bakınız arkadaşlar konu ile alakalı bunları buldum. tamamen insanlık dışı bir canlının bedenini açıkta tutmak günahın da ötesinde. ama onlar bunu bir kazanc ve ismine bilim koymuşlar insanlar bilinçlensin öğrensin falan filan.
Body Worlds, The Original Exhibition of Real Human Bodies (Beden Dünyaları: Gerçek İnsan Bedenleri Sergisi) plastinasyon denilen bir yöntem ile gerçek insan bedenlerinin anatomik, fizyolojik ve tıp açısından izlenebildiği bir sergidir. Yanlış duymadınız! Sergide yer alan bütün bedenler gerçek insan! Hatta at, zürafa, tavşan gibi gerçek hayvan bedenleri de sergide yer alıyor.
Plastinasyon hakkında kısa bilgi vermek istiyorum. Bilim adamı Gunther von Hagens tarafından 1979 yılında bulunan bu yöntemle ölmüş canlılar bir nevi mumyalanıyor. Önce bedenin ve organların çürümemesi için atardamardan formalin pompalanıyor. Bu madde çürümeyi engelliyor. Sonra ayrı bir işleme tabi tutulmak üzere deri ve dokular çıkartılıyor. Bir sonraki adımda vücuttaki sıvılar ve yağlar içinde çözücü bulunan bir havuzda çözüldükten sonra vakum tanklarında bir polimer ile (mesela silikon, kauçuk) kaplanıyor. Vücut istenilen şekilde konumlandırılarak, tel, pens, iğne ve zımbalarla sabitleniyor. Son aşama olarak gaz veya ışık ısısı ile sertleştiriliyor. Bütün bu aşamalar nerdeyse 1500 saatlik bir çalışmayı gerektiriyor. Kısaca bir bedeni bu hale getirmek yaklaşık 1 yıl! Plastinasyon ile ilgili detayları serginin web adresinde bulabilirsiniz. Ayrıca sergide bulunan salonda plastinasyon tekniği ile ilgili video yayınını da izlemeniz mümkün. Yalnız salon biraz havasız!
Peki! Sergilenen bu plastinitler kim?
Kendi arzusu ile bedenini bağışlayan insanlar. Bu kişilerin kimlikleri ve ölüm şekilleri tamamen gizlenmiştir. Bununla ilgili bağışlama belgesini sergide görebilirsiniz.
Sergi, insan bedeninin işleyişi hakkında bilgi vermenin yanında -hastalıklı organları da sergileyerek- insanların daha bilinçli bir yaşam tarzı seçmeleri konusunda uyarıcı rol oynuyor. Sağlıklı bir beden ile sağlıksız bir beden arasındaki farkı rahatlıkla görebiliyorsunuz. Hatta iç organlardaki farkları bile hem 3 boyutlu hem de kesit olarak incelemeniz mümkün.
Sergi fiyatı 25 TL. İndirimli fiyat ise yaklaşık 19 TL. Sergi salonunda cep telefonlarını kapalı tutmak zorundasınız. Ayrıca video ve fotoğraf çekimine izin verilmiyor. Boşuna yanınızda götürmeyin. Sergilenen her şeyin kenarında Türkçe ve İngilizce açıklamalar mevcut. Ayrıca duvarlardaki yazıları mutlaka okumanızı tavsiye ederim. İnsan bedeni ile ilgili hiç bilmediğiniz ilginç ayrıntılar var. Eğer okumak yerine elektronik rehber isterseniz 5 TL karşılığında alabiliyor ve her sergi parçasının üzerindeki numarayı tuşlayarak bilgi edinebiliyorsunuz.
Bu bilgilerden bazıları şunlardır;Bir kadın, ömrü boyunca 35 çocuk doğurabilir.
Kadın yumurtalığı yaklaşık olarak 2 milyon yumurta içerir.
İnsan gülümsemek için 17 kas kullanırken, kaşını çatmak için 43 kas kullanır.
Dil vücudun en güçlü kasıdır.
İnsanın ağırlığının %60’dan fazlası sudur.
68 kg’lık bir erkek ömrü boyunca 50 ton gıda alır.
Vücut yağlı bir yemeği 6 saatte hazmederken karbonhidratlı bir besini 2 saatte hazmeder.
Beyin, ölümden 37 saat sonrasına kadar elektrik dalgaları ve sinyal göndermeye devam eder.
İnsan vücudundaki kan damarlarının uzunluğu 96.500 kilometre.
Kalp vücuttan ayrılsa bile atmaya devam eder.
Gülmek ve öksürmek, omurgaya ayakta durmaktan ve yürümekten daha fazla yük bindirir.
Serginin bir de sanatsal, bilimsel ve etiksel açıdan yarattığı tartışmalar var. Yıllarca konuşuldu, dava konusu oldu, kürsülerde tartışıldı ve hala da tartışılmaktadır. Ama gerçek olan şu ki Bodyworlds tüm dünyada sergilenmektedir.
Bu konu bir sonraki yazıda tartışmaya açılacaktır. Ama önce sizin bu sergiyi görmeniz lazım.
