arslansem
Üye
Saat 02.15...---İclal Aydın
Saat 02.15...
Issız otobanda kamyonlar ve TIR’lar dışında hiçbir şey yok. Hızla evime ulaşmaya çalışıyorum. Hava o kadar soğuk ki... Güzel gözlü bir yaz gününü bile hayal edemiyorum şu anda... Üşümüş ellerimi arabanın sonuna kadar açtığım kaloriferlerinden üfleyen sıcak havayla ısıtmaya çalışıyorum... Tek amacım bir an önce eve gidip, yüzümü yıkayıp, yastığa kafamı koymak... Üçüncü uykusuz günün sonundayım ve sabah sekizde tekrar işimin başında olmalıyım. 6.30’da kalkmam, kızı giydirmem, okula göndermem ve yola çıkmam lazım. Demek ki yine en fazla üç saat uyuyabileceğim...
***
TIR’lar aheste, kamyonlar bir
telaş yolun her yanını kaplamış.
Tek isteğim uykuya
kavuşmak...
Selektör atıyorum önümdeki kamyona, ağır ağır sağa çekiliyor.
Kilometre kadranına bakıyorum, önce 120’yi sonra 140’ı ve
160’ı buluyor...
Önüm bomboş...
Sadece bir an önce uyumak istiyorum...
Sinirliyim...
Gaza basıyorum, araba neredeyse havalanacak.
Derken....
Otobanın karşı şeridinde gözümü alan beyaz güçlü bir ışık görüyorum.
Hızla bana doğru yaklaşıyor sanki.
Aramızda bariyerler var, bir şey olmaz...
Birden beyaz ışık havalanıyor... Gayri ihtiyari sola doğru kırıyorum direksiyonu...
Sanki her şey yavaşlıyor
o anda...
Sanki sonsuz bir ağır
çekimdeyiz...
Arkamda kornaya basan kamyon avaz avaz bağıran bir adama dönüşüyor sanki...
Tekrar sağa kırıyorum direksiyonu ama her şey o kadar yavaş ki...
Havadaki beyaz ışık
dönerek benim şeridime doğru uçuyor...
Büyük ihtimalle hepsi bir anda oluyor ama bana uzun bir film izliyormuşum gibi geliyor...
Frene basmıyorum, aksine gaza basıyorum...
Bir anlık kıvrılışlarla bir yarım daire çiziyorum sanki...
Ve...
Beyaz ışık arkamdaki arabanın üzerine düşüyor...
Güm diye...
Korkunç bir gürültüyle...
Filmin son karesi... Müthiş bir çığlık gibi, müthiş bir çatırtı ve acı, tiz sesler geceyi yırtıyor...
Her şey normal hızına dönüşüyor...
Yavşaca frene basıyorum.
Ellerim ter içinde, baldırlarımda müthiş bir yanma var. Titriyorum
ve kalbim gerçekten gırtlağıma çıkmış sanki, kulaklarımdan dışarı fırlayacak gibi...
Dikiz aynasından arkamdaki korkunç kazaya bakıyorum...
Kıl payı, kıl payı kurtulduğum...
Her şey normal normal giderken, biz yolumuzdayken, karşı şeritten gelip üzerimize uçan araba...
Ayağımı çekmediğim gaz pedalı...
Az önce uykusuz bıraktığı için şikâyet ettiğim işim...
Evde uyuyan kızım...
Önümüzdeki hafta için verdiğim randevular...
Kader?
Neye yetişiyordum? Neden kaçıyordum? Neden o kadar hız yapıyordum?
O kazadan mı kaçıyordum, yoksa kazaya yetişmeye mi çalışıyordum?
***
Arabanın kapısını açıyorum...
Ters istikamette, kazaya
doğru yürüyorum...
Yarın bana, arkamdaki arabadakilere ve o arabanın arkasındakilere neler getirecek bilmiyorum...
Bütün şehir uykular içinde...
Issız otobanda kamyonlar ve TIR’lar dışında hiçbir şey yok. Hızla evime ulaşmaya çalışıyorum. Hava o kadar soğuk ki... Güzel gözlü bir yaz gününü bile hayal edemiyorum şu anda... Üşümüş ellerimi arabanın sonuna kadar açtığım kaloriferlerinden üfleyen sıcak havayla ısıtmaya çalışıyorum... Tek amacım bir an önce eve gidip, yüzümü yıkayıp, yastığa kafamı koymak... Üçüncü uykusuz günün sonundayım ve sabah sekizde tekrar işimin başında olmalıyım. 6.30’da kalkmam, kızı giydirmem, okula göndermem ve yola çıkmam lazım. Demek ki yine en fazla üç saat uyuyabileceğim...
***
TIR’lar aheste, kamyonlar bir
telaş yolun her yanını kaplamış.
Tek isteğim uykuya
kavuşmak...
Selektör atıyorum önümdeki kamyona, ağır ağır sağa çekiliyor.
Kilometre kadranına bakıyorum, önce 120’yi sonra 140’ı ve
160’ı buluyor...
Önüm bomboş...
Sadece bir an önce uyumak istiyorum...
Sinirliyim...
Gaza basıyorum, araba neredeyse havalanacak.
Derken....
Otobanın karşı şeridinde gözümü alan beyaz güçlü bir ışık görüyorum.
Hızla bana doğru yaklaşıyor sanki.
Aramızda bariyerler var, bir şey olmaz...
Birden beyaz ışık havalanıyor... Gayri ihtiyari sola doğru kırıyorum direksiyonu...
Sanki her şey yavaşlıyor
o anda...
Sanki sonsuz bir ağır
çekimdeyiz...
Arkamda kornaya basan kamyon avaz avaz bağıran bir adama dönüşüyor sanki...
Tekrar sağa kırıyorum direksiyonu ama her şey o kadar yavaş ki...
Havadaki beyaz ışık
dönerek benim şeridime doğru uçuyor...
Büyük ihtimalle hepsi bir anda oluyor ama bana uzun bir film izliyormuşum gibi geliyor...
Frene basmıyorum, aksine gaza basıyorum...
Bir anlık kıvrılışlarla bir yarım daire çiziyorum sanki...
Ve...
Beyaz ışık arkamdaki arabanın üzerine düşüyor...
Güm diye...
Korkunç bir gürültüyle...
Filmin son karesi... Müthiş bir çığlık gibi, müthiş bir çatırtı ve acı, tiz sesler geceyi yırtıyor...
Her şey normal hızına dönüşüyor...
Yavşaca frene basıyorum.
Ellerim ter içinde, baldırlarımda müthiş bir yanma var. Titriyorum
ve kalbim gerçekten gırtlağıma çıkmış sanki, kulaklarımdan dışarı fırlayacak gibi...
Dikiz aynasından arkamdaki korkunç kazaya bakıyorum...
Kıl payı, kıl payı kurtulduğum...
Her şey normal normal giderken, biz yolumuzdayken, karşı şeritten gelip üzerimize uçan araba...
Ayağımı çekmediğim gaz pedalı...
Az önce uykusuz bıraktığı için şikâyet ettiğim işim...
Evde uyuyan kızım...
Önümüzdeki hafta için verdiğim randevular...
Kader?
Neye yetişiyordum? Neden kaçıyordum? Neden o kadar hız yapıyordum?
O kazadan mı kaçıyordum, yoksa kazaya yetişmeye mi çalışıyordum?
***
Arabanın kapısını açıyorum...
Ters istikamette, kazaya
doğru yürüyorum...
Yarın bana, arkamdaki arabadakilere ve o arabanın arkasındakilere neler getirecek bilmiyorum...
Bütün şehir uykular içinde...

