Panik atak nasıl oluşuyor

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Haydar

Haydar

Emekli Yönetici
    Konu Sahibi
Panik atak nasıl oluşuyor
Uzm. Dr.Zengibar Özarslan, yaşayanların sosyal hayatını çok zorlayan Panik Atak hastalığı hakkında önemli bilgiler verdi
05.05.2012 17:30


PANİK ATAK NEDİR
Panik atak; beklenmedik bir anda, yineleyici şekilde, herhangi bir özgül nesne(köpek fobisi, kan fobisi, yükseklik koksusu vb.) olmadan yoğun kaygı, bunaltıya eşlik eden çarpıntı, titreme, nefes açlığı gibi birçok bedensel yakınmanın eşlik ettiği korku kuşatmasıdır.

BELİRTİLERİ
Yoğun korku ve huzursuzluk duygusu ile birlikte çarpıntı, nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma , göğüs ağrısı-göğüste sıkıntı hissi, terleme, titreme ya da sarsılma, bulantı-karın ağrısı ,baş dönmesi-sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma , gerçekdışılık (derealizasyon)- benliğinden ayrılmış olma hissi (depersonalizasyon) , aklını ya da kontrolünü yitirme korkusu, uyuşma yada karıncalanma duyumları ,üşüme,ürperme, ateş basması gibi belirtiler mevcuttur. Panik atak diyebilmek için bu belirtilerin en az 4 tanesi ya da daha fazlası bulunması gereklidir.

PANİK BOZUKLUĞU NEDİR
Panik bozukluğu tanısı için başka atakların olacağına ilişkin sürekli bir kaygı, atağın yol açabilecekleri ya da sonuçları ile ilgili olarak üzüntü duyma veya ataklarla ilişkili belirgin bir davranış değişikliği sergileme şeklindeki belirtilerden en az birinin; yineleyen, beklenmedik panik ataklarını en az bir aylık dönem boyunca izlenmesi gerekmektedir(Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı 4. Baskısı).

PANİK BOZUKLUĞU TARİHÇESİ
Pan, Frigya mitolojisi'nde kırın ve çobanların tanrısıdır. Bu tanım, Pan'ı doğa ile doğrudan ilişkili kıldığı için pastoral bir nitelik arzetse de Pan'ın bütün mitoslarda yarı keçi yarı insan suretinde tasvir edilmesi onu korkutucu bir figür haline getirmiştir. Öyle ki Pan, kırlarda aniden insanların karşısına çıkıp görüntüsüyle insanları korkuttuğu için panik sözcüğüne de ilham kaynağı olmuştur. Pan, çoban tanrısı olduğu için ürkütücü görüntüsü ile zıtlık arzedecek şekilde kaynaklarda çoğunlukla kırlarda dolaşıp flüt çalan, sevimli bir figür olarak betimlenir.
Panik bozukluğunda oluşan kaygı ve diğer sendrom özellikleri yüzyılı aşkın süredir bilinen tablodur. Da Costa 1871 yılında Amerika iç savaşı sırasında askerlerde efor bağlantısı olduğunu düşündüğü çarpıntı, göğüs ağrısı ve nefes darlığı ile giden ve irritable heart adını verdiği panik atağı benzeri bir tablo tanımlamıştır.

PANİK ATAĞI YAŞAYAN BİLİR
Panik atak yaşayan kişi böylesi durumu ilk yaşadığında o kadar dehşete kapılır ki onun yaşadığı korkunun kimsenin anlayamayacağı kadar zor bir durum olduğunu söyler. Evet gerçektende bazı kişilerde bu çok ağır yaşanabilir. Çünkü hem korkunun hem de bedensel yakınmaların bir arada olduğu ve sanki artarak devam eden atağın hiç bitmeyecek ve kişinin kontrol edemeyeceği çıldıracağı ya da korktuğu şeyin başına geleceği hatta ölüm korkusu, kaygısı pik yapar.
Panik atağın bu kadar yoğun yaşanmasına karşın tıbbi arayışlar sonrası tüm yapılan tetkiklerin iyi çıkması ve doktorunuzun bişeyiniz yok psikolojik demesi hastayı belki o an rahatlatırken atağın tekrarlanması ya da atağın beklentisi hastanın doktoruna güvenini zedeleyeceğinden tekrarlayan hastane başvuruları kaçınılmaz olur. Çünkü hasta yaşadığı her şeyi gerçek zeminde yaşarken sorunun kaynağının psikoljik olduğunu gerçeğe oturtamaz. Elbette hasta burada çok haklı. Çünkü panik atak beyindeki merkezlerin işleyişindeki bir değişiklikle beynin diğer organlardaki işleyişi geçici olarak etkilemesi gibi düşünülebilir.

