bende orkarım böcekten karafatma bazen evde veya dışarda görüyom lorkudan geçemiyo ayrıca asminoz katılmıyorum küçük diyipde geçe akrep küçük ama öldürücü bazı sinekler aynı şekilde onun için küçük diyipde geçmeyin
--------------- Ekleme ---------------

YAW insan hem bencede insan azda olsa cesur olmalı böcekden biraz olsun korkmamalı
--------------- Ekleme ---------------





box






--------------- Ekleme ---------------
pro
--------------- Ekleme ---------------
<LI id=d1077156 value=1>
-
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
'in yazdığı ikinci tiyatro eseri ;muhteşemdir... zamanında
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
tarafından sahnelenmistir. ilk okuduğumda insanları bekleyen en büyük hastalığın ''düşünmek'' olduğuna kanaat getirmiştim... (sonraki okumalarımda bu kanaat degismedi)
''bir bıçağın deştiği yerden
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
akmaz olur mu? benim de beynimden,
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
akıyor. ben düşünmüyorum beynim kaynıyor. görüyorum, gözlerimi yumunca görüyorum. beynimin etten yuvarlağı içinde her düşünce bir damla siyah
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
gibi yuvarlanıyor. ben istemiyorum fakat hiç bıçağın deştiği yerden
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
akmaz olur mu?''
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 03.03.2002 00:35 ~ 21.11.2002 10:50)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d1079340 value=2>
- (bkz:
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
)
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 03.03.2002 20:45)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d1079417 value=3>
- lise son edebi metinler dersinde üzerinde epeyce durduğumuz oyun.
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 03.03.2002 21:05)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d1192018 value=4>
- yazdığı hikayedeki gibi kendini evinin bahçesindeki incir ağacına asamayı düşünen bir yazarın hikayesiydi(zamanında babası da aynı ağaca asmıştır kendini).trt'de siyah beyaz dizisi de yapılmıştı bunun ve tabiki psikolojik buhranlarıyla bizi yerden yere vuran yazar rolünü
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
oynamış henüz ilkokul çağındaki bünyemizde
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
'dan sonra (ya da önce kronolojiyi tam hatırlamıyorum) derin bir iz daha bırakmıştı.allah razı olsun bir nesil pskopat yetiştik bu adam sayesinde.
(düzeltme için
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
'e teşekkürler)
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 18.04.2002 11:22 ~ 16.05.2002 13:02)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d1720804 value=5>
- bu sene $ehir tiyatrolarında gosterime girecek olan oyun. onceleri oyunun bir kısmı cıkarildigi icin nfk' nın oglu tarafından sahneden kaldırtıldıysa da, sonradan yanlı$lık duzeltilmi$ ve oyun tekrar sahnelenmeye ba$lanmi$tir. psikolojik acidan cok ba$arili bir nfk eseridir kanımca.ayriyetten bilincli olarak rol aldigim ilk eser olmasi nedeniyle hassaten severim..
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 30.10.2002 22:37)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d1720957 value=6>
- "herkesi du$undurmeye calı$, du$unduremezsin.beni du$undurmemeye cali$! yine elinden bir$ey gelmez. ben ba$kalarinin du$unmemeye mahkum oldugu kadar du$unmeye mahkumum. osman! pencereleri acmak istiyorum. ba$ımı soguk havaya uzatmak ve kopekler gibi haykırarak halkı penceremin altında toplamak istiyorum. du$unmek istemiyorum diye bagırmak, ulumak istiyorum. osman, du$unmek istemiyorum! du$unmek istemiyorum.."
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 30.10.2002 23:32)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d1720991 value=7>
- nfk yi anma gecelerinin birinde oynanmisti bu oyu sanirim muahmmer karaca tiyatrosunda, oyunculardan biri tayt giydigi icin butun mal meydandaydi, salonu dolduran onca muhafazakar insan sikintili anlar yasamisti kostum seciminde biraz daha dikkti olmak lazim, oyunculardan hic biri balet olmadigi icin seyine sahip cikamamisti.
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 30.10.2002 23:40)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d1786628 value=8>
- 11.11.2002 itibariyle harbiye
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
sahnesinde galası yapılan, performans boyunca 3 kez elektriklerin kesildiği ve dekorun
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
kayda değer olduğu oyun.
