İkinci kez doğdu, reenkarnasyonun en gerçek kanıtı olarak gösteriliyor

emmi

Üye


--------------- Ekleme ---------------

ilk video konumuzla direk alakalı, 2 yle 3 tam değil ama uzaktanda olsa az ilgisi var .
 

Praetor

Emekli Yönetici
Hocam en son bunu yazıp yasaklatmıştın kendini
Unuttuğumu mu sandın yoksa

Neyse, gerek başlık olsun gerek ifade ediliş tarzı olsun "ilgi çekici olması" hedeflendiğinden bu şekilde. Habercilerin ortak özelliği.

Ancak reenkarnasyon düşüncesi fikirsel olarak bana mantıklı geliyor. Tekamül sonrası evrimleşe evrimleşe O'na yaklaşmak...
Öte yandan bu ve bu gibi olaylar da bu düşünceyi destekler nitelikte.
Bence
 

Nadir

Emekli Yönetici
Hinduizm inancından bize sokulmaya çalışılan,dinimize tamamen ters bir inanç..
 
bu yazıyı ben mi yazmısım...

sankim baskası yazmıs ben okirim... eşkiya...

bu tür olaylara benim yaklaşımım hep aynı olmuştur... ya kanıt olacak ya da güvenilir kaynak...
 
enteresan ama böle olylar olabilio paylaşım için saol
 

Praetor

Emekli Yönetici
Hinduizm inancından bize sokulmaya çalışılan,dinimize tamamen ters bir inanç..
Hocam Kur'an'da reenkarnasyona işaret eden izler var.
Ama tabii yorum meselesi... Ben açıkçası olduğu yönünde yorumluyorum. Farklı şekilde yorumlayanlar da var. Ancak "mantıklı" geliyor insana.

Mesela; Bakara Sûresi 28. Ayet:
Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi: Allaha nasıl küfr ediyorsunuz ki ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek sonra sizleri yine diriltecek. Sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz.

Reenkarnasyonda da ölmek-yeniden gelmek şeklinde uzayan bir evrimleşme süreci vardır. Sonunda ise O'na kavuşulur.
 

aRdiLê

Üye
HayıR KesinLikLe Dinimizde böyLe biRşey yoK.Kur'an'da böyLe biRşeyden bahsediLmiyoR Allah AkıL FikiR İhsan Eylesin ne diyim.
 

Nadir

Emekli Yönetici

evet o ayette ilk ölü halimiz daha dünyaya gelmediğimiz,varolmadığımız daha sonra yaşayıp 2.ci ölümümüz tekrar kıyamette 2.ci dirilişimiz ve sonrada hesaba çekilip nihai durumumuz olan hayat hikayemiz belirtiliyor.Dünya'da tekrar tekrar dirileceğimiz anlamında değil.Dinimize göre bir insan dünyaya bir defa gelir öldükten sonra başka şekillerde geri gelmesi mümkün değil..
istersen E.H.Yazır'ın alıntı yaptığın ayete yorumunu koyayım:

""28- Allah'ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz.

29- O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir.


28-Bu iki âyette bütün dünya ve ahiret ilimleri saklıdır. Hayat, hayatın akışı, hayatın gayesi gösteriliyor. İnsana ait yaratılışın, Allah katındaki kıymeti anlatılıyor. İnsanın yer ve gökyüzü, hepsinden faydalanma hakkı kaydediliyor. Yaratılışın ve yaratıcının delilleri özetleniyor. Allah'ın yaratması, acıması, lütuf ve keremi isbat olunuyor. Özet olarak beşerin ruhu, yeryüzünden gökyüzüne, hissolunandan düşünülene yükseltiliyor ve bu gerçekler karşısında küfür ve inkâra nasıl sapılabileceği bir istifhâm-ı inkârî ile soruluyor ki, bu iltifat (sözü çevirme)daki belağatın, nezahatin, ulviyetin, ilmîliğin, gerçeğin, ahlâkın parlaklığına ve hoşluğuna hayran olmamak mümkün değildir. Küfür ve küfrânı kötülemek ve insanları ondan uzak tutmak için bu sorudaki etkinin şiddeti ne kadar büyüktür!

