Taşlanmış Kot Giymeyin!


omayra

Üye
    Konu Sahibi
Hepimizin severek giydiği taşlanmış kotların nasıl yapıldığını biliyor musunuz?
Peki sırf bu keyfiniz için birilerinin öldüğünü biliyor musunuz?

Aşağıdaki haberi okuyun ve bir daha taşlanmış kot giymeyin. Ben giyemeyeceğim. Kimsenin ölümü beklerken çektiği acıların müsebbibi olmayacağım!

Duyarlı olun ve bu insanların dramına yol açmayın!

İşte o haber. Türkiye bu konu ile çalkalanıyor, biliyor musunuz?

Öldüren işkolu: Kot taşlama


Köyden “iş” için gurbete çıkıyor, birkaç yıl kot taşlıyor, askere gittiklerinde “çürük” raporu verilince hastalıklarını öğreniyorlar ve köylerine ölmek için dönmek zorunda kalıyorlar.


Silikozis hastası kot taşlama işçileri Mehmet Beşir Başak, Durmuş Demnirkol, İşçi Kardeşliği Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şadi Ozansü, İÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ABD Öğretim Görevlisi ve İKP Genel Başkanı Prof Dr Zeki Kılıçaslan, Avukat Tanzer Güven.



Türkiye yıllardır bir yanda mevsimlik işçiler dramı yaşıyor, Güneydoğu’dan kamyonetlere tıkabasa doldurularak pamuk ya da fındık toplamaya götürülen kadın-erkek-çocuk işçiler daha “işyerine” varamadan yolda ölüyorlar. Diğer yanda ardarda “kaza” ile ölen işçiler nedeniyle, artık “Kaza geliyorum diyor” durumunun çoktan aşıldığı Tuzla tersaneleri var. Her cenazede avaz avaz sesler yükseliyor ama, inanılamaz nedenlerle sorun çözülemiyor. Ve son günlerde “Burası Türkiye” dedirten bir başka “öldüren işkolu” yansıdı basına: Kot taşlama...





Dünyada ve tabii Türkiye’de her zaman moda olan blue-jeans ya da kotu beyazlatmak-eskitmek için çalışanların, bu iş yüzünden öldüklerini biliyor musunuz? Dünyada makinelerle yapılan bu iş, Türkiye’de ucuz diye elle yapılıyor. Taşradan 15-25 yaş arasındaki gençler, bu iş için İstanbul’a geliyorlar. Bir işçinin anlatımıyla işin “geleceği” şöyle: “Kot kumlamaya gelirsin, sonra askere gidersin, çürüğe çıkarılınca öğrenirsin hastalığını, köyüne döner, ölürsün. Buna kumlama hastalığı derler.” Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan, kot taşlama ya da kumlama işinin neden olduğu hastalığın ve ölümlerin tesadüfen teşhis edildiğini, fason çalışan atölyelerde çalışan onlarca gencin öldüğünü anlattı.

Bingöl’ün Karlıova Taşlıçay Köyü’nde neredeyse her evde bir “kumlama hastası” var. Bazı evlerde 3-5 hasta... Köylerinden kalkıp geldikleri İstanbul’da sigortasız, maskesiz, havalandırması bile olmayan kot taşlama atölyelerinde, çok değil 6 ay ile 2 yıl arasında çalıştıktan sonra, öleceklerini öğreniyorlar. Aslında bu maden işçilerinin “meslek hastalığı”... Ancak maden işçilerinin bir bölümü, 20-30 yıl çalıştıktan sonra yakalanıyor, kot taşlama işi yapanlar ise hemen...


Prof.Dr. Zeki Kılıçaslan (Göğüs Hastalıkları Uzmanı):
TEKSTİLCİLERDE MADENCİ HASTALIĞI
Kot taşlama, kotların beyazlatılması, eskitilmiş görünümü verilmesi için, kumun kuru hava kompresörleriyle kotların yüzeyine tutularak aşındırılması işlemine verilen ad. Bu uygulama sırasında solunan tozlar akciğerde silikozis hastalığına yol açıyor. Ucuz olduğu için bu yöntem kullanılıyor. Kumun özü silisyum’dur ve ciddi hastalık yapar. Bu hastalık aslında madencilerde olur. Tünel, yol yapımında, döküm işinde çalışanlarda rastlanan klasik madenci hastalığı. Bizim de bilmediğimiz şekilde meğerse kotlar yıpratılırken kum kullanılıyormuş. İlk önce başka doktorlara gitmiş hastalar, tüberküloz sanılmış. Bu hastalıkta akciğer filmindeki görüntü, tüberküloza benzer çünkü. 8-10 hastanın akciğerlerinden gereksiz şekilde biopsi yapılmış ve görülmüş ki toz (kumlama) hastalığı.

