larten123
Üye
Karadedeler Olayı(İzlerken tüylerim diken diken oldu)
Yapımcı şirket tarafından belgesel olarak nitelenen film 1989 yılının
ocak ayında meydana geldiği iddia edilen bir olayı konu alır. O ay
haber ajansları K... ilinin D... köyünde köylülerin hava karardıktan
sonra cinî varlıklar gördüklerini ve o günden sonra havanın kararması ile köylülerin korkudan sokaklara çıkamadıklarını haber geçmiştir. Bu
haber o dönem gazetelerin küçük bir bölümünde küçük puntolar ile
yayımlanmıştır. Bu olay aynı günlerde okuldan yeni mezun olmuş bir gazeteci olan H.
B.'nin de ilgisini çekmiş ve genç gazeteci olayı araştırmak için D...
köyüne gitmiştir. Köyde onbir gün geçiren H. B. köye vardığında
köylüler ile röportaj yapmış ve bu röportajları kamerası ile kayda
almıştır. Röportajları sırasında köylüler esrarengiz varlıklar
gördüklerini ifade etmişler ve genç gazeteciyi köyde kalmaya ikna etmişlerdir. Fakat köyde geçirdiği süre zarfınca hiçbir anormal olay ile
karşılaşmayan H. B. köyden ayrılmaya karar vermiş, fakat köylülerin
ısrarı üzerine kamerasını köydeki 14 yaşındaki bir çocuğa bırakmıştır.
Çocuk eğer köyde olağandışı bir şey olursa kamerayla kaydedecek,
daha sonra da kasetleri gazeteciye verecekti. Gazeteci köyden ayrıldıktan üç gün sonra gece vaktinde sivil giyimli
dört jandarma tarafından İstanbul'daki evinden köyde çektiği kasetler ile birlikte alınarak L... ilçesinin jandarma komutanlığına getirilmiş ve
Jandarma Komutanı Kıdemli Yüzbaşı A. S. tarafından sorgulanmıştır.
Kamera ile kaydedilen sorgunun nedeni köydeki üç evde yaşayan yedi
kişinin kısmen parçalanarak öldürülmesi ve bir evin duvarına Arap alfabesi ile H. B.'nin isminin kan kullanılarak yazılmasıydı. Ölen kişiler arasında H. B.'nin kamerayı bıraktığı çocuk da bulunmaktaydı. Meydana gelen bu olay bölge halkı arasında korku ve paniğe yol
açmaması için olay köylülere bir cinnet vakası olarak aktarılmıştır. Cenazeler sadece köylülerin ve jandarmanın katılımıyla büyük bir
gizlilikle köy mezarlığına defnedilmiş, köylülerin çoğu ise bu olaydan
sonra köyü terk etmiştir. Sorgusu tamamlandıktan sonra serbest bırakılan H. B.'nin giysileri,
botları, not defteri ve kişisel eşyaları 3 Şubat 1989 salı günü D...
köyünün civarındaki ormanda bulundu; kendisi ise asla bulunamadı. H. B.'yi sorgulayan Yüzbaşı A. S. ise bu olaydan bir sene sonra eşinden
boşandı ve psikolojik bir rahatsızlıktan dolayı malulen emekli oldu.
Yine ayni sene İstanbul’a yerleşerek tedavi görmeye başladı. 2006
yılında 59 yaşındaykense geçirdiği bir bunalım sonucu kendine ait silahla başına tek el ateş ederek intihar etti. Yüzbaşının kızı S. F.
babasının ölümünden sonra özel kasasını açmış ve kasa içerisinde üç
zarf bulmuştur. Zarfların bir tanesinde siyah beyaz fotoğraflar diğer
ikisinde ise kayıp gazeteci H. B.'ye ait bir not defteri, 1989 yılına ait
gazete kupürleri ve üç adet video kaset vardı. Kasetlerin üzerinde
yazan tek şey; "Karadedeler Olayı 1989"du. İlk video kayıtları H. B’nin köylüler ile röportajını, ikincisi ise H. B’nin
babası tarafından sorgulanmasını içeriyordu. Üçüncü ve son video ise
köylü çocuğun çektiği görüntülerden oluşuyordu. S. F.'nin kasetlerin
şokunu üzerinden atması birkaç yıl sürmüş, 2009 yılında ise maddi
zorluğa düşerek kasetleri satmak zorunda kalmıştır.
Hikâyenin geçtiği yer Film içerisinde olayın geçtiği yer hakkında açık bilgi verilmemektedir.
Mekân ve kişi adlarının sansürlenerek verildiği filmde olayın geçtiği yer
"K... ilinin L... ilçesinin D... köyü" olarak verilmektedir. Türkiye'deki yerleşim birimleri içerisinde "K" harfi ile başlayan iller incelendiğinde "L" harfi ile başlayan bir ilçenin bulunduğu tek il Kırklareli'dir. Kırklareli'ndeki bu ilçe ise Lüleburgaz'dır. Lüleburgaz'da ise "D" harfi ile başlayan iki köy bulunmaktadır. Bu köyler ise Davutlu ve Düğüncübaşı'dır.[5] Ancak filmin yayınlanan ikinci fragmanında yer alan gazete kupürleri incelendiğinde ve sansürlenen karakter sayısı
göz önüne alındığında bu köyün Davutlu olduğu anlaşılmaktadır.
ocak ayında meydana geldiği iddia edilen bir olayı konu alır. O ay
haber ajansları K... ilinin D... köyünde köylülerin hava karardıktan
sonra cinî varlıklar gördüklerini ve o günden sonra havanın kararması ile köylülerin korkudan sokaklara çıkamadıklarını haber geçmiştir. Bu
haber o dönem gazetelerin küçük bir bölümünde küçük puntolar ile
yayımlanmıştır. Bu olay aynı günlerde okuldan yeni mezun olmuş bir gazeteci olan H.
