Fahrettin.Onay
Üye
Red Faction: Armageddon - 2011 - inceleme
Red Faction: Armageddon eğlencelik bir oyun. Bir başyapıt ile karşılaşmayı bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayacağınız muhakkak, fakat etrafı gönlünüzce yıkıp, yıkılmış yerleri tekrar inşa etmek, birbirinden fantastik silahları kullanarak oyun boyunca binlerce uzaylıyı katletmek istiyor ve senaryoya pek de önem vermiyorsanız, Red Faction: Armageddon sizi fazlasıyla tatmin edecektir.
Yıkıma Hazır Olun
Guerillada Alec Mason önderliğinde Marsta yaşayan koloni halkı özgürlüğünü kazanmıştı. Armageddonda ise bu olayların 50 yıl sonrasında geçen, çok daha riskli bir maceraya yelken açıyoruz. Bu seferki karakterimiz Alecin torunu Darius Mason bir nevi kendi pisliğini temizlemeye çalışıyor. Yapımcılar oyuna bir giriş bölümü eklemişler ve burada bizlere Mars yüzeyinin yaşanmaz bir hale nasıl geldiğini ve insanların neden yer altında yaşamaya başladıklarını gösteriliyor. Ardından Darius olarak bir iş esnasında, kandırılarak yerin derinliklerinde bulunan devasa bir yapımı yıkıyor ve etrafa yıkımdan başka bir şey getirmeyen, saldırgan uzaylıları serbest bırakıyoruz. Sizin de tahmin edebileceğimiz gibi oyundaki temel amacımız bu yaratıkları durdurmak.
Sandbox ve açık dünyalı bir yapım olmasına rağmen Guerilla hikaye işleyişi bakımından oldukça sıkıcıydı. Armageddonda ise yapımcılar açık dünyalı bir yapım yerine, daha çizgisel işleyişe sahip bir oyun sunmuşlar, ancak bu Armageddonun Guerilladan daha kötü bir oyun olduğu anlamına gelmiyor. Ancak şunu da belirtmeliyiz ki hikaye işlenişi yine güzel hikayelerden hoşlanan oyuncuları tatmin etmeyecektir.
Bu sefer Guerilladakinin aksine yer altında takılıyoruz. Ayrıca düşmanlarımız da genel olarak bize ateş eden zeki askerler yerine (gerçi bizimle silahlı çatışmaya giren uzaylılar da yok değil) oradan oraya zıplayan, daha ziyade çeviklikleriyle ön plana çıkmış, bize mermi yerine çeşitli kimyasallar kusan ve yakın saldırılarda bulunan uzaylılar. Bu açıdan yapımcılar yapay zeka konusunda herhangi bir sıkıntıya da girmemişler, ne de olsa karşımızdakiler düşünme yetisinden yoksun ve grup halinde oldukları için bize tehlike yaratabilecek düşmanlar. Gerçekten de öyle. Düşmanlar normal şartlarda üzerinden gelinmesi kolay olsa da, genel olarak toplu halde saldırdıkları için ve çoğu zaman bir türlü bitmek bilmediklerinden dolayı sizi zorlayabilirler.
Volitionın oyuna siper alma sistemi eklememiş olması da, aslında oyunun eğlencelik bir yapım olduğunu gösteriyor. Gerçi siper sistemi olsa da, siper aldığınız bir yapının birkaç saniye içerisinde yıkılacağını düşünürsek, bunun gereksiz bir ekleme olacağını da kabul etmek zorundayız. Volition sizin bir kenara sinip, mekandaki gelişmeleri süzerek ardından hamlenizi yapmanızı istemiyor. Sizden tek istenen çıkın ve ortalığın yıkın. Tabi zaman zaman bazı yıkılmış alanları da tekrardan inşa etmemiz gerekiyor. Bize bu imkanı sağlayan Nano Forge aparatına ve onun diğer nimetlerine birazdan daha detaylı bir şekilde değineceğiz.
