7 Maddede Zamanda Yolculuk Teorileri ve Bazı Engeller


TheStRoNg

TheStRoNg

Üye
    Konu Sahibi
Albert Einstein, E = mc² formülünü geliştirdiğinden beri, en azından tek yönlü olarak
zaman yolculuğunun yapılabileceği
düşünülüyordu. Ancak geçmişe doğru gitmek ise
çok daha zor bir problem olarak algılanıyordu.
Geçtiğimiz yüzyıl boyunca zamanda yolculuk
üzerine birçok teori öne sürüldü. Ve aynı zamanda zaman yolculuğuna engel teşkil edecek
paradokslar da. Galerimizde bu teorilerden ve
paradokslardan bazılarını sizler için bir araya
getirdik. Keyifle okumanız dileğimizle..

1. Rölativite Teorisi Einstein, 1905'de uzayın, uzay-zaman adlı dört boyutlu bir dokuya sahip olduğunu ve garip bir
biçimde kütle veya hız arttırıldığında hem uzayın,
hem de zamanın eğrildiği şeklinde bir açıklama
ile rölativite teorisini tanıttı. Yani, ne kadar hızlı
hareket edersen, zaman, o denli yavaşlar.
Etrafınızdaki kütleyi katlanır seviyelerde arttırdığınızda da benzer etkiyi yaşarsınız. Bu fenomen, dakika ölçeğinde de olsa
kanıtlanmış idi. 1975'da Carol Allie, senkronize iki atom saatinden birini yeryüzünde bıraktı, diğerini
ise çok hızlı bir uçakla uçurduktan sonra
karşılaştırdı ve hızla havada yol alan saatin
salisenin bir parçası kadar yavaş işlediği tespit
edildi. Zamanın Hızlandığı ve Yavaşladığı Yerler mi
Var? Zaman bir nehir gibi akıyor ve öyle görünüyor ki
her birimizi zamanın şimdisiyle acımasızca
sürüklüyor. Fakat zaman, başka türlü bir nehir.
Geleceğe yolculuk için anahtar olabilecek yapısıyla
bu nehir, farklı yerlerde farklı hızlarda akıyor. Bu fikir ilk defa 100 yıl kadar önce Albert Einstein tarafından öne sürülmüştü. Zaman akışının
yavaşladığı ve hızlandığı yerlerin varlığını fark
etmişti. Kesinlikle haklıydı. Ve ispatı zihnimizde.
Uzayda. Bu ispat Küresel Konumlama Sistemi (Global
Positioning System, GPS). Dünyanın çevresinde bir
uydular ağı var. Bu uydular, uydu dolaşımını
mümkün kılıyor. Fakat bunlar zamanın uzayda
dünyadakinden daha hızlı aktığını gösteriyor. Uzay Araçlarında Neden Özel Saatler Var Her uzay aracının içinde özel bir saat var. Fakat bu kadar kesin olmakla beraber, her gün saniyenin
milyarda üçü civarında aksama söz konusu.
Sistem bu sürçmeyi düzeltmek zorunda, çünkü
aksi halde bu ince fark bütün sisteme mal olacak
ve her GPS aracının günlük 10 kilometre kadar Dünya’dan uzaklaşmasına yol açacak. Bunun
sonucunda ortaya çıkacak kargaşayı tahayyül
edebilirsiniz. Mesafe ve Zaman Mutlak Değildir Albert Einstein'ın görecelilik teorisi, ışığın hızını evrensel hızı sınırı olarak belirledi ve mesafe ve
zamanın mutlak olmadığını, kişinin hareketi ile
etkilendiğini gösterdi. Hareket halindeki bir saat her zaman hareketsiz
bir saatten daha yavaş çalışır görünür, çünkü
zaman bir cismin hareket ettiği hız ile ilişkilidir.
Teoride bu gerçek zaman yolculuğunu mümkün
kılıyor. En azından eğer çok hızlı bir uzay gemisine sahipseniz. Bir Örnekle... Şunu düşünün: Eğer bir astronot ışık hızının
hemen altındaki bir hızda altı ay boyunca uzayda
seyahat ederse ve Dünya’ya geri dönmesi de altı
ay sürerse, gelecekteki dünyaya ayak basacaktır. Astronotun ışık hızına ne kadar yakın yolculuk
yaptığına bağlı olarak astronotun saatinde bir yıl
geçerken, dünyada on binlerce yıl geçmiş olabilir. Zaman Kişiseldir Işık hızına yakın bir hızda giden bir uzay gemisinde zaman Dünya’ya göre çok daha yavaş geçiyor. Çünkü Einstein’ın E = mc² formülüyle gösterdiği gibi “enerji” kütleye dönüşebiliyor. Çok hızlı giden bir gemi neredeyse tümüyle
enerjiye dönüşüyor ve buna bağlı olarak kütlesi
aşırı artıyor. Aşırı büyük kütle hem geminin daha
fazla hızlanarak ışık hızına ulaşmasını önlüyor
hem de zamanın yavaşlamasına yol açıyor. Ancak zaman kime göre yavaşlıyor? Görelilik
teorisinde zaman mutlak olmadığı, kişisel olduğu
için uzay gemisindeki zaman da “bize göre” daha
yavaş akıyor. Görelilik Teorisine adını veren de bu
olgu.

