Maddenin hallerin tanecikli yapısı

  • 18 Nisan 2010
  • 738 Okunma
  • 0 Cevap

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Madde=Çevremize baktığımızda günlük hayatta kullandığımız veya kullanamadığımız bir çok varlık vardır.ßu varlıklar arasında kütlesi olan boşlukta yer kaplayan yani hacmi olan herşeye madde denir.
    Tanecikli Yapı=Tarih boyunca bilime merak salmış insanlar maddenin özünü yani yapıtaşlarının neden oluştuğunu anlamak için çeşitli çalışmalar yapmışlardır.ßu konu ile ilgili ilk fikir M.Ö Democritus tarafından ortaya atılmıştır.Herhangi bir maddenin en küçük bölmeler olarak en küçük hale gelmesi maddenin en küçük yapı birimini yani atom'u oluşturur.
    Molekül=Aynı cins veya farklı cins atomların birbirine bağlanmasıyla oluşan yapılara denir
    Saf madde=Yapısında tek cins atom veya tek cins molekül bulunan maddelere denir
    Elementler=Yapısında tek cins atom bulunan maddelere denir
    ßileşikler=Farklı cins atomların kendi özelliklerini kaybedip yeni özellikler kazanaral belli bir oranda bileşip oluşturdukları maddelere denir
    Karışımlar=İki yada daha fazka maddenin özelliklerini kaybetmedenoluşturdukları madde grubuna denir

    MADDENİN FİZİKSEL HALLERİ
    Katı Hal=Maddenin belli bir şekli ve hacmi olan en düzenli halidir
    Sıvı Hal=Maddenin belli bir şekli yoktur ve bulundukları kabın şeklini alırlar.
    Gaz Hal=Maddenin belli bir şekli ve belli bir hacmi yoktur,bulundukları kabın hem şeklini hemde hacmini alır.Serbestir aralarında hiç boşluk yoktur.

    Hal Dönüşümleri
    Erime=Katının sıvı hale geçmesi
    Donma=sıvının katı hale geçmesi
    Kaynama=Sıvının gaz hale geçmesi
    Süblimleşme=Katının sıvıya geçmeden gaz olması
    Yoğuşma=Gazın svı hale geçmesi

    Maddedeki Değişimler
    Fiziksel değişim=Maddenin kimliğini değiştirmeden olan değişim
    Kimyasal değişim=Maddenin kimliğini değiştirerek oluşan değişim

    ~~ SORULAR~~
    1-MADDE İLE İLGİLİ AŞŞAĞIDAKİLERDEN HANGİSİ YANLIŞTIR
    A-Maddenin bir kütlesi ve hacmi olmalıdır
    B-Tüm maddeler tanecikli yapıya sahiptir
    C-Saf maddelerin hepsinde tek cins atom bulunur
    D-Karışımların yapısında en az 2 atom bulunur

    2-Aşşağıdakilerden hangisi bir elemente ait olamaz?
    A-NH3
    B-CI
    C-O3
    D-P

    3-Hangisi yanlıştır
    A-Fiziksel değişim maddenin kimliğini değiştirir
    B-kimyasal değişim maddenin kimliğini değiştirir
    C-Fiziksel değişim maddenin kimliğini değiştirmez
    D-Fiziksel değişim kağıdın yırtılmasına örnektir

    Cevap Anahtarı=1-c 2-a 3-a


    Kategori: Ilkogretim 6_Sinif | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    25/12/2009
    Fiziksel ve Kimyasal Değişim



    Fiziksel değişim, maddelerin yapısı değişmeden sadece dış görünüşünde meydana gelen değişimlere verilen addır. Fiziksel değişmeler sonucunda yeni maddeler oluşmaz. Sadece maddenin renk, şekil, büyüklük gibi özellikleri değişir. Diğer bir ifadeyle fiziksel değişim sonucunda maddenin kimliği değişmez.
    Kağıdın yırtılması, kalemin kırılması, suyun buza dönüşmesi, çözünme olayı gibi değişiklikler fiziksel değişime örnektir. Fiziksel değişimin geri dönüşümü vardır. Tüm hal değişimleri fizikseldir. Ayrıca fiziksel değişime örnek verilmek istenirse odundan talaş yapılması ya da kumaşın kesilmesi örnek verilebilir.
    Bütün maddeler atom veya molekül dediğimiz küçük taneciklerden oluşur. Maddelerin atom veya molekül yapılarıyla ilgili özelliklere kimyasal özellikler denir. Yanma, çürüme, paslanma, bileşik yapma gibi özellikler kimyasal özelliklerdir. Buna bağlı olarak bu özelliklerde meydana gelen değişmelere de kimyasal değişmeler denir. Kısaca maddenin iç yapısında meydana gelen değişmeler kimyasal değişmelerdir.
    Örnekler: • Kağıdın yanması • Mumun yanması • Sütün ekşimesi • Yumurtanın bozulup çürümesi • Demirin paslanması • Fotosentez olayı • Solunum olayı
    Kimyasal değişime uğrayan madde, kimyasal özelliklerini kaybedip yeni özellikler kazanır.
    Bütün yanma olayları kimyasal değişmedir.
    Kimyasal değişim geçiren bir madde tekrar eski haline getirilemez.


    Kategori: Ilkogretim 6_Sinif | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    25/12/2009
    Element ve Bileşikler-Element,Bileşik ve Karışımların Özellikler

    ELEMENT
    Tek cins atomdan oluşmuş saf maddelere element denir. Örnek olarak demir(Fe) , bakır(cu) , vb.
    • Saf yapıdadırlar bu nedenle belirli erime ve kaynama noktaları vardır.
    • Homojendirler.
    • En küçük yapıtaşları atomlardır.
    • Kimyasal ve fiziksel yolarla daha küçük parçalara bölünemezler.
    • Reaksiyonlara girerek bileşikleri oluştururlar.
    • Doğada bulunan elementler 3 grupta incelenir. Bunlar : metal , ametal ve soygazlardır.
    BİLEŞİKLER
    İki veya daha fazla elementin belirli oranlarda bir araya gelerek , kendi özelliklerini kaybedip oluşturdukları yeni saf maddelere bileşik denir. Örnek olarak iki hidrojen atomu(H) ve bir oksijen(O) atomu birleşerek H2O(su) bileşiğini oluştururlar.
    • Bileşikler kendilerini oluşturan elementlerin özelliğini göstermezler.
    • Saf maddelerdir. Belirli erime ve kaynama noktalarına sahiptirler.
    • Bileşiklerin özelliğini gösteren en küçük yapıtaşına molekül denir.
    • Bileşikler farklı cins atomlardan oluşur.
    • Kendini oluşturan atomlara kimyasal yöntemlerle ayrıştırılabilir.
    • Bileşiği oluşturan atomlar arasında sabit kütle oranları vardır.
    • Bileşikler formüllerle gösterilir.
    ÖRNEK: I. Saf madde olması
    II. Kendinden başka maddelere ayrışmaması.
    III. İki farklı maddenin birleşmesiyle oluşması.
    IV. Elektriği iletmesi.
    Yukardaki ifadelerden hangisi veya hangileri bir maddenin kesinlikle element olduğunu belirler.
    CEVAP : I. Saf maddeler element ve bileşik olabilir.
    II. Kendinden başka maddelere ayrışmayan maddeler elementlerdir.
    III. İki farklı maddenin birleşmesiyle oluşan maddelere bileşik denir.
    IV. elektriği ileten maddeler metal veya eloktrolit çözeltiler olabilir.
    O halde doğru cevap sadece II. seçenektir.
    KARIŞIMLAR
    KARIŞIM: İki veya daha fazla saf maddenin değişik oranlarda karıştırılmasıyla oluşur. Kum ve su karışımı. Karışımlar istenilen oranda yapılabilir. Yani rastgele yapılabilir. Karışımlar homojen ve heterojen karışımlar olmak üzere iki sınıfta incelenir.
    1-HOMOJEN KARIŞIMLAR: Özellikleri her yerde aynı olan karışımlardır. Örneğin ; çözeltiler , alaşımlar, gaz karışımları vb.
    2-HETEROJEN KARIŞIM: Özellikleri her yerde aynı olmayan karışımlardır.
    a-)SÜSPANSİYON :Bir katının , bir sıvı içerisinde çözünmeden çok küçük zerreler halinde dağılmasıyla oluşan sistemlerdir. (Katı + Sıvı karışımlar) Örnek olarak ; şeker-su karışımı.
    b-)EMİLSİYON :Bir sıvının bir başka sıvı içinde çözünmeden çok küçük zerreler halinde dağılmasıyla oluşan heterojen karışımlara denir.(Sıvı + Sıvı karışımlar) örnek: su-zeytinyağı.
    c-)ADİ KARIŞIM . İki veya daha fazla katı maddenin karıştırılmasıyla oluşan heterojen karışımlara denir. (Katı + Katı karışımı) Örnek olarak ; kum ve taş karışımı.
    Karışımların özellikleri
    1- Karışımları istediğimiz maddelerle yapabiliriz.
    2- Karışımları istediğimiz oranlarda yapabiliriz.
    3- Karışımı oluşturan maddeler özelliklerini kaybetmezler.
    4- Homojen veya heterojen olabilir.
    5- Belli bir formülleri yoktur.
    6- Saf değildirler.
    7- Karışımı oluşturan bileşenler her oranda karıştırılabilir.