Armageddonun yer altında geçmesiyle birlikte, serinin özüne de geri döndüğünü söyleyebiliriz. Yapımcılar yolumuzu kaybetmememiz için oyuna bir de GPS sistemi eklemişler. Bu sistem sayesinde tek bir tuş ile nereye gidip, ne yapmamız gerektiğini görebiliyoruz. Volition bu hamlesi ile oyunda kaybolma sorununu da ortadan kaldırmış, ancak size tavsiyem oyunu durağan bir şekilde oynamak yerine, mümkün olduğunca etrafı araştırmanız. Çünkü etrafta mermilerin yanı sıra, bulacağınız Salvagelar da oyunda önemli bir yere sahip. Salvage Red Faction: Armageddonda upgrade işlemlerinde kullandığımız bir nevi para birimi.
Volition tek tek silahları upgrade etmemiz yerine bize genel bir upgrade şeması sunuyor. Oyunda bazen yıkık bir halde karşımıza çıkan Upgrade Stationlarda upgrade işlemlerimizi gerçekleştiriyoruz. Upgradeler arasında sağlık bakımından karakterimizin dayanıklılığını arttırmak, daha hızlı şarjör değiştirme, isabet oranını arttırma gibi oynanışa etki eden birçok seçeneğin yanı sıra Nano Forge ile yapabileceğimiz bir takım aktiviteler de bulunuyor. Sanırız artık Nano Forgedan bahsetmenin de vakti geldi.
Nano Forge oyunda yıkılmış insan yapımı herhangi bir şeyi, birkaç saniye içerisinde yeniden inşa etmenize yarıyor. Neyin yıkılmış olduğu önemli değil. Bu koca bir yapı da olabilir, üzerinde yürümeniz gereken bir merdivende. Ayrıca yapının sizin tarafından yıkılmış olması da şart değil, o yapı önceden varsa ve şu an yıkılmış haldeyse Nano Forge onu ilk günkü haline geri getirmenize yarıyor.
İnşaat işçiliği Nano Forgeun tek kullanım alanı değil. Diyelim ki yakınınıza bir düşman geldi. Tek bir tuş ile ortaya bir güç yayarak o düşmanınızı paramparça yapabiliyorsunuz. Tabi ki saldırılarınızın etkinliğinde karşınızdaki düşmanın türü de önemli. Bazı düşmanlarınız tek bir çekiç darbesiyle paramparça olurken, bazılarını öldürmek için birkaç şarjör taramalı mermisini tüketmeniz gerekiyor.
Nano Forgeun upgrade ile birlikte gelen üç temel işlevi daha var. Shell adı verilen uygulamada Nano Forge etrafınıza geçici süreliğine bir koruma kalkanı örüyor ve bu sürede düşmanlarınız size zarar veremiyorlar. Özellikle yoğun saldırı altında kaldığınız anlarda bu uygulama can simidi görevi üstleniyor. Shockwave saldırısı etrafınızdaki düşmanları kısa süreliğine hareket edemez hale getiriyor ve onlara zarar veriyor, tabi bu arada sizde korumasız haldeki düşmanlarınıza birkaç el sıkıyorsunuz. Berserk işlemi ise sizin saldırı hızınızı ve gücünüzü arttırıyor ve karakterinizi daha da ölümcül bir hale getiriyor.
Nano Forgetan bahsetmişken, onun bir numaralı düşmanı olan, yıkımın sembolü Nono Rifledan bahsetmesek olmaz. Bu silah karşınızda ister bir organizma, isterse insan yapısı olsun, onu bu dünyadan tamamen siliyor. Elbette silahı düşmanlarınız üzerinde kullanmaya kalkacaksanız belirtmeliyiz ki, silahın etkinliği düşmanınızın gücüne göre değişiyor. Örneğin bazılarına tek bir mermi yeterken, bazılarını Nano Rifleınızla yok etmek için fazlasıyla uğraşmanız gerekiyor. Çevredeki yapılarda da benzer bir durum söz konusu. Tek bir atışla büyük bir yapıyı yıkmayı bekliyorsanız yanılıyorsunuz. Bir atış yapının yalnızca bir bölümünü siliyor, elbette ki bu oran yapı küçükse, yapının tamamının yok olmasına da denk gelebilir.