Ey insanlar, insan adını taşıyanlar ve özellikle ey kâfirler,

ey münafıklar, ey fâsıklar! Allah'a nasıl nankörlük eder de ilmî ve amelî küfür ve inkâra sapabilirsiniz? Az çok irfan ve ahlâkı olanlar için bu nasıl düşünülebilir? halbuki siz hepiniz, gerek her biriniz, gerek tümünüz başlangıçta hep ölü idiniz, ölüler halindeydiniz, hayatınız yoktu. O zaman şahsî olarak neyiniz vardı? Şimdilik haydi ilerisi dursun, fakat en az bir toprak ve nihayet babanızın belinde bir nutfe, bir sümük olduğunuzu hatırlarsınız ya? Gerçekten siz böyle cansız ölüler halindeydiniz. Ölülerin kabre taşındığı gibi öteye beriye taşınıp duruyordunuz. Böyle iken Allah size hayat (canlılık) verdi. Nefes alıp verir, gıdalanır, ürer, duyar, düşünür, ister, istediği yere gider, istediği işi yapar, çevresindeki dışa ait olaylara fizikî ve ruhî kuvvetleriyle dayanır, karşı koyar, etli, canlı, akıllı, fikirli birer insan yaptı. Bunları yapan kim ise, işte Allah odur. İyi düşününüz, bu hayat sizin kendinizin midir? Kendi şahsî malınız, mülkünüz müdür? Elbette değil, o kadar değil ki, bir kılınızın rengini değiştiremezsiniz. Malum ya, ne de olsa, siz hayatı seversiniz ve ona herşeyi feda etmek istersiniz. Hayatınıza faydası dokunacağını sandığınız kimselerin karşısında takla atarsınız. Onlara kul köle olursunuz. Halbuki kendinizi, bundan önceki halinizi, geleceğinizi düşünecek olursanız, bu hayatın sizin kendi malınız olmadığını anlarsınız. O halde bu hayatı size bahşeden Allah Teâlâ'yı nasıl inkâr eder ve O'na nasıl nankörlük edersiniz? Ediyorsunuz? Allah size hiçbir şey yapmamış ve yapmıyacak olsa bile hayatınızın sahibi olduğu için, sizin O'na iman ve kulluk etmeniz, hayat sevdasıyla Allah'ı unutmamanız gerekir. Hem siz bu hayatı o kadar benimsemeyiniz. Çünkü Allah bundan sonra sizi yine öldürür, öldürüyor ve öldürecek. Şimdi diyeceksiniz ki: "İşte biz de buna kızıyor ve bundan yüz buluyoruz ya! İman ve kulluk etsek de, etmesek de verilen hayatımızın sonra elimizden alındığını görüyoruz. Madem ki öleceğiz ve madem ki Allah verdiğini alıyor, o halde hayat elimize geçmişken iyi kötü mümkün olan ne zevki varsa görelim, diyoruz. Ölüm derdi, o evleri yıkan, zevkleri perişan eden, çocukları yetim, kadınları dul bırakan, hayatlara kıyan, hayatları pençesinde kıvrandıran o ölüm musibeti madem ki nasıl olsa yakayı bırakmıyor, artık dünyaya bir daha gelecek değiliz ya! Şu geçici hayata bütün ihtirâs (aşırı istek) ile sarılalım ve keyfimiz için ne yapabilirsek yapalım" demekten kendimizi alamıyoruz ya! Fakat bu ne kadar yanlıştır ve ne bedbaht bir zevktir! Böyle olsaydı bile, hayatın bu zevklerini böyle körü körüne ve çılgıncasına değil, meşru (dine uygun) yoluyla istifadeye çalışmak ve Allah Teâlâ'ya ihlâs ve teşekkürü en büyük bir zevk bilmek ve O'na büyük bir sevgi ve korku beslemek gerekirdi. Ve bunun o zaman hayatta da