    Kategori: Ilkogretim 6_Sinif | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    25/12/2009
    Maddeyi Oluşturan Tanecikler

    Atom nedir? "Maddenin en küçük yapıtaşı! Peki, "madde" nedir? Elle tutup gözle gördüğümüz her şey! Aslında, doğru olmasına doğru bu yanıtların hepsi ama biraz eksik... Örneğin ben bir maddeyim; yani benim de en küçük yapıtaşım atomlar. Yani atom denen minik "yaratıklar"dan oluştum. Aynı şekilde yediğimiz elma, oturduğumuz sandalye, yazı yazdığımız kalem ve hatta onun mürekkebi, içtiğimiz su, soluduğumuz hava... Bunların hepsi madde ve hepsi de atomlardan oluşmuş. Peki nedir bu atom? Etrafımızda gördüğümüz tüm maddelerden sorumlu bu "minik" nesneler neye benzer? Herşeyden önemlisi, acaba onların da yapıtaşları var mı?

    Aslına bakarsanız, bu sorular yüzyıllar öncesinden de sorulmuş. Hatta "atom" sözcüğünün ilk ortaya çıkışı İ.Ö. 460 yılına kadar uzanıyor. O dönemde yaşamış Demokritus adlı bir filozof, bir elmayı örnek vererek atomu ve anlamını açıklamış: Bir elma alın ve onu ikiye bölün. Sonra bu yarım elmalardan birini tekrar ikiye bölün ve böylece sürdürün... Demokritus'a göre, bu şekilde yarım parçaları bölmeye devam ederseniz, sonunda öyle bir an gelecek ki, artık bölemeyeceğiniz kadar küçük bir parça elde edeceksiniz (ama bıçağınız kesemediği için değil, bölmek mümkün olmadığı için!). İşte, bölünmesi olanaksız bu parçaya Demokritus Yunanca'da 'bölünemez" anlamına gelen "atomos" adını vermiş.
    Demokritus, bu kavramı ortaya atmış atmasına ama bunu o dönemin diğer bilim adamlarına inandıramamış. Özellikle de dönemin en büyük filozofu Aristo'ya. Zaten Aristo reddedince, bir bildiği vardır diye diğerleri de inanmamış. Hatta Demokritus öldükten yüzyıllar sonra bile kimse atomdan bahsetmemiş.
    Ta ki, 2000 yıl kadar sonraya, yani 1800'li yılların başına kadar. Bilim adamları maddenin doğasını anlamaya yönelik çalışmaları sırasında ister istemez bu minik parçacıklarla karşılaşmışlar. İngiliz bilim adamı Dalton, deneyleri sırasında, maddeyi oluşturan ama yapısını tanımlayamadığı bu temel ögelere ilişkin ilk kanıtları elde etmiş. Ondan sonra da keşifler ardı sıra devam etmiş.
    Atomun varlığı kanıtlandıktan sonra da, yapısını anlamaya yönelik bir çok kuram ortaya atılmış. Bunlardan ilki J. J. Thomson adlı bir İngiliz fizikçi'den geliyor.
    Thomson, 1897 yılında atomun bir parçası olan eksi yüklü elektronları keşfetmiş. Thomson'a göre atomun içinde eksi yüklü elektronları dengeleyecek artı yüklü parçacıklar olması gerekiyordu. Thomson, atomu bir "üzümlü kek"e benzetmişti: Üzümler eksi yüklü elektronlar, kekin diğer kısımları ise artı yüklü madde.
    Bundan daha doğru bir modeli, 1911 yılında atomun içinde artı yüklü bir çekirdeğin olması gerektiğini keşfeden Ernest Rutherford geliştirmiş. Rutherford'un atom modeli, Güneş Sistemi'mizin yapısına benziyor. Ortada Güneş, yani artı yüklü çekirdek ve çevresinde dolanan gezegenler, yani eksi yüklü elektronlar. Rutherford'un bu modeline göre çekirdek atomun çok küçük bir parçası: Örneğin atomun boyutunu Dünya kadar büyütsek bile içindeki çekirdek en fazla bir futbol stadyumu kadar kalıyordu. Rutherford daha da
    önemli bir adım atarak, çekirdek içinde artı yüklü parçacıkları yani protonları keşfetmiş ve protonların elektronlardan 1836 kez daha ağır
    olduğunu bulmuş.
    Fakat bu model de bazı kuramsal sorunlar çıkarmış. 1912 yılında Danimarkalı fizikçi Niels Bohr, bu kuramsal sorunları çözecek bir model oluşturmuş. Bohr'un atom modelinde, yine ortada artı yüklü bir çekirdek, fakat sadece belli yörüngelerde dolanabilen eksi yüklü elektronlar var. Bundan sonraki gelişmeler, Bohr'un atom modelini düzeltmeye yönelik. Bu gelişmelerden biri, çekirdekte artı yüklü proton dışında, yüksüz "nötron" adı verilen parçacıkların da olduğu. Nötronları da 1932 yılında, James Chadwick, kendisinin yaptığı derme çatma bir detektörle keşfetmiş.
    Atomun tam bir modelini oluşturmadaki en önemli yöntem, Kuantum Mekaniği adı verilen fizik dalının gelişmesiyle oldu. Bugünkü bilgilerimizin tamamı bu fizik dalının gelişmesiyle elde edildi. Artık bugün atom ve yapısı hakkında epeyce bilgiye sahibiz. Kuantum kuramına göre, atom, artı yüklü bir çekirdek ve etrafında dalga gibi de hareket edebilen elektronların bulutundan oluşan minik bir "nesne"...


    Atomdan Öte Köy Var Mı?
    Aslında, atomlar her ne kadar maddenin yapıtaşları olarak tanımlansa da, gördüğümüz gibi onların da daha küçük yapıtaşları var. Demokritus'un elma örneğinde bir bıçak değil de, günümüzün modern mikroskoplarını kullandığımızı düşünelim. Tabii ki, elmayı keserek değil, büyüterek yapabiliriz bunu. Elmanın bir parçasının görüntüsünü mikroskop altında büyütelim. Önce elmanın detaylarına, daha büyütmeye devam edersek molekül adını verdiğimiz atom gruplarına ulaşırız. Moleküller, iki ya da daha fazla atomun "kimyasal bağ" adı verilen işlemle biraraya gelmesi sonucu oluşur. İşte, madde dediğimiz nesnelerin katı (elma gibi), sıvı (su gibi) veya gaz (hava gibi) olmasını sağlayan şey, bu moleküllerin biraraya geliş biçimi. Moleküller birbirleriyle çok sıkı sıkıya bağlanmış ve yerlerinden kıpırdayamıyorlarsa madde katı halde; atomlar, kopmamak şartıyla birbirleri etrafında hareket edebiliyorlarsa sıvı halde; atomların oluşturduğu moleküller serbestçe hareket edebiliyorlarsa gaz halinde oluyor.
    Demek ki, biraz daha büyütürsek atomlara ulaşacağız. Tanımımız gereği, atomlar madde değil. Çünkü madde olabilmesi için en azından katı, sıvı veya gaz halinde olabilmeli. Fakat, bu hallerden birisi için kimyasal bir bağa, yani en az iki atoma gereksinim var. Dolayısıyla tek başına bir atom ne katı, ne sıvı, ne de gaz yani ne de madde. Ancak biraraya gelirlerse madde oluşturuyorlar. Bu anlamıyla maddenin yapıtaşı! Atomu, mikroskobumuzda büyütmeye devam ettiğimizde (aslında bunu yapabilecek mikroskoplar yok, fakat bilim adamları başka işlemlerle bunu yapabiliyorlar. Biz yine de yapabildiğimizi varsayalım) başta da söylediğimiz gibi, Güneş Sistemi'ne benzer bir yapıyla karşılaşıyoruz. Ortada bir çekirdek ve etrafında dolanan elektronlar. Elektron bulutundan geçip içeri dalıyoruz ve merkezde yer alan çekirdeği görüyoruz. Büyütmeye devam ediyoruz ve çekirdeğin içine bakıyoruz. Burada nötron ve protonlarla karşılaşıyoruz.
    Elektronlar eksi yüklü ve hafif, protonlar artı yüklü ve ağır, nötronlar ise yüksüz ve ağır parçacıklar. Yük ve kütle gibi kavramlar atomları birbirinden ayırdetmekte kullanılıyor. Çünkü çok sayıda atom var ve bunların hepsinin, elektron, proton ve nötron sayıları farklı. Bir atomdaki elektronların sayısı, o atomun atom numarasını (AN) veriyor, bu sayı aynı zamanda o atomun çekirdeğindeki proton sayısına da eşit. Proton ve nötron sayılarının toplamı ise atomun kütle numarasını (KN) veriyor. Örneğin en basit yapıya sahip atomlardan biri olan helyumun atom numarası 2 ve kütle numarası 4 (yani 2 proton, 2 elektron ve 2 nötronu var) ve 4He2 şeklinde simgeleniyor. Havada bulunan oksijen atomunun ise atom numarası 8 ve kütle numarası 16 vb...
    Daha sonuna gelmedik. Son bir gayretle proton ve nötronun da içine bakıyoruz ve orada da daha temel parçacıklar görüyoruz. Bunlara da "kuark" adı veriliyor. İşte, maddenin içine yolculuğumuzun "şimdilik" son durağı burasıymış gibi görünüyor. Buradan daha ileri gitmemiz mümkün değil.
    Artık bir sonuç çıkarabiliriz: Maddenin en küçük yapıtaşı kuarklar. Kuarklar bir araya gelerek proton ve nötronları, bunlar ve elektronlar biraraya gelerek atomları, atomlar molekülleri, moleküller de maddeyi (elma örneği gibi) oluşturuyor.
    Gördüğümüz kadarıyla atomdan öteye köy var, yani kuarklar! Peki kuarklardan öteye? Bunu henüz bilemiyoruz. Ancak bu, hiç bilemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Demokritus'tan bugüne katettiğimiz yol, bilimin, her alanda olduğu gibi, maddenin temel yapısını anlamada da bize vereceği daha pek çok şey olduğunun bir göstergesi.