Oyunda Rocket Launcher, Assault Rifle ve Shotgun gibi sıradan silahların yanı sıra Plasma Thrower, Charge Launcher ve Laser Pistols gibi çoğu bilim kurgu yapımından aşina olduğumuz silahlarda mevcut. Oyunda kullanabileceğimiz 10un üzerinde silah olmasına karşın, adeta bu oyun için özel olarak tasarlanmış Magnet Guna da özel bir parantez açmamız gerek. Bu silah iki aşamalı bir işleyişe sahip. Aslına bakarsanız pek de silah sayılmaz ya neyse. Evvela bir yere ateş ediyorsunuz ve oraya bir mıknatıs yapışıyor. Ardından başka bir yere ateş ediyorsunuz ve ateş ettiğiniz yerler arası bir çekim oluşarak, şayet bir yapıya ateş ettiyseniz, o yapının yıkılmasını sağlıyor, bir yaratığa ateş ettiyseniz, onu uzak bir yere yollayabiliyorsunuz. Yalnız Magnet Gunı yaratıklar üzerinde kullanırken, ateş edeceğiniz yerleri birbirine çok yakın tutmayın yoksa ortaya saçma görüntüler çıkabilir.
Magent Gunı kullanarak yapıları yıkmak gerçekten çok eğlenceli, özellikle yıkım işlerine biraz ilginiz varsa. Yapının yavaş yavaş yana çökmesi ve ardından ortaya saçılan parçacıklar görülmeye değer, gerçi parçaların bazıları yere düşer düşmez kayboluyor, ancak bunu da biz görmezden gelebiliriz. Red Faction: Guerillada da etrafı gönlümüzce yıkabiliyorduk, ancak iki oyun arasında bu konuda gerçekten kalite farkı var. Guerilladaki binaların tasarımları, büyük ihtimal mecburiyetten, fazlasıyla basitti. Armageddon da ise daha karmaşık yapılar karşımıza çıkıyor ve yıkılış şekilleri de, özellikle Magnet Gunı kullanırsanız oldukça görünüyor. Bize bu gerçekçiliği sunan Geo-Mod 2.5 motoruna da selamımızı çakıp, oyunu anlatmaya devam edelim.
Oyundaki silahlara değinmişken, oyunda birkaç farklı türde robot da kullanabileceğimizi belirtelim. Mekana göre karşımıza çıkan bu robotların işimizi fazlasıyla kolaylaştırdıkları da kesin.
Volitionın bizden etrafı yakıp dökmemizi istediğini belirtmiştik. Bunun için bizi Salvagelar ile teşvik etmeyi de ihmal etmemiş yapımcılar. Oyunda bir patlama olduğu an, ortaya çıkan enkazın ardından Salvagelar göze çarpıyor. Yani ne kadar çok patlama yaratırsanız o kadar parayla ödüllendiriliyor ve daha çok upgrade işlemi gerçekleştirme olanağına sahip oluyorsunuz.
Armageddon hem mekansal olarak, hem de karşımıza çıkan düşmanlar düşünüldüğünde zaman zaman ürkütücü de olabiliyor. Gerçi oyunda bir Dead Space ya da Resident Evil havası asla olmuyor, ancak karanlık mekanlarda duvar arkasından gölgelerini gördüğünüz yaratıklar ve üzerine mermi yağdırmanıza rağmen, bundan hiç etkilenmeden size yaklaşan düşmanlar bazen kendinizi çaresiz hissetmenize yol açıyor. Oyunun özellikle ışıklandırma efektlerinin iyi bir iş çıkarması atmosferi başarılı kılıyor. Oyunun kaplama ve modelleme gibi diğer grafiksel unsurlarının ise pek parlak olduğunu söyleyemeyeceğiz. Ayrıca zaman zaman karşılaşılan buglarda can sıkıcı olabiliyor. Mesela ansızın Darius bir yere sıkışıyor, kamera aşırı zoom yapıyor ve siz orada ne olup bittiğini tam olarak kestiremiyorsunuz. Bunun yanı sıra düşmanlarımızın da ara sıra cisimlerle özdeşleştiğine tanıklık edebilirsiniz. Oyunun tüm müzikleri olmasa da, büyük ölçüde atmosfere uygun, başarılı seçimler. Yalnız seslendirmeler daha iyi olabilirdi. Patlama ve silah sesleri içinse diyecek bir şeyimiz yok, oldukça başarılı.
