın emirlerine dayanır.

Ya kardeşim, sizin kendi fikriniz yok mu yahu? Hepiniz bir Harun Yahya okumuşsunuz, önüme geliyorsunuz. Başka vereceğiniz bir örnek yok mu ya çok merak ediyorum. Ayrıca yeşil ile yazılan yerleri dikkate dahi almıyorum. Sizin bunları yazabilmeniz için beni şahsen tanımanız gerekiyor. Benim geçmişimi bilmeden bunu yazamazsın. Kırmızı ile yazılan yerlerin ise sadece demogoji olduğu ortada. Konumuzla hiç alakası yok.

Ben yukarıda gayet bilimsel bir şekilde ve elle tutulur şekilde iddiamı açıklamışım. Ya sen napıyorsun?
 


Üst Alt