bizimeller1 bildirdi:"
Ağlama be gülüm, bu korku niye,
Kollarım zinciri, takarmı sandın.
Sırtımdan vuruldum, gücüm az diye,
Düşmanın önünde, çökermi sandın,
Boranlara göğüs geren Oğuz’u,
Esen kahpe rüzgâr, yıkarmı sandın,
Beşbin yıldır, bey olmuşum dünyaya,
Kapıda yanaşma, nökermi sandın.
Karanlığın içinden bir yıldırım,
Bilinmezden ışık olup doğmuşum.
Nevruzlarda yeşillenen acunu,
Toy düğünle, ateşlere boğmuşum.
Meydanlarda bilenler kuvvetimi,
Baş eğipte, önümde diz çökmüşler.
Adalat, hoşgörü, merhametimi,
Temren edip, ok ucuna takmışlar.
Ve gafletin, başıma çöktüğü gün,
O temreni, yüreğime sokmuşlar.
Ağlama, ilk yara almam değil bu,
Yeni değil, benim sırttan vurulmam.
Huyumdur, zehir lokma yemeden,
Titreyipte, benliğime sarılmam.
Sarılınca, tüm ayrık otlarını,
Toprağımdan koparmadan, durulmam.
Ağlama sen, çoban yanık sesiyle,
Ağ gelini söyledikçe ben varım.
Aşiretler, göç eyleyip her bahar,
Yaylaları yayladıkça ben varım.
Dedem Korkut, nesillerin dilinde,
Boyladıkça, soyladıkça ben varım.
Varım ben, Nevruzda ateş yandıkça,
Varım ben, toylarda halay döndükçe,
Diller Türkçe okudukça yasarım,
Eller kilim dokudukça yaşarım,
Tanyeri söktükçe, güneş doğdukça,
Dallarda kuş, şakıdıkça yaşarım.
Şimdilik dardayım, od’um küllendi,
Ben uykuya yattım, dünya sallandı,
Dilsiz bildiklerim, birden dillendi,
Ergenekon yine, kuşattı beni,
Gafletteydim Türk’ün, döküldü kanı,
Şimdi Nevruz bekliyorum, uyandım,
Demir dağın, eteğine dayandım.
Nevruz yeli eser, savurur külü,
Od’um parlar, açar, dağlardan yolu,
Dolunaya ulur, zirveden bozkurt,
Yeni bir doğuma, sancılanır yurt.
Atatürk, Bilgehan, Fatih bir olur,
Soysuzun elinden, beyliği alır,
Yıkılır özümü, çeviren dağlar,
Sallanan taşlar hep, yerini bulur.
İşte o gün, hesapları görürüm,
Hakedene, hakkını tam veririm,
Kırarım zinciri, uzatan eli,
Köle ruhluların, susar pis dili,
Türk, hakimi olur, Türk ülkesinin,
Doğudan batıya, ezan sesinin,
Çınladığı topraklarda, toy döner,
O gün tüm Güllerin, gözyaşı diner..
Ağlama be gülüm, bu korku niye,
Kollarım zinciri, takarmı sandın.
Sırtımdan vuruldum, gücüm az diye,
Düşmanın önünde, çökermi sandın,
Boranlara göğüs geren Oğuz’u,
Esen kahpe rüzgâr, yıkarmı sandın,
Beşbin yıldır, bey olmuşum dünyaya,
Kapıda yanaşma, nökermi sandın.
Îlhan Esen"