genel ve kapsamlı faydaları görülürdü. Halbuki iş bu kadar değil, bunun ilerisi de var. O sizi öldürdükten sonra yine diriltir ve diriltecektir. Size önce verdiği gibi ve hatta ondan daha yüksek yine bir hayat verir ve verecektir. Ba'sü ba'de'l-mevt (öldükten sonra dirilmek) de haktır. Görmez misin olan yine olur. Eğer olmasaydı sen kâinatta hiçbir kanun göremezdin. Bir yaptığını bir daha yapamazdın. İlimden, sanattan hiçbir hissen olmazdı. Sen bu sayededir ki hangi şeyi iyi bilirsen onu bir daha ve bir daha yapabilirsin. Tohumlarını bu sayede eker, çiftlerini bu sayede sürer, hasılatını bu sayede kaldırırsın. Atlara, arabalara, trenlere, otomobillere, vapurlara, uçaklara bu sayede biner; onları da bu sayede yapabilirsin. Sen hayat kanununu tamamen bilseydin, bu konuda hiçbir şüphe taşımazdın. O zaman sen bile bir hayat sahibi yapabilir ve onu bozduktan sonra tekrar yine yapabilirdin. Şimdi yapamıyorsan ilim ve fennin, kudret ve sanatın buna yetişmiyorsa, henüz hayat kanununu bilemediğinden, henüz maddelerin, ruhların ilk sırlarına nüfuz edemediğinden, daha esasında yaratmak, halketmek kudretine bizzat sahip olamadığındandır. Zaten sen maddenin aslını, kuvveti göremezsin. Gördüğün onların sonuçları, görünüşleridir. İlmin, fennin, kudretin de bunlara uygundur. Bunların içinde düşündüğün ilk maddeyi bulsan, onların sırlarına da nüfuz etsen acaba bütün kuvvetleri, ruhları, melekleri keşfetmiş olacak mısın? Yaratma gücüne esasından sahip olacak mısın? Hayır! Maddeyi veya kuvveti aslından yok edecek veya meydana getirebilecek misin? Kendi kendine hayır. Fakat onları olduğu kadar alıp, Hak Teâlâ'nın verdiği ruhunla tasarruf edebileceksen ve bizzat Hak Teâlâ'ya daha hususî bir ilgi kurabilirsen, o zaman Allah'ın izniyle yaşama ve yaşatma sırrına da vâkıf olabilirsin. Sen bunları henüz bilemiyor, yapamıyorsan hayat kanununun aslına eremiyorsan, ortada var olan yaşamayı ve yaşatmayı da inkar edemezsin ya? Gerçekte bir hayatın ve bir hayat kanununun akışında şüphe edemezsin ya? Ve hele bu kanunun sende, senin kendinde tatbik edilmiş bulunduğunda şüphe etmenin hiç mânâsı yoktur ya? O halde bu delil ile şunu zorunlu olarak bilirsin ki, bu hayatı yapan ve bunun kanununu bilen bir yüksek zat vardır. Hayat ve hayat kanunu hak ve onu yapan ve bilen Hak Teâlâ'dır. Şu halde olan yine olacak, ölen yine dirilecektir. Ve bunu ancak Allah yapabilecektir. Nasıl ve nerede yapacağına gelince onu kendi bilir. Bize bildirdiği yapacağı ve her halde yapacağıdır. Dilerse yerde yapar, dilerse göğe çıkarır, dilerse kabirde yapar, dilerse kıyamette. Her halde bu bizim diğer bir halimiz, diğer bir hayatımız olacaktır ki, onun durumlarını açıklamaya bugünkü akıllarımızın yeteneği yoktur. O, ahiret âlemidir. Onunla aramızda geçilecek "berzah" vardır. Kabir âlemi, kabir hayatı Cenab-ı Hak cümlemize yardım etsin, bu geçitleri kolaylıkla, tatlılıkla geçirtsin, kâmil iman, güzel amel ile hüsn-i hâtime (güzel son) nasip etsin. Buradaki "sonra sizi diriltir" kabir hayatı ile de tefsir edilmiştir. Kıyametten sonra dirilme ile de tefsir edilmiştir. Hangisiyle olursa olsun işler bununla da kalmayacaktır. sonra hepiniz ona döndürüleceksiniz. Bu ilk hayatta ne huy kazandınızsa, ona göre tartıdan geçecek, mükâfat veya cezasına ereceksiniz. "Kim zerre ağırlığınca hayır yapmışsa onu görür. Ve kim zerre ağırlığınca şer yapmışsa onu görür." (Zilzâl, 99/7-8) sırrı ortaya çıkacaktır. Ve o zaman cennet ve rıdvan ehli: "Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun." (Zümer, 39/75) diyecektir."
 

Praetor

Emekli Yönetici
Korkma researcher Ben korkulacak adam mıyım

Hocam, yazan Yaradan, yorumu yapan insan...
Emin olamıyorum, dediğim gibi olayın mantığı bana çok ters değil. Var mıdır yok mudur göçünce göreceğiz
 

cihan10

Üye
muhahahahahahhaaahha sadece gülüyorum bende dünyaya daha önce geldiğimde kanuni sultan süleymandım hehehehhehehehhehehheeh
 
Henüz yeni doğmuş ve hemen ardından can vermiş,aklı yetmemiş yaşamamış bir bebe...
Sabahtan akşama kadar yıllar boyu çalışmış ve hayatın birçok anını kaçırmış kendi halinde bir işçi..
Her insan eşit şekilde yaşayamaz belki bir şans daha verilebir; ama ben dün Ahmet, Mehmet'in vücudundayken bugün ruhum İsa'nın vücüduna girdi şeklinde olamaz. Belki belki milyonda bir ihtimaldir ama; Allah'ın rahmeti belli olmaz. Yorumsuz..
 

werarce

Üye
Gerçekten çok ilginç
 

Utku

Üye
''imkansız''.son

--------------- Ekleme ---------------

 

Necmati

Üye
gerçekten doğrumu acaba..
 

cozmoz

Üye
islam dinine inanan ve allah'a iman etmiş biri olanlar reenkarnasyona inanmazlar..
 

Adilx05

Üye
Çok Önceden Görmüştüm Sanırım konu Eski
 

'Patron

Üye
ben zaten önceki hayatımda da reenkarnasyona inanmazdım hacılar