pRime.
Üye
Nokia Severleri Şok Eden Haber! Bu Yazıyı Kesin Okuyun!
http://icerik.mobilbekcisi.com/2011/02/msman-600x300.png[/IMG]
Daha önceki bir yazımda Nokia ve Microsoft arasındaki ilişkiyi incelemiş, böyle bir ortaklık Microsoft için oldukça faydalı olsa da, Nokia için hiç mantıklı gözükmediği sonucuna varmıştım. 11 Şubat günü açıklanan ortaklığın şartlarına baktığımızda vardığım sonucun doğruluğunu kolayca görebiliyoruz: Nokia hem elindeki iki güçlü işletim sisteminden hem de Ovi hizmetlerinden vazgeçip, yazılımsal açıdan kendini tamamen Microsofta adıyor.
Vazgeçilen iki işletim sisteminin de Microsoftla doğrudan bağlantısı bulunduğuna dikkat çekmek istiyorum. Symbiandan başlayalım.
Microsoft bilgisayar dünyasındaki egemenliğini mobil dünyada da devam ettirmek isterken, Nokia ile Ericsson geçmişte bilgisayar üreticilerinin düştüğü hataya düşmemek için o dönemde EPOC işletim sistemi ile yıldızı parlayan Psionla birlikte (daha sonra Motorolayı da yanlarına alıp) Symbianı kurmuştu.
Microsoftun Pocket PC/Windows Mobile için cihaz başına 55$ lisans ücreti almasına karşılık, Symbian tuşlu cihazlarda 5$ dokunmatik cihazlarda 10$ lisans bedeli talep ettiği için kısa süre içerisinde hemen hemen bütün üreticilerden destek buldu ve Microsoftun ulaşabildiği en fazla pazar payını %17de tutmayı başardı.
Fakat şimdi Microsoft, Nokiayı mobil dünyada liderliğe taşıyan Symbiandan vazgeçirebilmiş durumda. Peki MeeGonun Microsoftla bağlantısı nedir?
Nokia gibi küresel erişimi olan bir firma ile Intel gibi inanılmaz kaynaklara sahip iki firmanın geliştirdiği, hemen hemen aklınıza gelebilecek her türlü gelişmiş elektronik cihaz üzerinde çalışabilecek açık kaynaklı bir işletim sistemi, gelirinin tamamını kapalı kaynaklı yazılımlarından elde eden Microsoft için çok büyük bir tehditti. Henüz tam anlamıyla hazır olmadığı halde birçok üreticinin desteğini arkasına alması ise Microsoftun gittikçe küçülen bilgisayar dünyasından mobil dünyaya geçişine MeeGonun Symbiandan farksız bir şekilde ciddi bir darbe vuracağına önemli bir kanıttı.
Ve şimdi Microsoft, Nokiayı geleceğin mobil dünyasında liderliğini garantileyen MeeGodan da vazgeçirebilmiş durumda.
Peki bunlar nasıl oldu?
Masaüstünden mobil cihazlara doğru ilerleyen bilişim endüstrisinden Nokia, Google ve Apple gibi rakipleri sayesinde silinip gitmek istemeyen Microsoft, (malum sebeplerden ötürü kimliklerini açıklayamayacağım) bazı Nokia çalışanlarından edindiğim bilgilere göre, Symbianın açık kaynaklı hale getirilmek için Nokia tarafından satın alınmasının gündeme geldiği 2008 ilkbaharından itibaren Nokia içerisindeki gizli çalışmalarına başladı.
Öncelikle Nokia tarafından bilgi-işlem altyapısının işletilmesi için rakiplerinden çok daha pahalı hizmet veren ve Microsoftun yan kuruluşu olan bir firma seçildi. Bu firma Nokianın e-posta, takvim vs. hizmetler için kullandığı IBMe ait olan Lotus Notes altyapısını, Microsoftun altyapısıyla değiştirdi. Aynı şekilde şirket bilgilerinin şifrelendiği PGP altyapısı, Microsofta ait bir S/MIME altyapısıyla değiştirildi. Böylece Microsoftun Nokia hakkındaki kritik bilgilere istediği an ulaşabilmesi sağlandı.
Ardından şirket içine yerleştirilmeye başlanan truva atlarının Symbian ve Maemo/MeeGo üzerine geciktirici ve yanlış yönlendirici sabotajlarıyla şirketin küresel ölçekte başarısının düşürülmesi sağlandı. Bir yandan da Nokianın yönetim kurulu üzerinde güç sahibi olan Kuzey Amerikalı yatırımcılarla yapılan lobi faaliyetleri sonucunda, Nokianın Kuzey Amerika pazarındaki başarısızlığının bahane edilip CEOnun değiştirilmesi konusunda Nokianın yönetim kuruluna baskı yapılmaya başlandı.
