Nicholas Lander notları---İclal Aydın

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
arslansem

arslansem

Üye
    Konu Sahibi
Nicholas Lander notları---İclal Aydın
Nicholas Lander notları
Geçtiğimiz haftalarda ülkemizi ziyaret eden ünlü İngiliz çiftle ilgili yazdığımız yazıları anımsayanlar olacaktır. Şarap ustası Jancis Robinson’un eşi restoran yazarı Nicholas Lander’ın mutfağımız ve İstanbul gezisi üzerine yorumlarını merak ediyorduk. Türkiye’ye gelişlerini sağlayan Prof. Dr. Yunus Emre Kocabaoğlu’nun asistanı sevgili İlkgün Çam’dan gezinin katılamadığım bölümleriyle ilgili notlarını iletmesini istemiştim. İlkgün’ün Mr. Lander’ın beğenileriyle ilgili gözlemlerini buradan ve tüm gezi boyunca moleskine defterine uzun uzun notlar alan Nicholas Lander’ın yorumlarını okuyabilirsiniz.

(Eğer ilginizi çekiyorsa bakınız İstanbul’daki çok bilinen restoranlar hakkında ne gibi yorumlar yapılmış... İlkgün Çam ve Funda Dağlı gözlemidir!)

SUNSET

Manzarayı çok beğendi. Türk balıkları ile yapılmış olan sushi ve tüm gezisi boyunca olduğu gibi burada da kalkan çok ilgisini çekti ve kalkanı çok beğendi. Barış’ın uzun uzun yemeklerden ve Sunset’in konseptinden bahsetmesini dinledi.

GAJA

Manzaraya hayran kaldı. İstanbul’un dinamik yapısı ve Maçka’dan denize bakışın Hong Kong’u hatırlattığını söyledi. Şef Murat Karaduman’ın hazırladığı Amuse-Bouche’daki pastırma ve bezelye püresini çok başarılı buldu ama daha sonraki konuşmalarımızda balla marine edilmiş karides carpacio’yu da çok başarılı bulduğunu söyledi.

PANDELLİ

Mısır çarşısını gezdikten sonra Pandelli’de Türk kahvesi içmek için durduk. Doktor rahatsızlığından ötürü kahveyi yasaklamış olsa da 4 sene sonra ilk defa kahve içti. Tercihi orta şekerli Türk kahvesi oldu. Perhizini tarihi yerde Türk kahvesi içerek bozduğu için çok mutluydu. Pandelli’nin dekorunu ve özellikle turkuvaz çinilerini çok beğendi. Mısır Çarşı’nı çok otantik buldu. Dükkanlarda tepeden sarkan pastırmalar dikkatini çekti ve uzun süre onları izledi. En sevdiği iki besin olan yoğurt (Bulgar annesi de çok kullanırmış) ve balı Türkiye’de bol bol yiyeceğinden çok heyecanlıydı.

ASİTANE

Asitane’nin konsepti ve reçetelerin 500-600 yıllık Osmanlı yemekleri oluşu çok ilgisini çekti. Genel tatlarıyla ilgili bir yorum yapmadı. Sahibi Batur Durmay’ın araştırmacı, heyecanlı yapısı genel olarak ilgisini çekti. Eve götürmek üzere bir menü aldı. Osmanlı Mutfağı konseptini çok beğendi. Güllü su muhallebisinin tadını ve servis şeklini çok beğendi...

ÇİYA SOFRASI

Annesi Bulgar asıllı bir Rus olduğu için yoğurtla yapılmış tüm yemekleri çok beğeniyor. Gezi duraklarında özellikle ayran içmeyi tercih ediyor. Çiya’nın Kadıköy’de çarşı içinde olması ve halkın rağbet ettiği bir restoran olması çok ilgisini çekti. Yol boyunca manavlar ve balıkçılarda durup izledi ve bilgi aldı... Değişik yörelerin yemeklerinin geniş bir yelpazede sunulması, soğuk mezelerden oluşan büfe ve ayrı bir kebap restoranı oluşu ilgisini çekti. Burada dünyada gidişatın artık “Fast food” değil ama “Fast good” olma yoluna gittiğini, insanların çabuk ama sağlıklı ve lezzetli yemekler yeme derdinde olduğunu ve özellikle bu restoranın konseptini beğendiğini iletti.

