Romantik Prens
Üye
Hep Ben Gittim
Uzanmaya çalıştım ellerimle ağacın dallarına ama çok uzaktı..Zıpladım,hopladım,inat ettim,direndim nafile...Küçücük ellerime baktım sonra,zayıf,güçsüz,hiçbiryere ulaşamayan..Ulaştığı şeyi tutamayan yağlı avuçlarıma baktım herşeyi içinden kaydırıp parçalayan..
Tükettiğim insanları izledim,harcadığım sevgileri..Boş,anlamsız,kof bir biçimde dizilmişlerdi karşıma.
Hiçbirine dokunmak bile istemedim.Tiksintili bir surat ifadesiyle başımı diğer yana çevirip koşmak istedim..Duvara çarptım...
Tırmanıp duvarın üstünden atlamaya çalıştım! Güçsüzdüm oysa.. Her defasında düşüp yere yapıştım...
Midem bulanıyordu ve geçmişimden gelmiş onlarca insan üzerimde gülüyorlardı.Çirkin dişleri vardı hepsinin ve kokan ağızları.Vücutlarından kanlar dökülüyordu kıpkırmızı..'''Hesaplaş bizimle artık vaktidir'' diye bir ses çınlıyordu gökyüzünde ve sonra seslerin hepsi birbirine karışıyordu.İstemiyordum konuşmak veya sesim çıkmıyordu ,hepsi aynı kapıya çıkıyordu sonuçta.
Sonra farkettim kimseye veda etmemiştim...
Sevmiyordum ayrılmayı,ayrılık konuşması yapamayanlardandım.Sevsem ölüm gelirdi,sevmesem ayrı bir dert.Sonuçta sevmiyordum sende bir sorun yok, sorun bende demeyi.Veya tamam sevmiştim ama bitti demeyi...
Sorunluydum zaten bu her halimden belliydi.Keşke kaybolup gitmemizi sağlayacak bir hap çıksa.Bunalıp sıkıldığımızda onu içsek,ortadan kaybolsak,bi süre sonra herşey değiştiğinde geri dönsek yine tazelenmiş olarak.Ya da başka bir hap herşeyi unutmak için.Hafızaları sildirmek için.
Zihnimin oyunu muydu yine bunlar? Duvar yok muydu?Öyleyse neden yerde kıvranmış oturuyordum?
Hoşçakalın hepiniz o zaman, ben gidiyorum...
Gitmeyi sevdim her zaman...Gitmeden nasıl olduklarını sorsam insanlara belki üzülmezlerdi bile.Ardımdan üzülen insanların olması düşüncesi hoşuma gidiyordu...
Gittiğimde değerimin anlaşıldığını ,yokluğumun nasıl içlerine oturduğunu, yüreklerini sızlattıklarını düşünmeyi seviyordum.Mutlu oluyordum...
Bu yüzden hiçbir gidişimde üzülmedim...Arkamdan üzülen insanların varlığını düşünmek beni mutlu etti.
Sırf bu yüzden olsa gerek,kim bana hoşça kal dese gitse dünyam başıma yıkılırdı.
O yüzden hep önce ben gittim...
Geri dön denmesini ve dönmemeyi sevdim...
Tükettiğim insanları izledim,harcadığım sevgileri..Boş,anlamsız,kof bir biçimde dizilmişlerdi karşıma.
Hiçbirine dokunmak bile istemedim.Tiksintili bir surat ifadesiyle başımı diğer yana çevirip koşmak istedim..Duvara çarptım...
Tırmanıp duvarın üstünden atlamaya çalıştım! Güçsüzdüm oysa.. Her defasında düşüp yere yapıştım...
Midem bulanıyordu ve geçmişimden gelmiş onlarca insan üzerimde gülüyorlardı.Çirkin dişleri vardı hepsinin ve kokan ağızları.Vücutlarından kanlar dökülüyordu kıpkırmızı..'''Hesaplaş bizimle artık vaktidir'' diye bir ses çınlıyordu gökyüzünde ve sonra seslerin hepsi birbirine karışıyordu.İstemiyordum konuşmak veya sesim çıkmıyordu ,hepsi aynı kapıya çıkıyordu sonuçta.
Sonra farkettim kimseye veda etmemiştim...
Sevmiyordum ayrılmayı,ayrılık konuşması yapamayanlardandım.Sevsem ölüm gelirdi,sevmesem ayrı bir dert.Sonuçta sevmiyordum sende bir sorun yok, sorun bende demeyi.Veya tamam sevmiştim ama bitti demeyi...
Sorunluydum zaten bu her halimden belliydi.Keşke kaybolup gitmemizi sağlayacak bir hap çıksa.Bunalıp sıkıldığımızda onu içsek,ortadan kaybolsak,bi süre sonra herşey değiştiğinde geri dönsek yine tazelenmiş olarak.Ya da başka bir hap herşeyi unutmak için.Hafızaları sildirmek için.
Zihnimin oyunu muydu yine bunlar? Duvar yok muydu?Öyleyse neden yerde kıvranmış oturuyordum?
Hoşçakalın hepiniz o zaman, ben gidiyorum...
Gitmeyi sevdim her zaman...Gitmeden nasıl olduklarını sorsam insanlara belki üzülmezlerdi bile.Ardımdan üzülen insanların olması düşüncesi hoşuma gidiyordu...
Gittiğimde değerimin anlaşıldığını ,yokluğumun nasıl içlerine oturduğunu, yüreklerini sızlattıklarını düşünmeyi seviyordum.Mutlu oluyordum...
Bu yüzden hiçbir gidişimde üzülmedim...Arkamdan üzülen insanların varlığını düşünmek beni mutlu etti.
Sırf bu yüzden olsa gerek,kim bana hoşça kal dese gitse dünyam başıma yıkılırdı.
O yüzden hep önce ben gittim...
Geri dön denmesini ve dönmemeyi sevdim...