Red Faction: Armageddonun hikaye anlatımının pek de başarılı olmadığını söylemiştik. Oyuun bir türlü hikaye bakımından sizi içine çekemiyor. Oyunu oynarken acaba bir sonraki aşamada ne olacak diye pek de meraklanmıyorsunuz. Bunda oyunda gerçekleştirmeniz istenen görevlerin birbiri ile olan benzerlikleri de etkin olabilir. Git bir şeyleri tamir et, düşmanları öldür, sonra git bir parça bul, düşmanları öldür, yine git bir şey tamir et, yine düşmanları öldür Eğlenceli oynanış mekaniklerine rağmen oyunun bu şekilde çizgisel ve kendini tekrar eden bir yapıda ilerlemesi, oyuna karşı ilginizi azaltabilir.
Oyunun single player modunu tamamladıktan sonra ya da sıkılırsanız diye yapımcılar oyuna başka bir takım modlar da eklemişler. Örneğin Ruin modu ilginç bir mod ve oyunun single playerdaki yaptıkları yıkımdan hızını alamamış oyunculara hitap ediyor. Düşmanlardan arındırılmış bir alanda size belli bir hedef puanı konuluyor ve sınırlı sürede bu puanı tutturmaya çalışıyorsunuz. Infestation modunda ise en fazla 4 oyuncudan oluşan bir grup ile sırt sırta vererek size saldıran düşman gruplarına karşı hayatta kalmaya çalışıyorsunuz.
Final Yorumu
Red Faction: Armageddon iyi bir yapım, ancak oyunun single playerındaki kısır döngü yapımın gerçek potansiyelinin ortaya çıkamamasına neden oluyor. Yazıya başlarken de belirttiğimiz gibi Armageddonun asıl başarısı sizin oyundan neler beklediğiniz ile doğru orantılı olarak değişiyor. Bol bol yıkım ve silah kullanmak istiyorsanız Red Faction Armageddon size yetecektir, ancak kesinlikle daha fazlasını beklemeyin.
Yıkıma Hazır Olun
Guerillada Alec Mason önderliğinde Marsta yaşayan koloni halkı özgürlüğünü kazanmıştı. Armageddonda ise bu olayların 50 yıl sonrasında geçen, çok daha riskli bir maceraya yelken açıyoruz. Bu seferki karakterimiz Alecin torunu Darius Mason bir nevi kendi pisliğini temizlemeye çalışıyor. Yapımcılar oyuna bir giriş bölümü eklemişler ve burada bizlere Mars yüzeyinin yaşanmaz bir hale nasıl geldiğini ve insanların neden yer altında yaşamaya başladıklarını gösteriliyor. Ardından Darius olarak bir iş esnasında, kandırılarak yerin derinliklerinde bulunan devasa bir yapımı yıkıyor ve etrafa yıkımdan başka bir şey getirmeyen, saldırgan uzaylıları serbest bırakıyoruz. Sizin de tahmin edebileceğimiz gibi oyundaki temel amacımız bu yaratıkları durdurmak.
Sandbox ve açık dünyalı bir yapım olmasına rağmen Guerilla hikaye işleyişi bakımından oldukça sıkıcıydı. Armageddonda ise yapımcılar açık dünyalı bir yapım yerine, daha çizgisel işleyişe sahip bir oyun sunmuşlar, ancak bu Armageddonun Guerilladan daha kötü bir oyun olduğu anlamına gelmiyor. Ancak şunu da belirtmeliyiz ki hikaye işlenişi yine güzel hikayelerden hoşlanan oyuncuları tatmin etmeyecektir.
