Salih Baba™
Üye
Seçmece Fıkralar:DDDD
CLİNTON'LA MORİ
İngilizce tek sözcük bile bilmeyen Japon Başkanı Mori’ye danışmanları, Amerika’da Başkan Clinton’la karşılaştığında ne yapması gerektiği konusunda şu öneride bulundular:
"Başkan Clinton’ı ziyaret ettiğinizde kendisi elinizi sıkarken siz yalnızca, ‘Nasılsınız?’ anlamına gelen ‘How are you?’ sorusunu soracaksınız.
Başkan bir yandan elinizi sıkarken, bir yandan sorunuza yanıt olarak, ‘İyiyim, ya siz?’ anlamında ‘I am fine, and you?’ diyecektir.
Başkan bunu dedikten sonra ise siz, ‘Ben de’ anlamına gelen ‘Me too’ diyeceksiniz. Bundan sonra zaten çevirmenler devreye girecekler ve görüşmenizi onların aracılığıyla sürdüreceksiniz"
Başbakan Mori, danışmanlarını dikkatle dinledikten sonra Beyaz Saray’a gitti.
Protokol uyarınca Başkan Clinton kendisini karşıladı ve beklendiği biçimde elini sıktı.
Başbakan Mori o an küçük bir yanlışlık yaptı ve Başkan’a "Nasılsınız?" ‘How are you?’ diyeceği yerde, "w" ile "h"nin yerlerini karıştırıp, "Who are you?", yani, "Kimsiniz?" diye sordu.
Başkan Clinton, konuğunun şaka yaptığını sanarak bu soruyu kendi de şakayla yanıtladı:
"Doğruyu söylemek gerekirse ben, Hillary’nin eşiyim" dedi ve yüksek sesle "Hah, hah, haaaa" diye gülerek, kendine özgü kahkahalarından birini attı.
Başbakan Mori, Başkan Clinton’a şu karşılığı verdi.
"Me too" ‘Ben de’ dedi ve Amerikan adeti sanıp, kendisi de "Hah, hah, haaa" diyerek yüksek sesle gülmeye başladı.
ŞİKE
Futbol maçı başlamadan önce iki takımdan birinin kaptanı, hakemi bir köşeye çekip :
-Hocam, der.Sen bizim takımın durumunu bilmezsin...
-Bu maçı bize kaybettirecek olursan, bizimkiler seni ne yapar bilirmisin?
-Ne yaparlar?
-Seni parça parça ederler...
Hakem cevap verdi :
-Anlaşıldı, siz bu oyunda berabere kalacaksınız...
-Neden?
-Öteki, takımın kaptanı da bana aynı sözleri söyledi de ondan!...
DİLE BENDEN...
Bir Fıransız bir İngiliz ve bir de Temel bir gemi kazasından sonra ıssız bir adaya çıkarlar. İngiliz kumsalda bir lamba bulur.
Fıransız bunun Aladdin'in lambası olabileceğini söyler ve lambayı ovuşturur. Gerçektende lambadan bir cin çıkar.
"Ne dilerseniz dileyin benden" der.
İngiliz "Ben ailemin yanına İngiltereye gitmek istiyorum" der. Cin isteyi yerine getirir.
Sıra Fıransız'a gelir. Oda ailesinin yanına Fıransaya gitmek ister. Onun isteyide yarine gelir. Sıra Temeldedir. Temel biraz düşünür. Cin çabuk olmasını söyler. Temel etrafına bakar ve cin'e dileyini söyler.
"Arkadaşlarımda gitti ben bu ıssız adada yalnız kaldım onun için arkadaşlarımı geri getirmeni istiyorum" der.
TAHLIL
Temel bir gün hastaneye gitmiş.
bakmış orada adamın bir tanesi hüngür hüngür ağlıyor,
kardeş demiş hayırdır, ne oldu, neden ağlıyorsun?
adam Temel’e bakmış ve demiş ki....
ben ağlamayım da kim ağlasın "kan tahlili yaptıracaktım bak parmağımı kestiler"
bu seferde temel ağlamaya başlamış
adam şaşkın şaşkın Temel'e bakmış ve sormuş!
iyide parmağı kesilen benim sen niye ağlıyorsun.
Temel ah kardeş hiç sorma demiş 'bende idrar tahlili yaptıracaktım!'
GENETİK BULUŞLAR
Hepsi de birbirinden iddiali 3 genetik uzmanı, yeni buluşlarını karşılaştırıyorlar. Hayvanlar konusunda uzman olan birincisi anlatıyor.