Hatta Finlandiya gazetelerinden Kauppalehtinin ortaya çıkarttığı üzere daha da ileri gidilerek, yönetim kurulu başkanı Jorma Ollilaya kendi adayları seçilmediği taktirde yönetim kurulunun dağıtılacağı şeklinde şantaj bile yapıldı. Bunun üzerine Jorma Ollila, Microsoftun hiç hoşlanmadığı birçok adım atan Olli-Pekka Kallasvuoyu kovarken Nokiayı yeniden diriltebilecek tek aday olan Anssi Vanjokiyi yeni CEO olarak seçtirmeyerek, yatırımcılardan gelen baskıya boyun eğdi. Anssi Vanjoki bunun üzerine Nokiadan ayrıldı, Jorma Ollila ise önümüzdeki yıl ayrılacağını açıkladı.
Jorma Ollila Amerikalı yatırımcıların özellikle CEO olmasını istediği isim olan Stephen Elopun CEOluğunu onaylarken yalnızca yönetim kurulunun onayladığı stratejileri izleyeceğinin garantisini aldı. Ancak Microsoft ve Microsoftun yönlendirdiği yatırımcılardan güç alan Stephen Elop, Nokianın eski yönetiminin kurduğu stratejiyi bir kenara atarak Microsoftun çıkarları doğrultusunda oluşturduğu kendi stratejisini izlemeye başladı. Bunun sonucunda Nokiayı küresel liderlik koltuğuna oturtan birçok üst düzey yönetici ya dayanamayıp kendi istekleriyle işten ayrıldı, ya da sonuçları şimdi ortaya çıkan stratejiye boyun eğmedikleri için kovuldular.
Yukarıda yazdıklarım sizlere hayal gücümün bir ürünü gibi gözükmüş olabilir. Ancak Nokia CEOsu Stephen Elopun Microsoftun en büyük 7. bireysel hissedarı olması ve 11 Şubatta yayınlanan basın açıklamasında yönetim kurulunun anlaşmayı henüz kesinleştirmediğinin ifade edilmesi, oldukça gerçek bilgilerdir:
Basın Bildirisinden ilgili kısım
Peki yönetim kurulunun henüz kesin olarak onaylamadığı bir ortaklığı, yönetim kuruluna bağlı çalışması gereken bir CEO nasıl açıklayabilir? Öncelikle, yukarıda ifade ettiğim gibi Stephen Elop yönetim kurulunun kararlarını pek umursamıyor ve Nokianın yönetim kurulu da Stephen Elopun Nokianın yararına olmayan stratejilerini onaylamıyor.
Ayrıca bu ortaklığın açıklanmasının sebebi yazımda anlattığım üzere Nokianın sözde (!) yanan platformu üzerindeki çaresizliğinden değil, her iki şirketin de hisselerini elinde bulunduran ABD kökenli büyük yatırımcıların baskısından kaynaklanıyor.
Borsada hisselerin değer değişimleri üzerinden büyük gelirler elde eden bu yatırımcılar, Nokianın başarılı bir strateji izlemesi ile aslında pek ilgilenmiyorlar. Onlar için asıl önemli olan, pazardaki dalgalanmaları kullanıp o ya da bu şekilde gelirlerini arttırmak olduğu için, Microsoftun hisselerinden gelir elde edilebildiği sürece Nokianın hisselerinin bir gün içerisinde %14′ten fazla değer kaybetmesi yatırımcılar için pek önemli değil.
Üstelik Stephen Elopun 11 Şubatta Nokianın yeniden yapılandırılması süreci esnasında Ar&Ge giderlerinin azaltılıp, dünya çapında büyük işten çıkarımların olacağını (en az 20.000 çalışanın işini kaybedeceği hesaplanıyor) açıkladığını düşününce, yalnızca bir donanım üreticisi (OEM) konumuna gelecek olan Nokianın 2012′den itibaren yatırımcılara önemli kârlar elde ettirebilecek hale geleceğini görmemek mümkün değil.
Uzun lafın kısası, Microsoft 3 yıl içinde çok akıllıca bir plan ve ABD kökenli yatırımcıların büyük desteğiyle, Nokiayı sindirmiş ve gayrıresmi olarak bünyesine dahil etmiştir. Tüm Nokia sevenlere geçmiş olsun!