B.'nin de ilgisini çekmiş ve genç gazeteci olayı araştırmak için D...
köyüne gitmiştir. Köyde onbir gün geçiren H. B. köye vardığında
köylüler ile röportaj yapmış ve bu röportajları kamerası ile kayda
almıştır. Röportajları sırasında köylüler esrarengiz varlıklar
gördüklerini ifade etmişler ve genç gazeteciyi köyde kalmaya ikna etmişlerdir. Fakat köyde geçirdiği süre zarfınca hiçbir anormal olay ile
karşılaşmayan H. B. köyden ayrılmaya karar vermiş, fakat köylülerin
ısrarı üzerine kamerasını köydeki 14 yaşındaki bir çocuğa bırakmıştır.
Çocuk eğer köyde olağandışı bir şey olursa kamerayla kaydedecek,
daha sonra da kasetleri gazeteciye verecekti. Gazeteci köyden ayrıldıktan üç gün sonra gece vaktinde sivil giyimli
dört jandarma tarafından İstanbul'daki evinden köyde çektiği kasetler ile birlikte alınarak L... ilçesinin jandarma komutanlığına getirilmiş ve
Jandarma Komutanı Kıdemli Yüzbaşı A. S. tarafından sorgulanmıştır.
Kamera ile kaydedilen sorgunun nedeni köydeki üç evde yaşayan yedi
kişinin kısmen parçalanarak öldürülmesi ve bir evin duvarına Arap alfabesi ile H. B.'nin isminin kan kullanılarak yazılmasıydı. Ölen kişiler arasında H. B.'nin kamerayı bıraktığı çocuk da bulunmaktaydı. Meydana gelen bu olay bölge halkı arasında korku ve paniğe yol
açmaması için olay köylülere bir cinnet vakası olarak aktarılmıştır. Cenazeler sadece köylülerin ve jandarmanın katılımıyla büyük bir
gizlilikle köy mezarlığına defnedilmiş, köylülerin çoğu ise bu olaydan
sonra köyü terk etmiştir. Sorgusu tamamlandıktan sonra serbest bırakılan H. B.'nin giysileri,
botları, not defteri ve kişisel eşyaları 3 Şubat 1989 salı günü D...
köyünün civarındaki ormanda bulundu; kendisi ise asla bulunamadı. H. B.'yi sorgulayan Yüzbaşı A. S. ise bu olaydan bir sene sonra eşinden
boşandı ve psikolojik bir rahatsızlıktan dolayı malulen emekli oldu.
Yine ayni sene İstanbul’a yerleşerek tedavi görmeye başladı. 2006
yılında 59 yaşındaykense geçirdiği bir bunalım sonucu kendine ait silahla başına tek el ateş ederek intihar etti. Yüzbaşının kızı S. F.
babasının ölümünden sonra özel kasasını açmış ve kasa içerisinde üç
zarf bulmuştur. Zarfların bir tanesinde siyah beyaz fotoğraflar diğer
ikisinde ise kayıp gazeteci H. B.'ye ait bir not defteri, 1989 yılına ait
gazete kupürleri ve üç adet video kaset vardı. Kasetlerin üzerinde
yazan tek şey; "Karadedeler Olayı 1989"du. İlk video kayıtları H. B’nin köylüler ile röportajını, ikincisi ise H. B’nin
babası tarafından sorgulanmasını içeriyordu. Üçüncü ve son video ise
köylü çocuğun çektiği görüntülerden oluşuyordu. S. F.'nin kasetlerin
şokunu üzerinden atması birkaç yıl sürmüş, 2009 yılında ise maddi
zorluğa düşerek kasetleri satmak zorunda kalmıştır.
Hikâyenin geçtiği yer Film içerisinde olayın geçtiği yer hakkında açık bilgi verilmemektedir.
Mekân ve kişi adlarının sansürlenerek verildiği filmde olayın geçtiği yer
"K... ilinin L... ilçesinin D... köyü" olarak verilmektedir. Türkiye'deki yerleşim birimleri içerisinde "K" harfi ile başlayan iller incelendiğinde "L" harfi ile başlayan bir ilçenin bulunduğu tek il Kırklareli'dir. Kırklareli'ndeki bu ilçe ise Lüleburgaz'dır. Lüleburgaz'da ise "D" harfi ile başlayan iki köy bulunmaktadır. Bu köyler ise Davutlu ve Düğüncübaşı'dır.[5] Ancak filmin yayınlanan ikinci fragmanında yer alan gazete kupürleri incelendiğinde ve sansürlenen karakter sayısı
göz önüne alındığında bu köyün Davutlu olduğu anlaşılmaktadır.

Üstelik filmi ilk seansında ızleyen arkadaşlarım da filmin yarısında salonu sıkıntıdan terketmişler
musallat 1'i de musallat 2'yi de izledim musallat 2'yi 2.5 kere izledim hemde korkmadım.Ama herkes bu filmin çok korkunç olduğunu söylüyor.o yüzden en kısa zamanda izlemek istiyorum.mümkünse bugün.