2. Kara Delikler

Hawking: Einstein Dünya’nın kütlesinin zaman üzerindeki etkisini ve nehrin ağır akan parçası gibi
yavaşladığını fark etmişti. Nesne ağırlaştıkça,
zaman üzerindeki etkisi de artıyor. Ve bu
korkutucu gerçeklik geleceğe yolculuğun kapısını
aralayan şey. Samanyolu’nun merkezinde, bizden 26 bin ışık
yılı uzakta galaksinin en ağır nesnesi bulunmakta.
Bu süper ağır kara delik, dört milyon güneşin
çarpışıp bütün çekiminin tek bir noktada
yoğunlaştığı kütlesel bir güce sahip. Kara deliğe
yaklaştıkça hissedilen yer çekimi şiddeti de artıyor. Yeterince yaklaşıldığında, ışık dahi bu çekim
şiddetinden kaçamaz. Bu tarz bir kara deliğin
zaman üzerindeki ağırlaştırıcı etkisi galaksideki
herhangi bir şeyden çok daha dramatik bir etkiye
sahip. Bu durum onu doğal bir zaman makinesine
dönüştürüyor. Kara Deliğin Çekim Etkisinden Kaçınmak Hawking, "Herhangi bir uzay gemisinin, bu kara deliğin yörüngesinde dolaşarak bu fenomenin
avantajlarından faydalanabileceğini düşünmek
istiyorum." diyor. Ancak bu konuda dikkat çekilmesi gereken bazı
hususlar var. Bunlardan bir tanesi; Süper kütleli
kara deliğin etrafında toplanan milyonlarca
yıldızın ve kara deliğin çevresinde hızla dönen gaz
bulutlarının yaydığı güçlü radyasyona maruz
kalmamız olacaktır. Uzay gemisinin kara deliğe çok yaklaşması da başka bir sorundur. Çünkü
kara deliğin yarattığı güçlü gelgit kuvvetlerinin
bizi parçalamasını önlemek için süper hassas
manevralar yapması gerekecektir. Ki bunları 30 yıl
süreyle saniyede belki yüzlerce kez tekrarlamamız
gerekebilir. Kısaca yanlışlıkla kara deliğe düşmemek için çok dikkatli olmamız gerekecek. Kara Delikler Arzu Edilen Sonucu Vermiyor ve
Tehlikeli.. Hawking, "Etrafında tekrar tekrar dolaştıkça, kara deliğin uzağındaki insanlar zamanın sadece
yarısını deneyimlemiş olacak. Gemi ve tayfası
zamanda yolculuk ediyor olacak böylece. Kara
deliği 3 ya da 5 yıl boyunca turladıklarını
düşünün. Herhangi başka bir yerde 10 yıl geçmiş
ve dünyadaki herkes onlardan beş yıl daha fazla yaşlanmış olacak. Dolayısıyla kütlesel devasalıkta bir kara delik
zaman makinesi gibi davranıyor. Fakat elbette ki
bu tam olarak pratik sayılamaz. Solucan
deliklerine nazaran, paradoks içermeyen
avantajları olduğu açık. Ve dahası kendisini ani bir
geri bildirimle yok etmiyor. Fakat epey tehlikeli. Hayli uzak bir mesafe ve bizi gelecekte çok uzak
bir ana götürmüyor."

