Ortağı değil, NATO'nun sahibiyiz

  • 31 Ekim 2010
  • 349 Okunma
  • 0 Cevap

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ABD'nin İran tehdidini gerekçe göstererek NATO şemsiyesi altında geliştirmeye çalıştığı füze savunma sistemi hakkında ilk kez gayet açık değerlendirmeler yaptı. Bakan öncelikle Türkiye'de havanın "füze savaşları ve Ankara bu savaşta nerede yer alacak?" şeklinde olduğundan yakınarak, NATO'da yürüyen tartışmanın aslında bu minvalde olmadığına dikkat çekti. Bakanın anlattığına göre, Brüksel'de yapılan son NATO bakanları toplantısında İttifak-AB ilişkileri konusunda daha yoğun bir tartışma yaşanmış. Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP) konusunda AB ülkesinden bir dışişleri bakanı "Türkiye'yi çok önemli bir partner (ortak) olarak görüyoruz." demesi üzerine Bakan Davutoğlu söz alarak "Biz burada partner değiliz, buranın sahibi biziz. NATO'nun sahibi biziz. Biz ortak değiliz." demiş. Davutoğlu devamında bazı AB bakanlarının iki şapkayla (hem AB hem de NATO üyesi olmaları) konuşmalarını eleştirerek, "AB şapkalarıyla konuşacaklarsa Brüksel'de bir başka sokağa gitmeleri gerekir." çıkışında bulunmuş. Yaşanan "tatlı bir tartışma" sonrası Avrupalı bakan, Davutoğlu'nun yanına gelerek yanlış anlaşıldığını söylemiş.
    NATO'NUN ODAĞINDA ÜYELERİN GÜVENLİĞİ var Kapsamlı bir ziyaret için Çin'de bulunan Bakan Davutoğlu Şian'dan Şanghay'a geçerken uçakta beraberindeki gazetecilere değerlendirmelerde bulundu. Füze sistemi konusunda Türkiye'nin belli ilkeleri olduğunu hatırlatan Bakan, "Türkiye'nin bütün dünyada kabul ve büyük ölçüde takdir gören öylesine yerleşik nitelik kazanmış stratejik tercihleri var ki taraflar bizi artık anlıyor, eskiden geçici bir uygulama görülen şeylerin artık kalıcı bir stratejiye dönüştüğünü herkes görüyor." ifadelerini kullandı. "Türkiye NATO'nun dışında, ittifak tarafından ikna edilen, tek başına bir ülke değil; NATO'nun merkezinde yer alan bir ülke." diyen Davutoğlu, merkezde yer alma sebebiyle bu tartışmaların yaşandığını kaydetti. NATO'nun bir bütün olarak güvenlik savunma konseptini belli aralıklarla gözden geçirmesinin normal olduğunu belirten Bakan, Ankara'nın bu tedbirlere muhalefet etmediğini vurguladı. Ancak, "Birisi Türkiye'yi kaybediyor muyuz? diye soruyorsa bu Türkiye'ye hakarettir." diye ekledi.
    Güvenlik yapılanmasında bütün ülkelerin güvenliğinin göze alınması gerektiğini belirten Bakan, "Sadece NATO ülkelerinin güvenliğinin göz önüne alınması gerekir. Odağının esası sadece üye ülkelerin güvenliğidir." dedi. Birkaç kez "sadece üye ülkeler" ifadesini kullanan Davutoğlu'nun bunu da gayet kuvvetli şekilde vurgulaması dikkat çekti. Türkiye'nin komşularından bir tehdit algılamasına sahip olmadığını tekrarlayan Bakan, "Türkiye bir kanat ve cephe ülkesi olmayacaktır. NATO'nun tehdit tanımlaması yaparken Türkiye'yi bir grup ülkeyle coğrafi olarak karşı karşıya getirecek formülasyonların dışında kalması gerekir." ikazı yaptı.
    Füze savunma sistemi konusunda "ABD ile uzlaşıldığı doğru mu?" şeklinde bir soruya Ahmet Davutoğlu, "Çalışılıyor. Biz doğru bir şeyi savunuyorsak yalnız kalmaktan hiçbir zaman korkmuyoruz." şeklinde konuştu. Bakan, "NATO'nun savunma sistemi geliştirmesi doğaldır. Ve Türkiye bunun içinde yer alır. Kimsenin bunlara karşı çıkması mümkün değil." diye ekledi. Davutoğlu, NATO ile AB'nin işbirliği geliştirmesine olumlu baktığını açıklarken, "AB'nin katıldığı güvenlik çalışmalarına Türkiye'nin karar verici mekanizmalarda da bulunmak suretiyle katılması gerekir." diyerek şartı ortaya koydu. Bakan, Türkiye'den "NATO operasyonlarına hiçbir pozitif katkısı olmayan Güney Kıbrıs'ın karar mekanizmaları içinde yer almasını onaylamasını beklemenin" doğru olmadığını bildirdi.
    Davutoğlu yine bir soru üzerine 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının Türkiye'ye karşı koz olarak kullanılmasının "söz konusu olamayacağını" kaydetti. Ahmet Davutoğlu, Yunanistan'la süren istikşafi görüşmelerde son derece iyi niyetli ve uzlaşma kültürüne uygun bir seyrin yaşandığına dikkat çekti. Bakan, ısrarlı sorulara rağmen bir çözüm formülü bulunduğuna ilişkin iddiaları doğrulamadı.
    Üyeliği askıya alınan Türkiye, şimdi Konsey başkanı
    Türkiye 10 Kasım'da Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Dönem Başkanlığı'nı devralacak. Bakan Davutoğlu son günlerdeki tartışmalara bakılırsa kasım ayında Türkiye'nin dış gündeminin füze savunma sistemi ve Irak olmasının beklendiğine işaret etti, ancak kendileri açısından gündemin Avrupa Konseyi (AK) Dönem Başkanlığı olduğunu bildirdi. Bakan, "Bu görevin üstlenilmesi Türkiye'de demokrasinin ulaştığı düzeyi gösterir." dedi. Evrensel insan hakları ve demokratik değerler konusunda şu anda dünyanın yerleşik geleneklere sahip en kapsamlı kuruluşu olan AK'de Ankara'nın çok inişli çıkışlı dönemler yaşadığını Davutoğlu şöyle anlattı: "12 Eylül sonrasında Türkiye'nin üyeliği askıya alındığı zaman yapılan konuşmalarda Türk bakanın neredeyse ağlayarak salonu terk edişini yakından bilen bir insanım. Hem parlamento hem bakanlar komitesine başkanlık yapacağız, bu tarihi bir olaydır." Ahmet Davutoğlu füze sistemi ve diğer dış politika meselelerinin stratejik değeri olduğunu kabul etmekle birlikte, "Ama nihayet bir ülkenin genel dönüşümü açısından bu olay kadar önemli değildir." yorumu yaptı. Türkiye'nin 1990'lı yıllarda her durumda tenkit edilen ve Konsey'den 10 yıl öncesine kadar dışlanan ve ihlallerle yargılanan bir ülke konumunda olduğuna dikkati çeken Bakan, "Şimdi ise AK gibi demokrasinin zirvesi olan bir yerde, kurumun bütün sorumluluğu bizim üzerimizde olacak." diye konuştu.
     


    Yazan: HeiLmasTer®
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
Yüklüyor...
26/09/2018 - 12:08