PANİK ATAK NASIL OLUŞUYOR
Burada belki söylenmesi gereken bunların organlardaki bozukluktan kaynaklı olmadığı ama kaygı, endişe ve korku uyandıran stresör faktörlerin yada bunların olmadığı ama o an ki bir hoş olamayan bedensel duyumun yarattığı kaygı daha sonraki panik atakların oluşacağı beklentisine dönüşüp beyinde nörotransmitter( beyinde iletimi sağlayan yapılar) dengesizliği yaratarak beyinden organlara giden iletinin gereği yerine getirildiği için hastada panik atakları oluşturduğu söylenebilir. Bu durumda biraz metoforlar üzerinden giderek anlatmaya çalışırsak daha iyi anlaşılabilir. Örneğin bir apartmanda yöneticinin tatbikat amaçlı yangın alarmına basdığını bu sesi duyan apartman sakinlerinin yangın çıktığı korkusu ile beyninde alarm oluştuğu ve kendini korumak için koşuşturduğunu buna bağlı kalp çarpıntısı, nefes alma güçlüğü, baş dönmes, bulantı, titreme ve terleme gibi efor sarfettiğimizde görülen oksijen ihtiyacının karşılanması durumu ile kontrolu kaybedeceği çıldıracağı ve de ölüm korkusunu hissetmesi fakat yangın alarmı olduğunu anladıklarında biraz rahatladıklarını ve bedenlerinden gelen duyumların normale geldiğini yine de içlerinde biraz ürperti kaldığını hayal edebiliriz.

PANİK ATAĞIN SEBEPLERİ
Peki bunu etkileyen sebepler neler olabilir denildiğinde bir çok şey sayabiliriz. Ama bunların en çoğu stres yaratan durumlar ki bunlar önemli yaşamsal ya da travmatik olay dediğimiz boşanma, yakın akraba, aile dostu ya da arkadaş ölümü, kalp krizi geçirmiş, ya da beyin kanaması geçirmiş bir yakının olması ya da duyulması gibi durumlar sayılabilir. Genel tıbbı durum bozukluklarından troid (guatr) bozuklukları, kalp ritim bozukluğu, kalp kapakçık yetmezliği, geçirilmiş kalp ameliyatı ve birçok hastalığa ikincil panik atak gelişebilir. Genetik geçişin yüksek oranda olduğu, kadınlarda daha çok görüldüğü alkol madde alımı gibi durumların tetiklediği, çocukluk çağı travmalarının, bastırılmış duyguların yada kendini ifade etme güçlüğünün tetiklediği, depresyon, sosyal fobi, özgül fobi (kan görme,yükseklik, asansör. Böcek, köpek, uçak vb. korkusu), takıntı hastalığı, kuruntu hastalığı gibi birçok psikiyatrik hastalıklarla birlikteliği bulunmaktadır.
Panik atak bunların hiçbiri olmadan gece uyandıran bir çarpıntı nefes darlığı, boğuluyormuş hissi gibi beklenmedik bir anda da oluşabilir.

PANİK ATAK BEKLENTİSİ
Panik atağı olan insanlar gergin ve huzursuzdurlar. Hastalar bir etkinliğe başlayacağı zaman aniden son verir ya da tamamlayamaz. Panik ataklarının tetikleneceğini ve korktuğu kaygılandığı her neyse başına geleceğini düşünür. Öyleki cinsel ilişki sırasında heyecanlanacağı ya da yorulacağı, kalp krizi geçireceği düşüncesine bağlı korkusu ile ilişkiye girmekten kaçınır.
Panik bozukluğunda en çok görülen durum kişinin bedenini dinlemesidir. Örneğin acaba kalbim hızlımı atıyor, yavaş mı atıyor, farklımı atıyor. Nefes yetersiz mi alıyorum, kolum uyuşuyor gibi, göğüsüm sıkışıyor, başım ağrıyor ve sayılamayacak kadar çok çeşitlikte tüm ilgi bedene dönüyor. İşte bu kaçınılmaz panik atak tekrarlarının tetikleyici, döndürülemez belirtilerini oluşturuyor. Panik ataklar ayda birkaç defa ya da gün için de birkaç defaya kadar sıklığı artabilir. Süresi genellikle beş-on dakikada en üst seviyeye çıkar ve ortalama yarım saat de biter. Bazen bu süre bir saati bulabilir ama ataklar arası artçı deprem gibi endişeli gergin bir ruh hali olabilir. İşte bu da bardağı tekrar dolduran ve herhangi bir tetikleyici durumla bardağı taşıran ataklara dönüşür.