    Kategori: Ilkogretim 6_Sinif | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    22/11/2009
    Bileşke Kuvvet- Net Kuvvet

    Birden fazla kuvvetin yaptığı işi tek başına yapabilen kuvvet bileşke kuvvet yani cisme uygulanan net kuvvettir. 5 N ve 8 N luk iki kuvvet bir cisme ayni yön ve doğrultuda etkilerse.Net kuvvet = 5 N + 8 N = 13 N olur.Ayni kuvvetler bir cismi ayni doğrultu ve zıt yönlu etkilerse Net kuvvet = 8 N- 5 N = 3 N olur.

    Kategori: Ilkogretim 6_Sinif | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    22/11/2009
    HAREKET ENERJİSİ




    HAREKET ENERJİSİ :
    Hareket halindeki cisimlerin sahip olduğu enerjiye; “Hareket enerjisi” denir.

    Hareket enerjisine sahip olan cisimlere örnekler :

    Koşan bir insan
    Yuvarlanan bir top
    Dereden akan su
    Yüzen bir balık
    Havada uçan bir kuş

    Hareket Enerjisi:
    Hareket halindeki cisimlerin sahip olduğu enerjiye hareket enerjisi denir. Koşan bir atlet,yuvarlanan bir top,akan su ve yüzen bir balina hareket enerjisine sahiptir.

    HAREKET VE KUVVET
    Hareket, fizikte mekanik konusu içerisinde yer alır. mekanik ile nesnelerin hareketi ve durgun kalma özellikleri açıklanmaya çalışılır. Böylece evrendeki gezegen ve yıldızların hareketleri açıklanabilir, bina, köprü, gökdelen gibi binalar inşa edilebilir, uçak, gemi ve denizaltı gibi araçlar yapılabilir. Kısaca, dünya ve uzayda var olan veya var olması istenen birçok özellik mekanik konusu ile açıklanabilir.

    İnsanların en iyi çok ilgilendiği ve günlük yaşamında karşılaştığı fiziksel olaylardan birisi harekettir. bu nedenle fizik bilimine genellikle hareket konusu ile başlanır.

    HAREKET BİLİMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ
    Hareket çok eski zamanlardan beri insanların ilgisini çeken bir konu olmakla beraber, sistematiğinin oluşması ancak 1600'lü yıllara denk gelmektedir. Bu çağda batı dünyasında ortaya çıkan Galileo ve Newton, hareket biliminin sistematik özelliğinin oluşmasının temelini atmışlardır. 19. yüzyılın sonlarına kadar bu bilim adamlarının ortaya attığı fikirler büyük oranda kabul görmüştür. Fakat 20. yüzyılda atom ve atom altı parçacıklar üzerinde yapılan çalışmalar ve teknolojideki hızlı gelişim bu bilim adamlarının fikirlerinde bir takım değişiklikler yapılması gerektiğini ortaya koymuştur. Kuantum Mekaniği ve Görelilik Teorisi yapılan bu çalışmalar sonrası, mekaniği ve hareketi daha iyi açıklamışlardır.

    HAREKET VE KUVVET KONUSU İÇİN BAZI TEMEL KAVRAMLAR
    Skaler ve Vektörel Büyüklükler

    Sadece bir sayı ve bir birim ile belirtilen uzunluk, kütle, zaman gibi büyüklüklere skaler büyüklükler denir. 500 metre, 50 m/s, 175 cm, 3 saat gibi büyüklükler skaler büyüklüklerdir.

    Vektörel büyüklükler ise, bir sayı ve bir birim yanında yönü de olan büyüklüklerdir. A'dan B'ye 2 saate gitmek vektörel bir büyüklüğü ifade eder.

    Uzunluk ve Zaman Birimleri

    Hareketi iyi anlayabilmek için ilk olarak temel uzunluk ve zaman ölçülerini bilmek gerekir.

    Metre uzunluğun temel ölçü birimidir. Bir metre, Paris'ten geçen, kuzey kutbu ve ekvator arasındaki boyuna çizgi boyunca ölçülen uzaklığın on milyonda birisidir. Bu bir metreyi temsil eden metal çubuk Uluslararası Ağırlıklar ve Ölçüler Bürosu'nda bulunmaktadır.

    Bir metrenin uzunluğunu belirlemenin bir başka yolu ise, bilimdeki hızlı gelişmelerden birisi olan ışık hızından yararlanmaktır. Buna göre 1 metre = Işığın boşlukta 1/299,792,458 saniyede yol aldığı mesafedir.

    Saniye ise = Sezyum atomunun yayınladığı belli bir dalga boyundaki ışığın, 9192631770 devir yapması için geçen zamandır.

    Kütle, enerji, zaman, hız, kuvvet ve sıcaklık gibi bir ölçme aracı ile ölçülebilen büyüklükler fiziksel niceliklerdir. Bu tür büyüklükler genel olarak iki kısımda incelenir. Bunlar:

    1) Skaler Büyüklükler

    2) Vektörel Büyüklüklerdir.

    1) Skaler Büyüklükler

    Yalnızca sayılarla ifade edilebilen ve bir birimi olan büyüklüklere denir. Skaler büyüklükler, kütle, sıcaklık, güç, zaman, iş vb. olarak incelenebilir. Örneğin; 3 metre, 5 kilogram, 35 oC, 600 Newton, 220 Volt gibi.

    2) Vektörel Büyüklükler

    Ölçülen büyüklüklerin bazılarındaki sayısal değer ve birim bazen bu veriyi anlamak için yeterli değildir. Bu büyüklüğün yönü, şiddeti, başlangıç noktası ve doğrultusu da önem kazanır. Örneğin; "Araba Ankara'dan İstanbul'a doğru saatte 90 km/sa hızla hareket ediyor" cümlesinde aracın yönü, doğrultusu ve hızı gibi kavramlar bilinmesi gereken değerlerdir.

    Vektörel büyüklük; şiddeti, yönü, doğrultusu ve başlangıç noktası belirlenebilen büyüklüklerdir. Yani yönlendirilmiş doğru parçalarına vetör denir. Vektörel büyüklükleri simgesi üzerine ok işareti konularak skaler büyüklüklerden ayırt edilmektedir.


    Kategori: Ilkogretim 6_Sinif | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    16/11/2009
    AĞIRLIK BİR KUVVETTİR (Konu Anlatımı)



    AĞIRLIK BİR KUVVETTİR
    1- Genel (Evrensel)Çekim Kuvveti
    2- Kütle Çekim Kuvveti
    3- Yer Çekimi Kuvveti
    4- Kütle ve Ağırlık Arasındaki Farklar

    AĞIRLIK BİR KUVVETTİR :

    1- Genel (Evrensel)Çekim Kuvveti :
    Evrende bulunan bütün cisimler birbirlerine çekim kuvveti uygularlar. Bu kanuna genel (evrensel) çekim kanunu denir. Cisimlerin birbirlerine uyguladıkları çekim kuvveti;

    • Cisimlerin kütlelerine bağlıdır (ve kütlelerinin çarpımı ile doğru orantılıdır). Cisimlerin kütleleri arttıkça çekim kuvveti artar.
    • Cisimlerin (kütle merkezlerinin) arasındaki uzaklığa bağlıdır (ve uzaklığın karesi ile ters orantılıdır). Cisimlerin arasındaki uzaklık arttıkça çekim kuvveti azalır.
    • Cisimlerin birbirlerine uyguladıkları çekim kuvveti eşit büyüklükte fakat zıt yöndedir.

