kum kзđiśi
Üye
Modayı nasıl takip edeceğiz?
Tülin Kermen modayı nasıl takip edeceğimizi anlatıyor...
Başlıktaki bugünlerde cevaplamakta zorlandığım ama sürekli de karşıma çıkan bir soru... Bu konu hakkında yüksek sesle düşünmek istiyorum; benim işim olmasına rağmen sayısını şaşırdığım moda fuarı ve moda günleri var İstanbul'da. Biri bitiyor biri başlıyor. Sağolsun gidemeseniz de televizyondaki trend programları anlatıyor tekraaaaar tekraaaar. Sonra birçok moda dergisi var. Artık Vouge'umuz bile var! Yoksa Vöüg mü desem... Nedir bu tatminsizliğim! Bende mi sorun var bilemiyorum! Ne zaman New York Times'ın moda sayfalarını okusam; kendimi üçüncü dünya değil 13'üncü dünya ülkesinde yaşıyor gibi görüyorum. Çok yetenekli modacılarımız var gerçekten. Tamam modacı sanatçıdır trendleri kullanır tabii ama kendi çizgisidir önemli olan. Yani modacılarla modayı takip etmek çok zordur.
BÜYÜK DÖNÜŞÜM OLACAK
Moda artık felsefesi yapılan bir durumda! Vogue geldiğinde "Oh nihayet her merciden beş adım ötede yazılar okuyacağız" dedim! Ama aynı hafta Sabah gazetesinin New York Times ekinde Guy Trebay'i okuyunca yine aynı yetersizlik sardı içimi... New York Moda Haftası'na katılan Treeasfour tasarım grubundan Gabi Asfour; "Dünyanın önümüzdeki 10 yıl içinde çok büyük bir dönüşüm geçireceğine canı gönülden inanıyorum. Hiç kimse bununla ilgili konuşmuyor ama artık kitlelerin kültür ürünlerine daha önce hiç olmadığı kadar çok ulaşma imkânı var. Ve bu imkân bir bakıma paranın yaratamadığı gerçek bir zenginlik. 10 yıl içinde kültür ürünlerine ulaşımda kontrol sahibi seçkin bir tabaka kalmayacak ve her şey inanılmaz bir hızla değişmeye başlayacak" demiş. Yani geleceği anlamamız gerek... Guy Trebay uzun makalesinde şöyle diyor: "Vogue'un 60 yaşındaki editörü ön saflarda oturuyor. O olmadan hiçbir defile başlamaz. Tüm partilerde aktris eski manken ve tasarımcı Choloe Sevigny'i saf kız rolünü oynarken görebilirsiniz. 'Purple'ın Fransız editörü Zahm de aynı yerde görülebilir. Orada her defilenin ön sırasında hep aynı Vogue grubu aynı Bazaar kümesi aynı V insanları ve Vanity Fair'deki tek kişilik moda gücü Michael Roberts yer alır. Her yeni sezonun bir yenilik getirdiğini zannetmek saf bir fanteziden başka bir şey olamaz..." 'Alice ('gerçek' anlamına geliyormuş) harikalar diyarında...' diyorum ben de. Yine aynı ekte; Ruth La Ferla 'Hanımefendilik tarihe karışıyor' başlıklı yazısında bir araştırmaya yer veriyor ve kadınların artık kurtarılmayı bekleyen hanımefendiler gibi görünmek istemediğini daha güçlü bir seksapel yansıtmak istediklerini söylüyor. Eyvah ezberler bozuluyor. Ve gene kaldık baş başa... Heidi Klum Project Runway'i sunarken diyor ki; "Modanın bir gün içindesindir bir gün dışında."
ASLOLAN OKURDUR!
Biz neresinden bakıyoruz modaya? Bir şehrin geliştiğini mimarisinden anlarsın bir ülkenin moda düzeyini ise verdiği reklamlardan. Acaba bu durum Türkiye olunca mı değişiyor anlayamadım... Yenilik her zaman iyidir rekabet iyi şeyler doğurur. Elle dergisi 760 sayfalık fasükül edasıyla kendini aştı mesela. Herkes 'bir ek yetmez üç ek verelim' derdinde! Kimsenin haberi yok mu; iyi samimi ve farklı olan her zaman okunur belki yeterince reklam almaz ama okunur kalır ve zaman içinde zaten kazanır. Aslolan okurdur...
ALMAZSAM ÇILDIRIRIM
Valla ne plastik bot ne Ugg; şimdi moda yanda görülen botlar ona göre! İster Tori Burch alın ister Sorel... Siz yeter ki bir tane alın!
TÜLIN
* Hushpupy ayakkabıları çok IN renkli olanları daha bir IN benden söylemesi.
* Sabolar geri döndü yupiii... En sevdiğim ayakkabı dört yaşındayken bile sabom vardı!
* Babetten vazgeçilemiyor ama şunu bilin ki artık sivri burunlu babet moda ona göre...
TÜLOUT
* Deri ceket OUT oluyor ama ben gene de giyeceğim siz de giyin...
* Yaz geliyor diye renkli saatlere sararsınız falan OUT diyorum ona göre.