Agorafobili Panik Atak
Panik atakların olacağı beklentisi bir yer, bir mekan ve bu mekanlarda bir şey olursa yardım alamayacağı korkusu kaygısı ya da kaçması zor olacağını düşündüğü bir durum varsa ve bu ortamlardan kaçmaya başlarsa buna agorafobili panik atak denir.
Örneğin metrobüsde, uçakta, sinemada, alışveriş merkezinde, kapalı mekanların kapıya uzak kısmında oturmada, yalnız kaldığında, uzun yola çıkacağında, köprü üstünde kaldığında, banyoda, evde tek kaldığında ve buna benzer birçok yer ve durumda olabilir.
Böyle bir durumda kişi korktuğu durumla yüzleşmekten kaçar. Bu durumda yapacağı iş her neyse yapamaz ve de hayat kalitesi düşmüş, özgüvenin etkilenmiş, işlevselliğin azalmış olduğu, depresyonun da eşlik edebileceği bir hal almış olur.

Panik Atak, Panik Bozukluk, Agorafobili Panik Bozukluğu Tedavisi
Panik atak aslında bedenimizin anatomik ve fizyolojik olarak sağlıklı olduğu fakat işleyişin yanlış alarmlarla farklı yollardan aynı tepkiyi yani savunmaya yönelik gereksiz antrenmanların kişi de oluşturduğu sıkıntı, bunaltı, huzursuzluk, tedirginlik, endişe, kaygı, korku, gerginlik ya da siz ne isim verirseniz verin algıda yanlış olan otomatik düşünce dediğimiz değiştirilmesi gereken düşünce ve buna bağlı kaçınma davranışlarının mutlaka tedavi edilmesi gerekir.
Tedavi de antidepresanlar ya da psikoterapi tek başına uygulanabilirken ikisinin birlikte kullanıldığı tedavi protokolleri de çok etkilidir.
Panik atakta en önemli şey hastalığın diğer tıbbi hastalıklardan ayırt edilmesi ile başlanır. Bu da tıp doktorunun gözetiminde yapılacak tetkikler ve muayene sonrası uygun tedavinin başlaması ile olur. Hastalar genelde önceden bir dahiliye ya da cerrahi doktoruna başvuru ile gelmiş olabilir ya da psikiyatri doktoruna muayenesi sonrası gerekli tetkikleri ya doktoru ister ya da ilgili branşdan destek ister. Daha sonra terapi yönelimli eğitimi varsa ya kendisi yapar ya da terapi eğitimi aldığından emin olduğu bir psikologla birlikte tedaviyi planlar. Psikiyatri doktoru hastanın yaşadığı kaygıyı uygun ilaç tedavisi ile birlikte psikoterapi şeklinde de götürebilir. Bu durum hastanın kaygısının çok üst düzeyde olduğu durumlarda terapinin motivasyonu ve sağlıklı yapılması için gerektiği gibi tek başına uygun doz, uygun ilaç ve yeterli tedavi süresi ile de sonuç alınabilir. Eğer bir psikologa başvurulmuş ise psikologun danışman bir psikiyatri doktoru ile tedaviyi götürmesi hastanın güvenliği açısından mutlaka gerekir. Örneğin guatr hastalığı, kalp yetmezliği, kalp ritim bozuklukları, astım atağı, kullanmış olduğu ilaçların birbiri ile etkileşimi ya da yan etkileri gibi durumlar çarpıntı tireme nefes darlığı, uyuşma, baş ağrısı göğüs ağrısı gibi panik atak belirtileri ile karışacağından herhangi bir tıbbi hastalık atlanmış olabilir. Bunun dışında kaygının çok arttığı ilaç tedavisininde gerektiği terapinin koşullarının oluşturulamadığı durumlarda doktor desteği istenmelidir.
Panik atakta ilaç kullanımı
Panik atak da kaygı giderici olarak antidepresanlar ve anksiyolitik bazı ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar hastanın yaşına, cinsiyetine iş durumuna ve varsa başka hastalıktan dolayı kullandığı diğer ilaçlarla birlikte kullanımına göre değişkenlik gösterir.