TUBA DENİZ
Sayı: 813 / Tarih : 05-07-2010
Ceninler karşılıyor önce bu sergide sizi ve bükülmüş beliyle yaşlandıktan sonra uğurluyor ölüler. Yaşam Döngüsü sergisi bir taraftan hayatın merkezine yerleştirilen bedenleri şov unsuruna dönüştürürken, diğer taraftan göremediğimiz hastalıkları gösteriyor ve vücudumuzu tanımamızı sağlıyor.
Alman doktor Gunther von Hagens’in kadavraları şekilden şekile soktuğu Yaşam Döngüsü (Body Worlds), ölümden çok hayatı merkeze alan bir sergi. ‘Daha fazla nasıl yaşarız?’ sorusunun, çürümesine izin verilmeyen cesetlere yöneltildiği bir açık hava mezarlığı. Bedenini daha iyi tanımak, hastalıklar hakkında fikir sahibi olmak isteyenler için aydınlatıcı olduğu bir gerçek; fakat beraberinde ölümün ‘sanat’ adı altında metalaştırılmasının, bir şov malzemesine dönüştürülmesinin de vardığı son nokta.
Yaşam Döngüsü, bu yılın belki de en dikkat çeken sergilerinden biri. Öyle ki hafta içi gittiğimiz mekânda sergiye ilgi şaşırtıcı düzeydeydi. Büyük küçük herkes cesetlerin arasında kaybolmuş gibiydi. Basketbol, satranç oynayan, resim hatta tai-chi yapan,
sigara içen, ata binen ölüler ile uzun uzun bakışanlar muhtemelen gördükleri ile kendi bedenleri arasında ilişki kurmaktaydı.
Aslında serginin Türkiye’de açılma zamanı çok isabetli. Zira memleketimizde sağlık neredeyse bir fetişe dönüştü. Özellikle günün erken saatlerinde televizyonu açtığınızda karşınıza ya doktorlar ya da şifalı bitki uzmanları çıkıyor. İnsanlar sağlık problemlerini ortalığa döküyor, ‘şifacılar’ ise durmadan nasihatlerde bulunuyor. Peki, ne oldu da durup dururken sağlığımız bu kadar önemli hâle geldi? Nasıl oldu da bedenimiz bu kadar hayatımızın merkezine yerleşti? Ölümün yok sayılıp yaşamanın bu kadar kutsanması ile ‘Yaşam Döngüsü’ sergisine bu kadar çok insanın rağbet etmesi arasında bir korelasyon var mı?
Sergi, insanın doğumundan ölümüne kadarki serüvenini beden üzerinden özetliyor. Sergilenen gerçek vücutlar, organlar kişiler hayattayken yasal olarak bağışlanmış, 1983 yılında Heidelberg’de oluşturulan ve sonrasında 1993 yılında Plastinasyon Enstitüsü tarafından yürütülen Beden Bağışı Programı’na ait. Plastinasyon Enstitüsü, 11 bin 500’den fazla kayıtlı beden bağışçısına sahip. Şu ana kadar alınan ölmüş beden bağışı ise 800’den fazla. Bağışçıları anlamak zor. Muhtemelen çoğu ölümsüzlük adına feda ediyor bedenini. Böyle bir niyetle ölülerinin sergilenmesi ise hem ironik hem de biraz trajik.
ÇOCUKLARIN GEZMESİ
NE KADAR DOĞRU?
Serginin girişinde bu bağışçıların yüzleri karşılıyor ziyaretçileri. Giderek yaşlanan yüzleriyle dijital ekranlardan gelenlere gülümsüyorlar. İlerlediğinizde ilk önce ceninlerin olduğu bölüm çıkıyor karşınıza. Girişte bir uyarı: “Bu bölümü gezmek istemiyorsanız, sağdan ilerleyin.” Dört, sekiz, on yedi haftalık boy boy mumyalanmış ceninler insan olma serüveninin ilk dönemini resmediyor. Asıl sergi mekânına girdiğinizde ise bir yığın canlı ve cansız insan ile karşılaşıyorsunuz. Sergilenen ölü heykelleri hayretler içerisinde inceleyenler arasında her yaş grubundan insan var. Hâlbuki küçük yaşta bir çocuk için öğretici olduğu kadar kafa karıştırıcı bir sergi Yaşam Döngüsü. Ölüm ile hayat arasındaki soyut çizginin kaybolması muhtemel.
Gunther von Hagens ile eşi Dr. Angelina Whalley’ın plastinasyon adını verdikleri bir yöntem, ölü bedenin sonsuza dek korunmasını sağlıyor. Korku filmlerine malzeme olabilecek nitelikteki bu işlemler Antrepo 3’te video gösterisi olarak sunuluyor. 1977’de keşfettikleri bu metodun ardından ilk sergileri 1995’te Japonya’da gerçekleşmiş. Ellerindeki vücutlara âdeta bir heykeltıraş edasıyla şekil veriyorlar. Fakat yaptıklarını bir sanat eseri olarak değerlendirmiyor Hagens. “Ben insan bedenini güzelleştirerek sergiliyorum. İnsan anatomisi işi, sanat olarak değerlendirilemez. Ancak ‘başyapıt’ olarak değerlendirebilirsiniz.” cümlesiyle ifade ediyor işini ve yaptıklarının belki anatomi sanatı olarak tanımlanabileceğini dillendiriyor.