    NOT :

    1- Gezegenlerin Güneş etrafında belirli yörüngelerde (elips şeklinde) dolanmalarının
    nedeni, Güneş’ in gezegenlere çekim kuvveti uygulamasıdır.
    2- Dünya ve Dünya üzerindeki bütün cisimler birbirlerine çekim kuvveti uyguladıkları halde bu kuvvetten sadece cisim etkilenir, Dünya etkilenmez. Bunun nedeni Dünya’nın kütlesinin çok büyük olmasıdır.
    3- Genel çekim kanunu Newton tarafından açıklanmıştır.

    2- Kütle Çekim Kuvveti :
    Dünya’nın ve diğer gök cisimlerinin üzerinde bulunan cisimlere uyguladığı çekim kuvvetine kütle çekim kuvveti denir.
    • Gök cisimlerinin, üzerinde bulunan cisimlere uygulayacağı kütle çekim kuvvetinin büyüklüğü aynı değildir. Gök cisimlerinin üzerinde bulunan cisimlere uyguladığı kütle çekim kuvvetinin büyüklüğü o gök cisminin kütlesine (ve yarıçapının karesine) bağlıdır. Gök cisminin kütlesi artıkça kütle çekim kuvveti artar (gök cisminin yarıçapı arttıkça kütle çekim kuvveti azalır). Kütlesi büyük olan gök cisminin, üzerinde bulunan cisme uygulayacağı kütle çekim kuvveti kütlesi küçük olan gök cisminin uygulayacağı kütle çekim kuvvetinden büyük olur.
    • Gök cisimlerinin üzerinde bulunan cisimlere uygulayacağı kütle çekim kuvvetin yönü her zaman gök cisminin merkezine doğrudur.
    • Gök cisimlerinin üzerinde bulunan cisimlere uygulayacağı kütle çekim kuvvetinin büyüklüğü, gök cismi (nin kütle merkezi) ile cisim arasındaki uzaklığa bağlıdır. Gök cismi ile üzerinde bulunan cisim arasındaki uzaklık artarsa kütle çekim kuvveti azalır.
    • Gök cisimlerinin, üzerinde bulunan cisimlere uygulayacağı kütle çekim kuvvetinin büyüklüğü aynı değildir. Güneş sisteminde bulunan gök cisimlerinin 1 kg lık kütleye uyguladıkları kütle çekim kuvvetlerine bakılarak hangi gök cisminin kütlesinin büyük olduğu görülebilir.


    • 1 kg lık kütleye uygulanan çekim kuvveti;
    – Güneş’te → 247 N
    – Merkür’de → 3,70 N
    – Venüs’te → 8,87 N
    – Ay’da → 1,62 N
    – Dünya’da → 9,81 N
    – Mars’ta → 3,77 N
    – Jüpiter’de → 23,30 N
    – Satürn’de → 9,20 N
    – Uranüs’te → 8,69 N
    – Neptün’de → 11,00 N
    – Plüton’da → 0,06 N
    Verilen kütle çekim kuvvetlerine göre; • Kütlesi en büyük ola gezegen Jüpiter’dir.
    • Dünya’daki kütle çekim kuvveti Ay’daki kütle çekim kuvvetinin yaklaşık 6 kat daha fazladır.
    3- Yer Çekimi Kuvveti :
    Kütle çekim kuvvetinin Dünya için isimlendirilmiş haline yer çekimi kuvveti denir. Bu nedenle yer çekimi kuvveti Dünya’nın, üzerinde bulunan cisimlere uyguladığı kütle çekim kuvvetidir.
    • Dünya’nın, üzerinde bulunan bir cisme uyguladığı yer çekimi kuvvetinin büyüklüğüne ağırlık denir. Ağırlık ile gösterilir ve vektörel büyüklüktür.
    • Yer çekimi kuvveti cisimleri daima Dünya’nın merkezine çeker. Bu nedenle yer çekimi kuvvetinin yani cismin ağırlığının yönü daima Dünya’nın (yerin) merkezine (aşağı) doğru gösterilir.
    • Ağırlık dinamometre veya yaylı el kantarı ile ölçülür. (Günlük hayatta yaylı el kantarı ile kütle ölçülebilmektedir. Yaylı el kantarının bölmeleri kütle ölçümü için ayarlanmıştır).
    • Bir cismin ağırlığı cismin Dünya üzerinde bulunduğu yere göre değişir. Cisim Dünya’nın (yerin) merkezine yaklaştıkça (g arttığı içi) ağırlık artar, cisim Dünya’nın (yerin) merkezinden uzaklaştıkça (g azaldığı için) ağırlık azalır.
    • Dünya, kutuplardan basık olduğu için Dünya’nın kutuplardaki yarıçapı, ekvatordaki yarıçapından küçüktür. Bu nedenle bir cismin kutuplardaki ağırlığı, ekvatordaki ağırlığından daha büyük olur. (Yerin merkezine daha fazla yaklaşıldığı için).
    • Dünya’da deniz kenarından yükseklere çıkıldıkça cismin Dünya’nın merkezine uzaklığı artacağı için ağırlığı azalır.
    • Dünya’daki kütle çekim kuvveti Ay’daki kütle çekim kuvvetinin yaklaşık 6 katı olduğu için bir cismin Dünya’daki ağırlığı, Ay’daki ağırlığının yaklaşık 6 katıdır. Ay’daki kütle çekim kuvvetine ay çekimi kuvveti denir.
    • Gezegenlerin, üzerlerinde bulunan cisimlere uyguladığı yer çekimi kuvvetinin şiddetine yer çekim ivmesi denir. Yer çekim ivmesi ile gösterilir.





    NOT :

    1- Uzayda kütle çekimi olmadığı için bir cismin uzaydaki ağırlığı sıfırdır.
    2- Yer çekimi kuvveti Dünya üzerinde bulunan bütün cisimlere etki eder.

    4- Kütle ve Ağırlık Arasındaki Farklar :
    Kütle ve ağırlık aynı kavramlar değildir.

    1- Kütle, bir cismin değişmeyen madde miktarıdır. Ağırlık ise bir cisme etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğüdür.
    2- Kütle eşit kollu terazi ile ağırlık dinamometre (veya aylı el kantarı) ile ölçülür.
    3- Kütle yönsüz (skaler), ağırlık ise yönlü (vektörel) büyüklüktür.
    4- Ağırlık cismin bulunduğu yere göre değişirken kütle değişmez. (Farklı gezegenlerde cisme uygulanan kütle çekim kuvveti farklı olduğu için ağırlık değişir).
    5- Kütle birimi kg ya da gr dır. Ağırlık birimi N ya da dyn dir.

    ÖRNEKLER :

    1- Yer çekimi kuvvetinin yönü Dünya’nın farklı yerlerinde değişir mi?

    • Yer çekimi kuvvetinin yönü daima Dünya’nın merkezine doğrudur.

    2- Dünya’dan Ay’a doğru gidildikçe dinamometreye takılı cisim varken;
    a) Dünya’dan uzaklaştıkça dinamometredeki değişim nasıl olur?
    b) Ay’a yaklaştıkça dinamometredeki değişim nasıl olur?

    a) Dünya’dan uzaklaştıkça yer çekimi kuvveti azalacağı için dinamometreden okunan değer azalır ve uzaya çıkıldığında sıfır olur.
    b) Ay’a yaklaşıldığında yer çekimi kuvveti artacağından dinamometreden okunan değer artar.

    Kategori: Ilkogretim 6_Sinif | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    16/11/2009
    BİLEŞKE KUVVET (KUVVETLER İŞ BAŞINDA)

    BİLEŞKE KUVVET (KUVVETLER İŞ BAŞINDA)


    1- Kuvvetlerin Bileşkesi (Bileşke Kuvvet = Net Kuvvet)
    2- Kuvvetlerin Dengelenmesi
    3- Dengelenmiş ve Dengelenmemiş Kuvvetler
    4- Etki – Tepki Prensibi
    5- Dengeleyici Kuvvet


    AĞIRLIK BİR KUVVETTİR
    1- Genel (Evrensel)Çekim Kuvveti
    2- Kütle Çekim Kuvveti
    3- Yer Çekimi Kuvveti
    4- Kütle ve Ağırlık Arasındaki Farklar

    BİLEŞKE KUVVET (KUVVETLER İŞ BAŞINDA) :
    1- Kuvvetlerin Bileşkesi (Bileşke Kuvvet = Net Kuvvet) :
    Bir cisme etki eden iki ya da daha fazla kuvvetin yaptığı etkiyi tek başına yapabilen kuvvete bileşke kuvvet ya da net kuvvet denir. Bileşke kuvvet R ile net kuvvet ise Fnet ile gösterilir.
    Bileşke kuvveti oluşturan (cisme etki eden) kuvvetlere bileşen kuvvetler ya da bileşenler denir. Bileşen kuvvetler F1, F2, … ile gösterilir.

    • Bir cisme iki ya da daha fazla kuvvet etki ediyorsa cisim daima bileşke kuvvetin doğrultusunda ve yönünde hareket eder.
    • Büyüklükleri ve yönleri aynı olan kuvvetlere eş kuvvetler denir.
    • Büyüklükleri aynı, yönleri ters olan kuvvetlere zıt kuvvetler denir.