Bu sefer Guerilladakinin aksine yer altında takılıyoruz. Ayrıca düşmanlarımız da genel olarak bize ateş eden zeki askerler yerine (gerçi bizimle silahlı çatışmaya giren uzaylılar da yok değil) oradan oraya zıplayan, daha ziyade çeviklikleriyle ön plana çıkmış, bize mermi yerine çeşitli kimyasallar kusan ve yakın saldırılarda bulunan uzaylılar. Bu açıdan yapımcılar yapay zeka konusunda herhangi bir sıkıntıya da girmemişler, ne de olsa karşımızdakiler düşünme yetisinden yoksun ve grup halinde oldukları için bize tehlike yaratabilecek düşmanlar. Gerçekten de öyle. Düşmanlar normal şartlarda üzerinden gelinmesi kolay olsa da, genel olarak toplu halde saldırdıkları için ve çoğu zaman bir türlü bitmek bilmediklerinden dolayı sizi zorlayabilirler.
Volitionın oyuna siper alma sistemi eklememiş olması da, aslında oyunun eğlencelik bir yapım olduğunu gösteriyor. Gerçi siper sistemi olsa da, siper aldığınız bir yapının birkaç saniye içerisinde yıkılacağını düşünürsek, bunun gereksiz bir ekleme olacağını da kabul etmek zorundayız. Volition sizin bir kenara sinip, mekandaki gelişmeleri süzerek ardından hamlenizi yapmanızı istemiyor. Sizden tek istenen çıkın ve ortalığın yıkın. Tabi zaman zaman bazı yıkılmış alanları da tekrardan inşa etmemiz gerekiyor. Bize bu imkanı sağlayan Nano Forge aparatına ve onun diğer nimetlerine birazdan daha detaylı bir şekilde değineceğiz.
Armageddonun yer altında geçmesiyle birlikte, serinin özüne de geri döndüğünü söyleyebiliriz. Yapımcılar yolumuzu kaybetmememiz için oyuna bir de GPS sistemi eklemişler. Bu sistem sayesinde tek bir tuş ile nereye gidip, ne yapmamız gerektiğini görebiliyoruz. Volition bu hamlesi ile oyunda kaybolma sorununu da ortadan kaldırmış, ancak size tavsiyem oyunu durağan bir şekilde oynamak yerine, mümkün olduğunca etrafı araştırmanız. Çünkü etrafta mermilerin yanı sıra, bulacağınız Salvagelar da oyunda önemli bir yere sahip. Salvage Red Faction: Armageddonda upgrade işlemlerinde kullandığımız bir nevi para birimi.
Volition tek tek silahları upgrade etmemiz yerine bize genel bir upgrade şeması sunuyor. Oyunda bazen yıkık bir halde karşımıza çıkan Upgrade Stationlarda upgrade işlemlerimizi gerçekleştiriyoruz. Upgradeler arasında sağlık bakımından karakterimizin dayanıklılığını arttırmak, daha hızlı şarjör değiştirme, isabet oranını arttırma gibi oynanışa etki eden birçok seçeneğin yanı sıra Nano Forge ile yapabileceğimiz bir takım aktiviteler de bulunuyor. Sanırız artık Nano Forgedan bahsetmenin de vakti geldi.
Nano Forge oyunda yıkılmış insan yapımı herhangi bir şeyi, birkaç saniye içerisinde yeniden inşa etmenize yarıyor. Neyin yıkılmış olduğu önemli değil. Bu koca bir yapı da olabilir, üzerinde yürümeniz gereken bir merdivende. Ayrıca yapının sizin tarafından yıkılmış olması da şart değil, o yapı önceden varsa ve şu an yıkılmış haldeyse Nano Forge onu ilk günkü haline geri getirmenize yarıyor.
İnşaat işçiliği Nano Forgeun tek kullanım alanı değil. Diyelim ki yakınınıza bir düşman geldi. Tek bir tuş ile ortaya bir güç yayarak o düşmanınızı paramparça yapabiliyorsunuz. Tabi ki saldırılarınızın etkinliğinde karşınızdaki düşmanın türü de önemli. Bazı düşmanlarınız tek bir çekiç darbesiyle paramparça olurken, bazılarını öldürmek için birkaç şarjör taramalı mermisini tüketmeniz gerekiyor.