KİTLESEL BOYUTLARDA OLDUĞUNU BİZ DE BİLMİYORDUK
Sonra hastalardan bilgi alınmış. “Ne iş yapıyorsunuz?” “Tekstil işçisiyiz, kot parlatıyoruz.” “Nasıl parlatıyorsunuz?” “Kum püskürtüyoruz”... Kum püskürttüğünüz esnada çok iyi tedbir alınmaz, oysa işçinin temiz havayla temas etmesi lâzım, o bölümde solumaması veya maskeyle temiz hava alması gerekiyor. Temiz hava almazsa o kumu soluyor işçi. Ve hasta oluyor. Maden işçilerinin bazılarında 20-30 senede oluşur. Ama buralarda o kadar yoğun biçimde bu toza maruz kalmış ki işçiler, o kadar tedbir alınmamış ki, insanlar 1-2 senede hasta olmuşlar. Ve kitlesel boyutta. Bunun bu kadar kitlesel boyutta olduğunu biz de bilmiyorduk. Ama şu anda Çalışma Bakanlığı’nın verilerine göre en az 5-10 bin kişi bu işte çalışmış şimdiye kadar; 1987-88’den bu yana.

ASKERDE ÇÜRÜĞE ÇIKINCA ANLIYORLAR
Türkiye’de şu anda bu hastalığa yakalananların sayısı (kayıtlara göre) 150’yi geçti. 20’den fazlası da öldü. İşçiler 20-30 yaş arasında, yani genç oldukları için şikayet hemen ortaya çıkmıyor. Ne zaman ki askere gidiyorlar, koşmaları gerekiyor, koşamıyorlar. Geçen hafta öğrendik, aynı fabrikada çalışan 3 asker birden çürüğe ayrılmış. Koşamamışlar, revire kaldırmışlar. Bakmışlar ki, çok ciddi hastalar. Bir arkadaşımızın oğlu hasta. Onun bir oğlu daha var, ikiz. O da aynı işyerinde çalışmış. “Getir ona da bakalım” dedim. Babası, “Onun bir şikayeti yok” dedi. Getirdi ki, diğerinden daha ağır hasta.

İHRACATÇI FİRMALARIN PİS İŞLERİ İSTANBUL’DA
İstanbul’da halen Küçükköy, İkitelli, Sultançiftliği, Halkalı, Alibeyköy semtlerinde her türlü denetimden uzak çok sayıda kot taşlama atölyeleri var. Bunlar fason firmalar. Büyük kot firmalarının fason işlerini yapıyorlar. İhracat yapan firmaların pis işlerini yapıyorlar. Bu atölyelerde insanlık dışı koşullar var. Normalde buraların havalandırılması gerekirken, bunlar tam tersine kum kaybolmasın diye her tarafı kapatıyorlar. Saf kum olduğu için değerliymiş. İşçilere dışarıdan hava veren 50-100 YTL’lik maske verebilirlerdi, ama vermemişler. 12 saat ve daha uzun saatler boyunca çalışıyorlar. İnanamazsınız... 15- 25 yaş arasında gençler. Ölenler de bu yaşlarda. Bu dünya tarihinde az görülen bir olay. Tuzla’dan çok daha ciddi bir olay. Bile bile... Gerçekten korkunç insanlar... Bingöl Karlıova’nın Taşlıçay köyünde tam 100 kişi hasta. Durmadan hasta çıkıyor. Dün basın açıklamasına gelen bir genç, “Ben çalıştım ama hasta değilim” dedi. “Film çektir” dedim. Çektirdi ve hasta çıktı.

BU İŞ HEMEN YASAKLANMALI
Türkiye adına utanç verici, korkunç bir olay. 20 yaşındaki insanların meslek hastalığından ölmesi kabul edilemez bir şey. Kot kumlama işi hemen yasaklanmalı. Aynı iş başka yöntemle, kimyasal yapılabiliyor. O yöntemlerle yapsınlar.