    F1 = -F 2 ( - işareti kuvvetlerin zıt yönlü olduğunu gösterir)

    a) Aynı Doğrultulu ve Aynı Yönlü Kuvvetlerin Bileşkesi :
    Bir cisme etki eden doğrultuları ve yönleri aynı olan kuvvetlere aynı doğrultulu ve aynı yönlü kuvvetler denir.
    Aynı doğrultulu ve aynı yönlü kuvvetlerin bileşke kuvvetinin büyüklüğü, kuvvetlerin büyüklüklerinin toplamına eşittir.

    Bileşke Kuvvetin Elemanları :
    1- Uygulama Noktası : Kuvvetlerin uygulama noktası ile aynı.
    2- Yönü : Kuvvetlerin yönü ile aynı.
    3- Büyüklüğü (Şiddeti) : Kuvvetlerin büyüklüklerinin toplamına eşit.
    4- Doğrultusu : Kuvvetlerin doğrultusu ile aynı.

    b) Aynı Doğrultulu ve Zıt Yönlü Kuvvetlerin Bileşkesi :
    Bir cisme etki eden doğrultuları aynı yönleri ters olan kuvvetlere aynı doğrultulu ve zıt yönlü kuvvetler denir.
    Aynı doğrultulu ve zıt yönlü kuvvetlerin bileşke kuvvetinin büyüklüğü, kuvvetlerin büyüklüklerinin farkına eşittir.

    Bileşke Kuvvetin Elemanları :
    1- Uygulama Noktası : Kuvvetlerin uygulama noktası ile aynı.
    2- Yönü : Büyük kuvvet yönünde.
    3- Büyüklüğü (Şiddeti) : Kuvvetlerin büyüklüklerinin farkına eşit.
    4- Doğrultusu : Kuvvetlerin doğrultusu ile aynı.

    2- Kuvvetlerin Dengelenmesi :
    Bir cisme, eşit büyüklükte ve zıt yönde iki kuvvet uygulanıyorsa, kuvvetler birbirini dengeler ve cisim dengededir.
    • Bir cisim dengede ise cisme etki eden bileşke yani net kuvvet sıfırdır. Cisim dengede ise önceki hareketine aynen devam eder. (Eylemsizlik prensibine göre). Cisim başlangıçta duruyorsa durmaya, hareket halinde ise sabit süratli hareket yapmaya devam eder.

    Örnek : Halterci, halteri tutarken yukarı yönde halterin ağırlığına eşit büyüklükte fakat zıt yönde
    kuvvet uygular. Yukarı yönde uygulanan kuvvet, aşağı yöndeki halterin ağırlığını dengeler.

    3- Dengelenmiş ve Dengelenmemiş Kuvvetler :

    a) Dengelenmiş Kuvvetler :
    Bir cisme etki eden kuvvetlerin bileşkesi yani net kuvvet sıfır ise cisme etki eden kuvvetlere dengelenmiş kuvvetler denir.
    Dengelenmiş kuvvetlerin etkisinde olan cisimler önceki hareketlerine aynen devam ederler. (Eylemsizlik prensibine göre). Cisim başlangıçta duruyorsa durmaya, hareket halinde ise sabit süratli hareket yapmaya devam eder.

    b) Dengelenmemiş Kuvvetler :
    Bir cisme etki eden kuvvetlerin bileşkesi yani net kuvvet sıfır değilse cisme etki eden kuvvetlere dengelenmemiş kuvvetler denir.
    Dengelenmemiş kuvvetlerin etkisinde olan cisimler süratini ya da hareket yönünü değiştirirler.

    Deneyler :
    1- Kuvvetin dengelenmesi.
    2- İki dinamometre yerine tek dinamometre kullanılarak bileşke kuvvetin gösterilmesi.
    3- Dengelenmiş kuvvetler ve cisimlerin önceki hareketine devam etmesi.
    4- Dengelenmemiş kuvvetler ve cisimlerin hızlanan ya da yavaşlayan hareket yapması.

    NOT : 1- Cismin sabit süratli hareket yapması, dengelenmiş kuvvetlerin etkisinde olduğunu
    gösterir.
    2- Cismin düzgün hızlanan veya düzgün yavaşlayan hareket yapması dengelenmemiş kuvvetlerin etkisinde olduğunu gösterir.
    1.Alternatif Etkinlik : Halat Çekme Oyunu (Ders Kitabı – 66)
    Amaç : Dengelenmiş ve dengelenmemiş kuvvetlerin cisimler üzerindeki
    etkisini göstermek.
    Yapılacaklar : • Üçer kişilik iki gruba halat çekme oyunu oynatılır.
    • Gruplar arasına çizgi çekilir.
    • Her grup yerini alır ve oyun başlatılır.
    • Çizginin karşısına ilk adım atan grup kazanır.
    • Sonuca varalım kısmında;
    ¬– Etkinlikte ipe 6 tane kuvvet etki etmiştir.
    – İpe etki eden kuvvetler deftere çizdirilir.
    – Bu kuvvetler aynı doğrultuludur.
    – Kuvvetlerden üçü bir yöne diğer üçü zıt yöne uygulanır.
    – Yarışmayı hangi grup kazanır, sebebi nedir?

    4- Etki – Tepki Prensibi :
    Bir cisme bir kuvvet uygulandığında cisim de uygulanan kuvvete eşit büyüklükte ve zıt yönde bir tepki kuvvet uygular. Cisme uygulanan etki kuvveti ile cismin uyguladığı tepki kuvveti eşit büyüklükte ve zıt yönde olduğu için birbirlerini dengeler. Bu kurala (prensibe) etki – tepki prensibi denir.
    Örnek : Yere atılan topun zıplamasının nedeni, yerin topa tepki kuvveti uygulamasıdır.

    5- Dengeleyici Kuvvet :
    Bir cisme etki eden iki ya da daha fazla kuvvetin bileşkesine eşit büyüklükte fakat zıt yönde uygulanan kuvvete dengeleyici kuvvet denir.
    Dengeleyici kuvvet ı ile gösterilir.
    Dengeleyici kuvvet ile bileşke kuvvetin; • Doğrultuları aynıdır.
    • Uygulama noktaları aynıdır.
    • Büyüklükleri aynıdır.
    • Yönleri terstir.

    NOT :

    1- İki kuvvet aynı doğrultulu ve aynı yönlü ise yani aralarındaki açı 00 ise bileşke
    kuvvet en büyük yani maksimum (max) değeri alır.

    α = 00 ise; R = F1 + F2 ve R→Max

    2- İki kuvvet aynı doğrultulu ve zıt yönlü ise yani aralarındaki açı 1800 ise bileşke kuvvet en küçük yani minimum (min) değeri alır.

    α = 1800 ise; R = F1 - F2 ve R→Min

    3- Bileşke kuvvetin büyüklüğü, bileşen kuvvetlerin büyüklüklerinin farkından daha küçük ya da toplamlarından daha büyük olamaz. Fakat kuvvetlerin toplamına ya da farkına eşit olabilir.

    F1 + F2 ≥ R ≥ F1 – F2

    4- Bir cisme etki eden kuvvetlerin bileşkesi sıfırsa cisim dengededir ve eylemsizlik kuralına göre önceki hareketine devam eder.

    ÖRNEKLER :

    1- 20 N kaç dyn’ dir?

    • 1 N = 1.105 dyn ise ; 20 N = 20 . 105 = 2.106 dyn

    2- Bir cisme aynı doğrultulu ve yönlü F1=3 N ve F2=5 N luk iki kuvvet etki ediyor. Buna göre;
    a) Bileşke kuvvet kaç N dur?
    b) Bileşke kuvveti çizerek elemanlarını gösterin.



    a) R = F1 + F2
    R = 3 + 5 = 8 N
    b) Uygulama Noktası : Kuvvetlerinki ile aynı.
    Doğrultusu : Kuvvetlerinki ile aynı.
    Yönü : Kuvvetlerinki ile aynı.
    Büyüklüğü (Şiddeti) : 8 N

    3- Bir cisme aynı doğrultulu ve zıt yönlü F1=3 N ve F2=5 N luk iki kuvvet etki ediyor. Buna göre;
    a) Bileşke kuvvet kaç N dur?
    b) Bileşke kuvveti çizerek elemanlarını gösterin.




    a) R = F2 – F1
    R = 5 - 3 = 2 N
    b) Uygulama Noktası : Kuvvetlerinki ile aynı.
    Doğrultusu : Kuvvetlerinki ile aynı.
    Yönü : F2 yönünde.
    Büyüklüğü (Şiddeti) : 2 N

    4- Duvara 250 N luk kuvvetle yumruk atan adam için;
    a) Eli niçin acır?
    b) Duvarın uyguladığı tepki kuvveti kaç N dur?
    a)Duvar, tepki kuvveti uyguladığı için.

    b) Fetki = 250 N ve Fetki = Ftepki ise; Ftepki = 250 N olur.

