Kapı...

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

karides

Üye
    Konu Sahibi
Kapı...
Aşağıda yer alan yazıyı okuyunca İzmir'i işgal eden Yunan askerinin, Kıbrıs'ta Dr.Nihat İlhan'ın eşi ve üç çocuğunu banyo küvetinde kurşuna dizen Rum milislerinin ve hatta daha da ileri gideceğim sadece bir-iki hafta önce futbocularımıza patlayıcı madde atan yunan holiganlarının zihniyetini daha iyi anlayacaksınız ve benim gibi AB'ye girmek için bu zihniyete yalakalık eden yöneticilerinizle daha da bir gururlanacaksınız (!)

iyi okuyun arkadaşlar ve bugün Kıbrıs(ımızın) hangi zihniyete teslim edilmeye çalışıldığını iyice bi görün.

Kapı...

Liman açamadılar.
Kapı açmaya çalışıyorlar. Demek bu Mehmet Ali Talat'a boşuna Formula ödülünü verdirmemişler... İlla bir formül bulacak, Rumlara yol açmak için...


Ama küçük bir pürüz var.
Rum Başpiskoposu.
2'nci Hrisostomos.

Ne diyor bu arkadaş?
"Ankara düşmanımızdır... Türkiye işgalcidir... Vatan topraklarımızı istila ettiler..."
Böyle diyor.


Bu, 2'nci Hrisostomos...
Bundan önceki neydi?
1'nci Hrisostomos'tu... Yani takmışlar Hrisostomos'a. Aslında, gerçek isimleri değil bu... Lakapları.
Hani nasıl Ratzinger, papa olunca Benediktus ismini aldı...
Onun gibi. Dini bir sıfatı nesilden nesile yaşatmaya çalışıyorlar...


O halde soru şudur:
Kimdir o yaşatmaya çalıştıkları "asıl" Hrisostomos?


Tarih, 15 Mayıs 1919...
Yunan ordusu, İzmir'e çıkar.
Yer, bugünkü Pasaport.
Türklerin kara günü.
İzmir'deki Rumların dini lideri, yani İzmir Metropoliti olan papaz, etekleri uçuşa uçuşa gelir... Diz çöker. Önce işgal komutanının çizmesini öper, sonra Yunan bayrağını...
İzmir doğumludur papaz.
Babası celep.
Ama o hayvanlarla uğraşmak istememiş, Atina'ya gitmiş, dini eğitim almış, papaz cübbesi giymiş, sonra İzmir'e dönmüş, kademe kademe yükselerek, İzmir Metropoliti olmuştur.
Etekleri zil çalmaktadır o gün...
Elindeki haçı havaya kaldırır, Yunan işgal ordusunu takdis eder... Sonra da, askerlere hitaben o meşhur vaazını verir...


"Evlatlarım... Elen çocukları... Bugün, İsa'nın en büyük mucizesini göstermiş oluyorsunuz. Bu uğurda, ne kadar Türk kanı döküp içerseniz, o kadar sevaba girmiş olacaksınız... Ben de bir bardak Türk kanı içmekle, onlara olan kin ve nefretimi teskin etmiş olacağım... Bütün azizler arkanızda... Hadi buyrun!"


Sonra? Sonrası malum...

Türk kıyımı başlar.

Zaten, hep bunu istemişti o papaz... Kral Konstantin'e başvurmuş, Yunan Ordusu'nu İzmir'e çağırmıştı... İtilaf Devletleri'ne yalvarmıştı, İzmir'in Yunan'a verilmesi için... Birgün geleceklerini bildiği için de, Aya Fotini Kilisesi'nin bodrumunu silah ve cephane ile doldurmuştu... Silah ve cephane, insani yardım adı altında geliyordu sandıklarla...
Yunan Ordusu İzmir'e çıkınca, İzmir'deki Rum gençleri cesaretlendi. Gittiler Aya Fotini'ye, giydiler Yunan Ordusu'nun üniformalarını, aldılar silahlarını, daldılar Türk köylerine, kadınlarına, kızlarına...


Üç yıl geçti böyle.
Ve, Allah bize o günü gösterdi... 9 Eylül.


O papaz, bedelini çok ağır ödedi. Linç edildi... Konak Meydanı'nda başladı hadise, Mezarlıkbaşı'nda bitti... (İzmirli olmayanlar için belirtelim: Üç kilometre falandır o papazın parça parça edilerek, sürüklendiği mesafe.)


Hanımlar beyler...
Neydi o papazın ismi?
Hrisostomos!



Evet, bugün Kıbrıslı Rum başpiskoposların nesilden nesile yaşatmaya çalıştıkları isim işte bu...
Hrisostomos!


Bitmedi...
Gazi geldi İzmir'e. Batarya kuruldu... Hrisostomos'un Aya Fotini Kilisesi top ateşiyle yerle bir edildi... Çünkü ibadethane falan değildi orası... Resmen, Türk kanı içmeye yeminli, teşkilat merkeziydi.
(İzmirliler için belirtelim: İkiçeşmelik'ten Çankaya'ya doğru in, Basmane'ye dönerken, tam köşe... Orasıydı Aya Fotini Kilisesi.)


Bitmedi...