"İnek ve tavuk genlerinden harikulade yeni bir hayvan meydana getirdim. Hem süt veriyor, hem yumurtluyor. Eti kırmızı et tadında ama beyaz et kadar faydalı. Bence bu yüzyılın buluşu. İnsanlara istedikleri kadar sağlıklı et, süt, yumurta yedireceğim."
Böcek genetiği uzmanı çalışmasını açıklıyor.
"Arı ile bok böceği genlerini birleştirdim. Yeni türümüz, pisliklerden bal yapıyor. Hem bol miktarda, hem de inanılmaz kaliteli bal imkanına kavuşmuş bulunuyoruz. İnsanlık için çok faydalı bir gelişme sağladım."
Genel genetikçi Dr. Temel iki meslekdaşına bakıyor.
"Valla ben de karpuzla karafatma genlerini birleştirdim. Karpuzu kesiyorsun, bütün çekirdekler yürüye yürüye gidiyor."
KAMUFLAJ
Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes
cuvallara giriyor,, komutan gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri
çıkarıyorlar komutan onaylıyor... Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav. Komutan
aferin diyor köpek çuvalı.... İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav.. Komutan gene
beğeniyor.. Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar...
Enson çuvala vuruyor ses yok... Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat,
tahta, tüfek, ses yok... Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin... Çuvaldan
kan sızmaya başlıyor.. Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses:
"Patateeeeeees
FARK
Bakan olan görgüsüz birisi şöförüne sorar.
“- Şöför söyle bakalım eşekle şöför arasında ne fark vardır?”
Şöför bir süre düşündükten sonra mahçup bir şekilde
“-bilemedim bakanım” diyor
Bakan cevap olarak
“-eşeğe çüş diyince, şöföre ise dur diyince durur.” demiş.
Bunun üzerine şöför çok sinirlenmiş ama karşıdaki bakan olduğu için bir şey söyleyememiş. Belirli bir süre sonra bu defa şöför bakana :
“- bir soru sorabilirmiyim bakanım” der.
Bakan da :
“- sor bakalım” der.
Şöför sorar
"- eşekle bakan arasında ne fark vardır?"
Bakan bir süre sonra :
“- bulamadım şöför söyle bakalım” der.
Bunun üzerine şöför "- vallahi bakanım bende bulamadım herhalde hiç fark yok..."
İngilizce tek sözcük bile bilmeyen Japon Başkanı Mori’ye danışmanları, Amerika’da Başkan Clinton’la karşılaştığında ne yapması gerektiği konusunda şu öneride bulundular:
"Başkan Clinton’ı ziyaret ettiğinizde kendisi elinizi sıkarken siz yalnızca, ‘Nasılsınız?’ anlamına gelen ‘How are you?’ sorusunu soracaksınız.
Başkan bir yandan elinizi sıkarken, bir yandan sorunuza yanıt olarak, ‘İyiyim, ya siz?’ anlamında ‘I am fine, and you?’ diyecektir.
Başkan bunu dedikten sonra ise siz, ‘Ben de’ anlamına gelen ‘Me too’ diyeceksiniz. Bundan sonra zaten çevirmenler devreye girecekler ve görüşmenizi onların aracılığıyla sürdüreceksiniz"
Başbakan Mori, danışmanlarını dikkatle dinledikten sonra Beyaz Saray’a gitti.
Protokol uyarınca Başkan Clinton kendisini karşıladı ve beklendiği biçimde elini sıktı.
Başbakan Mori o an küçük bir yanlışlık yaptı ve Başkan’a "Nasılsınız?" ‘How are you?’ diyeceği yerde, "w" ile "h"nin yerlerini karıştırıp, "Who are you?", yani, "Kimsiniz?" diye sordu.
Başkan Clinton, konuğunun şaka yaptığını sanarak bu soruyu kendi de şakayla yanıtladı:
"Doğruyu söylemek gerekirse ben, Hillary’nin eşiyim" dedi ve yüksek sesle "Hah, hah, haaaa" diye gülerek, kendine özgü kahkahalarından birini attı.
Başbakan Mori, Başkan Clinton’a şu karşılığı verdi.
"Me too" ‘Ben de’ dedi ve Amerikan adeti sanıp, kendisi de "Hah, hah, haaa" diyerek yüksek sesle gülmeye başladı.
ŞİKE
Futbol maçı başlamadan önce iki takımdan birinin kaptanı, hakemi bir köşeye çekip :
-Hocam, der.Sen bizim takımın durumunu bilmezsin...
-Bu maçı bize kaybettirecek olursan, bizimkiler seni ne yapar bilirmisin?