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 12.11.2002 01:08)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d1831430 value=9>
- necip fazılın gençlik yıllarında yazmış olduğu 3 perdelik bir tiyatro oyunudur. ölüm korkusu, yaratma, yaratılma, insan ve acizliği gibi kavramların didik didik edildiği eserdir.
not : yazılı olarak 1959 yılında serdengeçti neşriyatı tarafından basılmış bir versiyonu mevcuttur.
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 20.11.2002 15:08 ~ 20.06.2005 15:59)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d1831487 value=10>
- necip fazilin her eserinde oldugu gibi yogun olarak olumun islendigi oyun.
(bkz:
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
)
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 20.11.2002 15:22)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d1834610 value=11>
- necip fazıl'ın 1937 yılında zonguldak'da bir maden ocagında yazdıgı, o yıl ve ertesi yıl muhsin ertugrul tarafından sahneye sunulan cok basarılı tiyatro eseridir. kahramanı babası kendini bahcedeki incir agacına asmış olan meshur yazar husrev'in iç dunyası; kendisiyle alakası olmayan dunyalarla tırnaklarıyla parçalarcasına çetin bir savas verir. eserinde kendi yarattıgı adamı bu kez ondan olmayan bir dunya onun ruhunda yaratmak çabasındadır. aynı dili konusan fakat birbirlerinin neyi anlattıklarını anlayamayan insanların ortaya çıkardıgı dogurgan bir duzensizlik halini anlatır. (bkz:
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
) (bkz:
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
) yazar ve etrafındakilerin kurguladıgı hayatlar birbirine çarpan testiler kadar uyumludur. fakat necip fazıl'ın baska eserlerinde de belirttigi gibi hayat onun için ondan once doganların uydurdugu ve onu yasamak zorunda bıraktıgı zoraki bir masaldır. dusunce dunyasının dıs dunyada vuku bulmamasının insanı surukleyecegi acı sonu bu denli guclu bir ifadeyle anlatabilen baska bir eser varmıdır bilinmez. aynı zamanda turkcenin o kadar da zayıf bir dil olmadıgının saglaması yapılmış bir eser olarakda nitelendirilebilir.
"şüphe mi dediniz? bu bana goklerin cezası. bir aralık oyle sandım ki gozlerime akrep kuyrugu gibi sivri
bir mil sokuldu.zehirden bir damla akıtıldı. birde baktım ki hiç bir şey eski heyetinde degil. birde baktım ki eskiye ait her şey yanlış. ana, baba, dost, kadın hakkında bildiklerim yanlış, su yüzüne çıkan bir leş sırtı gibi
bambaşka bir dunya, bambaşka iklimleri, bambaşka insanlarıyle dunyamın yerini aldı.birde baktım ki herşey yeniden muayeneye yeniden tahkike muhtaç! dogrusu bu muydu? ne bileyim?...."
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 21.11.2002 01:27 ~ 02.03.2004 14:23)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d1870681 value=12>
- oyun ilk sahnelenmeye başladığında
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
'de oyunun yönetmeniyle
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
yapılan mini röportajda yönetmenin; ''150 sayfalık eseri 56 sayfaya, 4 saate yakın oyunu 1,5 saate indirdik... bir şey ekleyip çıkarmaksızın budama yöntemi kullandık... tanrı kavramını boş bıraktık...'' dediğini okuyunca ''inşallah bu haliyle hiç sahnelenmez'' dediğim tiyatro eseri...
ön bilgi:
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
'un bir yemek sırasında
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
'a ''niçin piyes yazmıyorsun?'' demesiyle
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
ilk tiyatro eseri olan
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
'u 7 günde yazar... ''bir adam yaratmak'' ikinci tiyatro eseridir...
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
'ın bu ve birçok tiyatrosu
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
tarafından sahnelenmiştir...
oyun:
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, ''bir adam yaratmak''ın başında ''
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
''ı tanımlayarak bu eseri yazarken nerden yola çıktığını anlatır: ''
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, çok defa, yaratmaya kalkıştığı tipin, yaratılmış olan tâ kendisidir.''
oyuna gösterime girdikten çok sonra gittiğimde kitapta 4 perde olan oyunun 1 perdeye indirilmiş olduğunu gördüm...