    5- Bir cisme etki eden aynı doğrultulu ve aynı yönlü F1=3N, F2=4N ve F3=5N luk üç kuvvetin bileşkesinin büyüklüğünü bularak bileşke kuvvetin elemanlarını gösterin.

    R = F1 + F2 + F3
    R = 3 + 4 + 5= 12 N

    Uygulama Noktası : Kuvvetlerinki ile aynı.
    Doğrultusu : Kuvvetlerinki ile aynı.
    Yönü : Kuvvetlerinki ile aynı.
    Büyüklüğü (Şiddeti) : 12 N


    6- Bir cisme etki eden aynı doğrultulu F1=4N, F2=15N ve F3=8N luk üç kuvvetin bileşkesinin büyüklüğünü bularak bileşke kuvvetin elemanlarını gösterin.

    1.Yol: R = F2 – (F1 + F3) 2.Yol : R1 = F1 + F3 = 4 + 8 = 12N
    R = 15 – (4 + 8) = 15 – 12 = 3 N R = F2 – R1 = 15 – 12 = 3N

    Uygulama Noktası : Kuvvetlerinki ile aynı.
    Doğrultusu : Kuvvetlerinki ile aynı.
    Yönü : F2 yönünde.
    Büyüklüğü (Şiddeti) : 3 N

    7- Bir cisme etki eden aynı doğrultulu F1=2N, F2=4N, F3=6N ve F4=8N luk dört kuvvetin bileşkesini bularak bileşke kuvvetin elemanlarını gösterin.

    1.Yol: R = (F2 + F4) – (F1 + F3) 2.Yol : R1 = F1 + F3 = 2 + 6 = 8N
    R = (4 + 8) - (2 + 6) = 12 – 8 = 4 N R2 = F2 + F4 = 4 + 8 = 12N
    R = R2 – R1 = 12 – 8 = 4N
    Uygulama Noktası : Kuvvetlerinki ile aynı.
    Doğrultusu : Kuvvetlerinki ile aynı.
    Yönü : F2 ve F4 yani R2 yönünde.
    Büyüklüğü (Şiddeti) : 4 N

    8- Bir cisme etki eden F1=6 N ve F2=10 N luk iki kuvvetin bileşkesi hangi değerleri alabilir?

    F1 + F2 ≥ R ≥ F2 – F1 6 + 10 ≥ R ≥ 10-6 16 ≥ R ≥ 4 ise; R = {4,5,6,…15,16}

    9- Bir cisme etki eden F1=5 N ve F2=10 N luk iki kuvvetin bileşkesinin;
    a) En büyük değeri kaç N dur?
    b) En küçük değeri kaç N dur?
    c) En büyük ve en küçük değerlerinin oranı kaçtır?
    d) Bileşke kuvvet hangi değerleri alabilir?

    a) Kuvvetler aynı yönlü ise bileşke kuvvet en büyük yani maksimum değeri alır.

    Rmax = F1 + F2 R = 5 + 10 R = 15 N

    b) Kuvvetler zıt yönlü ise bileşke kuvvet en küçük yani minimum değeri alır.

    Rmin = F2 – F1 R = 10 – 5 R = 5 N

    c)

    d) F1 + F2 ≥ R ≥ F2 – F1 5 + 10 ≥ R ≥ 10 – 5 15 ≥ R ≥ 5 ise;
    R = {5,6,7,…14,15}


    Kategori: Ilkogretim 6_Sinif | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    16/11/2009
    KUVVETLERİ KEŞFEDELİM

    KUVVET VE HAREKET

    KUVVETLERİ KEŞFEDELİM
    1- Kuvvet
    2- Kuvvetin Ölçülmesi
    3- Kuvvet Birimleri
    4- Kuvvetin Etkileri
    5- Kuvvet Çeşitleri
    6- Kuvvetin Özellikleri


    KUVVET (KUVVETLERİ KEŞFEDELİM) :

    1- Kuvvet :
    Duran bir cismi harekete geçiren, hareket halindeki cismi durduran, cismin doğrultusunu, yönünü, şeklini ve hızını değiştirebilen her türlü etkiye kuvvet denir. Kuvvet gözle görülemez, kuvvetin sadece etkileri gözlenip ölçülebilir.
    • Çantayı taşırken,
    • Otomobil kullanırken,
    • Kapıyı açarken,
    • Musluğu çevirirken,
    • Meyveyi soyarken,
    • Saçı tararken,
    • Elbiseleri giyerken kuvvet kullanılır.

    2- Kuvvetin Ölçülmesi :
    Kuvveti ölçmek için kullanılan araçlara dinamometre denir. Dinamometreler cisimlerin esneklik özelliğinden faydalanılarak yapılmıştır.
    Bir cisme kuvvet uygulandığında cisim şekil değiştiriyorsa, kuvvetin etkisi ortadan kalkınca cisim tekrar eski haline geri dönebiliyorsa böyle cisimlere esnek cisim, bu olaya da esneklik denir. Lastik, çelik şerit, yay, lastik top esnek cisimlere örnektir.
    Dinamometreler, kuvvetin esnek cisimler üzerindeki şekil değiştirme etkisi kullanılarak yapılmıştır. Dinamometredeki esnek cismin (yayın) uygulanan kuvvet sayesinde uzaması (şekil değiştirmesi) ile kuvvet ölçülebilir. Esnek cisim ne kadar fazla şekil değiştiriyorsa (yay ne kadar uzuyorsa) cisme uygulanan kuvvette o kadar büyük olur.

    NOT :

    1- Dinamometrelerin ölçebileceği kuvvetlerin büyüklükleri farklı olabilir. Her dinamometre ancak belirli büyüklükteki kuvvetleri ölçebilir. Dinamometrenin ölçebileceğinden daha büyük kuvvet ölçülürse dinamometredeki yayın esnekliği kaybolur ve dinamometre bozulur. Her dinamometrenin üzerinde ölçebileceği en büyük kuvvetin değeri gösterilir.
    2- Bir cisme etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğüne ağırlık denir. Cisimlerin
    ağırlıklarını (yani cisme etki eden yer çekimi kuvvetini) ölçmek için dinamometreye benzeyen yaylı el kantarı kullanılır. Yaylı el kantarı da bir çeşit dinamometredir.
    3- Kuvvet hakkında ortaya koyduğu görüşler nedeniyle kuvvet birimi Sır Isaac Newton’un ismiyle gösterilir.

    3- Kuvvet Birimleri :

    SI CGS
    Kuvvet → F→ Newton (N) → Dyn

    • 1N = 1.105 dyn
    1dyn = 1.10-5 N

    • 1 Newton : 100 gramlık kütleye etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğüdür.

    4- Kuvvetin Etkileri :
    Kuvvet;
    • Duran bir cismi harekete geçirebilir.
    • Hareket halindeki cismi durdurabilir.
    • Hareket halindeki cisimleri hızlandırabilir veya yavaşlatabilir yani hızını değiştirebilir.
    • Cisimlerin doğrultusunu, yönünü ve şeklini değiştirebilir.


    5- Kuvvet Çeşitleri :
    Kuvvetler, etkilerine göre farklı çeşitlerde olabilir. Kuvvetler genel olarak temas gerektiren kuvvetler ve temas gerektirmeyen kuvvetler olarak iki grupta incelenir.


    Kuvvet Çeşitleri

    Temas Gerektiren Kuvvetler
    Temas Gerektirmeyen Kuvvetler

    • İtme Kuvveti

    • Çekme Kuvveti

    • Kas Kuvveti

    • Rüzgâr Kuvveti

    • Elektriksel İtme Kuvveti

    • Kaldırma Kuvveti

    • Sürtünme Kuvveti

    • Buhar Kuvveti
    • Magnetik Alan Kuvveti (Mıknatıs)
    • Yer Çekimi Kuvveti
    • Elektriksel Çekim Kuvveti



    6- Kuvvetin Özellikleri :
    Kuvvet ile gösterilir ve vektörel büyüklüktür. Kuvvet gözle görülemez, kuvvetin sadece etkileri gözlenip ölçülebilir. Kuvvet, yönlü doğru parçaları ile (ok işareti ile) gösterilir. Kuvveti göstermek için kullanılan okun yönü, kuvvetin yönünü, büyüklüğü ise kuvvetin büyüklüğünü gösterir.
    Kuvvetin gösterilebilmesi için 4 elemanının bilinmesi gerekir. Bunlar;
    1- Kuvvetin uygulama noktası,
    2- Kuvvetin doğrultusu,
    3- Kuvvetin yönü,
    4- Kuvvetin büyüklüğü (şiddeti) dür.



    Uygulama Noktası Yönü




    Doğrultusu (d)



    A Büyüklüğü B
    (Şiddeti)


    Kuvvetin Elemanları :
    1- Uygulama Noktası : Kuvvetin cisme etki ettiği noktadır.
    A Noktası
    2- Yönü : Kuvvetin cismi hareket ettirdiği yöndür.
    A’ dan B’ ye doğru.
    3- Büyüklüğü (Şiddeti) : Kuvvetin cisme etki edebilme gücüdür.
    doğru parçasının uzunluğu.
    4- Doğrultusu : Kuvvetin etkisini gösterebildiği doğrultudur.
    AB doğrultusu.