Not: tasarimx adlı üyeden alıntır.
Kaynak: Mobil Bekçisi
Daha önceki bir yazımda Nokia ve Microsoft arasındaki ilişkiyi incelemiş, böyle bir ortaklık Microsoft için oldukça faydalı olsa da, Nokia için hiç mantıklı gözükmediği sonucuna varmıştım. 11 Şubat günü açıklanan ortaklığın şartlarına baktığımızda vardığım sonucun doğruluğunu kolayca görebiliyoruz: Nokia hem elindeki iki güçlü işletim sisteminden hem de Ovi hizmetlerinden vazgeçip, yazılımsal açıdan kendini tamamen Microsofta adıyor.
Vazgeçilen iki işletim sisteminin de Microsoftla doğrudan bağlantısı bulunduğuna dikkat çekmek istiyorum. Symbiandan başlayalım.
Microsoft bilgisayar dünyasındaki egemenliğini mobil dünyada da devam ettirmek isterken, Nokia ile Ericsson geçmişte bilgisayar üreticilerinin düştüğü hataya düşmemek için o dönemde EPOC işletim sistemi ile yıldızı parlayan Psionla birlikte (daha sonra Motorolayı da yanlarına alıp) Symbianı kurmuştu.
Microsoftun Pocket PC/Windows Mobile için cihaz başına 55$ lisans ücreti almasına karşılık, Symbian tuşlu cihazlarda 5$ dokunmatik cihazlarda 10$ lisans bedeli talep ettiği için kısa süre içerisinde hemen hemen bütün üreticilerden destek buldu ve Microsoftun ulaşabildiği en fazla pazar payını %17de tutmayı başardı.
Fakat şimdi Microsoft, Nokiayı mobil dünyada liderliğe taşıyan Symbiandan vazgeçirebilmiş durumda. Peki MeeGonun Microsoftla bağlantısı nedir?
Nokia gibi küresel erişimi olan bir firma ile Intel gibi inanılmaz kaynaklara sahip iki firmanın geliştirdiği, hemen hemen aklınıza gelebilecek her türlü gelişmiş elektronik cihaz üzerinde çalışabilecek açık kaynaklı bir işletim sistemi, gelirinin tamamını kapalı kaynaklı yazılımlarından elde eden Microsoft için çok büyük bir tehditti. Henüz tam anlamıyla hazır olmadığı halde birçok üreticinin desteğini arkasına alması ise Microsoftun gittikçe küçülen bilgisayar dünyasından mobil dünyaya geçişine MeeGonun Symbiandan farksız bir şekilde ciddi bir darbe vuracağına önemli bir kanıttı.
Ve şimdi Microsoft, Nokiayı geleceğin mobil dünyasında liderliğini garantileyen MeeGodan da vazgeçirebilmiş durumda.
Peki bunlar nasıl oldu?
Masaüstünden mobil cihazlara doğru ilerleyen bilişim endüstrisinden Nokia, Google ve Apple gibi rakipleri sayesinde silinip gitmek istemeyen Microsoft, (malum sebeplerden ötürü kimliklerini açıklayamayacağım) bazı Nokia çalışanlarından edindiğim bilgilere göre, Symbianın açık kaynaklı hale getirilmek için Nokia tarafından satın alınmasının gündeme geldiği 2008 ilkbaharından itibaren Nokia içerisindeki gizli çalışmalarına başladı.
Öncelikle Nokia tarafından bilgi-işlem altyapısının işletilmesi için rakiplerinden çok daha pahalı hizmet veren ve Microsoftun yan kuruluşu olan bir firma seçildi. Bu firma Nokianın e-posta, takvim vs. hizmetler için kullandığı IBMe ait olan Lotus Notes altyapısını, Microsoftun altyapısıyla değiştirdi. Aynı şekilde şirket bilgilerinin şifrelendiği PGP altyapısı, Microsofta ait bir S/MIME altyapısıyla değiştirildi. Böylece Microsoftun Nokia hakkındaki kritik bilgilere istediği an ulaşabilmesi sağlandı.
Ardından şirket içine yerleştirilmeye başlanan truva atlarının Symbian ve Maemo/MeeGo üzerine geciktirici ve yanlış yönlendirici sabotajlarıyla şirketin küresel ölçekte başarısının düşürülmesi sağlandı. Bir yandan da Nokianın yönetim kurulu üzerinde güç sahibi olan Kuzey Amerikalı yatırımcılarla yapılan lobi faaliyetleri sonucunda, Nokianın Kuzey Amerika pazarındaki başarısızlığının bahane edilip CEOnun değiştirilmesi konusunda Nokianın yönetim kuruluna baskı yapılmaya başlandı.