Bir insan vücudunun plastinasyonu yaklaşık bir yıl sürüyor ve maliyeti 40 bin ile 60 bin avro arası. Von Hagens’in bundan sonraki projesinde sadece hayvanların bedenleri sergilenecek. Bu amaçla bir fili plastine etmesi 2,5 yılını almış. İstanbul’daki sergide zürafa, tavşan, at gibi hayvanların bedenlerini görmek mümkün. Hagens, sadece eşiyle birlikte yapmıyor bu işi; ‘ceset fabrikası’ için Dailan (Çin), Guben ve Heidelberg’de (Almanya) 400 çalışanı var.
Sergiyi dolaşırken farklı duruşlarla çıkıyor karşınıza bedenler. Von Hagens belli ki yaptığı işe inanıyor. Zira öldükten sonra kendi bedenini de karısı plastine edecek. Bu gerçekleştiği takdirde Hagens’in cesedi, başından çıkarmadığı şapkasıyla sergi girişinde ziyaretçileri karşılayacak. Yaşam Döngüsü’nde en dikkat çeken örneklerden biri de atın üzerindeki süvari. Hagens’in yakın arkadaşına ait bu bedenin nasıl bir model olacağına ölmeden önce birlikte karar vermişler.
DEHŞET SÜPERMARKETİ
Hagens, bedenlerin hepsini bütün olarak sergilemiyor. Kesitler, organlar da karşınıza çıkıyor. Kapakçık takılmış bir kalbi, platin takılmış bir bacağı, ülser olmuş bir mideyi, obez birinin vücudundaki kesiti, sigaradan kararmış ciğerleri, sağlıklı organlarla yan yana görerek karşılaştırma imkânınız var sunulan daire içerisinde. Sergiyi en anlamlı kılan yönü de bu. Emanete iyi bakılmadığı takdirde bedenlerin ne hâle gelebileceğini doğrudan görüyorsunuz. Tamamen soyut bilgilere sahip olduğumuz hastalıklar somutlaşıyor. Hagens’in ifadesiyle tıp bilimi bu sayede demokratikleşiyor.
Body Worlds, sergilendiği ülkelerde birçok tartışmayı beraberinde taşıdı şimdiye kadar. Kilise, ruh ve beden ilişkisi üzerinden konuyu ele alırken tıp uzmanlarının bir bölümü anatominin bu şekilde teşhirinden memnun kalmadı. Hukukçular için mesele ölü bedenler üzerindeki haklarla ilgiliydi. Cesetlerin sanat eserine dönüştürülmesi ise başka bir mevzuydu. Almanya’nın Guben şehrinde açılan vücut parçaları mağazası ise sınırları iyice zorladı ve karşıt görüşlüler tarafından ‘dehşet süpermarketi’ olarak tanımlandı. Hagens’i en çok rahatsız eden iddialardan biri de kadavralara yapılan müdahalelerin Nazi Almanya’sındaki deneylere benzetilmesiydi. Bir diğeri Çin’de idam edilmiş kişilerin cesetlerini sergilediği yönündeki iddialardı. Gündemin yoğunluğundan mıdır bilinmez bu tartışmaların hiçbiri Türkiye’de gerçekleşmedi. Hâlbuki Yaşam Döngüsü ilk defa Müslüman bir ülkede sergileniyor ve tartışılması gereken birçok meseleyi içinde barındırıyor.
Sergi mekânındaki yorum defterinin önünde dahi sıra var. Herkes takdirini dile getiriyor, arada küçük eleştirilere yer verilse bile ziyaretçilerin büyük bölümü sergiden hayli etkilenmiş görünüyor. Sağlıklarına artık daha çok dikkat edeceklerine ve hayata sıkı sıkı tutunacaklarına dair değerlendirmeler yazılmış deftere. Sergi mekânı duvarlara yerleştirilen resimler ve etkileyici sözlerle daha uzun ve sağlıklı yaşamak için telkinlerde bulunuyor. Deftere bakılacak olursa gördüklerini bir tefekkür vesilesi kılıp insan bedenini tüm damarları ve sinirleriyle görerek ruh beden sorgulamasına girenler yok değil. Ki, sergi bu potansiyeli barındırıyor. Nihayetinde ölülerle geçireceğiniz iki saat anlamına geliyor.
Gunther von Hagens’in niyeti belki daha çok para kazanmak belki sadece insanlara ‘bedenlerinize iyi bakın’ demek. İşleyişi ve sunum şekliyle kısmen rahatsızlık hissi uyandırsa da sergi birçok soruyu ve sorgulamayı içinde barındırıyor. Hagens, şapkası elinde ziyaretçileri karşılıyor: Ölülerin sergisine hoş geldiniz!