Atina'nın kuzeyinde bir semt var, Nea Smyrna... Yani, Yeni İzmir... Yunanistan, Aya Fotini Kilisesi'nin birebir kopyasını yaptı oraya... İsmini, Aya Fotini Kilisesi koydu. Önüne de bir heykel dikti.
Bilin bakalım kimin heykeli?
Hrisostomos'un...
Altına da şu ibareyi yazdılar:
"İzmir şehidi..."


Bitmedi...


İzmir'de Montrö Kapısı'na yakın, Çocuk Hastanesi'nin karşısında küçük bir kilise var. Protestan Kilisesi'ydi... İzmir'de Hollandalı kalmadığı için, bu kilise, Rum cemaatine verildi... Sivri ve üçgen çatısıyla "ben protestan kilisesiyim" diye bağırır... Ama Rum ortodoks kilisesidir şu anda.
Bilin bakalım ismi ne?

Aya Fotini Kilisesi...

(Şunun altını önemle çizeyim... İzmir'de yaşayan üç beş tane Rum vatandaşımız kaldı. Bu memleketi en az benim kadar severler. Biliyorum ki, birçok Türk ve Müslüman'dan daha hayırlı yurttaşlardır. Bu vatan ne kadar benimse, en az onların da, o kadardır. Bu bilgileri vermekteki amacım, onları rencide etmek değil.)


Demem o ki.
Bu topraklarda gözü olanlar...
Hrisostomos'u unutmuyorlar.
Asla.
Yaşatmaya çalışıyorlar.
Hem ismini, hem ideallerini.


Peki biz ne yapıyoruz?
Unuttuk gitti bile.
Liman açmaya çalışıyoruz.
Liman uymadı, kapı...
 


Exalans

Exalans

Üye
Kıbrıs(ımızda) benim gördüğüm kadarıyla Türk benliğini taşıyan bu ülke için uğraşan kişiler sayılacak az
 

thebora

Üye
Onları DOST sananların dikkatle okumasını tavsiye ediyorum...
Geçen tv de izlemiştim,Yunan ordusu askerleri eğitim yaparken,Türkiye ve Atatürk'e hakaretler dolu marşlar söylüyorlar...
Kanımca,onlar asla değişmeyecek,Kuyruk acılarıda asla dinmeyecek...10.000 kere gelsinler,10.000 kere denize dökeriz yine onları...
 

karides

Üye
    Konu Sahibi
Kıbrıs(ımızda) benim gördüğüm kadarıyla Türk benliğini taşıyan bu ülke için uğraşan kişiler sayılacak az

Evvveeet işte bu. Çok iyi yakaladın sevgili dostum. Ben de bu yüzden Kıbrıs(ımız) dedim zaten. Valla dikkatinden de bi şey kaçmıyo ha. :)

Esas konuya gelince. İnsan topluluklarında genel istek sıralaması genel olarak şöyledir: 1) Can güvenliği 2) Açlık (işsizlik) 3)v.s v.s.

Ancak, ne ilginçtir ki birincisini yaşamayan toplumlar ikincisini esas sorun zannederler. Oysa ki, birincisini yaşayan topluluklar ikincisini aklına bile getirmezler. Tabi mesele bu kadar basit değil; ayrıca İngiliz kültürel hegamonyası altında kimliğini korumak da zor. Yine, yaşanılan ekonomik izolasyon oradaki insanları herşeye rağmen AB demeğe itiyor. Burada Türk hükümetinin de herşeye rağmen AB demesi herşeye tuz-biber ekiyor.

Daha çok söylenecek şey var ama banlanırım diye...
 

jöly

Üye
Evvveeet işte bu. Çok iyi yakaladın sevgili dostum. Ben de bu yüzden Kıbrıs(ımız) dedim zaten. Valla dikkatinden de bi şey kaçmıyo ha. :)

Esas konuya gelince. İnsan topluluklarında genel istek sıralaması genel olarak şöyledir: 1) Can güvenliği 2) Açlık (işsizlik) 3)v.s v.s.

Ancak, ne ilginçtir ki birincisini yaşamayan toplumlar ikincisini esas sorun zannederler. Oysa ki, birincisini yaşayan topluluklar ikincisini aklına bile getirmezler. Tabi mesele bu kadar basit değil; ayrıca İngiliz kültürel hegamonyası altında kimliğini korumak da zor. Yine, yaşanılan ekonomik izolasyon oradaki insanları herşeye rağmen AB demeğe itiyor. Burada Türk hükümetinin de herşeye rağmen AB demesi herşeye tuz-biber ekiyor.

Daha çok söylenecek şey var ama banlanırım diye...

siyasi konuları çok sevmiyorum forum sitesinde konuşmayı..ama fikirlerinde sana katılıyorum..bir ara yunanlılar baklavayı da kendilerine mal etmişlerdi..bunu dememin nedeni baklava çok küçük bir örnek ama Türk kültürünü,Türk medeniyetini küçük hesaplarla yok etmeye çalışıyorlar..bizler de hala dostluk örneği oluşturmaya çalışıyoruz bu tür ülkelerle..:(
 

gameower2

Üye
Şunu kabul etmemiz gerekir ki artık Kıbrıs elden gidiyor. Oranın halkıda bizi rahat bırakın diye Türkiye ye kızıyor. O insanlar benliğini kaybetmiş.Artık kendini Türk olarak bile görmüyorlar. Onları kesilmekten kurtaran milleti hiçe sayıyorlar. Ne yazıkki başı Talat çekiyor...
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Takipçi Satın Al


Üst Alt