    NOT :

    1- Bir cismin hareket edebilmesi ve sürat kazanabilmesi için cisme mutlaka kuvvet
    uygulanması gerekir.
    2- Bir cismin hareket edebilmesi için cisme uygulanan kuvvetin her zaman cisme dokunmasına gerek yoktur. (Mıknatısın magnetik alanı).
    3- Tebeşirin kırılması, tebeşirin yere düşmesi, yayın sıkışması, yayın uzaması, cismin yön değiştirmesi, araçların hareket etmesi, araçların durması kuvvet etkisiyle gerçekleşir.
    4- Bir cisme etki eden kuvvetin büyüklüğünün bilinmesi, kuvvetin sebep olacağı etkilerin bilinmesi için gereklidir.
    5- Kuvvetleri göstermek için çizilen ok işaretleri, kuvvetlerin büyüklüklerine göre ölçekli olarak çizilmelidir.


    Kategori: Ilkogretim 6_Sinif | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    16/11/2009
    YAŞAMIMIZDAKİ SÜRAT
    1- Hareket :
    Bir cismin sabit kabul edilen bir noktaya göre zamanla yer değiştirmesine hareket denir. Cismin hareketi sırasında seçilen sabit noktaya başlangıç noktası veya referans noktası denir.
    Bir cismin hareketli olup olmadığı seçilen başlangıç noktasına göre belirlenir. Cisim bir noktaya göre hareketli iken başka bir noktaya göre hareketsiz olabilir.
    Evrende bulunan bütün cisimler hareketlidir. (Seçilen başlangıç noktaları ayarlanarak bütün cisimler hareketli olarak gözlenebilir).

    Örnek :
    • Otobüs içinde oturan yolcular, otobüs hareket halinde iken birbirlerine göre
    hareketsizken, dışarıdan bakan bir gözlemciye, ağaca ya da yere göre hareketlidirler.
    • Dünya üzerinde bulunan insanlar, Dünya’yı hareketsiz olarak görürler. Uzaydan Dünya’ya bakan gözlemci Dünya’nın hareket ettiğini gözleyebilir.
    • Güneş, Samanyolu Galaksisi etrafında dolandığı için Güneş’te hareketlidir.

    2- Yörünge :
    Bir cismin hareketi sırasında izlediği yola yörünge denir. Cismin yaptığı hareketin çeşidi, yörüngesine göre belirlenir.
    • Cismin yörüngesi düz ya da doğru şeklinde ise cismin yaptığı harekete doğrusal hareket denir.
    • Cismin yörüngesi eğri şeklinde ise cismin yaptığı harekete eğrisel hareket denir.
    • Cismin yörüngesi daire şeklinde ise cismin yaptığı harekete dairesel hareket denir.



    Doğrusal Hareket Eğrisel Hareket Dairesel Hareket

    SORU :

    1- Uçaktan atlayan paraşütçülerin yeryüzüne doğru hareket etmesini sağlayan nedir?
    2- Paraşütçünün yere düşünceye kadarki sürati hakkında ne söylenebilir?
    3- Paraşütün açılması, paraşütçünün hareketini nasıl etkilemiştir?

    3- Sürat :
    Hareketli bir cismin belirli bir yolu ne kadar zamanda aldığını gösteren büyüklüğe sürat denir.
    Bir cismin hareketi süresince aldığı toplam yolun, cismin toplam hareket süresine bölümüne sürat denir.
    Bir cismin birim zamandaki aldığı yol miktarına sürat denir.
    Bir cismin süratini, o cisme etki eden kuvvet etkiler.



    NOT :

    1- Bir cismin sürati, cismin sadece cismin hareket süresine bağlı değildir. Hareketini daha kısa sürede bitiren cisim daha hızlı değildir. Cisimlerin süratleri karşılaştırılırken sadece zaman değil, zaman ve cismin aldığı yol değerlendirilir.
    2- Rüzgarın süratini ölçmek için kullanılan araçlara anemometre denir.

    4- Hareket Çeşitleri :

    a) Düzgün Doğrusal Hareket (DDH) (Sabit Hızlı = Süratli Hareket) (SHH) :
    Bir cismin sürati hareketi süresince değişmeyip sabit kalıyorsa ve cisim bir doğru boyunca hareket ediyorsa cismin yaptığı bu harekete düzgün doğrusal hareket veya sabit süratli (hızlı) hareket denir.
    Sabit süratli harekette;
    • Cisim eşit sürelerde eşit yollar alır.
    • Cismin sürati hareketi boyunca değişmeyip sabit kalır.

    Yol – Zaman Grafiği :
    Hareketli, hareketi süresince eşit sürelerde eşit yollar alır ve bu nedenle sürati sabittir.
    Hareketlinin yol – zaman grafiğinden sürati bulunur. Grafikten seçilen her hangi bir noktanın zaman ve yol eksenlerini kestiği noktalar bulunur. Bu noktalara karşılık gelen değerler sürat formülünde yerine yazılarak sürat hesaplanır.



    Sürat – Zaman Grafiği :
    Hareketli, hareketi süresince eşit sürelerde eşit yollar alır ve bu nedenle sürati sabittir. Zaman değişse bile sürat değişmez.
    Hareketlinin sürat – zaman grafiğinden aldığı yol bulunur. Sürat – zaman grafiğinin altında kalan alan hareketlinin aldığı yolu verir.



    b) Düzgün Hızlanan Doğrusal Hareket (DHDH) :
    Bir cismin hızı hareketi süresince eşit zamanlarda eşit miktarlarda artıyorsa ve cisim bir doğru boyunca hareket ediyorsa cismin yaptığı bu harekete düzgün hızlanan doğrusal hareket denir.
    Düzgün hızlanan doğrusal harekette;
    • Cismin sürati eşit sürelerde eşit miktarlarda artar.

    c) Düzgün Yavaşlayan Doğrusal Hareket (DYDH) :
    Bir cismin hızı hareketi süresince eşit zamanlarda eşit miktarlarda azalıyorsa ve cisim bir doğru boyunca hareket ediyorsa cismin yaptığı bu harekete düzgün yavaşlayan doğrusal hareket denir.
    Düzgün yavaşlayan doğrusal harekette;
    • Cismin sürati eşit sürelerde eşit miktarlarda azalır.

    NOT :

    1- Sürat – zaman ve yol – zaman grafikleri, hareketle ilgili verilmeyen bir değer hakkında yorum yapılmasını sağlar.

    5- Hareket Enerjisi :
    Hareket halindeki cisimlerin sahip oldukları enerjiye hareket enerjisi denir.
    • Cisimler, sahip oldukları veya kazandıkları hareket enerjisi sayesinde hareket ederler.
    • Cismin sürati hareket enerjisine bağlıdır ve doğru orantılıdır. Yani hareket enerjisi fazla olan cismin sürati de fazladır.
    • Bir cisim, sahip olduğu hareket enerjisini bir başka cisme aktarabilir. Cismin sahip olduğu hareket enerjisini bir başka cisme aktarabilmesi için o cisme kuvvet uygulaması gerekir. Uygulanan kuvvet sayesinde cismin enerjisi aktarılabilir. (Kuvvet ve hareket enerjisi aynı kavramlar değildir).
    • Cisim, kuvvet sayesinde hareket ettiği için cismin sürati de kuvvete bağlıdır. (Kuvvet ve hareket aynı kavramlar değildir).
    • Hareket enerjisi fazla olan cismin sürati de fazladır ve sürati fazla olan cisim çarptığı cismi daha hızlı hareket ettirir. Bunun nedeni de cismin, çarptığı cisme daha fazla hareket enerjisi aktarmasıdır.


    Kategori: Ilkogretim 6_Sinif | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    9/10/2009
    7.Sınıf Fen ve Teknoloji-Vücudumuzda Sistemler-Boşaltım Sistemim



    Boşaltım Sistemimiz Vücudumuzdan Atıkları Uzaklaştırır



    Canlılar hayatsal faaliyetlerini yürütebilmek için dışarıdan besin alırlar. Bu besinleri enerji verici, yapıcı onarıcı ve düzenleyici olarak kullanırlar. Besin içeriklerinin hayatsal faaliyetlerde kullanılmasından sonra kalan su, madensel tuzlar, CO2, amonyak, üre ve ürik asit gibi zararlı maddelerin vücut dışına atılmasına boşaltım denir.Boşaltım olayını gerçekleştiren sisteme de boşaltım sistemi adı verilir. Boşaltım sistemi sayesinde sindirim sonucu hücrelerde oluşan artık maddeler, dışarıdan vücuda girmiş olan zararlı maddeler ve yararlı olmasına rağmen hücrelere fazla gelen maddeler vücut dışına atılır.



    Vücudumuz için gerekli besin içerikleri, enerji üretimi için, yapım-onarım için ve düzenleyici olarak kullanılır. Bu sırada vücudumuza zararlı olan ve vücudumuzdan uzaklaştırılması gereken bazı atık maddeler de oluşur. Oluşan atık maddeler vücudumuzdan boşaltımda görevli yapı ve organlar tarafından uzaklaştırılır.