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
'nde izledim oyunu... girişteki holde, oyunun ilk sahnelendiğinde (1937-1938) kullanılan hasır koltuk takımı sergileniyordu ve o koltuk takımına oturmaya çalışan,oturan insanlar vardı... oyunun ilk yarısında ''hüsrev'' o kadar hızlı konuşuyordu ki beynim diyaloglara yetişmekte bir hayli zorlandı... (ki kitabı yolda tekrar okuduğum için diyaloglara hayli aşinaydım) onun dışında ''hüsrev'' de diğer oyuncular da iyiydi... oyun tek perde haline getirilince sahnelerin yerlerinin değiştirilmesinde de mahzur görülmemiş... ''hüsrev''in düşünceleriyle
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
'a ulaştığı bölümler çıkarılmış ve oyun, salt psikolojik boyutuyla ele alınmış bu da ''hüsrev''in cinnet boyutuna ulaşan ''bunalım''ının ''delilik'' olarak yorumlanmasına yolaçmış... kanımca ''yollar ki
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
'a çıkar...'' diyen bir
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
-
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
ın
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
eserinden, anlatmak istediklerinin özü olan bölümleri çıkarmak doğru olmamıştır... ''osman''la olan diyaloglara komedi unsurunun katılmasını ve kitabın orjinalinde olmayan bir sahnenin oynanmasını ''budama'' yöntemi sonucu oluşan açıkları kapatma çabası olarak yorumladım ben... uyarlandığı eserden kötü, beklediğimden iyi bir tiyatroydu...
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 26.11.2002 13:13)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d2046167 value=13>
- bir oyun en iyi ne şekilde nasıl berbat edilir gibi bir soruya verilebilecek en iyi cevaptır kanımca.. bunca sevdiğim, her okuduğumda ayrı bir haz aldığım bir eserin bu kadar berbat bir performans ile sergilenmesi midir yine de beni aglatan yoksa, edebiyat camiasında bir zamanlar "eser mi şaheser mi" diye tartışılan bir oyunun herşeye rağmen mükemmeliyetini koruması mı bilemiyorum ama dekorun kötülüğüne, müziklerin alakasızlığına, oyuncu performansının felaketliğine, eserdeki karakterlerin olması gerekenin aksine bir haleti ruhiye ile seyirciye sunulmasına, saatler sürebilecek bir yoğunlukta olmasına rağmen bir ara koyma lütfuna bile katlanmadan bir bucuk saatte 'aman amaç para kazanmak' dermişçesine eseri süratle geçmesine, eserin birçok güzel kısmının oyuncular -ya da yönetmen mi demeliyim- tarafından berbat edilmiş olmasına, eserin özünden çarpıtılmasına rağmen yine de iyi eser, bütün kötülüğü görmezden geldirebiliyor düşüncesini beynime kazıdı. tek fakat hala anlıyamadığım birşey varsa, bay fazıl' ın muhterem oglunun oyunun bu şekilde sahneye konmasına tekrar nasıl izin verdiği.. yazık olmuş, çok yazık..
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 19.12.2002 23:20)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d3586241 value=14>
- oyun yazarı olmayan necip fazıl'ın en hakikatli oyunudur bir adam yaratmak. muhsin ertuğrul'un oynadığı bilgisi biraz eksiktir. çünkü necip fazıl hüsrev karakterini bilhassa muhsin ertuğrul için yazmıştır. kurgunun tetiklendiği nokta selma'nın ölümüdür. bu ölüm sıradan bir ölüm değildir. hüsrev'in yazdığı bir oyundaki ölüm sahnesinin gerçekçi bulunmaması üzerine uygulamalı şemalı anlatmak isterken aynen oyundaki gibi boşaltlmış silahın ağzında kalan mermiyle kazara ölür selma. sonrasında şirazesi zaten yerinde zor duran hüsrev hepten kaybolur.
bunun bir de filmi çekilmiştir ve hüsrev'i
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
oynamıştır. kendisini sevmemize rağmen ah ki ah kimler oynasaydı da ahmet mekin oynamasaydı diye dertlenmedik değil.
finalde akıl hastahanesine götürülen hüsrevin arkasından annesi oğlum oğlum diye haykırır. hüsrev de gülümseyerek "ne yapayım anne, kestiniz incir ağacımı" der. fikri yoğunluğu bir yana teknik olarak da iyi bir oyun sayılabilir.