* Ekose ponpon OUT oldu da bitti maşallah...
Başlıktaki bugünlerde cevaplamakta zorlandığım ama sürekli de karşıma çıkan bir soru... Bu konu hakkında yüksek sesle düşünmek istiyorum; benim işim olmasına rağmen sayısını şaşırdığım moda fuarı ve moda günleri var İstanbul'da. Biri bitiyor biri başlıyor. Sağolsun gidemeseniz de televizyondaki trend programları anlatıyor tekraaaaar tekraaaar. Sonra birçok moda dergisi var. Artık Vouge'umuz bile var! Yoksa Vöüg mü desem... Nedir bu tatminsizliğim! Bende mi sorun var bilemiyorum! Ne zaman New York Times'ın moda sayfalarını okusam; kendimi üçüncü dünya değil 13'üncü dünya ülkesinde yaşıyor gibi görüyorum. Çok yetenekli modacılarımız var gerçekten. Tamam modacı sanatçıdır trendleri kullanır tabii ama kendi çizgisidir önemli olan. Yani modacılarla modayı takip etmek çok zordur.
BÜYÜK DÖNÜŞÜM OLACAK
Moda artık felsefesi yapılan bir durumda! Vogue geldiğinde "Oh nihayet her merciden beş adım ötede yazılar okuyacağız" dedim! Ama aynı hafta Sabah gazetesinin New York Times ekinde Guy Trebay'i okuyunca yine aynı yetersizlik sardı içimi... New York Moda Haftası'na katılan Treeasfour tasarım grubundan Gabi Asfour; "Dünyanın önümüzdeki 10 yıl içinde çok büyük bir dönüşüm geçireceğine canı gönülden inanıyorum. Hiç kimse bununla ilgili konuşmuyor ama artık kitlelerin kültür ürünlerine daha önce hiç olmadığı kadar çok ulaşma imkânı var. Ve bu imkân bir bakıma paranın yaratamadığı gerçek bir zenginlik. 10 yıl içinde kültür ürünlerine ulaşımda kontrol sahibi seçkin bir tabaka kalmayacak ve her şey inanılmaz bir hızla değişmeye başlayacak" demiş. Yani geleceği anlamamız gerek... Guy Trebay uzun makalesinde şöyle diyor: "Vogue'un 60 yaşındaki editörü ön saflarda oturuyor. O olmadan hiçbir defile başlamaz. Tüm partilerde aktris eski manken ve tasarımcı Choloe Sevigny'i saf kız rolünü oynarken görebilirsiniz. 'Purple'ın Fransız editörü Zahm de aynı yerde görülebilir. Orada her defilenin ön sırasında hep aynı Vogue grubu aynı Bazaar kümesi aynı V insanları ve Vanity Fair'deki tek kişilik moda gücü Michael Roberts yer alır. Her yeni sezonun bir yenilik getirdiğini zannetmek saf bir fanteziden başka bir şey olamaz..." 'Alice ('gerçek' anlamına geliyormuş) harikalar diyarında...' diyorum ben de. Yine aynı ekte; Ruth La Ferla 'Hanımefendilik tarihe karışıyor' başlıklı yazısında bir araştırmaya yer veriyor ve kadınların artık kurtarılmayı bekleyen hanımefendiler gibi görünmek istemediğini daha güçlü bir seksapel yansıtmak istediklerini söylüyor. Eyvah ezberler bozuluyor. Ve gene kaldık baş başa... Heidi Klum Project Runway'i sunarken diyor ki; "Modanın bir gün içindesindir bir gün dışında."
ASLOLAN OKURDUR!
Biz neresinden bakıyoruz modaya? Bir şehrin geliştiğini mimarisinden anlarsın bir ülkenin moda düzeyini ise verdiği reklamlardan. Acaba bu durum Türkiye olunca mı değişiyor anlayamadım... Yenilik her zaman iyidir rekabet iyi şeyler doğurur. Elle dergisi 760 sayfalık fasükül edasıyla kendini aştı mesela. Herkes 'bir ek yetmez üç ek verelim' derdinde! Kimsenin haberi yok mu; iyi samimi ve farklı olan her zaman okunur belki yeterince reklam almaz ama okunur kalır ve zaman içinde zaten kazanır. Aslolan okurdur...
ALMAZSAM ÇILDIRIRIM
Valla ne plastik bot ne Ugg; şimdi moda yanda görülen botlar ona göre! İster Tori Burch alın ister Sorel... Siz yeter ki bir tane alın!
TÜLIN
* Hushpupy ayakkabıları çok IN renkli olanları daha bir IN benden söylemesi.
* Sabolar geri döndü yupiii... En sevdiğim ayakkabı dört yaşındayken bile sabom vardı!
* Babetten vazgeçilemiyor ama şunu bilin ki artık sivri burunlu babet moda ona göre...
TÜLOUT
* Deri ceket OUT oluyor ama ben gene de giyeceğim siz de giyin...
* Yaz geliyor diye renkli saatlere sararsınız falan OUT diyorum ona göre.
* Ekose ponpon OUT oldu da bitti maşallah...