Nano Forgeun upgrade ile birlikte gelen üç temel işlevi daha var. Shell adı verilen uygulamada Nano Forge etrafınıza geçici süreliğine bir koruma kalkanı örüyor ve bu sürede düşmanlarınız size zarar veremiyorlar. Özellikle yoğun saldırı altında kaldığınız anlarda bu uygulama can simidi görevi üstleniyor. Shockwave saldırısı etrafınızdaki düşmanları kısa süreliğine hareket edemez hale getiriyor ve onlara zarar veriyor, tabi bu arada sizde korumasız haldeki düşmanlarınıza birkaç el sıkıyorsunuz. Berserk işlemi ise sizin saldırı hızınızı ve gücünüzü arttırıyor ve karakterinizi daha da ölümcül bir hale getiriyor.
Nano Forgetan bahsetmişken, onun bir numaralı düşmanı olan, yıkımın sembolü Nono Rifledan bahsetmesek olmaz. Bu silah karşınızda ister bir organizma, isterse insan yapısı olsun, onu bu dünyadan tamamen siliyor. Elbette silahı düşmanlarınız üzerinde kullanmaya kalkacaksanız belirtmeliyiz ki, silahın etkinliği düşmanınızın gücüne göre değişiyor. Örneğin bazılarına tek bir mermi yeterken, bazılarını Nano Rifleınızla yok etmek için fazlasıyla uğraşmanız gerekiyor. Çevredeki yapılarda da benzer bir durum söz konusu. Tek bir atışla büyük bir yapıyı yıkmayı bekliyorsanız yanılıyorsunuz. Bir atış yapının yalnızca bir bölümünü siliyor, elbette ki bu oran yapı küçükse, yapının tamamının yok olmasına da denk gelebilir.
Oyunda Rocket Launcher, Assault Rifle ve Shotgun gibi sıradan silahların yanı sıra Plasma Thrower, Charge Launcher ve Laser Pistols gibi çoğu bilim kurgu yapımından aşina olduğumuz silahlarda mevcut. Oyunda kullanabileceğimiz 10un üzerinde silah olmasına karşın, adeta bu oyun için özel olarak tasarlanmış Magnet Guna da özel bir parantez açmamız gerek. Bu silah iki aşamalı bir işleyişe sahip. Aslına bakarsanız pek de silah sayılmaz ya neyse. Evvela bir yere ateş ediyorsunuz ve oraya bir mıknatıs yapışıyor. Ardından başka bir yere ateş ediyorsunuz ve ateş ettiğiniz yerler arası bir çekim oluşarak, şayet bir yapıya ateş ettiyseniz, o yapının yıkılmasını sağlıyor, bir yaratığa ateş ettiyseniz, onu uzak bir yere yollayabiliyorsunuz. Yalnız Magnet Gunı yaratıklar üzerinde kullanırken, ateş edeceğiniz yerleri birbirine çok yakın tutmayın yoksa ortaya saçma görüntüler çıkabilir.
Magent Gunı kullanarak yapıları yıkmak gerçekten çok eğlenceli, özellikle yıkım işlerine biraz ilginiz varsa. Yapının yavaş yavaş yana çökmesi ve ardından ortaya saçılan parçacıklar görülmeye değer, gerçi parçaların bazıları yere düşer düşmez kayboluyor, ancak bunu da biz görmezden gelebiliriz. Red Faction: Guerillada da etrafı gönlümüzce yıkabiliyorduk, ancak iki oyun arasında bu konuda gerçekten kalite farkı var. Guerilladaki binaların tasarımları, büyük ihtimal mecburiyetten, fazlasıyla basitti. Armageddon da ise daha karmaşık yapılar karşımıza çıkıyor ve yıkılış şekilleri de, özellikle Magnet Gunı kullanırsanız oldukça görünüyor. Bize bu gerçekçiliği sunan Geo-Mod 2.5 motoruna da selamımızı çakıp, oyunu anlatmaya devam edelim.
Oyundaki silahlara değinmişken, oyunda birkaç farklı türde robot da kullanabileceğimizi belirtelim. Mekana göre karşımıza çıkan bu robotların işimizi fazlasıyla kolaylaştırdıkları da kesin.