    Atık Maddeleri Vücudumuzdan Uzaklaştıran Organlar



    Böbrekler, akciğerler, karaciğer, deri ve kalın bağırsak atık maddeleri vücudumuzdan uzaklaştıran organlardır. Bu organlar atık maddeleri idrar, solunum, terleme ve dışkı yoluyla atar. Eğer bu atık maddeler vücudumuzdan uzaklaştırılmadıkları takdirde zehirleyici olabilir. Bunun sonucu olarak vücudumuz görevlerini yerine getiremez. Aşağıdaki şemayı inceleyelim





    Deri Vücudumuzdan suyun ve tuzun fazlasını terleme yoluyla dışarı atar.Aynı zamanda bu sayede vücut sıcaklığı da korunmuş olur.

    Akciğerler Kan içindeki karbon dioksiti ve suyu soluk verme esnasında vücut dışına atar.

    Karaciğer Proteinlerin sindirilmesi sonucunda oluşan zehirli bir maddeyi, daha az zararlı olan üreye dönüştürür.

    Kalın bağırsak Su, safra ve besin atıklarının dışkı şeklinde vücuttan atılmasını sağlar.

    Böbrekler Kan içindeki zararlı atıkları ve üreyi süzerek idrar şeklinde vücuttan uzaklaştırır.



    Boşaltım Sistemimizi Oluşturan Yapı ve Organlar



    Besin içeriklerinin hücrelerimiz tarafından kullanılması sonucunda atık maddeler oluşur. Oluşan bu atık maddeler hücrelerimizden kanımıza geçer. Atık maddelerle
    kirlenmiş kanın vücudumuza zarar vermemesi için bir an önce temizlenmesi gerekir. Bu atık maddeler vücudumuzdan boşaltım yoluyla uzaklaştırılır. Tıpkı fabrikaların zehirli atıkları temizleyerek uzaklaştıran arıtma tesisleri gibi vücudumuzdan atık maddeleri uzaklaştıran ve boşaltım sistemi adı verilen bir sistem vardır.
    Boşaltım sistemimiz; böbrekler, üreter, idrar kesesi ve üretradan oluşur. Böbrekler boşaltım sistemimizin önemli organlarından biridir.



    Karaciğerin boşaltımdaki görevi:Hücrelerde solunum olayında bazı besinler (proteinler) parçalandığında amonyak denilen ve çok zehirli olan bir sıvı oluşur. Karaciğer, çok zehirli olan amonyağı, daha az zehirli olan üre ve ürik aside çevirerek boşaltıma yardımcı olur.
    Karaciğer, yaşlanmış alyuvarlar hücrelerini parçalar ve oluşan atıklarını safra sıvısı ile bağırsaklara göndererek boşaltım yapar.


    Böbreklerin Boşaltım Sistemi İçin Önemi



    Böbrekler: Bel omurlarımızın iki yanında yer alan organlarımızdır. Böbreğin şekli fasulyeye benzer. Yaklaşık uzunluğu 10 cm’dir. Böbreklerimizin görevi, vücudumuzun çeşitli faaliyetleri sonucu oluşan atık maddeleri kanımızdan süzerek uzaklaştırmaktır. Kanımızda atık maddelerin yanı sıra karbonhidratların, yağların ve proteinlerin sindirilmesi sonucunda oluşan küçük moleküller ile vitamin ve su gibi yararlı maddeler de bulunur. Öyleyse, böbreklerimizin kanımızı süzerken kanımızın içindeki yararlı maddeleri koruyup atık maddeleri uzaklaştırması gerekir. Peki böbrekler kanımızı süzerek nasıl temizler? Kanımız, böbreğimizin temel birimi olan nefronlar tarafından süzülerek temizlenir.



    Önemli NOT:

    *Böbrekler, vücutta yaşamsal faaliyetler sonucu oluşan su, üre, ürik asit ve madensel tuzlardan oluşan atık maddelerin kandan süzülerek idrar şeklinde vücut dışına atılmasını sağlar. Yani insanlarda boşaltım olayını gerçekleştiren organ böbreklerdir.

    *Süzüntüdeki suyun büyük bir bölümü, glikoz ve diğer besin maddeleri öz bölgesindeki toplama kanalcıkları tarafından emilerek tekrar kana geçer. Bu olaya geri emilim denir. Böylece yararlı maddelerin vücut dışına atılması engellenmiş olur. Süzüntüdeki su ve besinler emildikten sonra havuzcukta kalan sıvıya idrar denir


    Her bir böbrekte, yaklaşık bir milyon nefron bulunur.
    Nefronlar boşaltım maddelerini kandan süzer ve idrar oluşumunu sağlar, böylece kanımızı temizler. Peki, böbreklerimiz idrarı nasıl oluşturduğunu biliyor musunuz?




    1. Kan, böbrek atardamarları yoluyla böbreklere gelir ve nefronlarda süzülür.
    2. Kan içindeki yararlı maddeler, süzülme sırasında nefronlarda emilir ve tekrar kana geçer.
    3. Süzülerek temizlenen bu kan, böbrek toplardamarı ile böbreklerden çıkar.
    4.Süzülmeden sonra kalan tuzun ve suyun fazlası ile üre idrarı oluşturur.
    5.Oluşan idrar, üreterde ve idrar kesesinde toplanır.
    6.İdrar üretra ile vücuttan dışarı atılır.



    Önemli NOT:

    *Vücudumuzda boşaltıma yardımcı olan organlar: Terleme yolu ile atık maddeleri vücuttan uzaklaştıran DERİ , Solunum sonucu atık karbondioksit v su buharını atan AKCİĞER , bazı maddelerin parçalanması sırasında oluşan zehirli maddeleri sindirim kanalına boşaltan KARACİĞER

    *Kanımız böbreğimizin temel birimi olan nefronlar tarafından süzülerek temizlenir. Böbreklerimizin kanımızı süzerek atıkları idrar şeklinde uzaklaştırır.

    *Vücuda pompalanan kan, karaciğere gelir ve kandaki amonyak, üre ve ürik aside çevrilir. Kan daha sonra böbrek atardamarı ile böbreklere gelir. (Böbrek atardamarı, aorttan ayrılan damarlardan biridir.)Böbreklere gelen kirli kandaki su, üre, ürik asit ve madensel tuzlar, kabuk bölgesindeki nefronlar tarafından süzülür. Süzülen ve temizlenen kan, böbrek toplardamarı ile böbreklerden uzaklaştırılır.
    *Dışkılama: Sindirilmeyen besinlerin sindirim sisteminden atılması olayıdır. Boşaltım olayı değildir.

    *Damlama:Nemli havalarda sabahın erken saatlerinde bitkilerin yaprakları üzerinde su damlacıkları görülür . Bitki attığı bu su damlacıkları sayesinde bitkideki fazla su ve mineraller bünyesinden atılır.

    *Bitkiler boşaltımı ; su ve karbondioksiti yaprak gözeneklerinden ve yaprak dökümü ve köklerden ise fazla su ve madensel tuz boşaltımı yapar.

    *Tek hücrelilerde ( Amip , öğlana , paremezyum gibi) boşaltımı hücre zarından yaparlar

    *Tek delikliler: Kurbağa , balık , sürüngen ve kuşlarda boşaltım ve üreme tek bir açıklıktan yapılır. Buna göre bu delikten sperm , dışkı , yumurta çıkar.

    *Memeli erkeklerde: İdrar ve sperm aynı delikten dışkı ayrı delikten atılır.

    *Memeli dişiler: İdrar , dışkı ve yumurta 3 ayrı delikten atılır.



    Boşaltım Sisteminin Sağlığı ve Korunması :

    1- Yeterli miktarda sıvı alınmalıdır. (Böbreklerin rahat çalışması için bol sıvıya ihtiyacı vardır. Alınan sıvı miktarı sıcak ve kuru havalarda arttırılmalıdır. Günlük en az 2 litre su alınmalıdır.)
    2- İdrar uzun süre tutulmamalıdır. (Böbrek taşları oluşabilir).
    3- Böbrekler ve idrar yolları soğuktan korunmalıdır. (Böbrek sağlığı için).
    4- Aşırı acı ve baharatlı yiyecekler yenilmemelidir.
    5- Düzenli banyo yapılmalıdır. (Derideki gözeneklerin açılması için).
    6- İçilen su ve yenilen besinler temiz olmalıdır.
    7- Böbrek iltihabı rahatsızlıklarında tedavi yarıda kesilmemeli ve ilaçlar zamanında alınmalıdır.
    8- Diş çürükleri ve boğaz iltihabı hemen tedavi ettirilmelidir. (Çürük veya iltihaba yol açan mikroorganizmalar, kalıcı böbrek rahatsızlıklarına yol açabilir.)
    9- Kişisel temizliğe dikkat edilmelidir.
     


    Yazan: Albert Einstein
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
Yüklüyor...
16/11/2018 - 22:50