TAZMİNAT BİLE ALAMIYORLAR
Hastaları meslek hastalıkları hastanesine gönderiyoruz. Belli bir oranda işgöremezlik raporu alıyorlar. Çoğu doğru dürüst yürüyemiyor, koşamıyor. Bu insanlara 60- 80 YTL maaş bağlanıyor. Maddi-manevi tazminat meselesine gelince... Aslında 60-80 bin YTL almaları lazım, ama bunu almak çok zor, hatta mümkün değil. Çoğu küçük işverenler, kimi kapatmış kaçmış. İşçilerin birçoğu sigortasız çalıştırıldığı için çalıştığını ispatlıyamıyor da.

TÜM İŞÇİLER BEDAVA MUAYENE EDİLMELİ
Hükümet şu açıklamayı yapmalıdır. Daha önce kot kumlama işinde çalışmış olan işçiler hiçbir şikayetleri olmasa bile, sigortalı veya sigortasız farketmez, hepsi göğüs hastalıkları hastanelerine başvurmalı ve filmlerini çektirmeliler. Çünkü bu insanlar şikayetim yok diyerek gelmiyorlar. Ben Verem Savaş Dispanseri’nde çalışıyorum aynı zamanda. Gelsinler bedava filmlerini çektirsinler diyorum. Hiçbir şikayetleri yokken filmlerini çektirmeye gelen 40-50 işçiden 15’i hasta çıktı.

ÖLMEK İÇİN KÖYLERİNE DÖNMÜŞLER
Tek bir iş yerinde, 40-50 kişinin 35’i hasta, 3’ü ölmüş, 2’si ölmek üzere. Hastalığın boyutlarını ortaya çıkarmak için bu işte çalışan herkesin başvurması gerekiyor. Kayseri’den de bilgi geldi bir hasta varmış. Erzurum’daki bir arkadaşımız farketti hastalığı ve Bingöl’deki hastaları ilk o buldu. O yöredeki insanlar İstanbul’da çalışmışlar, hasta olmuşlar ve ölmek için köylerine dönmüşler. “Biz bu hastalığı bilmiyoruz, nasıl oluyor?” diye bir işçiye sorduk. Ne cevap verdi biliyor musunuz? “Hocam, kot kumlamaya gelirsin, sonra hasta olur, köyüne döner ölürsün. Buna kumlama hastalığı derler” dedi. Abartmıyorum. Bizim doktor olarak iki sene öncesine kadar bundan haberimiz yoktu. Çünkü inanılmaz bir şey. Tekstil sanayii diyorlar, tekstilde böyle bir madenci hastalığı olmaz ki; başka hastalıklar olur.

MÜFETTİŞ “İŞİ FAZLA KURCALAMAYIN” DEDİ
Sonradan öğrendik ki bazı atölyeler Tokat, Antep, Erzincan, Kastamonu gibi yerlere taşınmış. Bazıları da belki yöntemi değiştirmiş olabilirler. Oralarda çalışmış insanların hepsi risk altında. Çoğu kayıtdışı zaten. Çalışma Bakanlığı bunun üzerini örtüyor. Size de ifşa ediyorum: Bir sene önce Çalışma Bakanlığı Müfettişi bana geldi ve ne dedi biliyor musunuz? “Çok da fazla kurcalamayalım bu işi, kaç milyon dolar ihracatımız var” dedi. Olmaz böyle birşey.

İSVEÇ’TE “KOT ALMA” KAMPANYASI BAŞLATILDI
Çalışma Bakanı’nın istifa etmesi lâzım. Tuzla’daki rezalet, Davutpaşa’daki patlama. İnsanlık dışı koşullarda çalıştırılıyor, ölüyorlar. Avrupa Akciğer Derneği’nde geçen sene bunlar bildiri halinde sunuldu. Hemen İsveç’te “Türkiye’den kot almayın kampanyası başlatıldı” biliyor musuz? Ama kardeşim haklılar. İnsanların kanıyla mı yapılır bu iş!

DAL GİBİ ÇOCUKLAR ÖLECEK
Tedavisi yok, maalesef. Bir noktaya gelmişse ölümle sonlanıyor. Ama hafif vakalarda o işe devam edilmezse hastalık ilerlemeyebiliyor. Tek çare, akciğer değişimi. İlerleyen vakalar için söylüyorum. Bu da Türkiye’de şimdiye kadar başarıyla yapılamadı. Hastanın yurtdışına gitmesi lazım. Nasıl gidecek? Bir tanesi bu umutla geldi bize, ciğerleri tamamen bitmiş artık, yurtdışı için rapor verecektik. Ama köyüne ölmeye gönderdik. Bu insan 22 yaşındaydı. Dal gibi çocuklar ölecek. Tam bir dram...