3. Solucan Delikleri

Solucan delikleri uzaydaki iki noktayı birbirine
bağlayan nesnelerdir. Üstelik bu nesneler tümüyle
hayal ürünü değil. Solucan delikleri Einstein’ın genel görelilik denklemlerinden çıkıyor. Bu
denklemlerin çözümlerinden biri, evrende
solucandelikleri olması gerektiğini gösteriyor. Aslında solucandeliği fikrini ortaya atan ilk bilim adamı da Einstein ve meslektaşı Nathan Rosen. Bu
yüzden solucandeliklerine Einstein-Rosen köprüsü
diyoruz. Solucan delikleri 5 milyar ışık yılı uzaktaki
bir galaksiye birkaç saniyede gitmemizi
sağlayabilen bir tür kısayol, bir tünel oluşturuyor. Kara Deliklerden Farkı Yukarıda bahsettiğimiz gibi, kara deliklere düşen
bir şey asla dışarı çıkamaz ve kara deliklerin içine
düşen her şey, kara deliğin merkezindeki
“tekilliğe ulaştığında” parçalanarak yok olur.
Solucan deliklerine düşen bir astronot ise uzayda
iki solucan deliği birbirine bağlıysa, ışıktan hızlı yolculuk ederek evrenin başka bir yerinde ortaya
çıkabilir (örneğin uzak bir galakside) ya da
zamanda seyahat ederek geçmişe gidebilir. Bahçenizden Galaksinin Diğer Ucuna Açılan Bir
Tünel Solucan delikleriyle zamanda nasıl yolculuk
edebileceğimizi görmek için önce evimizin
bahçesinde bir solucan deliği açıldığını hayal
edelim. Delikten baktığımızda başka bir
galaksideki başka bir dünyayı görüyoruz; yani bu
solucan deliği tünelinin bir ucu bahçemizde, diğer ucu da başka bir galakside ve biz tünelde birkaç
adım atarak milyonlarca ışık yılı uzaktaki o
galaksiye gidebiliriz. Tüm Bunların Zaman Yolculuğu İle Ne İlgisi Var? Daha önce tartıştığımız gibi, görecelilik teorisi bir
nesnenin hızı ışık hızına yaklaştıkça zamanın
yavaşladığını belirtir. Bilim insanları uzay mekiği hızında bile astronotların birkaç nanosaniye
geleceğe yolculuk yapabildiklerini keşfettiler. Bunu anlamak için iki kişiyi hayal edin, onlara A ve
B diyelim. A Dünya’da kalırken, B uzay mekiği ile uçar. Kalkış anında ikisinin de saatleri mükemmel
senkronizasyondadır (aynı zamanı gösterir). B'nin uzay mekiği ışık hızına yaklaştıkça, B için zaman daha yavaş akar (A’ya göre). Eğer B ışık hızının yüzde 50’sinde sadece birkaç saat yolculuk yapıp Dünya’ya geri dönerse, A’nın B’den daha hızlı yaşlandığı ikisine de görünecektir.
Yaşlanmadaki farklılığın nedeni, zamanın A için B’den daha hızlı geçmesidir. A için birçok yıllar geçmiş olabilirken, B için sadece bir kaç saat geçmiştir. Geçmişi Yolculuk Nasıl Mümkün Olurdu? Eğer solucan delikleri keşfedilebilseydi, geleceğe
olduğu gibi geçmişe de yolculuk etmemizi
sağlardı. İşte bunun nasıl işleyeceği: Diyelim
ki, solucan deliğinin girişi taşınabilirdir. O zaman
yukarıdaki örnekte ışık hızının yüzde 50’si hızda
uzayda birkaç saat geçiren B, solucan deliğinin bir ucunu uzaya taşıyabilirdi. Solucan deliğinin diğer ucu A kişisi ile Dünya’da kalırdı. B uzayda yolculuk yaparken, iki insan (A ve B) birbirlerini görmeye devam ederlerdi. B birkaç saat sonra Dünya’ya geri döndüğünde, A için birkaç yıl geçmiş olabilir. Şimdi, A uzaya giden solucan deliğinden baktığında, kendisini daha genç
yaşta görür, B uzaya uçtuğunda bulunduğu yaşta. Bununla ilgili harika olan şey şu; daha genç olan B geleceğe adım atabilirken, daha yaşlı olan A solucan deliğine girerek geçmişe adım atabilir.