Hatta Finlandiya gazetelerinden Kauppalehtinin ortaya çıkarttığı üzere daha da ileri gidilerek, yönetim kurulu başkanı Jorma Ollilaya kendi adayları seçilmediği taktirde yönetim kurulunun dağıtılacağı şeklinde şantaj bile yapıldı. Bunun üzerine Jorma Ollila, Microsoftun hiç hoşlanmadığı birçok adım atan Olli-Pekka Kallasvuoyu kovarken Nokiayı yeniden diriltebilecek tek aday olan Anssi Vanjokiyi yeni CEO olarak seçtirmeyerek, yatırımcılardan gelen baskıya boyun eğdi. Anssi Vanjoki bunun üzerine Nokiadan ayrıldı, Jorma Ollila ise önümüzdeki yıl ayrılacağını açıkladı.
Jorma Ollila Amerikalı yatırımcıların özellikle CEO olmasını istediği isim olan Stephen Elopun CEOluğunu onaylarken yalnızca yönetim kurulunun onayladığı stratejileri izleyeceğinin garantisini aldı. Ancak Microsoft ve Microsoftun yönlendirdiği yatırımcılardan güç alan Stephen Elop, Nokianın eski yönetiminin kurduğu stratejiyi bir kenara atarak Microsoftun çıkarları doğrultusunda oluşturduğu kendi stratejisini izlemeye başladı. Bunun sonucunda Nokiayı küresel liderlik koltuğuna oturtan birçok üst düzey yönetici ya dayanamayıp kendi istekleriyle işten ayrıldı, ya da sonuçları şimdi ortaya çıkan stratejiye boyun eğmedikleri için kovuldular.
Yukarıda yazdıklarım sizlere hayal gücümün bir ürünü gibi gözükmüş olabilir. Ancak Nokia CEOsu Stephen Elopun Microsoftun en büyük 7. bireysel hissedarı olması ve 11 Şubatta yayınlanan basın açıklamasında yönetim kurulunun anlaşmayı henüz kesinleştirmediğinin ifade edilmesi, oldukça gerçek bilgilerdir:
Basın Bildirisinden ilgili kısım
Peki yönetim kurulunun henüz kesin olarak onaylamadığı bir ortaklığı, yönetim kuruluna bağlı çalışması gereken bir CEO nasıl açıklayabilir? Öncelikle, yukarıda ifade ettiğim gibi Stephen Elop yönetim kurulunun kararlarını pek umursamıyor ve Nokianın yönetim kurulu da Stephen Elopun Nokianın yararına olmayan stratejilerini onaylamıyor.
Ayrıca bu ortaklığın açıklanmasının sebebi yazımda anlattığım üzere Nokianın sözde (!) yanan platformu üzerindeki çaresizliğinden değil, her iki şirketin de hisselerini elinde bulunduran ABD kökenli büyük yatırımcıların baskısından kaynaklanıyor.
Borsada hisselerin değer değişimleri üzerinden büyük gelirler elde eden bu yatırımcılar, Nokianın başarılı bir strateji izlemesi ile aslında pek ilgilenmiyorlar. Onlar için asıl önemli olan, pazardaki dalgalanmaları kullanıp o ya da bu şekilde gelirlerini arttırmak olduğu için, Microsoftun hisselerinden gelir elde edilebildiği sürece Nokianın hisselerinin bir gün içerisinde %14′ten fazla değer kaybetmesi yatırımcılar için pek önemli değil.
Üstelik Stephen Elopun 11 Şubatta Nokianın yeniden yapılandırılması süreci esnasında Ar&Ge giderlerinin azaltılıp, dünya çapında büyük işten çıkarımların olacağını (en az 20.000 çalışanın işini kaybedeceği hesaplanıyor) açıkladığını düşününce, yalnızca bir donanım üreticisi (OEM) konumuna gelecek olan Nokianın 2012′den itibaren yatırımcılara önemli kârlar elde ettirebilecek hale geleceğini görmemek mümkün değil.
Uzun lafın kısası, Microsoft 3 yıl içinde çok akıllıca bir plan ve ABD kökenli yatırımcıların büyük desteğiyle, Nokiayı sindirmiş ve gayrıresmi olarak bünyesine dahil etmiştir. Tüm Nokia sevenlere geçmiş olsun!
Not: tasarimx adlı üyeden alıntır.
Kaynak: Mobil Bekçisi