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 16.11.2003 22:33)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d4021807 value=15>
-
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
'ın hüsrev'i sonunda çıldırır. çıldırır; çünkü sahip olduğu aklı bir cephane deposu gibi patlamıştır. çünkü sahip olduğu akıl, ondokuzuncu asra mahsus efendilik taslayan, kalbine hükmetmeye kalkışan bir akıldır: ''yaratıcı neymiş, yaratmaya kalkışarak tanıdım. yalancı ilah, doğrusunu tanıdı. gölge artist öz sanatkarı tanıdı. ben şimdi şu anda tanıyorum allah'ı. ilminin, sanatının karşısında aklımı veriyorum. aklım bir cephane deposu gibi patlıyor, kül oluyor."
(ist. 1959.s:142)
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 29.03.2004 18:54 ~ 14.04.2006 13:42)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d5040605 value=16>
- husrev hep o. başım dönüyor--
husrev sayıklıyor; ölümü sayıklıyor, allahı sayıklıyor,
varlığı ve hiçliği, ve şuuru ve şuursuzluğu ile-
varlığı ve hiçliği, ve şuuru ve şuursuzluğu sayıklıyor..
sayıklıyor..
sayıklıyor..
salt edebiyat. başım dönüyor--
"ne yapayım anne! kestiniz incir ağacını!"
necip fazıl'ın ellerinden, ellerinden öpüyorum.
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 17.07.2004 04:44)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d5040608 value=17>
- "bir sigara kağıdını şu masaya koy, üstüne bir taş bırak, kapıları kapa ve git! üç yüz sene sonra gel, yerinde bulursun. belki sararmış, belki buruşmuş, fakat yine o. bir sigara kağıdı kadar yaşayamıyoruz. kefenimizden evvel çürüyoruz. duyuyorum! toprak altında milyonlarca kurdun, çıtır çıtır dut yapraklarını yiyen milyonlarca ipek böceği gibi, milyonlarca ölüyü yediğini duyuyorum.
ölüler! korkunç bir saklambaçın korkunç oyuncuları. kurtarın beni ebedilikten! öldüm sizi araya araya.. kurtarın beni düşünmekten!"
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 17.07.2004 04:45)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d5136786 value=18>
- şehir tiyatrolarından izledigim ve en begendiğim oyun . bunda asıl metini bilmemem olabilir ama hüsrev karakterini oynayan kişinin bunalım halini yansıtışına hayran kalmıştım . gözümden yaş getirmiş oyun . ellerim acıyana kadar da ayakta alkışladım .
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 25.07.2004 12:37)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d5896379 value=19>
- (bkz:
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
)
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 29.09.2004 21:33)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d5896419 value=20>
- (bkz:
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
)
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 29.09.2004 21:37)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d6294906 value=21>
-
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
eserleri mutlaka dini konular ve ogeler barindirir farzettiklerinden midir bilemem bir kac grup tiyatrocu disinda izleyicilerinin buyuk cogunlugu dini cevreden olan . oyunun bitisinden sonra yapilan dini kesimlerin sert yorumlarina maruz kalan
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
,tarafsiz bir o kadar guzel oyun.
depresyonda olan kisinin oyundan cok fazla etkilenecegini dusundugum siirsel felsefi sozlerle nefesinizi kesen oyun.
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 15.11.2004 12:58)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d6583485 value=22>
- (bkz:
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
)
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 30.12.2004 19:03)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
<LI id=d6986504 value=23>
- bir insan yaratmanın kemal erme süreci olarak düşünüldüğünde; "elinin hamuru" ile işe müdahil olan bir usta el olmaksızın tam manası ile mümkün olamayacağını düşündüğüm trendlere ve klişe tüm kabullenmelere meydan okuma fiili.
adem var adam var...
- (
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
, 28.02.2005 09:52)
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
-
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
necip fazılın
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
dan sonra yazdığı ikinci tiyatro eseri. kendi ifadesiyle; buhranının hikayesi ve manası, büyük çilesinin sahne destanı.
necip fazılın, delilikle dahilik arasındaki o ince çizgiden beslenen, gerçek sanatkarı, fikir müptelasını -hüsrevi- keskin ifadeleri, kışkırtıcı sesi ve kanatan gerçekliği ile sunumu...