4. Kozmik İplikler

Zamanda geriye ve ileriye nasıl yolculuk
yapabileceğimizin bir başka teorisi, 1991’de
Princeton fizikçisi J. Richard Gott tarafından önerilen kozmik iplikler fikrini kullanır. Bunlar bazı bilim adamlarının erken evrende oluştuklarına inandıkları ipliğe benzer nesnelerdir.
Bu iplikler evrenin tüm uzunluğu boyunca
dizilebilir ve milyarlarca tonluk yoğun basınç
altındadırlar İplikler Ne İşe Yarıyor? Atomdan daha ince olan bu kozmik iplikler
yakınından geçtikleri herhangi bir nesneye
muazzam miktarda yer çekimi çekiş etkisi
üretebilirler. Kozmik bir ipliğe bağlanmış nesneler
inanılmaz hızlarda yolculuk yapabilir ve yer çekimi
kuvvetleri uzay ve zamanını büktüğü (çarpıttığı) için, zaman yolculuğu için kullanılabilirler. İki
kozmik ipliği bir araya çekerek veya bir ipliği bir
kara deliğin yakınına çekerek uzay ve zamanı
yeteri kadar eğriltmek mümkün olabilir. Geçmişe Gitmek Mümkün Ancak... Bir uzay gemisi kendisini geçmişe sevketmesi için iki kozmik iplik veya iplik ve kara delik tarafından
üretilen çekimi kullanarak bir zaman makinesine
dönüştürülebilir. Bunu yapmak için, kozmik
ipliklerin etrafında döngü yapacaktır. Ancak, bu
ipliklerin var olup olmadıkları ve eğer var iseler
hangi formda oldukları ile ilgili hala çok fazla spekülasyon vardır. Gott’ın kendisi, zamanda bir
yıl bile geri gitmek için, tüm galaksinin kütle
enerjisinin yarısını içeren bir iplik döngüsü
gerekeceğini söyledi. Ve herhangi bir zaman
makinesi ile olduğu gibi, zaman makinesinin
yaratıldığı zamandaki noktadan daha uzağa geri gidemezsiniz.

5. Büyükbaba Paradoksu

Aslında bu paradoks zaman yolculuğu dendiğinde
ilk akla gelendir. Eğer geçmişe gidip kendi
dedemi öldürürsem benim de var olmamam
gerekir, fakat ben hiç doğmazsam asla zaman
makinesine binip dedemi öldüremem. Bu
durumda dedem ölmeyeceği için benim de doğmuş olmam gerek. Şu durumda dedem de
ben de hem ölü hem de diri oluyoruz. Back to the Future‘dan örnekle; Marty 1955 yılında babasını araba kazasından kurtarınca anne
ve babasının karşılaşmasını engellemiş olur. Bu
nedenle kendi varlığı tehlikeye girer. Bunu
önlemek için anne ve babasının okul balosunda
öpüşmesini sağlaması gerekmektedir. O önemli
an yaklaştıkça Marty’nin kardeşlerinin fotoğraftan birer birer kayboluşunu ve Marty’nin varlığını
koruma çabalarını izleriz.

6. Kader Paradoksu

Bu paradoksta kahraman, geleceği “kurtarmak” için geçmişe gitmesi gereken bir döngüye girer;
geleceğin kendi bildiği şekilde gerçekleşmesi için
kendi bildiği geçmişi yaratmak zorundadır. Fakat
bu durum özgür irade ile çelişir, çünkü kişinin
gelecekteki varlığı geçmişteki varlığını
sağlayabilmesine bağlıdır. Kader paradoksu'nda neden ve sonuç bir döngü içindedir ve hangi olayın neden, hangi olayın
sonuç olduğunu anlamak mümkün değildir. Mesela trafik ışıklarından geçerken dalgınlıkla yola
atladınız, tam bu sırada birisi sizi paltonuzdan
tutup kaldırıma geri çekti ve bu sayede ölümden
döndünüz. Sizi kurtaran kişiyi göremediniz.
Seneler sonra evinizin bodrumundaki gizli bir
geçitte geçmişe açılan bir kapı buldunuz ve tam da olayın geçtiği zamana geri döndünüz,
kendinizi gördüğünüzde aslında arkanızda sizi
kurtaracak şimdiki kendinizden başka kimsenin
olmadığını fark ettiniz ve müdahale etmezseniz
öleceğinizi gördünüz. Geçmişteki kendinizi
paltosundan çekerek arabanın altında ölmekten kurtardınız ve geçmişteki gizli kahraman aslında
siz oldunuz.