Abdülhalim Demir (Bingöl Karlıova Taşlıçay Köyü):
30 ASKERİN 20’Sİ ÇÜRÜK RAPORU ALIP GELİYOR
Gurbetçi olduğumuz için köyün hepsi İstanbul’da bu işi yapıyordu. Köyümüzden yılda 30 asker gönderiyoruz. Son üç yılda gönderdiğimiz 30 askerin 20’si çürük raporu alıp geri geliyor. Benim iki kardeşim de bu durumda. Kardeşlerimin biri 22, diğeri 20 yaşında. Onlar üçer yıl çalışmıştı İstanbul’daki atölyelerde. Ben de 1999-2003 yılları arasında Güngören’de çalışmıştım. 6 ay çalışmak hastalanmak için yeterli zaten.

BİR EVDE 3-5 HASTA
Yaklaşık 100 kişi hasta bizim köyde. Her evde bir demek yanlış olur, bazı evlerde üç-beş hasta var. Köyün geçim kaynağı gurbetçilik. Ben dava açtım. 97- 99 yıllarında bu iş çok revaçtaydı. O zaman maaşlar çok yüksekti, tabii ustaların maaşı. 80 milyon bir kirada oturduğumda, 600 milyon lira maaş alıyordum. İş sahipleri de kazanıyordu, sermaye işçilikti. Bizim köyden bir ben sigortalıyım, başka kimse sigortalı çalışmamış. Kusurlarını kabul etmediler. Bu, slikozis kullanmaktan kaynaklanan bir hastalık, başka türlü bu hastalık olmuyor zaten.

“TOZDUR, AYRAN İÇİN KAYBOLUR” DEDİLER
1987’de Hacı diye bir adam getirmişti bizi. “Tozdur” dediler, “Ayran içtiniz mi kaybolur” dediler. Korunma yolları da vardı. Bayrampaşa’da gördüm, robot gibi giyilen bir elbise vardı ve hortumla dıştan temiz hava alınabiliyordu, 50 YTL fiyatı vardı o zaman. “Yok, biz alamayız”, dediler.

İbrahim Hakkı Durgun (Trabzon-Sürmene):
NALBURDA SATILAN MASKELERİ KULLANDIK
Kapalı, havalandırması olmayan bir ortamda çalıştık. Ufak, bir soba borusunun geçeceği büyüklükte bir delik açılmıştı. Nalburda satılan basit maskelerden kullanıyorduk. Onu da şartlı veriyorlardı bize. Pazartesi günü verip perşembeye kadar bir daha vermiyorlardı. O da zaten verildiği gün, maske havayla temas ettiği zaman biriken şey çamurlaşıyordu, yani herhangi bir koruma özelliği yoktu verilen maskelerin.

DÖRT KARDEŞ AYNI İŞTE HASTALANDIK
Toplam 50 kişi çalışıyordu. Hasta olmayan yok, hepsi hasta. Bazıları aşırı derecede hastalanıp vefat etti. Biz dört kardeş aynı işte çalışıp hastalandık. İstanbul’da Küçükköy’de 2003’ten 2007’ye kadar çalıştım. Kardeşlerim 2001’den 2003’e kadar çalıştı. O zaman en son 350 YTL alıyorduk. Hepimiz sigortasız çalıştık. Ben 2006’nın Kasım ayında hastalandım. Kardeşlerimde de ik-üç ay sonra hastalık ortaya çıktı. Bizim böyle bir hastalıktan haberimiz yoktu, Zeki Bey (Prof. Zeki kılıçaslan) ortaya çıkardı.

TEDAVİ OLACAK, DAVA AÇACAK PARA YOK
Bayram tatiline girmiştim. Aşırı başağrısı şikayetiyle devlet hastanesine gittim. Bende kilo kaybı da var deyince, o zaman bir röntgen çektirin, bakalım dediler. İlk başta “verem” dediler. 9 ay boyunca verem ilacı içirdiler boşuna. Meslek hastalıkları hastanesinde yattık, yeşil kart çıkarttırdık. SSK’ya maluliyet maaşı almak için başvurduk, sigortasız çalıştığımız için ne cevap verirler, bilmiyorum. Dört kardeş de hastayız. 1,5 yıldır hastanelerde uğraşıyoruz. Maddi yönden de çok etkilendiğimiz için dava açacak durumumuz yok.