Çiya’nın sahibine Antep usulü yemek kabı, pide ve ayran resminden oluşan Amerikan servislerini çok beğendiğini ve almak istediğini iletti. Yemekle sunulan şerbetler hoşuna gitti. Her ne kadar yoğurtlu yemeklere yönelse de yine Çiya çalışanı Murat Bey’in tavsiyesi üzerine birçok değişik meyveli kebaplar, Antep kebabı ve sebzelerden oluşan şekerlemeler çok hoşuna gitti. Sanırım katmerin ayrı bir yeri oldu...

ECE AKSOY 9

Yemeklere bayıldı, özellikle domatese... Kar yağdı ve yoğurtlu semizotuna bayıldı. Ece Hanım’ın da bize rakı keyfinde eşlik etmesi çok keyifliydi. Mekandan çok Ece Hanım’ın bu işe bu kadar yürekten bağlı olmasıyla ilgilendi. Tüm malzemeleri Türkiye’nin başka bir köşesinden getirmesi, her sene tüm yıl kullanacağı zeytinyağı için binlerce kilometre katedip ağız tadına uygununu bulmaya çalışması farklı geldi. Ertesi gün bile hâlâ Ece Hanım hakkında soru sorup, not tutuyordu...

HÜNKAR

Hünkar’a girdiğimizde duvarlarda asılı bulunan fotoğraflar, başka eleştirmenlerin yazıları ve gazete kupürleri ilgisini çekti.

Sıcak yemeklerin sunulduğu bölümde yüzünde, oyuncağını kaybetmiş ve sonra bir sürü yeni oyuncakla karşılaşmış çocuğun sevinç ve heyecanı vardı. Galip Bey’e işlerin nasıl gittiğini, aile işletmesinde çalışmanın zor olup olmadı yönünde birçok soru yöneltti. Sıcak yemeklerinden sebze ağırlıklı seçti. özellikle semizotu yemeği ilgisini çekti ve beğendi. Beğendili kuzu inciğini çok beğendi. Galip Bey’in ısrarı üzerine bakla çorbasını da tattı.

Soğuk başlangıçlardan Galip Bey’in ufak tadımlarından fava, zeytinyağlı dolma gibi klasik mezeleri tattı. Tatlı olarak sunulan kaymaklı irmik helvasını çok beğendi ve annesinin yaptığı irmik helvasını hatırlattığını söyledi. Nick’e bu restoranın yerinin geçici bir yer olduğunu söylediğimde şimdi neden bu kadar fazla garson ve duvarların kalabalık olduğunu anladığını söyledi.

BEBEK BALIKÇISI

Manzarayı ve semti çok beğendi. Yemek öncesinde ve sonrasında uzun uzun yürüdük Bebek’te. Hardallı levrek ve lakerda çok hoşuna gitti. Tüm İstanbul gezisi boyunca hep kalkan balığı yemek istedi. Sunset’te ve Mikla’da kalkan yedi, üstüne bir de Bebek Balıkçısı’nda da kalkan yedi.

Çiya’ya gittiğimizde de çarşıda hep kalkanları inceledi. Cem Bey ve babası hiç adetleri olmadığı halde bizimle masada oturdular ve Nick’in tüm sorularını cevapladılar. Tüm gezi boyunca en uzun oturduğumuz restorandı. O sırada yan cafenin çalışanlarının bir kayığa cafenin fırınını koymaya çalışmalarını izlerken Türklerle ilgili çok keyifli espriler yaptı.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


Üst Alt