7. Bootstrap Paradoksu

Paradoksun en meşhur örneklerinden birini
verelim: Bir bilim adamının karşısına kendi gelecekteki hali çıkar, ona gelecekte zaman
makinesini bulduğunu söyler, nasıl yapılacağını
anlatır, şemaları bırakır ve gider. Bunun üzerine
bilim adamı makineyi yapmaya başlar, bittiğinde
geçmişe gidip kendi geçmişteki haline zaman
makinesinin şemasını teslim eder. Döngü bu şekilde sürüp gider, fakat sorun şudur: Zaman
makinesini ilk kim bulmuştur? Doctor Who’nun The Big Bang bölümünde bu paradoksa güzel bir örnek bulabiliriz. Bu bölümde
Doktor sadece sonik tornavidası ile
açılabilen Pandorica adlı bir kutuya hapsedilir. Doktor gelecekten gelerek Rory’e sonik tornavidasını verir ve ondan Pandorica’yı açıp
kendisini kurtarmasını, yerine de Amy’yi, Amy’nin cebine de tornavidasını koymasını ister. Doktor geleceğe gider ve çocuk-Amy’yi Pandorica’nın sergilendiği müzeye gelmesi için
ikna eder, çocuk-Amy’nin Pandorica’ya dokunması ile kutu açılır. Doktor, Amy’nin cebinden tornavidayı alır ve geçmişe gidip onu Rory’e verir. Bu durumda, tornavida ilk nereden gelmiştir?
 
DarkredBlue61

DarkredBlue61

Üye
Bu İşi Dini Boyutta Araştıranlar Oldumu Acaba
 
DarkredBlue61

DarkredBlue61

Üye
Yetersiz kalir hocam dinin istedigi bizden bizim kesfetmemiz

GT-S5830i cihazımdan Tapatalk 2 ile gönderildi
Hayır Bu Konuyu Bir Dinsizin Araştırması Şüphelendiriyor Beni.Bir Çok Bilim Adamı BOzuntusu Maymunlardan Geldiğimize İnanıyor Onuda Geçtim Artık Türkiyede Bile Sorsan Adam Maymundan Geliyoruz Der.Tabi Ben Saygı Duyuyorum Onlar Gelmiş Olabilir Aynı Şekildede Gidiyorlar Fakat Kur-an da Çoğu Şeyin Açıklaması Var.En Basit Örneği Vereyim Size.Rabbim 1.400 Yıl Öncesinden Bize Bulutların Ağır Olduğunu 2 3 Ayette Söyledi Belki daha Fazlada Olabilir O Kdar İlmim Yok Maalesef.Düşünün Bulutun Ağır Olduğu Hiç Aklınıza Gelir Miydi? Rabbim 1.400 YIl Öncesinden Bunu Bİze Haber Verdi ve Bugün Yapılan Araştırmalarda Bir İşte Bilmem Kaç Metre Kare Bir Bulut 300.000 Ton Muydu Neydi Yani Düşün.Elbetteki Araştıracağiz Fakat Bu Tarz Kişilerin Ortaya Attığı İddalar Çoğu Zaman Çıkmaza Gidiyor :)
 




MaxiCep.com internet sitesi 5651 Sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının m) bendi ile aynı kanunun 5. maddesi kapsamında BTK kurumu tarafından onaylı Yer Sağlayıcı olarak faaliyet göstermektedir. İçerikler, ön onay olmaksızın tamamen kullanıcılar tarafından oluşturulmaktadır.

MaxiCep.com; Yer sağlayıcı olarak, kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriği ya da hukuka aykırı paylaşımı kontrol etmekle ya da araştırmakla yükümlü değildir.

MaxiCep.com’un yer sağladığı içeriğin 5651 Sayılı Kanun’un 8 ila 9. maddelerine aykırı şekilde; kişilik haklarınızı ihlal ettiğini ya da hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsanız Buradan yada [email protected] mail adresine e-mail göndererek iletişime geçerek bildirebilirsiniz.

Bildirimleriniz dikkatle ve özenle incelenmekte olup kişilik haklarınızın ihlali ya da hukuka aykırılığın tespiti halinde mevzuat kapsamında en kısa sürede işlem yaparak bilgi vereceğiz.
Üst Alt