İŞVERENLERE ŞUNU SÖYLEMEK İSTİYORUM
Kimse 350-400 YTL için bu işe bulaşmasın. İşverenlere şunu söylemek istiyorum: 3-4 kuruş para kazanacaklar diye insanların sağlığıyla oynamasınlar. Bu insanların çoğu vefat etti, bunların eşlerine çoluğuna çocuğuna sahip çıksınlar. İşveren yüzümüze bakmıyor. Sizin yüzünüzden bu hastalık oldu diyoruz, yüzümüze bile bakmıyorlar.



hala taşlanmış kot giyecekseniz, vicdanınızdan şüphe ederim!
 

elmyra

Üye
daha önce seneler önce bu haberler cıktı bircok tv haber programında ama her konuda olduğu gibi moda diye bu konudada duyarsızz kaldıkk

kotun tasıl taşlandığını görseniz o insanları görseniz o kotu gecirmeyeceksiniz bacağınıza

derinin nasıl yapıldığını hayvanlara nasıl muamele edildiğini derilerinin nasıl canlı canlı yüzüldüğünü görseniz almayacaksınız elinize

keske biraz daha duyarlı olsakk
 
Praetor

Praetor

Emekli Yönetici
Çok yararlı bir paylaşım olmuş teşekkürler!.. Zaten sevmem taşlanmış kotları, tercihen klasik giyinirim...
Ancak burada asıl duyarlı olması gerekenler modayı şekillendirenler!.. Zira gençlerin trendini değiştirmek ne yazık ki bu bilgilerle mümkün değil... Zira burada okuyup kafa sallanıyor belki ama kot almaya gidince bu bilgiler çoktan unutulmuş oluyor...
 
***BlackrosE***

***BlackrosE***

Üye
taşlanmamış kot giyen var mı?? ayrıca abla bunu sağlıksız ortamda yapanlar kadar özel maske ile yapanlarda var işletmeden işletmeye değişir... ama genele vurarsak ekmek parası bile olmayacak paraya bu işi yapanlar var maalesef yaa... :(
 
Praetor

Praetor

Emekli Yönetici
Aşağıdaki haberi okuyun ve bir daha taşlanmış kot giymeyin. Ben giyemeyeceğim. Kimsenin ölümü beklerken çektiği acıların müsebbibi olmayacağım!
hala taşlanmış kot giyecekseniz, vicdanınızdan şüphe ederim!

Bu arada hukuksal anlamda bu zararlı sonucun önüne geçmek nasıl mümkün olur diye düşünürken aklıma geldi; belki de burada sorulması gereken bir soru taşlanmış kot sektöründe hangi aşamanın bu zararlı sonucu doğurduğu?..

Zira 3-5 liraya satılan kotların taşlama aşamalarının da pek güvenli koşullarda gerçekleştiğini zannetmiyorum... Burada asıl sorun bana kalırsa taşlanmış kot değil de işverenin işgüvenliğini sağlaması konusunda düğümleniyor!.. Zira mutlaka bir kotun taşlanmasının güvenli bir yolu vardır! Zaten yazıda da belirtilmiş. Ama kobi sıfatını haiz bir işletme sahibinin bu sektörde kârını arttırması (hatta belki de kâr edebilmesi) iş güvenliği için alınması zaruri önlemlerden kısmak suretiyle mümkün oluyor!

Ayrıca an itibarıyla taşlanmış kot sektörüne balta vurmak tüm düynadaki moda eğilimleri düşünüldüğünde neredeyse imkansız!.. Yani talep yoğun! Talebin bu denli yoğun olduğu yerde arz mutlaka varlığını sürdürecektir; klasik iktisat mantığıdır, talep yoğunken arz kısılırsa karaborsa bile ortaya çıkar da yine de o mal bir şekilde piyasa konusu olur!..

O halde taşlanmış kota hayır sloganıyla yola çıkmak mı daha doğru yoksa yeterli iş güvenliğinin alınmadığı işletmelere hayır ya da iş yerlerinde iş güvenliğinin denetlenmesinin zayıf olmasına hayır sloganları mı daha uygun...
 
ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
Taşlanmış kot nasıl oluyor? :dry:
 
Pure Life

Pure Life

Üye


boyle bacak kısmının rengı acık
 
***BlackrosE***

***BlackrosE***

Üye
bu resimdeki çok taşlanmış tai herhangi bi yerinde beyazlık olan kot taşlanmıştır ;)
 
ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
Ben onları boya sanıyordum. :ah
 

omayra

Üye
    Konu Sahibi
ben de makinede yapılıyor sanıyordum... bir daha asla taşlanmış kot giymem!
 