Uygun ilaç seçimi başlangıç dozundan tedavi dozuna çıkılarak en az yan etki oluşması sağlanır. Kaygı bazı hastalarda kilo alımı bazılarında kil kaybı oluşturur ilaç seçimi yaparken bunlara da dikkat etmek lazım. Eğer yaptığı iş dikkat isteyen bir iş ise seçimi yaparken hastaya mutlaka sorulması gerekir. Alkol madde alımı, hamilelik bebek emzirme karaciğer böbrek ve kalp-damar hastalıkları varsa bu duruma uygun ilaç seçim yapılmalıdır.
Antidepresanlar etkilerini ortalama iki hafta-bir ay içinde gösterirken yan etki ilk haftalar sonrası çok nadir görülür. ilaç tedavisinde hastalık direnci gelişmemesi ve de tedavinin bitmeden ilaç kesilmemesi önemlidir. En az dört ay kullanılması gerekir. Hastalığın seyrine göre ilaç birkaç yıl hatta bazen ömür boyu kullanılması gerekebilir. İlaç doktor kontrolünde azaltılarak kesilir. Aksi taktide birden kesilmeye bağlı ilaç yoksunluk etkileri olabilecek etkiler gözlenebilir. Bunlar huzursuzluk, baş dönmesi, sinirlilik, hastalık tekrarlıyormuş hissi gibi. Bazen ilacın olası yan etkiside hastayı kaygılandırabilir. Bu durum da doktoruna yaşadığı yan etkileri mutlaka söylemelidir. Yan etkiler daha çok baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kabızlık, çarpıntı, ağız kuruluğu, ağızda metalik tad, görme bulanıklığı, cinsel isteksizlik, kilo alımı sayılabilir.
Cinsel işlev yan etkisi kadında isteksizlik, orgazm olmada zorlanma ön planda iken erkekte cinsel isteksizlik, geç boşalma sertleşme problemi şeklinde olabilmektedir. Bu yan etkiler büyü oranda ilk haftalar sonrası geçmektedir ama devam ederse cinsel işlev yan etkisi olmayan yada en az olan ilaca geçilebilir.
Kaygı çok ciddi düzeyde ise anksiyolitik (kaygı giderici) özellikteki bazı yeşil reçeteli ilaçlar çok kısa süreli kullanılabilir ama daha sonra antidepresan ilacın kaygı giderici özelliği oluşmaya başlayınca diğer ilacı kesmek uygun olur.
Hasta ve hasta yakınlarının ilaç tedavisindeki en büyük kaygısı antidepresanların bağımlılık yaptığına dair yanlış inanışlarıdır. Bu durum hastaların tedavisini geciktirmekte, hastalığın ilerlemesine ve tedaviye direnç gelişmesine sebep olmaktadır. Çok kolay bırakılabildiği gibi kaygının vücutda oluşturduğu strese bağlı tıbbi hastalıklar için de azaltıcı destek ilaçlardır. Çoğu mide hastalıkları, cilt hastalıklar, kalp damar hastalıkları stresör faktörlerden etkilendiği söylenebilir. Bu durumda tedavinin önemi daha ön plana çıkmaktadır.

Panik atakta bilişsel davranışçı terapi
Bu tedavide hastaya hastalık hakkında nasıl olduğuna dair geniş bilgi verildikten sonra kaygının düşürülmesi için nefes egzersizleri ve kaygıyı oluşturan otamatik yanlış düşünceler yerine olumlu düşünceleri koyarak bunu da davranışçı eylem planları ile savaş ya da savuş ilkesinin savaş kısmını yani olayla yüzleşme ve söndürme ile desensitize (duyarsızlaştırma) tedavisi uygulanır. Psikoterapi olarak birçok teknik uygulanabilir bunlar hastanın uyumuna göre anksiyetenin minumuma düşürülmesi ve tekrarlanmasını engellemek adına çok etkilidir.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


Üst Alt