-Ne yaparlar?
-Seni parça parça ederler...
Hakem cevap verdi :
-Anlaşıldı, siz bu oyunda berabere kalacaksınız...
-Neden?
-Öteki, takımın kaptanı da bana aynı sözleri söyledi de ondan!...
DİLE BENDEN...
Bir Fıransız bir İngiliz ve bir de Temel bir gemi kazasından sonra ıssız bir adaya çıkarlar. İngiliz kumsalda bir lamba bulur.
Fıransız bunun Aladdin'in lambası olabileceğini söyler ve lambayı ovuşturur. Gerçektende lambadan bir cin çıkar.
"Ne dilerseniz dileyin benden" der.
İngiliz "Ben ailemin yanına İngiltereye gitmek istiyorum" der. Cin isteyi yerine getirir.
Sıra Fıransız'a gelir. Oda ailesinin yanına Fıransaya gitmek ister. Onun isteyide yarine gelir. Sıra Temeldedir. Temel biraz düşünür. Cin çabuk olmasını söyler. Temel etrafına bakar ve cin'e dileyini söyler.
"Arkadaşlarımda gitti ben bu ıssız adada yalnız kaldım onun için arkadaşlarımı geri getirmeni istiyorum" der.
TAHLIL
Temel bir gün hastaneye gitmiş.
bakmış orada adamın bir tanesi hüngür hüngür ağlıyor,
kardeş demiş hayırdır, ne oldu, neden ağlıyorsun?
adam Temel’e bakmış ve demiş ki....
ben ağlamayım da kim ağlasın "kan tahlili yaptıracaktım bak parmağımı kestiler"
bu seferde temel ağlamaya başlamış
adam şaşkın şaşkın Temel'e bakmış ve sormuş!
iyide parmağı kesilen benim sen niye ağlıyorsun.
Temel ah kardeş hiç sorma demiş 'bende idrar tahlili yaptıracaktım!'
GENETİK BULUŞLAR
Hepsi de birbirinden iddiali 3 genetik uzmanı, yeni buluşlarını karşılaştırıyorlar. Hayvanlar konusunda uzman olan birincisi anlatıyor.
"İnek ve tavuk genlerinden harikulade yeni bir hayvan meydana getirdim. Hem süt veriyor, hem yumurtluyor. Eti kırmızı et tadında ama beyaz et kadar faydalı. Bence bu yüzyılın buluşu. İnsanlara istedikleri kadar sağlıklı et, süt, yumurta yedireceğim."
Böcek genetiği uzmanı çalışmasını açıklıyor.
"Arı ile bok böceği genlerini birleştirdim. Yeni türümüz, pisliklerden bal yapıyor. Hem bol miktarda, hem de inanılmaz kaliteli bal imkanına kavuşmuş bulunuyoruz. İnsanlık için çok faydalı bir gelişme sağladım."
Genel genetikçi Dr. Temel iki meslekdaşına bakıyor.
"Valla ben de karpuzla karafatma genlerini birleştirdim. Karpuzu kesiyorsun, bütün çekirdekler yürüye yürüye gidiyor."
KAMUFLAJ
Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes
cuvallara giriyor,, komutan gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri
çıkarıyorlar komutan onaylıyor... Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav. Komutan
aferin diyor köpek çuvalı.... İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav.. Komutan gene
beğeniyor.. Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar...
Enson çuvala vuruyor ses yok... Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat,
tahta, tüfek, ses yok... Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin... Çuvaldan
kan sızmaya başlıyor.. Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses:
"Patateeeeeees
FARK
Bakan olan görgüsüz birisi şöförüne sorar.
“- Şöför söyle bakalım eşekle şöför arasında ne fark vardır?”
Şöför bir süre düşündükten sonra mahçup bir şekilde
“-bilemedim bakanım” diyor
Bakan cevap olarak
“-eşeğe çüş diyince, şöföre ise dur diyince durur.” demiş.
Bunun üzerine şöför çok sinirlenmiş ama karşıdaki bakan olduğu için bir şey söyleyememiş. Belirli bir süre sonra bu defa şöför bakana :
“- bir soru sorabilirmiyim bakanım” der.
Bakan da :
“- sor bakalım” der.
Şöför sorar
"- eşekle bakan arasında ne fark vardır?"
Bakan bir süre sonra :
“- bulamadım şöför söyle bakalım” der.
Bunun üzerine şöför "- vallahi bakanım bende bulamadım herhalde hiç fark yok..."


Evet son fıkra benimde hoşuma gitmişti....