Volitionın bizden etrafı yakıp dökmemizi istediğini belirtmiştik. Bunun için bizi Salvagelar ile teşvik etmeyi de ihmal etmemiş yapımcılar. Oyunda bir patlama olduğu an, ortaya çıkan enkazın ardından Salvagelar göze çarpıyor. Yani ne kadar çok patlama yaratırsanız o kadar parayla ödüllendiriliyor ve daha çok upgrade işlemi gerçekleştirme olanağına sahip oluyorsunuz.
Armageddon hem mekansal olarak, hem de karşımıza çıkan düşmanlar düşünüldüğünde zaman zaman ürkütücü de olabiliyor. Gerçi oyunda bir Dead Space ya da Resident Evil havası asla olmuyor, ancak karanlık mekanlarda duvar arkasından gölgelerini gördüğünüz yaratıklar ve üzerine mermi yağdırmanıza rağmen, bundan hiç etkilenmeden size yaklaşan düşmanlar bazen kendinizi çaresiz hissetmenize yol açıyor. Oyunun özellikle ışıklandırma efektlerinin iyi bir iş çıkarması atmosferi başarılı kılıyor. Oyunun kaplama ve modelleme gibi diğer grafiksel unsurlarının ise pek parlak olduğunu söyleyemeyeceğiz. Ayrıca zaman zaman karşılaşılan buglarda can sıkıcı olabiliyor. Mesela ansızın Darius bir yere sıkışıyor, kamera aşırı zoom yapıyor ve siz orada ne olup bittiğini tam olarak kestiremiyorsunuz. Bunun yanı sıra düşmanlarımızın da ara sıra cisimlerle özdeşleştiğine tanıklık edebilirsiniz. Oyunun tüm müzikleri olmasa da, büyük ölçüde atmosfere uygun, başarılı seçimler. Yalnız seslendirmeler daha iyi olabilirdi. Patlama ve silah sesleri içinse diyecek bir şeyimiz yok, oldukça başarılı.
Red Faction: Armageddonun hikaye anlatımının pek de başarılı olmadığını söylemiştik. Oyuun bir türlü hikaye bakımından sizi içine çekemiyor. Oyunu oynarken acaba bir sonraki aşamada ne olacak diye pek de meraklanmıyorsunuz. Bunda oyunda gerçekleştirmeniz istenen görevlerin birbiri ile olan benzerlikleri de etkin olabilir. Git bir şeyleri tamir et, düşmanları öldür, sonra git bir parça bul, düşmanları öldür, yine git bir şey tamir et, yine düşmanları öldür Eğlenceli oynanış mekaniklerine rağmen oyunun bu şekilde çizgisel ve kendini tekrar eden bir yapıda ilerlemesi, oyuna karşı ilginizi azaltabilir.
Oyunun single player modunu tamamladıktan sonra ya da sıkılırsanız diye yapımcılar oyuna başka bir takım modlar da eklemişler. Örneğin Ruin modu ilginç bir mod ve oyunun single playerdaki yaptıkları yıkımdan hızını alamamış oyunculara hitap ediyor. Düşmanlardan arındırılmış bir alanda size belli bir hedef puanı konuluyor ve sınırlı sürede bu puanı tutturmaya çalışıyorsunuz. Infestation modunda ise en fazla 4 oyuncudan oluşan bir grup ile sırt sırta vererek size saldıran düşman gruplarına karşı hayatta kalmaya çalışıyorsunuz.
Final Yorumu
Red Faction: Armageddon iyi bir yapım, ancak oyunun single playerındaki kısır döngü yapımın gerçek potansiyelinin ortaya çıkamamasına neden oluyor. Yazıya başlarken de belirttiğimiz gibi Armageddonun asıl başarısı sizin oyundan neler beklediğiniz ile doğru orantılı olarak değişiyor. Bol bol yıkım ve silah kullanmak istiyorsanız Red Faction Armageddon size yetecektir, ancak kesinlikle daha fazlasını beklemeyin.
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