''söyleyin bana ben kimim? şu surata da bak! kasap dükkanlarında meşeden bir kütük üzerinde, meşeden bir çekiçle dövülmüş bayat bir et parçasına benziyor! şu kafaya da bak! nasıl ezilmiş, nasıl hurdahaş olmuş. kamyon altından çıkmış horoz ölüsüne benziyor! şu çizgilere de bak! ne aciz, ne şaşkın kıvrımlar içinde. nasıl ağlamayı, nasıl boşalmayı arıyor da bulamıyor. gözlerim! gazsız bir idare lambası halindeki ışığından ne de utanıyor. ya şu kemikler! üşüyen bir çocuk gibi incecik bir deri yorganına muhtaç! nerede yorganı? bu ben miyim?’’
mutlak doğruyu ve mutlak gerçeği ararken yaşanan, kıvrandıran, yakan bir sürecin öyküsü. hakikati, allahı ve yaradılışı anlama-anlamlandırma
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
i...
‘’ben ne yaptım? bir hududu zorladım. kendimin dışına çıkmak isterken, kendime rast geldim. meğer kul olduğumu anlamak için allahlık taslamalıymışım! meğer nasıl yaratıldığımı anlamak için bir adam yaratmaya kalkışmalıymışım! ben ne yaptım? en sağlam basamağı ayağımdan kaydırdım. körlüğü zedeledim. şimdi görünen şeye nasıl bakayım? insan kaderini bir rüya gibi uykuda bulur. bu rüyayı uyanık nasıl seyredeyim? allahla kalabalık arasında kaldım. boşlukta nasıl durayım?’’
tüm eserlerinde felsefe ve düşünce dünyasının en ücra küşelerini yoklayan, ''kehkeşanlarını'' metafizik kaygılarla büyüten necip fazıl,
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
hüsrev karakteri ile
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
ta bunu aşikar ediyor.
''bendeki bu ruh her şeyin iç yüzünü kurcalıyor, tırmıklıyor. gözü bağlı hiçbir isteğe izin vermiyor. en sevdiği şeylerden bir anda iğreniyor. en düşünülmeyecek yerde, birden bire düşünmeye, hesap yapmaya kalkıyor. kendisine göre kanunları, ölçüleri var. müthiş bir çirkinlik kokusu ve güzellik kaygısı içinde çırpınıyor. aradığını bulamıyor, bulduğuna razı olamıyor. saadetlerin yüzde yüzü olan hayvani saffetleri, bir sansarın pilici boğması gibi boğuveriyor.’’
buhranlı bir hayat... sormak, sorgulamak, aramak, şakaklardan damarları yol yol çıkartana kadar düşünmek üzere kurgulu... nihayetinde ise o damarları patlatmak ve rahatlamak...
''ne yapayım anne! kestiniz incir ağacını!''
üstad necip fazıl, imajları ve sembolleri -şiirindekinin aksine- ''surdaki gedikleri'' tıkarcasına öyle yerli yerinde kullanıyor ki, ifadelerinin altında ezilmemek mümkün olmuyor, hüsrevin iç dünyası tüm gerçekliği ile okuyucuya sirayet ediyor, içselleşiyor. metaforlar arasında dolanıp berrak, akıcı, vurucu bir anlatıma kavuşuyor.
''ölüler! gözsüz kulaksız kurtların içtiği köpüklü şampanya damlaları! tozun toprağın mezeleri! korkunç bir saklambacın korkunç oyuncuları. kurtarın beni ebedilikten! öldüm sizi araya araya… kurtarın beni düşünmekten!
bir adam yaratmak, aynı zamanda necip fazılın dehşetli bir öngörüsü... bugünlere uzanan bir medya-toplum ve sistem eleştirisi. karakterlerinin ekserisi izdüşümlerini gördüğümüz düzen kuklalarının en
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
örneği. bugüne ait
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
ve
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
lerin 37lerde yaşayan arsız ataları.
''dostlarım malum! düşmanımı tanımak istiyorum. ben senin düşmanınım diyecek kadar namus aptalı kim var? onu bulmak, ayaklarına kapanmak istiyorum. dostluk, o bir maymuncuk, o bir hırsız anahtarı. evimizin kapısını açıyor, ruhumuzun kapısını açıyor ne bulursa yakıp kül ediyor, ne bulursa pazarda satıyor. beni upuzun bir tabuta yatıracakları gün, arkamdan gelecek dostlarım değil, kefenimin hırsızlarıdır.’’
eserin marazi tarafı ise, eser sahibinin-hüsrevin kendi oluşturduğu karaktere yenik düşmesi. iplerin el değiştirerek, buhranın cinnete dönüşümü.
''onun laflarını ben yazdım. benim laflarımı da şimdi o yazıyor.’’
''eser olmaya hayır, bu sıradan bir eser değil!!
şaheser olmaya gelince…
acaba, o da ne demek?..