Solamente

Üye
Bende giymem bi daha severdim ama :(
 
Romantik Prens

Romantik Prens

Üye
ben zaten giymiyorum bundan sonrada giymem
 

Solamente

Üye
Türkiye’de 5 bin kot taşlama işçisi ölümcül Silikozis hastalığıyla mücadele ediyor
Çoğunlukla merdivenaltı faaliyet gösteren atölyelerde gerçekleşen bu üretim nedeniyle şu ana kadar 40 işçinin hayatı söndü. Önceki akşam İstanbul Beşiktaş’ta düzenlenen “Sesimiz Nefesimiz” adlı gecede; aralarında Arif Sağ, Kardeş Türküler, Mor ve Ötesi, İclal Aydın, Cahit Berkay ve Emrah Karaca gibi birçok ünlü isim sahneye çıkarak kot taşlama işçilerine destek verdiler.
Gecede bir konuşma yapan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan, Silikozis hastalığının dünyada çok bilinen bir rahatsızlık olduğunu ancak tekstil sektöründe ilk kez Türkiye’de ortaya çıktığını söyledi: “Maalesef tedavisi olmayan bu hastalığa daha çok kurban vereceğiz. Bu arkadaşlarımızın en büyük sorunu yıllarca sigortasız çalıştırıldıkları için haklarını arayamamasıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Sağlık Bakanlığı bu gidişe bir önlem alsın. Sizler buraya yüz kızartıcı bir şeyi ağartmaya geldiniz.”
Özel makinelerde yapılması gerekiyor
MODERN üretimde kot pantolonların taşlanması, bu iş için özel kullanılan makinelerde yapılıyor. Kotlar, içerisi kot kumaşını aşındıran dev taşlarla dolu makineye yerleştirilip eskimiş bir görünüme kavuşuyor. Bu prosedüre “sandblasting” adı veriliyor.
 
Catty

Catty

Emekli Yönetici
:(:(:(Taşlamasınlar İçimden Giymek Gelmyo Yeminle Ya...
 

Solamente

Üye
ama giyiyoruz :(
 
Praetor

Praetor

Emekli Yönetici
Bilgi için teşekkürler :)
Konuları birleştirsek daha uygun olacak.
 

Solamente

Üye
kötü abi :@
 
Praetor

Praetor

Emekli Yönetici
Niye yahu ne yaptım ben :ss
 

Solamente

Üye
konumu katlettin :( yaa :agla:agla:agla ben güncel bişeyden bahsettim sende omayra ablanın tarihi eser konusuyla birleştirdin haksızlık bu yaa açmicam daha konu monu banane bu bana yapılacak şeymiydi :agla:agla:agla:agla dargınım abi sana kalbimi çok parçaladın rencide oldum üzüldüm bozuldum pesimist oldum daha sayımmı :agla:agla:agla:agla:agla
 
Praetor

Praetor

Emekli Yönetici
Yahu daha derli toplu oldu böyle :ss
Aynı konudan bahsediliyor.
 

Benzer Konular

Efe Yakup Karahanlı
Cevap
1
Görüntüleme
151
sinan yüksel
Selim Baltaci
Cevap
0
Görüntüleme
79
Selim Baltaci
Cevap
2
Görüntüleme
326
DarkredBlue61
Cevap
7
Görüntüleme
552
DarkredBlue61




MaxiCep.com internet sitesi 5651 Sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının m) bendi ile aynı kanunun 5. maddesi kapsamında BTK kurumu tarafından onaylı Yer Sağlayıcı olarak faaliyet göstermektedir. İçerikler, ön onay olmaksızın tamamen kullanıcılar tarafından oluşturulmaktadır.

MaxiCep.com; Yer sağlayıcı olarak, kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriği ya da hukuka aykırı paylaşımı kontrol etmekle ya da araştırmakla yükümlü değildir.

MaxiCep.com’un yer sağladığı içeriğin 5651 Sayılı Kanun’un 8 ila 9. maddelerine aykırı şekilde; kişilik haklarınızı ihlal ettiğini ya da hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsanız Buradan yada [email protected] mail adresine e-mail göndererek iletişime geçerek bildirebilirsiniz.

Bildirimleriniz dikkatle ve özenle incelenmekte olup kişilik haklarınızın ihlali ya da hukuka aykırılığın tespiti halinde mevzuat kapsamında en kısa sürede işlem yaparak bilgi vereceğiz.
Üst Alt